Ramazanda neler yapılabilir, sorduk!

Rahmet mevsimi bir aya girdik. Peki, Ramazan ayını nasıl değerlendirmeliyiz? Kıymetli hocalarımıza bunu sorduk.

Ramazanda neler yapılabilir, sorduk!

Rahmet mevsimi bir aya girdik. Peki, Ramazan ayını nasıl değerlendirmeliyiz? Akademisyen hocalarımıza bunu sorduk.

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş: “Oruç tutmak bir nevi melekleşme sürecine katılmak”

Şehr-i ramazanın şavkı, ufuklarımızı nurlandırmaya başladı. Onun mübarek gölgesi üzerimize düştü. Ramazan hilâlinin semamızı süsledi. Nasıl ki, namaz için bir hazırlık yapılırsa, nasıl ki hac ya da umre yolculuğu için bir hazırlık yapılırsa, mübarek oruç mevsimine de aynı şekilde bir hazırlık devresinin olması gerekir. İmsâk, tutmak demektir. Nefsin meylettiği şeylerden bir söz bile olsa insanın kendisini tutması gerekir. Bu anlamda biz, oruç tutarız, oruç bizi tutsun,  diye tutarız.

Ramazan ayı, tam bir takva mektebidir. Her ne kadar takva ile savm kelimeleri farklı yazılsa da anlamlar dünyasında “korumayı ve korunmayı” ifade ederler. Bu anlamda Ramazan ayı, günahlar karşısında müteyakkız olmayı gerektirir. Bir Müslüman, sadece midesine ve nefsanî arzularına değil, tüm azalarına da oruç tutturur. Çünkü oruç, kendisine gösterişçi dindarlık karışmayan tam bir irade eğitimidir. Bundan dolayı merhum Aliya, “oruç, özgürlüktür” demiştir. Oruç tutmakla insan,  karnına ve fercine hâkim olmakta,  bir nevi melekleşme sürecine katılmaktadır. Yoğun bir ibadetle kuşanmışlık, insanın topyekûn azalarına ve benliğine egemen olmasının yolunu açar.  Bundan dolayı İmam-ı Rabbânî, “kimin Ramazan ayı düzgün geçerse, senenin diğer ayları da düzgün geçer” buyurmuşlardır.

Prof. Dr. Dilaver Gürer: “Bu ayda mümkün olduğunca manaya yönelmeli”

Bu ay bir rahmet ayıdır, rahmetten istifade etme ayıdır. İşte bizler birer Müslüman olarak bu ayı fırsat bilmeli, bu aydan nasıl daha fazla istifade edebiliriz, sorusuyla kendimizi bu aya, bu aydaki rahmetten en fazla istifadeye, bu ayda ibadetlerimizi hem şeklen, hem sayı olarak hem de kalite ve samimiyet olarak artırmaya hazırlamalıyız. Bu ayda mümkün olduğunca manaya yönelmeli, dilimizden tesbihatı ve Allahü Teâlâ’yı zikretmeyi düşürmemeli, her fırsatta Kur’an okumalı, dünyayı ve dünyalık işleri olabildiğince en aza indirmeliyiz. Kısaca bu ayı ibadet, ilim ve irfanla geçirmeliyiz ve bunun için de zihnimizi, gönül dünyamızı, aklımızı, ruhumuzu ve manevi tarafımızı hazırlamalıyız.

Prof. Dr. Emrullah Eken: “Olası şatafatlı iftar sofralarından uzak durmaya çalışmalı”

Tanıdıklarımızdan bu seneki Ramazan ayına çıkamayanları düşünüp ölümün hemen yanı başımızda olduğunu, bizim de bir sonraki Ramazan ayına çıkamama ihtimalinin onlarınkiyle aynı olduğunun farkına varmalıyız. En az 30 (her gün 1 adet ) hadis-i şerif ezberlemeye çalışmalı ve bunları ailemizle/dostlarımızla paylaşmalıyız. Son bir yıldaki hayatımızda yaptığımız hataları ve iyilikleri gözümüz önünde canlandırıp, yaptığımız hatalardan dolayı Cenab-ı Rahman’dan af dileyip, tekrar bu hataları yapmamaya azami gayret göstermeliyiz. İyilikler için de bunları yapma fırsatı veren Cenab-ı Allah’a şükretmeliyiz.

Olası şatafatlı iftar sofralarından uzak durmaya çalışmalı, mümkün olduğu kadar garip gurebayı iftar sofralarımıza davet etmeliyiz. En azından bu ay içerisinde televizyon vs.nin fişini çekmeliyiz. Namazlarımızın tamamını cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz. Uykumuzun dışındaki her an Allah (C.C)’ı kalben zikretmeli, mâlâyani’den uzak durmalıyız. Ahiretin ve hesap gününün varlığını da kalbimize nakşetmeliyiz.

