Şairlere bunu da sorduk

Şairler şiir yazmasaydı, hiç şiir okunmasaydı ne eksik kalırdı? Şairlere sorduk.

Şairlere bunu da sorduk

 

Şairlere “şiir”le aralarının nasıl olduğunu, şiir yazmasalardı ne değişeceğini, hiç şiir okumayan birinin hayatında neyin eksik kaldığını sorduk. İlginç cevaplar aldık.Osman Konuk

Osman Konuk: “Baştan yanlış bir tamlık fikri”

Hiç şiir yazmasaydınız hayatınızda ne eksik kalırdı?

Soruyu, hiç okumasaydınız, yazmasaydınız şeklinde anlıyorum. Muhtemelen eksiksiz bir hayatım olduğunu düşünür ve bu yanılsamayla yaşayan herkes gibi olurdum. Baştan yanlış bir tamlık fikri nasıl olursa öyle. Şiirli hayatın da ekstra zorlukları var ama bunun için Allah’a şükrediyorum.

Hayatında hiç şiir okumamış birinin hayatında ne eksik kalmıştır?

Çevremde böyle insanlardan çok var. Hayatları, ev, arsa, mutfak balkonunu kapatıp kapatmamak gibi taş, toprak ve pimapen türü olağanüstü beşerî sorunlarla geçiyor. Onlar için üzülüyorum ve aynı anda nefret ederek görevimi yapmaya çalışıyorum.

Mehmet AycıMehmet Aycı: “Şair arkadaşlarımı tanımazdım”

Hiç şiir yazmasaydınız hayatınızda ne eksik kalırdı?

Şiir yazmasaydım Mehmet Aycı olur muydum? Konuşuldu bunlar hep. Şiiri hayatın merkezine koyanlar, “şiir olmasa ben olmazdım” diyenler oldu. Burada yine sözü şiir söylüyor. Şiir olmasa olmazdı diyeceğimiz kıyamet gibi şair var, şiirlerine bakarak söylüyoruz. Bütün bunlar derinliğine konuşulabilir. Çok su götürür yani, çok söz tüketir.

Daha hayatın içinden bir şey söyleyeyim. Şiir yazmasaydım günümüz şairlerini, birebir konuştuğum, şiirini okuduğum, yolculuk yaptığım, aynı sofra etrafında toplandığım şair arkadaşlarımı tanımazdım. Az şey mi kardeşim. Hem az şey diye söylemediğim kısmı yükte ağır, ifşa edersem çıplak kalırım.

Hayatında hiç şiir okumamış birinin hayatında ne eksik kalmıştır?

Şiir okumayan kişinin hayatı eksiktir zaten. Ayrıca eksik kalmasına gerek yok.Alper Gencer

Alper Gencer: “Hiçbir hayat eksik değil”

Allah kimsenin hayatını, kendisiyle kuracağı bağlantı açısından eksik bırakmaz. Herkese tam olarak ihtiyacı ne ise o veriliyordur. Ve ihtiyacı ne ise onu almaya devam edecektir. Şiir de bu ihtiyaçlardan biriyse, tamamen buna mukabil gelir. Şiir bu ihtiyaçlardan biri değilse, gidip şiire bulaşmanın manası yoktur bence.

İnsanın hayatında eksik yoktur, az gayret vardır. Şiir, her kulun gayreti değildir. Bir insan hiç şiir okumadan hayatını eksiksiz tamamlayabileceği gibi, bir başkası şiir okumadan hayatındaki eksikleri tamamlamakta biçare kalabilir.

Mustafa AkarMustafa Akar: “Bir dili konuşan şiire bulaşmıştır”

Şimdiye kadar hiç şiir yazmasaydın hayatında ne eksik kalırdı?

Hiç şiir yazmasaydım duyumum bu kadar güçlü olamayabilirdi. Yine de bu duyum gücü denilen şey, yalnız bir orman bekçisinde bulunabilir, bir denizcide, çöllerde gezen birinde, görmüş geçirmiş bir büyükannede de var olabilir. Şiir bana bir duyum sağladı. Bir şeyi/şeyleri duydum ve duyurdum. Bunu söyleyerek, yazarak yaptım. Bir diğeri, başka başka şekillerde yapabilir. Bir eksiğim kalmazdı böylece. Kendi duyduklarımı bilemezdim de onlarınkiyle idare ederdim. Yani, ezcümle: Hiç şiir yazmasam da olurdu.

Hayatında hiç şiir okumamış birinin hayatında ne eksik kalmıştır?

