Prof. Dr. Rıfat Şahinoviç: “Dünyaya söyleyecek sözümüz var!”

"Avrupa’da Müslüman olan Boşnaklar haritanın geneline baktığınız zaman 300 milyon Hristiyan’ın içerisinde 3 milyonluk bir halk olarak yaşıyor. Ve Müslümanların varlığını bu bölgede devam ettirmesi gerekiyor. Devamımız ve bölgede var olmamız için 'nakille birlikte aklın da aktif bir şekilde yer aldığı bu yaklaşım' bizim ihtiyaç duyduğumuz bir yaklaşım." Hacer Yeğin'in söyleşisi.

Prof. Dr. Rıfat Şahinoviç: “Dünyaya söyleyecek sözümüz var!”

Bosna Hersek’te Reis Džemaludin-ef. Čaušević Medresesi’nde (İmam-hatip Lisesi’nde) hocalık yapan, yazar Prof. Dr. Rıfat Şahinoviç’le bir röportaj gerçekleştirdik. Bu röportajda bize Bosna-Hersek’te Müslüman olmanın otantik tecrübelerini anlattı. Türkiye ile akademik iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini, netice itibariyle her iki taraf için de önemli kazanımlar elde edilebileceğini dile getirdi. Şahinoviç, dünyaya söyleyecek sözlerinin olduğunu belirtirken Türkiye ile irtibatlarının önemini vurguladı.

Boşnaklar Avrupa'nın kalbinde Ortodoks ve Katoliklerin arasında yaşayan Müslüman bir topluluk, siz de o toplumda yaşayan bir Müslüman olarak neler hissediyorsunuz?

Ülkemiz Bosna-Hersek, Doğu ile Batı arasında bir ülke. Bu kuşatmanın içerisinde Müslüman olmak, İslâm’ı anlamak için özel bir alan oluşturuyor. Suudi Arabistan’da Müslüman olmakla Almanya’da Müslüman olmak, Hırvatistan’da Müslüman olmak, Bosna’da Müslüman olmak aynı şeyler değil. Örneğin tamamı Müslüman olan bir ülkede ezan, seni namaza çağırır ancak bizim içinde yaşadığımız ülkelerde dinden uzaklaştıracak çok sayıda etken yer alır. Bu açıdan Kur’an ve sünneti anlamak, doğru anlayış sahibi olmak çok önem arz eder.

İslâm’ın zamana ve mekâna uyarlanması konusunda Bosna-Hersek’te yaşayan Müslümanlar numune teşkil ediyor. Bu özelliğinden dolayı Boşnaklara karşı özellikle Türkiye’de yaşayan Müslümanların özel bir bakışının olması gerekiyor. İslâm fıkhında içtihad kavramı vardır; bugünün dünyasını, Allah’ın bizden istediği hususlara göre anlamayı gerekli kılar. Doğu ile Batı arasında kuşatılan bizler, bu iki ana paradigma arasında otantik bir duruşla varoluş mücadelemizi sürdürüyoruz.

Düşünsel-felsefi iki arada kalmışlıkla, kuşatılmışlıkla birlikte Bosna-Hersek’te yaşayan Müslümanların yaşadığı bir kuşatma daha var. Boşnaklar fikirleriyle ayakta kalmak zorunda kaldıkları gibi var olmak için de kanlarını dökmüşlerdir. İslâm’da mücadele kanla yapıldığı zaman bunun adına cihat deniliyor ve bir ibadete dönüşüyor. Geçmişte (92-95 savaşında) bu uğurda bizler bedel ödedik. Diğer yandan; anlayışla, fikirle, kalemle, yapılan cihadımız, mücadelemiz devam ediyor. Bu açıdan doğru inancın temeli olan Kur’an ve Sünnet ile içinde yaşadığımız çağı anlamak ve aydınlatmak hayati bir konum teşkil ediyor. Türkiye’den de bu hususta beklentimiz çok açıkçası. Bu konuda Türkiye’deki kardeşlerimizin Bosna-Hersek’teki Müslümanların taleplerini iyi anlamaları lazım.

Türkiye ile Bosna arasında pratik olarak ne yapılabilir?

