Radyodaki iletişim biçimi hiçbir yayın organında yok

Dünya Bizim olarak radyocuların nabzını tutalım istedik ve gündemlerinde neler var, sorduk. Radyo 7'den Serhat Karasu sorularımıza cevap verdi.

Radyodaki iletişim biçimi hiçbir yayın organında yok

Radyoculuk bitiyor”, “eski radyolar/ radyocular mı kaldı” diyenlere inat, radyoculuğun canlı bir şekilde devam ettiğini biliyoruz.

Biz de Dünya Bizim olarak radyocuların nabzını tutalım istedik ve gündemlerinde neler var, sorduk.

Radyo 7 genel yayın yönetmeni Serhat Karasu sorularımıza cevap verdi.

Radyo 7 hangi amaçlarla yayın hayatına başladı?

Radyo denildiğinde akla, hafif meşrep söylemler, belden aşağı espriler, rencide edici diyalogların gelmesi ve insanın ruhuna hitap eden müzik gibi bir unsurun pervasızca harcanması bizim için üzücü bir durumdu. O dönemlerde resmi duruşu ve müzik kalitesiyle TRT’nin farklılığı göze çarpıyordu. Biz de buradan yola çıkarak, resmi olmayan fakat saygın bir duruşla yayınladığımız kaliteli müziği, milli değerlerimizi, kutsallarımızı insanımıza ulaştırmayı hedefledik. Bu inançla 1999 yılında da yayın hayatımıza başladık.

Ve 16 yıldan bu yana da inandığımız doğrultuda, üslubumuzu bozmadan istikrarlı ilerleyişimiz başarılı olduğumuzun bir kanıtı diyebiliriz.

Radyonuzu diğer radyolardan ayıran hususiyetler neler?

Radyo 7, her tür müziğin en kalitelisini, en güzel renklerini ve armonisini kalplere ulaştırıyor. Aynı zamanda biz Radyo 7 olarak basın & yayın ilkeleri çerçevesinde toplumun tüm kesimlerine yönelik bir yayın çizgisi benimsiyoruz. Böylece hem yayınladığımız müziklerle, hem de söylemlerimizle dinleyicilerimizi olumsuz yönde etkileyici yayın yapmaktan kaçınıyoruz.

Ayrıca bizi diğer radyolardan ayıran bir husus da, sürekli olarak dinleyicilerimizle bire bir etkileşim içinde olmaktır. Her platformda, sosyal sorumluluk projelerinde, fuarlarda, festivallerde, konserlerde devamlı olarak dinleyicilerimizle buluşur, onlarla bire bir iletişim halinde olarak karşılıklı samimiyetimizi her zaman diri tutarız.

Kimler program yapıyor radyonuzda?

Erkan Koç, Eda Özdemir, Talha Bora Öge ( Nam-ı diğer “Gölge”), Venhar Sağıroğlu, Erkam Aydar, Umut Öztürk, Mehmet Ercan, Murat Çetin, Senem Özkan, Mehmed Zeyd ve Ahmet Selim.

Radyo 7, her alanda yaptıkları güzel çalışmalarla kendilerini ispat etmiş, takdir kazanmış, ödüller almış programcılarıyla yoluna devam ediyor. Ayrıca Mehmet Can, Selda Atalay, Fatma Yılmaz, İpek Baş, Mehmet Necip Özkan ve Enis Yıldıran’la güçlü bir haber kadrosuna sahip.

Yayınlarınızda "kırmızı çizgiler"iniz var mı? Varsa neler?

Her medya organının olduğu gibi bizim de kırmızı çizgilerimiz var elbette. Örnek olarak, müzik yayınlarımızda çaldığımız eserlerin isyan, müstehcenlik ve umutsuzluk aşılayan eserler olmamasına dikkat ederiz. Programlarımızda genelde yapıcı bir üslubu benimseriz. Eleştireceğimiz konuları çözüm yolları ile birlikte dile getirmeye özen gösteririz.

Biz, toplumumuzun ahlaki ilkeleri çerçevesinde tüm kesimlere yönelik bir yayın çizgisini benimsiyoruz. Bununla birlikte başta demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, barışı, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunuyor; dinler, milletler, topluluklar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayınlardan kaçınıyoruz.

Yayınlarınız ne tür programlar ağırlıklı? Haber, siyaset, kültür, müzik, dini sohbetler, vs.?

Müzik ve haber ağırlıklı yayın akışımız mevcut. Sloganımızda da olduğu gibi “İyi Müzik, Doğru Haber”…

Müzik yayınlarımızı gerçekleştiren birbirinden yetenekli programcılarımız, kültür ve edebiyattan beslenerek, zengin bir içerikle mikrofon başından seslenirler. Bizim frekansımıza kulak verenler, Sezai Karakoç, Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Necip Fazıl, Mehmet Akif, Ahmed Arif, Cemal Süreya, Nazım Hikmet gibi şairlerin mısralarına tanık olabilir, samimiyetle edilen dualara âmin diyebilir, şen bir sohbetle keyifli dakikalar yaşayabilirler. Çünkü biz her duygunun yerinde ve hakkıyla yaşanmasından yanayız.

