Şair, sadece şiirinden mesuldür

2000 kuşağı şairleri içinde hatırı sayılır bir yere sahip Furkan Çalışkan ile şiir serüvenini konuştuk.

Şair, sadece şiirinden mesuldür


Furkan Çalışkan, 2000 kuşağı şairleri içinde hatırı sayılır bir yere sahip. İlk şiir kitabı Kabahatler Kanunu, gerek çıktığı ilk dönemde gerek güncel edebiyatımızda halen konuşulmaya devam ediyor. Kitabın 2. baskıyı yapması, şiir kitabı için mühim bir mesele. Şimdilerde YeniSöz Gazetesi’nde haftalık yazılar yayınlıyor. Dergâh dergisinde modern şiir üzerine yazılar yazarak, şiir serüvenine bir süre ara vermiş gibi görünse de, sığınağında ikinci kitabı için şiirleri mevcut. Furkan Çalışkan ile şiir serüvenini konuştuk.

Şiirle ilk ilişkiniz ne zaman başladı, ne zaman bunun farkına vardınız? Furkan Çalışkan, Kabahatler Kanunu

Tam olarak ne zaman kestiremiyorum ama şunu net olarak anımsıyorum, büyük bir şeyle karşı karşıya olduğumu fark etmiştim. Yüksek bir binadan aşağı bakmak gibiydi, diğer her şey küçük ve önemsiz gelmişti. Bir de bunu çevremdeki diğer insanların öyle görmemesi beni çok şaşırtmıştı. Ortaokul yılları falan işte, düşünün Galatasaray ve kızlardan bile daha önemliydi.

Şiire olan ilgini keşfedip, şiire gönül verdikten sonra size kimler destek oldu? Kimlere şiirinizi gösterdiniz?  

Bir süre kimseye göstermedim, sonra Ünlem dergisini gördüm, en arka sayfasında rahmetli Alaaddin Özdenören’in yaptığı bir sayfa vardı. Gönderilen şiirleri değerlendiriyor, beğendiklerini yayınlıyordu. Ben de oraya gönderdim. Yani şiirimi ilk gören Alaaddin Özdenören oldu. Rahmetli beğenip hemen o sayıda yayınlamıştı. O zaman anladım ki, bundan sonraki hayatım buna göre olacaktı. Daha sonra Kırklar dergisi ve İbrahim Tenekeci’nin editörlüğü sağlıklı bir acemilik dönemi geçirmeme olanak sağladı.

İlk şiirinizi Aleaddin Özdenören gibi bir usta yayınlamış. Neler hissettiniz?

Şaşırmıştım. O kadar genç yaşta şiir yayınlamaya başlamanın bir avantajı oldu; şairin o korkunç nefsini bir nebze de olsa kontrol etmeyi öğrendim geçen bu kadar zamanda.

İlk kitabınız Kabahatler Kanunu ile bence edebiyat dünyasına hatırı sayılır giriş yaptınız. Fakat sonrasında şiir yayınlamak yerine şiir üzerine Dergâh’ta yazılar yayınladınız. Şiir yayınlamamanızın sebebi ilk kitaptaki şiirlerin çok iyi olması mı?  

Kabahatler Kanunundan sonra daha titizlenmeye başladım şiirime, bu gerçek. Genç şairin, bir an önce şiirini yayınlatma telaşesinden de sıyrıldım açıkçası. Çünkü ortaya güçlü bir şiir koyarsanız, geri dönüşünü mutlaka alırsınız. Yayın konusunda, bir süre şiir değil nesir yayınlamalıyım diye bir tercihim de olmadı ama. Şiir yazma tempom artarak devam etti fakat yayınlanma meselesini çok düşünmedim. Modern şiirin kodları başlıklı seri yazılar da yazıyordum, Mustafa Kutlu’nun isteği ile onlar ard arda yayınladı. Böylece ortaya şiirden çok yazı yayınlamak gibi bir durum çıktı. Ancak mutfakta sürekli kaynayan ve okurun görmediği şiirler ile uğraştım kitaptan sonra. Zamanı gelince gün yüzüne çıkar nasılsa.

Kabahatler Kanunu ikinci baskıyı yaptı. İkinci kitap için şiirler oluşmaya başladı mı?

Evet, ikinci kitabın omurgasını inşa ettim. Kitapta yer alacak her bir şiirin hem bağımsız bir kişiliğe sahip olmalarına, hem de kitap bütünlüğü içinde birbirleriyle etkileşimlerini tesis etmeye çalışıyorum.

Furkan ÇalışkanBiraz yazma değil de, okuma serüveninden bahseder misin abi? Sürekli okuduğun yazarlar var mı? Bir de şiirine katkı sağlayan eserler?

Okuma tercihlerimi, şiirimi beslemek üzerine kuruyorum. Celine, Cortazar ve Paviç’i çok severim; Tanpınar, Kemal Tahir ve Oğuz Atay yanı başımda durur. Süleyman Çobanoğlu’ndan “Hudayinabit”, Enis Akın’dan “Dağdaki Emirler”, Osman Konuk’tan “Beyaz Savunma” ve İbrahim Tenekeci’den “Ağır Misafir”  son yıllarda en beğendiğim şiir kitapları oldular.