Hayatında hiç şiir okumamış birinin eksiği olur mu bunu bilmiyorum. Ki zaten bir dili konuşan her insan mutlaka şiire bulaşmıştır. İlla ki bilindik anlamlarıyla da sınırlandırmamak lazım şiir işini. Hiç şiir okumamış biri, mesela Karacaoğlan’ın bir şiirini biliyordur. Mutlaka bir deyimi, ataların sözlerinden birini biliyordur. “Irmaktan geçerken at değiştirilmez” diyen biri şiir biliyordur, ama bildiğini bilmiyordur.

Ali Ayçil: “Bir eksikliği gidermek için değil, bir yoğunlaşmayı, bir taşmayı hafifletmek için şiirAli Ayçil

Hiç şiir yazmasaydınız hayatınızda ne eksik kalırdı?

Aslında ben şiire, şair olmak niyetiyle başlamış biri değilim. Şiirlerim henüz yayınlanmadan önce, kendimi masa başında şiir yazarken buluyordum. Öyle zannediyorum ki bu anlar,  günlük dilin sınırlarından taşmaya başladığım, taştığım kısmı kayıt altına aldığım anlardı.  O anlarda beni şiire çeken ne bir edebiyat ortamı, ne etkilendiğim şairler vardı ortada. Bu kendiliğindenlik, şairliğimin hem sağlaması hem güvencesi oldu.

"Yazmasan ne eksik kalırdı?" Bu eksiğin ne olduğunu hiçbir zaman ifade edemeyeceğim. Çünkü bir eksikliği gidermek için değil, bir yoğunlaşmayı, bir taşmayı hafifletmek için kendiliğinden girişilmiş bir deneyimle başladı şiir. Öyle zannediyorum ki, bende günlük dille ifade edilemeyecek bazı haller, zamanın bir yerlerinde heder olurdu.

Hayatında hiç şiir okumamış birinin hayatında ne eksik kalmıştır?

Bence, bu sorunun muhatabı önemli. Hayatında hiç şiir okumamış o biri kim? Eğer bir rençperse, sorun yok. Şiirin yerine koyabileceği, şiirin yapması gerekeni yapan bir dizi havalandırması vardır bir rençperin. Uzun hava dinler, aşka gelip oynar vs. Ama bir ekonomist eğer hiç şiir okumamışsa, bir tarihçi hiç şiir okumamışsa işin mahiyeti değişiyor. Değişiyor, çünkü şiirin dünyaya karşı, eşyaya karşı, zamana karşı ördüğü dil duvarına çarpmayan biri, muktedirliğin kötü bir işçisi olmaktan öteye gidemez. Şiir okumak o denli önemlidir.

Modern şiiri anlamayan bir adamın modern tarih kurma ihtimali çok yüksek değil. Cemal Kafadar modern şiirle ilgileniyor mesela, bu ilginin bütün dökümlerini, zekâsını yazdığı metinlerde görebilirsiniz. Bulunduğu mevki, şiirle muhatap olunabilecek bir mevki iken, orada hiç şiirle muhatap olmadan oturanların hödüklüğünden Allah'a sığınırım.

Furkan ÇalışkanFurkan Çalışkan: “Şiir benim savunmamdır”

Hayat kendisini tamamlar. Bizim eksik olarak gördüğümüz, ukde olarak andığımız her şey ile bir tür köle-sahip ilişkisi içindeyizdir. Şiir bir meta olarak, bir tanınma aracı olarak, imkânlardan bir imkân olarak hayatımda yer alsaydı eğer, yokluğunda bunu başka bir şeyler yaparak giderebilirdim. Öte yandan bir tür günah çıkarma gibi arınma vesilesi olarak görseydim mesela, vicdanımı rahatlatarak susmasını sağlayabileceğim bir başka uğraş bulurdum. Böylece hiçbir eksik kalmazdı. Mamafih şiir benim için bunların hiçbiri değil. Şiir benim savunmamdır. Olmasaydı günler beynimin avlusunda volta atardı.Mürsel Sönmez

Mürsel Sönmez: “Hayatla barış anlaşması”

Bir an gelip “Ben ne yapıyorum burada” deyişinizi yakalar ve sizi kendi yalnızlığınızın kıyısında sigaya çeker şiir. Çocukluğunuzu getirip koyar önünüze ve geçen zamanı. Zamanın yüzümüze çizdiği çizgileri gösteren ayna olur sonra. Sonra hesabını sayıp dökümünü yapar. Saniyeler içinde olur bu. Bir an bir ateş düşer ruhumuzun iç odasına. Gerili zemberek gibi ha koptu ha kopacak durumdaki sinirler o ateşle yumuşar. Hayatla yeni bir barış anlaşması imzalanır.

 

Suavi Kemal Yazgıç sordu

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2012, 19:10
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet K.
Ahmet K. - 7 yıl Önce

Bunu şairlere niçin yapıyorsunuz?"a ruhum akuzum a beyaz fare"

banner19

banner13