Popüler kültür ve ilgiler yayın içeriklerinizi ne oranda belirliyor?

Biz Radyo 7 olarak popüler kültürle ilgili yaşananları bilinçli bir şekilde okumaya çalışıyor ve dinleyicilerimizi de eleştirel bir bakış açısıyla olayları irdelemeye davet ediyoruz. Çünkü bizim için aslolan kendi özümüz, milli değerlerimiz ve kadim geleneğimizdir. Bundan dolayı Radyo 7 mikrofonlarından dezenformasyona yol açacak bir söylem kesinlikle duyamazsınız.

Yaklaşık bir oran vermeniz gerekirse dinleyicilerinizin profili hakkında neler söyleyebilirsiniz? Sizi kimler takip ediyor?

Bu soruya cevap vermek biraz güç bizim için. Çünkü dinleyici buluşmalarımıza, yayına bağlanan dinleyicilerimize ve sosyal medyadaki takipçilerimize baktığımızda her yaştan, her konumdan oluşan bir profil çıkıyor karşımıza. Ve bu durum tabi ki gün içerisindeki vakitlere göre de değişiklik gösteriyor. Ama illa da istatiksel bir bilgi vermek gerekirse 25 - 50 yaş grubunun sadık dinleyicimiz olduğunu söyleyebiliriz.

Muhafazakar ve sol kesimden ciddi bir kitlemiz mevcut olmakla beraber, özellikle kültür sanat ve edebiyata düşkün olan genç bir kitlemiz de var.

Yayınlarınıza ne tür tepkiler alıyorsunuz? Buna dair ilginç hatıralarınız varsa birisini aktarabilir misiniz?

Çoğunlukla dinleyicilerimizden olumlu tepkiler alıyoruz. Dinleyicilerimizin nezdinde, onlar için bir dost, bir yol arkadaşı, bir sırdaş ve bir umut olabilmek bizi son derece mutlu ediyor. Yayın hayatımızda ilginç olarak nitelendirebileceğimiz pek çok durum oldu ancak geçtiğimiz günlerde yaşadığımız bir olay hafızalarımıza kazındı:

Telefon bağlantısıyla Talha Bora Öge’nin sunduğu “Dönüm Noktası” isimli programımıza katılan bir anne, tıp eğitimi alan evladının inancını kaybederek ateizme meylettiğini ve çok sıkıntılar yaşadığını söyledi. Bunun üzerine hanımefendi ısrarla evladına bizi dinlemesini telkin etmiş.

Çocuğunun bizi dinledikten sonra zaman içerisinde değişmeye başladığını ve inancının her gün daha da güçlenerek onu secdeye götürdüğünü gözyaşlarıyla anlattı. Annenin sesindeki samimiyet, dua ve minnet bizi çok duygulandırdı. Bu manada sorumluluğumuzun ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha bize hatırlattı.

Radyoda edebiyat eserlerinin okumalarının yapıldığı programlar arttı. Sizde var mı bu tip programlar? Varsa hangi yazarların hangi eserlerini okuyorsunuz?

Edebiyat ve kültür, medeniyetimizi oluşturan temel taşlardan biri olduğu için, biz bu konudaki duyarlılığımızı daima diri tutarız. Her görüşten yazarın eserlerine yer verir ve geniş yelpazede nazım ve nesir alanında yazılanları dinleyicimize ulaştırırız. Ayrıca edebiyat dünyasına yeni kazandırılmış eserlerin duyurularına yer verir, dergilerden bahseder ve diğer dünyaya intikal eden yazarlarımızı da yâd ederiz. Cahit Zariifoğlu, İlhan Berk, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Mehmet Akif, Cahit Koytak, Alper Gencer, Onur Ünlü, Cahit Zarifoğlu, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve daha adını sayamadığımız edebiyatçılarımıza ve büyüklerimize yayınlarımızda yer vermek bizim için büyük bir onurdur.

"Radyoculuk bitti/ bitiyor" diyenlere neler söylemek istersiniz? Radyolar yeterince takip edilebiliyor mu?

Radyoculuk bitti/ bitiyor” ifadesinin isabetli bir görüş olduğuna inanmıyoruz. Aksine radyoların, yayın organları arasında her zaman farklı olduğunu ve yaygınlaşan dijital çağa rağmen gizemini koruduğunu düşünüyoruz. Çünkü radyodaki iletişim biçimi hiçbir yayın organında mevcut değil.

Radyonuzda yakın gelecekte farklı neler dinleyicileri bekliyor?

Yine 1’iz Yine Beraberiz” sloganıyla yeni döneme mikrofonlarını açan Radyo 7'nin, zengin içeriği ve muhteşem kadrosuyla yeniden dinleyicilerinin karşısında olduğunu söyleyebiliriz. 2015 yılı için de yeniliklerimiz mevcut tabi ki. Ve bunları elbette dile getirmeyecek, sürpriz diyecek ve dinleyicimizi heyecanlandıracağız :)

Eklemek istediğiniz başka neler var?

Mikrofonlarımızda güzeli söylemeye, güzele layık olmaya çalıştığımızı belirtmek ister, dunyabizim.com'a da çok teşekkür ederiz.

 

Buğra Atlı konuştu

YORUM EKLE