Şair ilhamı ve mühendis aklıyla yola koyulduk

Dünya Bizim olarak kültür sanat dünyamızın nabzını tutuyoruz. Kültür sanat söyleşileri dizimizde konuğumuz Okur Kitaplığı'ndan Ünsal Ünlü... Ümit Aksoy sordu.

Şair ilhamı ve mühendis aklıyla yola koyulduk

Yayınevleri, televizyon programları, gazeteler ve belediyelerle, yürüttükleri faaliyetler üzerine konuştuğumuz soruşturmamızda, Okur Kitaplığı ve Okur Akademi yayın konseptleri Genel Yayın Koordinatörü Ünsal Ünlü ile yayınevinin dününü ve bugününü konuştuk.

Yayıneviniz ismi ile fark yaratıyor. Okur Kitaplığı isminin bir hikâyesi var mı?

Okumak, yazmak ve yayınlamak birbiri ile doğrudan ilişkili üç farklı eylem. Üçüncü eylemde karar kıldığımızda bu işin kurumsal bir çerçevede en iyi şekilde yapılması gerektiğine inanarak adımlarımızı attık. Bu adımların en başında ise isim ve algı konusu geliyordu. Mümkün olduğunca genel ve ortak bir algıya hitap etmesi ve bir o kadar da özgün ve özel bir isim olması gerekiyordu. Arkadaşlarımızla birlikte belirlediğimiz onlarca isimden en çok beğenileni Okur Kitaplığı oldu. Başka arkadaşlarımıza sorduğumuzda da bu ismin heyecan yarattığına şahit olduk. Okur Kitaplığı ismi tanındıkça sevildi ve kabul gördü. Elbette yayıncılık çizgisinin ve çalışmalarının da bu kabulde katkısı büyüktür. Sonraki yayın konseptimizin ismi ise yine bu isim etrafında şekillendi: Okur Akademi.

Yayıncılık dünyasında gördüğünüz hangi boşluğu doldurmak amacıyla yola çıktınız? Diğer yayınevlerinden ayrılan yanlarınız neler?

Aslında biz bu yola çıktığımızda bir boşluk doldurma gayesiyle çıkmadık. Yayıncılık piyasasında edebiyat yayıncılığının, genel olarak da nitelikli yayıncılığın sorunlu bir alan olduğunun ve bu nedenle de dar bir alana hapsedildiğinin belli oranda farkındaydık. Bu anlamda bir eksiklik ve umursamazlık olduğu doğruydu. “Biz ne yapabiliriz ki” sorusunu sormadan, “biz bu konuda birşeyler yapabiliriz” diye düşündük. Bu işi şair yazar ilhamıyla düşünüp, işe mühendis aklıyla koyulduk. Zorun zor olduğunu zamanla öğrendik.

Yayıncılıktan iyi para kazanan yayınevleri vardı piyasada. Ayrıca, ‘İslami muhafazakar’ kesimin her ay onlarca kitap yayınlayan yayınevleri vardı. Ama yayınları arasında eli kalem tutan, her ay dergilerde ürün yayınlayan yüzlerce şair ve yazara yeterince neden yer vermiyorlardı? Neden yıldızı parlayan ya da belli okur kitlesine ulaşan yazarların peşinden koşuyorlardı ama eseri piyasaya çıkıp sınanması gereken şair ve yazar adayları “butik” denilen konseptteki yayıncıların hiperaktif enerjilerinin ve sınırlı imkanlarının inisiyatifine terkediliyordu? Bu minvaldeki soruları bir taraftan sorarken, bir taraftan da hızlı bir şekilde onlarca yazarımızın onlarca eserini yayınlamaya devam ettik. Ve zamanla bu sorularımızın cevabını bazı zor tecrübelerimiz eşliğinde almış olduk. Bu konuda o insanları ve yayınları suçlamanın biraz da yersiz olduğunu düşünürken, aslında o insanları ve yayıncıları olumlu bir şekilde etkilediğimizi de sonrasında sevinerek farkettik. Bu, yayıncılığımız adına güzel bir gelişmedir. Yine de bu zamana kadar yaptıklarımız bizi sözkonusu yayıncılardan büyük oranda ayırıyor. Çünkü biz bu zamana kadar yapılmak istenen ama bu çapta yapıl(a)mayan birşeyi başardık. O nedenle farklıyız.

Yeni sayılabilecek bir yayınevisiniz. 2010 yılından bu yana yayınlarınızı sürdürüyorsunuz. Hızlı bir gelişmeyle yolunuza devam ediyorsunuz. Bugüne değin hangi isimlerin kitaplarını yayınladınız?