Ramazan ayı içerisinde kendimizi ve ailemizi gece namazına kalkmaya alıştırmalıyız (saati biraz daha erkene kurarak). Üstelik okulların da tatil olduğunu düşünürsek, Ramazan ayının bu çok önemli ve çok zor ibadet için önemli bir fırsat olduğunu düşünmeliyiz. Müslümanların vahdeti için daha fazla kafa yormalı, nerde hata yaptığımızı tekrar tekrar düşünmeli ve “biz bu yanlışın neresindeyiz” diye kendimizi sorgulamalıyız. Kısaca Müslüman olduğunu söyleyen mü’minlerle cemaat, mezhep, meşrep vs. ayırt etmeden hemhal olabilmenin bir yolunu bulmalıyız.

Yrd. Doç. Dr. Muhammed Vehbi Dereli: “Gece ibadetleri, nafilelere düşkünlüğüm ve infak alışkanlığım ne durumda acaba?”

Ramazan, bir kutlu misafirdir benim için. Her yıl bir ay süreyle en güzel şekilde ağırlanmaya layık güzide konuğumdur. Bu yüzden, onun müjdecisi olan Recep ve Şaban ayları içerisinde Ramazan-ı Şerif’i, kendisini çok sevdiğim ve yolunu gözlediğim bir dostumu, konuğumu bekler gibi özlemle bekliyorum. Ancak şunu da biliyorum: Bu misafirin kıymetini bilmek, öncelikle onu iyi algılayıp anlamaya bağlıdır. “Onu ne kadar anlayabiliyorum?” diye soruyorum kendime. Hızla akıp giden modern(?) hayatın sayısız meşgalelerine kendimizi olabildiğince kaptırdığımız günümüzde, gündemimizi değiştirip “nereye gidiyoruz?” sorusuyla şöyle bir irkilmek için çok büyük bir fırsattır Ramazan. Bizleri yoktan var eden Yüce Yaratıcı ile olan diyalogumuzu gözden geçirip kendimizi yenilememiz için vesiledir Ramazan. Günah kirleriyle kararmış, katılaşmış gönüllerimizi cilalayıp temizlemek için büyük bir şanstır Ramazan.

Onda Allah’ın, ödülünü özel olarak vereceğini vaad ettiği oruç ibadeti var, Kur’an’ın indiği Kadir Gecesi var, Allah’a yakınlaşma demek olan i’tikaf var, bizi rahatlatan teravih namazı var, bedenimizin zekâtı olan fıtır sadakası var. Fırsatları iyi kullanıp rahmeti hak etmek, şansımı iyi değerlendirmek için de şahsım adına öncelikle Rabbime niyaz ediyorum, “Nefsim ve şeytan beni aldatmasın!” diye, “Bu Ramazan ayı beni temizlesin, arındırsın!” diye. Nefsimle iç hesaplaşmam başlıyor bugünlerde: “Geçen Ramazan ayında kazandığım güzel davranışlarımı ne kadar sürdürebiliyorum?” sorusunun cevabı meşgul ediyor zihnimi. Bu arada “Kutlu misafir geldi, onunla özdeşleşen hayatın neresindeyim?” sorusu takılıyor aklıma. “Gece ibadetleri, nafilelere düşkünlüğüm ve infak alışkanlığım ne durumda acaba?” sorularının cevabını düşünüyorum. “İnsanlarla ilişkilerim ne düzeyde, bunu iyileştirmek için neler yapıyorum?” Dolayısıyla Ramazan'ı zihnen ve bütün kalbimle şimdiden düşünüyor, nefsimle yüzleşiyor, Rabbime niyaz ediyorum.

Ramazan Yüce: “Bir davet olsa da gitsek diye kendini gündüzden hazırlama”

Adam gibi oruç tutacaksan; kendini ruhen ve fiziken hazır hissedeceksin. Ramazan’a hazırlanılmaz yaşanır.  En güzel hazırlık Ramazan’ı akla getirmemektir. Gelince yaşanır. Bunun için; her gün iftara evinde misafirin olsun. Evine seni çağıranları çağırma (körler sağırlar birbirini ağırlar olmasın). Teravihten sonra erken yat. Gündüzü uykuyla geçirme. Hatim indireceğim diye uğraşma, anladığın kadar Kur’an oku.  Ramazan da esas görevini “orucum” diye aksatma. Zengin sofralarında yer alma. Bir davet olsa da gitsek diye kendini gündüzden hazırlama. Namazını içten gelerek samimi bir şekilde kıl, cemaatle kılmaya çalış, bu cemaat Ramazan’la sınırlı olmasın. Ramazan’ı zorlaştıracak ağır sorumluluklardan kaçın. Küçük çocukları oruç tutacaksınız diye zorlama, usandırma, sevdir.

Haşim Akın sordu

Güncelleme Tarihi: 10 Mayıs 2019, 11:32
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13