Benim takip edebildiğim kadarıyla Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde İmam Maturidi konusunda çok çalışmalar yapılmış. Kitabü’t- Tevhid mesela burada çok iyi çalışılmış bir eser. İmam Maturidi ile ilgili tanıtım toplantıları ve bu konuya ilişkin yoğun çalışmalar var. Sempozyumlar, konferanslar her şey yapılıyor. Boşnaklar Maturidi akaidini ve Hanefi fıkhını Türkler’den aldılar. Bu irtibatın (silsilenin) içerisinde olan Boşnaklar geçmişlerinde Maturidi okumalarına özel önem vermişlerdir. Hasan Kafija Pruščak, Donji Vakuf’dan bir zat –müftü idi-, Mustafa Eyüboviç, Beyâzîzâde, Şeyh Yuyo, Boşnaklarda öncü olan isimler Maturidi üzerine çalışan isimlerdendi. “Mezhebin nedir?” diye sorulduğunda bir Boşnak’a “Ebu Hanife’nin fıkhi mezhebindeniz, akaidde ise İmam Maturidi Hazretleri’ni takip ederiz” der. Bizim şimdilerde İmam Maturidi ile ilgili bir literatürümüz yok. İmam Maturidi’ye yönelik ilgimiz var ancak onun itikadının tam olarak ne olduğu ile alakalı literatür bilgisine sahip değiliz. Benim düşünceme göre hızlı bir şekilde yapılması gereken şey kitap çevirilerinde, hâlâ akademik kariyerlerine devam eden hocalar, Bosna-Hersek’te bu alanda çalışmalar, eserler ortaya koymak mecburiyetindeler.

Yani bunun için ne yapılması gerekiyor? Türkiye-Bosna Hersek ortaklığında örneğin İmam Maturidi Enstitüsü gibi bir şey mi gerekiyor?

Bu da öncelikli yapılması gerekenlerden. Hızlı bir şekilde yapılması gereken bir çalışma aslında. Bu konuyla ilgili hazırlanmış bazı Türkçe kitapların Boşnakça’ya çevirilerine ihtiyacımız var. İmam Maturidi’nin kitaplarını tercüme edip okumaya başlamalıyız. Şimdiki dönemde sadece akademik anlamda İmam Maturidi okutuluyor. Bosna’da bizim bunu halka indirmemiz gerekiyor. Bir sebepten dolayı bunu önemle vurguluyorum. Örneğin selefi akımlara ya da diğer cereyanlara ne cevap vereceğiz? Ve İslâm etiketi taşıyan birçok farklı fraksyona (gruplara) da cevap verebilmek için en güzel yaklaşımları İmam Maturidi’nin eserlerinde görüyoruz. Bu konuda başka bir alternatifimiz yok. Sadece şunu söylemek istiyorum: “Bu enstitü mutlaka kurulmalı.”

Dinin sahih yorumunu yakalamak için İmam Mâturidi’nin yaklaşımı çok mühim. Neden mühim? Avrupa’da Müslüman olan Boşnaklar haritanın geneline baktığınız zaman 300 milyon Hristiyan’ın içerisinde 3 milyonluk bir halk olarak yaşıyor. Ve Müslümanların varlığını bu bölgede devam ettirmesi gerekiyor. Devamımız ve bölgede var olmamız için “nakille birlikte aklın da aktif bir şekilde yer aldığı bu yaklaşım” bizim ihtiyaç duyduğumuz bir yaklaşım. Batı’da iki ayrı kültürün arasında yaşayan bir nevi sıkışmış Müslümanlar’dan bahsediyoruz. Onların ayakta kalabilmesi için Maturidi anlayışın yaygınlaşması, halka kadar inmesi gerekiyor. O nedenle Türkiye ile Bosna-Hersek’in her alanda olduğu kadar ilmi çerçevede de iş birliği güçlenmeli ve artarak devam etmelidir.

Türkiye, Boşnaklara akademik anlamda yardım etmek isterse Boşnaklar da bir o kadar Türklere yardımcı olabilir. Bölgede yaşadıkları doğal tecrübelerinden, yaşantılarından, öylesi bir kuşatmanın içerisindeki Müslümanların bu anlamdaki birikimlerini Türkiye ile paylaşabilirler. Arapların eski bir sözü vardır: “Likülli mekanin makal” (Her mekân için özel bir söz vardır) işte bunun için Boşnakların Türklere ve İslâm dünyasına söyleyeceği çok söz var.

Söyleşi: Hacer Yeğin

Yayın Tarihi: 08 Eylül 2021 Çarşamba 09:00 Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2021, 10:28
banner25
YORUM EKLE

banner26