Rüyalarınızı Gerçekleştirmenin En İyi Yolu Uyanmaktır

Oğuz Aral’ın deyimiyle 'Türk Sporunun Belleği' Orhan Ayhan ile ikinci ölüm yıl dönümü sebebiyle Cassius Marcellus Clay yani Muhammed Ali’yi konuştuk. Deniz Ersoy’un röportajı.

Rüyalarınızı Gerçekleştirmenin En İyi Yolu Uyanmaktır

Türkiye’de spor yazarlığı denince akla gelen ilk isim, o muazzam sesin sahibi Orhan Ayhan değil de kimdir? 1938 yılında doğan, 1957’de spor yazarlığına, 1963’te boks yayıncılığına başlayan, o günden bugüne 10 binin üzerinde maç anlatmış, Oğuz Aral’ın deyimiyle “Türk Sporunun Belleği” Orhan Ayhan ile ikinci ölüm yıldönümü sebebiyle Cassius Marcellus Clay yani Muhammed Ali’yi konuştuk.

Ringte “kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım” diyen Muhammed Ali, sporcu olmanın ötesinde nasıl bir kişilikti?

Muhammed Ali sadece boks yapmadı. Esprileriyle, renkli kişiliğiyle herkesi boksa kattı. Güzel bir reklam objesiydi, boksta alışmadığımız gösteriler yapıyordu, ringte maçtan önce tartılarda rakip boksörlere şov olarak saldırıyordu. Bunların hepsi ilgiyle takip edildi. Dünyanın sayılı sevilen adamlarından biri oldu. Kadınları dahi boks sever yaptı.

Herkes Muhammed Ali’ye hayrandı

Muhammed Ali’nin maçı olacağı zaman, Türkiye’de kadınlar gece yarıları kalkıp sofra kuruyor. Neden peki? Boks sevdikleri için mi?

Muhammed Ali’nin asi davranışları, muhalif ve isyankâr oluşu, en büyük benim deyişi kadınların da hoşuna gidiyor. Müslümanlığı seçmesi, Amerikalı bir siyah oluşu da ilgi çekme sebebi. Sonra yakışıklı, derli toplu bir adam. Bir de düşünün evde herkes Muhammed Ali diyor, adam gece kalkıp maçı izleyecek, kadın da önce mecbur kalkıyor, sofra kuruyor. Bakıyor ki çok güzel işler yapıyor bu adam, kadın da hayran oluyor.

İsyankâr mıydı?

Asi bir liderdi o, muhalif ve isyankârdı. Zaten bakın, bütün liderler isyankârdır. Muhammed Ali de isyankardı, çünkü ırkçılık mağduruydu. Muhammed Ali’nin boksa başlaması bisikletinin çalınmasıyla oluyor. Bir polis elinden tutuyor, sonra iş adamları kurulu onu yetiştiriyorlar. 18 yaşındayken şöhret olmaya başlıyor. Altın eldiven kazanıyor; altın eldiven boks şampiyonasını kazanan, mutlaka milli takım kamplarına, olimpiyatlara gider. 1960 yılında, Roma olimpiyatlarında 81 kiloda Roma Olimpiyat şampiyonu oldu.

Madalyasını nehre fırlattı

Doğduğu yer olan Louisville, büyük bir nehir kenarındadır. Louisville’de boynunda madalyası, akşam yemeğini yemek için bir restoranta gidiyor, kapıdaki görevliler “buraya zenciler giremez” diyor. Koca olimpiyat şampiyonu, 3-4 gün önce Amerikan marşını çaldırmış adam. O an boynundan madalyasını çıkarıp nehre fırlatıyor.

Muhammed Ali’nin İslam diniyle tanışması nasıl oluyor?

Amerika’da çok yoğun ırkçılık var o dönemde. Muhammed Ali, olimpiyat şampiyonu olduktan sonra ülkesine dönerken artık ikinci sınıf vatandaş olarak muamele görmeyeceğini, aşağılanmayacağını düşünürken aynı muameleyle karşılaşıyor. Bu dönemde siyahların haklarının savunucusu olan Elijah Muhammed’le tanışıyor.