İyi şair olmak için, iyi insan olmanın dışında ne gerekir?

Türkçe bir deniz ise, bu denizin içinde bağımsız bir dil adası yaratmak gerekir. Ve en önemlisi bu adanın üstünde insanların dolaşması, onu görünce karayı görme heyecanını hissetmesi lazım. Türk şiirinin gittiği istikameti iyi okumalı, o istikamete müdahil olabilmeli ve bu bilinçle yazmalı. Bir başka nokta da; şiire kutsiyet yüklemenin ve şairin kendini halktan bağımsız, farklı bir konumda görmesinin boş ve anlamsız olması. Türk şiiri böyle bir şey değil, sıradan hayatın içinde derinden akan bir nehir gibidir. Kiri ile pası ile sokağın göbeğindedir.

Anlık esinlerle ve bir tür terapi gibi şiir yazmak, içinde bulunduğu depresyonu metafizik gerilim zannetmek mesela kötü şair olmak için bir başlangıçtır. 

2000 kuşağının şairi olarak, bu kuşakta yer alan şairleri ve şiirleri nasıl buluyorsunuz?

2000 kuşağı geç de olsa temayüz etti bence. Liberalizm ve kariyer deliliğinin zirve yaptığı, düşüncenin ekonomiye göre ayarlandığı, Müslümanların para ve iktidarla sınandığı zamanların şairleriyiz. Bu ortam şiire düşman, insana düşman. Kolay değil işimiz. Bu yüzden daha sert, daha muhalif ve süratli bir şiir çıkıyor ortaya. Bununla birlikte bulgucu söyleyiş tarzı ile belirginleşiyor ikibin şiiri. Ben genel kanının aksine, şiirin daha etkili olduğunu düşünüyorum son zamanlarda, çünkü modern insanın köşeye sıkışmışlığı şiire ihtiyacı arttırıyor.

Genellikle şarkıcılar yapar. Yeni çıkacak albümünüzden bir şarkı mırıldanır mısınız diye. Abi sen de yeni şiirlerinden vurulduğun bir iki dizeyi bizimle paylaşır mısın?

Kendi şiirime karşı soğukkanlıyım, vurulmak değil vurmak daha iyi olur herhalde. Şu anda üzerinde çalıştığım iki şiir var, ancak onun yerine bu şiirlerin de yayınlanacağı, Eylül ayında çıkacak dergimiz İtibar’ın haberini sizinle paylaşayım. Şu anda bütün konsantrasyonum İtibar’ın çalışmaları üzerine. Genel Yayın Yönetmenliğini İbrahim Tenekeci’nin, editörlüğünü Hüseyin Akın'ın yapacağı dergimizin görsel hazırlığı da Harun Tan tarafından yapılmakta. Ali Görkem Userin, Ahmet Murat ve Mustafa Akar ile uzun zamandır bir çalışma yürütüyoruz. Ayraç dergisinde başarılı işlere imza atan Yunus Emre Tozal da ekibin içinde. Önemli şairlerimizden Ali Emre’nin de görüş ve tecrübelerinden faydalanarak ortaya heyecan verici ve uzun soluklu bir iş çıkarma amacındayız.

Bu şiir dolu sohbet için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim...



Orhan Özekinci, şiir konuşmak yaşamak gibi bir şey dedi

Yayın Tarihi: 20 Haziran 2011 Pazartesi 11:03 Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2011, 16:44
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
İsmail Aydoğdu
İsmail Aydoğdu - 10 yıl Önce

Bu kadar genç yaşa bu kadar iş sığdırabilmek kolay olmasa gerek, önümüzdeki yılların en önemli şairi ve düşünürü olacağını tahmin ediyorum.

demir korkut
demir korkut - 10 yıl Önce

geçen ay ihtiyarda olağanüstü bir şiir yayınlamıştı silahlı ve tehlikeli diye, orda tanıdım, merakla bekliyorum başka şiirlerinide...

Selim Saygılı
Selim Saygılı - 10 yıl Önce

Ben "Yüz yıllık türk şiir atlası - 1" (Birey yayınları) şiiriyle (Hayal Aşk) tanıdım Furkan beyi. Çok güzel bir dili var.

ahmet veli
ahmet veli - 10 yıl Önce

itibar geliyor, edebiyata itibar geliyor!.. tenekeci ve ekibi yine işbaşında. ey ahali edebiyatımız itibarını kaybetmişti ya şimdi sahne yeniden perde diyor. itibar geliyor, edebiyata itibar geliyooor!..

selim başer
selim başer - 10 yıl Önce

kabahatler kanununu okudum. efsane bi kitap. kült.

Hasan Şahin
Hasan Şahin - 10 yıl Önce

"itibar": bir dergi için seçilebilcek en son isimlerden biri.

banner26