Yeniyiz, evet. Biraz önce söylediklerim çerçevesinde yenilikçiyiz de. Bizim, yani bu toprakların birikimi olan onlarca yazarın eserlerini yayınladık. Bu ülkenin önemli aydınlarının, şairlerinin ve edebiyatçılarının onlarca eserini yayınladık. Ümit Aktaş’ın, Metin Önal Mengüşoğlu’nun, Cemal Şakar’ın, Güray Süngü’nün, Cevat Akkanat’ın, Hakan Arslanbenzer’in, Mehmet Aycı’nın, Mehmet Şamil’in, Adem Turan'ın, Zafer Acar’ın, Ali Emre’nin, Mehmet Harmancı’nın, Kenan Göçer’in, Fatma Ş. Süzer’in, Gülenay Pınarbaşı’nın ve daha birçok yazarın eserlerini yayınladık ve yayınlamaya devam ediyoruz.

Okur Kitaplığı’nın yanına koyduğumuz Okur Akademi konseptiyle de akademik yayıncılığa yeni bir perspektif sunmaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar Okur Kitaplığı ve Okur Akademi yayın konseptlerimizde tamamı yerli 140’a yakın eser yayınlamış durumdayız. 5 yılın sonunda 150’nin üzerinde eser yayınlamış olacağız inşallah.

Kimi yazarlar ilk kitap tecrübesini sizinle yaşadılar. Bu şekilde edebiyat dünyamıza kimleri kazandırdınız?

Edebiyatımızda dergilerde ürünlerini yayınlatan ve hatta dergicilik hayatı olan birçok ismin ilk eserlerini yayınlayarak edebiyatımıza önemli katkılarda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Başta kendim olmak üzere, Hakkı Özdemir, Kamil Yıldız, Yılmaz Yılmaz, Mehmet Şahinkoç, Orhan Tepebaş, Nermin Tenekeci, Aykut Ertuğrul, Selman Bayer, Akif Hasan Kaya, Dursun Ali Sazkaya, Nuraydın Arikan, Şeyma Yol Kara, Remzi Şimşek ilk kitaplarını yayınladığımız şair ve yazarlar. İlk kitabını yayınlayıp da atladığım başka şair ve yazarımız var mıdır bilmiyorum.

Yayıncılığın en büyük sıkıntısı olarak siz neyi görüyorsunuz? Bunun çözümü için neler yapılmalı?

Yayıncılığın genel anlamda sıkıntıları her zaman olacaktır. Ancak, söz konusu nitelikli yayıncılık olunca sorun biraz daha somutlaşıyor. Kitap okurunun her geçen gün arttığı ülkemizde gelecekten son derece umutlu biri olarak nitelikli okurun artacağını düşünüyorum. Çünkü okuma oranı arttıkça nitelikli esere olan talep de artacaktır, diye düşünüyorum. Artık Türkiye’de her yıl büyüklü küçüklü onlarca fuar organizasyonu yapılıyor. İnternet ortamından kitaba ulaşmak olağanüstü denecek kadar kolaylaştı. Milli eğitim politikalarında öğrencinin okumalarına yönelik çabalar her geçen yıl umut verici bir şekilde artıyor. Bütün bunlar yeterli olmasa da olumlu gelişmeler.

Şu anki duruma gelirsek; mesele biraz çelişkili duruyor. Nitelikli yayıncılıkta finansman konusunda her zaman iyi bir denge tutturamayabilirsiniz. Bu nedenle bu konseptlerdeki yayıncılığın mutlaka desteklenmesi gerekiyor. Bunun yolu ise okurla eserin buluşturulmasında kurumların doğrudan ya da dolaylı destekleridir. Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve yerel yönetimlere bağlı kurumların işlevselliğinin yanı sıra özel kuruluşlar da bu konularda yayıncılara destek sağlayabilirler. Kültür Bakanlığı yayıncılardan yılda iki kez kütüphanelerine kitap alımı yapıyor mesela. Bu alımlarda nitelikli eserler daha çok gözetilmelidir.

Ancak meseleyi “okumak” başlığından açıp ıvır zıvırla okurun ya da okur adayının zihni ve zamanı meşgul edilmemeli. Bizim en büyük hedefimiz okuyan, düşünen ve üreten bir toplum olmak olmalı. Toplumunuzda okuyan ve düşünen bireyleriniz varsa birçok hedefinize ulaşma imkânınız da var demektir. Biz nitelikli bireyler ve iyi bir toplum arzumuzla yayıncı olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Bazen bizi çok aşan durumlar olabiliyor. Kültür Bakanlığı’nın son yıllarda Türk edebiyatını dünyaya açma çabaları takdire şayandır. Bu minvalde nitelikli eserlerimizin yabancı dillere çevrilmesi için uluslararası furalara daha çok yayıncının katılımının sağlanması yanında yayıncılık alanında yayıncıların dünyadaki gelişmelerden haberdar olarak yeniliklere açık hale gelmeleri için girişimciliklerinin ve vizyonerliklerinin arttırılmasına katkı sağlanabilir.

 

Ümit Aksoy sordu

Yayın Tarihi: 08 Eylül 2014 Pazartesi 15:53 Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2014, 11:14
banner25
YORUM EKLE

banner26