Daha sonra Malcom X’le tanışıyor. Biri Müslümanların dini, diğeri siyasi lideri. İki lider Muhammed Ali’ye İslam dinini öğrettiler. Ali de İslamiyet’i okudu, çok beğendi. Sonra ismini değiştirdi. Cassius Marcellus Clay olan ismini Muhammed Ali yapmış ve ringdeki rakiplerine bile bundan sonra bana Muhammed Ali diyeceksiniz demiştir.

Madalyasını nehre fırlattı

İslamiyet’i seçmesinden sonra büyük zorluklar yaşadı. Spor hayatını neredeyse sona erdirecek yaptırımlarla karşılaştı. Biraz bahsedebilir misiniz?

Muhammed Ali, Müslüman olunca onu Vietnam’a savaşa göndermek istediler ki orada ölsün. O da; “Müslümanlar, kendilerine zarar vermeyenlere asla bir şey yapmazlar, benim Vietnamlılarla alıp veremediğim yok” diyerek askere gitmeyi reddetti. Para cezası verdiler, boks lisansını, şampiyonluğunu elinden aldılar. 5 yıl süreyle cezalıydı ancak 3 yıl kadar sonra Amerikalı dolar milyonerleri Ali’siz bu işlerin yürümediğini gördüler, baskı yaptılar. M. Ali’yi yeniden boksa başlattılar ancak unvansız.

Bu dönemde ringde ezeli rakip olduğu Joe Frazier ve George Foreman’dan nasıl bir destek görüyor?

3 yıl aradan sonra tekrar boksa başlayınca 1-2 maç sonra Frazier’la karşı karşıya geliyor 8 Mart 1971’de. Aynı zamanda bu maç, TRT’nin Türkiye’de ilk canlı yayınlanan maçıdır. Maç, 15 raund sürüyor. 15. raund biterken Frazier’ın bir kroşesiyle Muhammed Ali düşüyor. Maçı Frazier almış oluyor. Foreman ve Frazier, Muhammed Ali’nin cezalı olduğu dönemde hem manevi hem de aldığı para cezalarında maddi desteğini esirgememiştir. M. Ali’nin en ön plana çıkan maçları bu iki isimle yaptığı maçlardır.

Peki, siz Mike Tyson’ı da takip ettiniz Muhammed Ali’yi de. İkisinin de en iyi olduğu zamanlarda bir maç yapmış olsalardı kim kazanırdı, sizin gönlünüz kimin kazanmasından yana olurdu?

Ben tabii Muhammed Ali’nin kazanmasını isterdim. M. Ali akıllı bir adam. Maçın ilk zamanlarında kafa kafaya geldikleri zaman Ali’ye kalmış iş. Ali, Tyson’ın yumruğunu yemezdi. Çok iyi boksör olan, Tyson’ın yumruğunu yemez. Ancak Tyson da bir deveye vursa indirir. Muhammed Ali kendini Tyson’ın yumruklarından korurdu.

Boksörler arasında en renkli ve teknik dövüşeni Muhammed Ali’ydi diyebilir miyiz?

Evet öyle. Yalnız bir de Joe Louis vardır. Louis’in karnesi Muhammed Ali’den daha parlaktır. 13 yıl boyunca şampiyonluğu kimseye bırakmamıştır.

Muhammed Ali kaç kez şampiyonluk aldı?

Üç şampiyonluk maçına çıktı, üçünü de kazandı. Bunun yanında yirmi beş unvan maçı aldı. Toplamda çıktığı 61 maçın 56’sından zaferle ayrıldı. Sadece beş mağlubiyeti oldu.

Sizin için Muhammed Ali’nin yerinin bambaşka olduğunu biliyoruz. “Sinatra bile odasına giremedi, ben girdim” demiştiniz. Nasıl olmuştu soyunma odasına girişiniz?

M. Ali Almanya- Frankfurt’ta maç yapacak. Bir uçak dolusu siyah konuğu da gelmiş. Çok pahalı ve lüks bir oteldeyiz. Ben göremedim ama Frank Sinatra da gelmiş. Sinatra boks hastası. Muhammed Ali’nin soyunma odasına girmek istemiş, almamışlar. Ben de ortalarda gazetecilik yapıyorum. Bizim Cemal Kamacı yok mu, kardeşim gibi, evladım gibidir. Onun menajeri beni çok severdi. “Sana bir kart vereceğim, onunla istediğin her yere girebileceksin” dedi. “Muhammed Ali’nin soyunma odasına?” dedim. “Patron benim” dedi. Foto muhabirimi aldım, kapıyı çalıp soyunma odasına girdim. Maç hazırlığındaydı. Beni görünce önce bozuldu kim bu diye. “Müslüman bir ülkeden geliyorum. Türkiye’nin yarısı kadındır, hepsi bokstan nefret ederdi, sen onlara boksu sevdirdin. Senin maçların olacağı zaman gece yarısı kalkıp eşlerine kahvaltı hazırlıyorlar, seni izliyorlar” dedim, çok hoşuna gitti. “Fazla tutmak istemiyorum, seni seviyoruz” dedim. Çok güzel vedalaşarak ayrıldık.

Sonrasında rahmetli Erbakan onu Türkiye’ye davet ediyor.

Evet, İstanbul’da bir görüşmeleri oldu. Erbakan ve Muhammed Ali beraber Cuma namazını kıldıktan sonra Topkapı Sarayı’nı gezdiler.

Sizi hatırladı mı görünce?

Gayet tabii, hatırlamaz mı, Frankfurt dedi bana.

Öldüğünü duyduğunuzda ne hissettiniz?

Çok çok üzüldüm. Bir yakınımı kaybetmiş gibi hissettim. TRT’de maçını ilk defa canlı yayında anlattığım boksör, tam 46 yıl sonra hayatını kaybetmişti. Cenaze haberini Cumhurbaşkanımız duyunca yanındaki koruma müdürüne, Orhan Abi’yi arayın, Amerika’ya cenazeye gidiyoruz diyor.

Cenazede bazı tatsız durumlar yaşandı. Ne oldu orada?

Cumhurbaşkanımız yanında bir Mekke seccadesi, Kâbe örtüsü götürmüştü. Bir Yasin okuyacaktı. Kabul etmediler.

Neden, siyasi bir tepki mi?

Sebep dolar. Bir PR komitesi, 10 yıl kadar önce 50 milyon dolara Muhammed Ali’nin bütün PR haklarını satın almış. aldıktan 2-3 yıl sonra da başka bir firmaya satmış. Cumhurbaşkanımız bazı hediyeler vermek istedi varislerine. Olmadı.

Amerika demek para demek

Ailesinin tepkisi neden?

Elleri kolları bağlı. PR komitesi her türlü hakları satın aldığı için. Amerika orası, orada para konuşur, en büyük kanun paradır orada.

Cumhurbaşkanı ne hissetti?

Çok üzüldü. Ertesi gün de Bill Clinton’ın, Obama’nın, bütün eski boksörlerin katılacağı büyük bir cenaze töreni olacaktı. Biz o akşam Ahıska Türklerinin iftarına katıldık, ertesi günkü töreni beklemeden Türkiye’ye geri döndük.

Madalyasını nehre atacak kadar kırılmıştı. Amerika özür diledi mi Muhammed Ali’den?

1996 yılında Atlanta Olimpiyatları’ndayız. Ben açılışını yapıyorum. Bill Clinton geldi 100 bin kişilik stadyuma. Muhammed Ali ateşi yakacak. Parkinson hastası, elleri titriyor. Bill Clinton bir şeyler söyledikten sonra M. Ali’nin boynuna altın bir madalya taktı. O madalya neydi biliyor musunuz? 1960’ta Louisville’de nehre attığı madalyaydı. Amerika, Clinton aracılığıyla özür diliyordu M. Ali’den.

Affetti mi peki?

Etti tabii. Titreyen elleriyle taktı madalyayı. Bu benim Muhammed Ali’yi son görüşümdü zaten.

 

“Rüyalarınızı Gerçekleştirmenin En İyi Yolu Uyanmaktır”, Bilimevi Makas dergisi, Haziran-Temmuz 2018, sayı 2.

Röportaj: Deniz Ersoy

 

 

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2018, 14:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER