banner17

Pınar Yayınları nasıl başladı

Kültür dünyamızın önemli isimlerinden Cevat Özkaya ile Pınar Yayınları'nı konuştuk.

Pınar Yayınları nasıl başladı

Pınar Yayınları ne zaman ve hangi misyonu üstlenerek kuruldu?

79 başlarında kuruldu. O zamanı düşünürseniz kültürel iletişimin en önemli yanlarından bir tanesi yazılı medyaydı. Gazete çıkarma gibi bir durumumuz yoktu. Geriye iki seçenek kalıyordu: Ya dergi çıkarma ya da yayınevi kurma. Yayınevini kurarken, tebligin bir aracı olarak düşündük. Başlangıç amacımız buydu, bugün de değişmedi. Hayalimizde olanı, yapmak istediğimizi dört dörtlük yapamasak da bir miktar yaptığımızı düşünüyorum.

Pınar Yayınları’nın ilkeleri nelerdir? Zaman içinde yeni ilkeleriniz oluştu mu?

Biz batı medeniyetinin hâkim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Medeniyet değiştirmeye çalışan bir yönetim altında da yaşıyoruz aynı zamanda.

Üç şey yapmamız lazım. Bir: İslamın temel ilkeleri konusunda daha netleştirici daha, içtihat özellikleri olan temel eserler basmak. İki: Yakın tarihe ilişkin Müslümanların o dönemlerde uzak durdukları tartışmaları ortaya koyabilecek eserler basmak. Üç: Yaşadığımız dünyayı algılayabilecek eserler basmak.

Batı dünyasının içinden çıkmış ve Batı dünyasını tenkit eden eserlere öncelik veren bir yayın politikamız vardı. Bu politikamızı değiştirmek için de bir gerekçe görmüyorum, gerekli olduğunu da düşünmüyorum. Temel ilkemizi bir arkadaşımızın sloganlaştırdığı cümle ile vereyim: “Geleneğin ihyasından geleceğin inşasına.”

Şimdiye kadar yayınevinize kültür dünyamızdan kimlerin emeği geçti?

Cemil Meriç, en fazla emeği geçenlerden biridir. Metin Menguşoğlu, Abdurrahman Aslan, Ali Bulaç gibi birçok isimin emeği geçti. Adını hatırlayamadığım arkadaşlar var. Fiilen olmasa da yayınevinin yayın politikalarının belirlenmesinde ciddi katkıları olan isimler var. Suriye asıllı şimdi Türk vatandaşı olan bir doktor arkadaşımız Geylani Gökcan da Arap dünyasındaki yayınlarla ilgili bize ufuk açtı. İsmini hatırlayamadığım arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu yayınevini bizatihi kurup çalıştıran insanlar var. Onları ayrıca ismen zikretmiyorum. Onlar zaten ev sahibi arkadaşımızdır. Ben sadece dışarıdan müdahil olabilecek isimlerden bahsettim.

Çok sayıda yayınevi var, sizi diğer yayınevlerinden ayıran nedir?

Bu sorunun cevabını vermek için yayınevinin kurulduğu döneme bakmak lazım. O dönemlerde 71’li yıllarda Müslümanlar da kendilerini siyasi olarak Adalet Partisinin kuyruğundan ayırmışlar. Müstakil olarak MNP, MSP o çizgiyi devam ettiriyorlar. Biz o zaman Mücadele Birliği diye bir mekanizmada çalışıyoruz. Yayın evini kurmaya çalıştığımız dönemlerde İran devrimi oldu. Son derece hareketli bir dönemdi. Yayıncılık bütünüyle solun elindeydi ve bizim ilk kitabımız böyle bir dönemde Ayetullah Mutahhari’den çeviri İslam Devrimi diye bir kitap oldu. Ayetullah ismiyle ilk defa bizde çıkan kitaptır. O zaman kitaplarımızı beş bin filan basıyorduk. Kitapların büyük bir kısmı geri geldi; çünkü belli bir yayın anlayışı hâkimdi piyasada. İnat da var ya sermaye çok değil ama sermayeyi de böyle bitirelim diye ikinci kitabı da Tevhidi Dünya Görüşü diye yine Ayetullah Mutahhari’den bastık. Sonra ilginç bir şey oldu. Edvard Said’in Oryantalizm kitabını bastık üçüncü olarak. Çok önemli bir kitaptı. Dünyadaki oryantalistleri çok rahatsız eden bir kitap. Hollandalı oryantalistlerin toplanıp ona karşı cephe aldıkları bir dönemdi. Bu kitabı bastığımızda diğer camia bizden bahsetmeye başladı. Bunları bir yayınevinin hikayesini anlatmak için söylemiyorum. Bir zihin durumunu anlatmak için söylüyorum. Cumhuriyette bir yazı çıktı. Cumhuriyet o zamanlar genel ve kültürel anlamda çok etkin bir gazete idi. Çıkan yazıyı kelime kelime hatırlamıyorum ama aşağı yukarı şuydu: “Siz ilmihal basıyordunuz. Ne alakasınız var bu işlerle yani niye bu alana girdiniz.” Bunu şunun için söylüyorum o günkü şartlarda yayınevi ne anlam ifade ediyor. Ali Bulaç’ın kurduğu hayatı çok kısa olan Düşünce Yayınevi vardı. Ali Şeriati’yi tanıtan, siyasal İslamın o dönemdeki bilinen kitaplarını getiren bir yayınevi oldu ve hepimizi de etkilemiştir. Hakkaniyet gereği söylemem lazım. Ali Bulaç, Ali Kemal Temizer Beyan yayınlarındaydı. Ve böyle bir ortam.

Roger Garaudy o günlerde Müslümanlığını ilan etmiş biriydi. Biz 10. 11 kitaplar olarak da Garaudy’nin İslamın Vaatettikleri ve Siyonizm Dosyası diye Müslümanlığını ilan ettikten sonra yayınladığı iki kitabını bastık. TÜYAP Kitap Fuarı da bizim kitabı bastığımız yıl başlamıştı. TÜYAP’da imza için Garaudy’i çağırdı. Kitabı sadece biz bastığımız için Garaudy’i bizim getirdiğimiz sanıldı. O günlerin en meşhur dergisi Nokta Dergisi bizi kapağına taşıdı. Garaudy kitap imzalamaya başlayınca fuarı 2000-3000 kişi doldurdu. 1000 e yakın insanda dışarıda kaldı. Fuarın stantlarının önünde yılan eğrisi gibi kuyruklar oluştu. Nokta dergisinin içerisinde de bir yazı vardı. O zaman 84lü yıllar. Anavatan partisinin iktidar olduğu yıllar. Anavatan partili milletvekilinin profili nedir? Şu vardır, bu vardır, kitaplıklarında mutlaka bir İslamın Vaatettikleri bulunur filan diye yazılmıştı.

Kitaplarınızdan Türkçe dışındaki dillerde yayınlanması gerektiğine inandığınız eserler var mı? Varsa hangi eserler?

Şunlar şunlar olsun diyebileceğim bir düzine eser yok. Bir tane var ki mutlaka olsun diyeceğim. Celalettin Vatandaş’ın peygamberimizin hayatını anlattığı kitabı. Onu daha rafineri hale getirmeye çalışacağız. Okumalar yapıyoruz. Bunu iddialı söylemek istiyorum. Peygamber efendimizin hayatıyla onu anlamlandırmakla ilgili yazılmış en önemli kitaplardan biri. İki ciltlik bir eserdir. İçinde bazı ufak defek tekrarlar var. Bu tekrarlardan arındırıp, daha rafineri hale getirerek basmayı isterim. İkincisi, Muhammed Hamidullah’ın İslama Giriş adlı bir kitabı vardır. O kitap Fransızlar için yazılmıştır. Bizde de çok fonksiyon icra etmiştir. Bu kitabın formatında bugünün algısını ve dünyasını da dikkate alan içine alarak bir nevi İslama giriş kitabını da yazdırmak isterim. Böyle birini ya da birilerini bulursam yazdırmak isterim. Bunun dışında birkaç kitap daha vardır ama asıl hayalim Celalettin’in kitabını İngilizceye bilinen dillere çevirmektir. Özellikle de Arapçaya.

Başka dillere çevrilmesi veya yabancı yayıncıların yayınlaması için girişimleriniz var mı?

Şu anda yok ama kitap hazırlansın o zaman olur inşaallah.

25970Yayınlarınız arasında daha çok hangi tür kitaplar rağbet görüyor?

Garaudy’nin kitapları, Siyonizm dosyası, Abdülhamid’in Hatıra Defteri, Kur’an da Müm’inlerin Özellikleri, Gelin Müslüman Olalım gibi kitaplar çok sattı. Ama beni şaşırtan bir şey vardır: İbn-i Teymiyye bu ülkede biraz yasaklanmış insanlardan biridir. Sünni geleneğin çok itibar ettiği biri değildir. Şiî gelenek zaten tamamen dışlamıştır. İbn-i Teymiyye’nin kitaplarını bastık. İbn-i Teymiyye bugün de satan kitaplar arasında. Dini temalı kitaplar çok satıyor.

Bazı kitaplar vardır. Erken çıkmış kitaplardır.Vincent Monteil'in Sovyet Müslümanları diye bir kitabını bastık. Bu kitap ilk olarak 69 yılında yayınlanmış. General De Gol bir önsöz mü yazmış, yoksa Vincent Monteil Sovyet Müslümanlarını ona gönderdiğinde cevaben bir mektup mu yazmış tam hatırlamıyorum. Orada diyor ki: “Bu kitabın çok önemli bir kitap olduğunu biliyorum. Fakat çok talihli bir kitap olduğunu söyleyemeyeceğim; çünkü erken yazılmış” diyor. 89’lu yıllara gelindiğinde Doğu bloku yavaş yavaş çözülmeye başladığında dönemde bu kitap korkunç derecede sattı ama o güne kadar satmadı. Bizde de Modernleşme ve Bilinç, Soyut Toplum adıyla belki 20 sene önce bastığımız iki tane kitap vardır. Türkiye bu kitapları, biz kitapları bastıktan en az on yıl okumaya başladı. Çok iyi ama çok talihsiz kitaplardır.

2011 gündeminizde hangi kitaplar var?

Ziyaüddin Serdar “Nereden Biliyorsun İslam’ı?” İbn Kayyim el-Cevziyye, “İ’lamu’l Muvakkı’in” Henry Laoust “Gazali’de Siyaset Felsefesi” Daha önce Süleyman Ateş’in yayınevinden çıkmış bir Japon yazar olan Toshihiko Izutsu’nun “Kur’an’da Allah ve İnsan” kitabını tekrar basacağız.

Açılım, Pınar’ın kardeş yayınevidir. Bu yayınevimizden de Mustafa Aydın’ın “Güncel Kültürde Temel Kavramlar”, (Sözlük gibi değil de 100 civarında sürekli kullandığımız kavramları bir buçuk-iki kitap sayfası şekilde açıklamalı yazdı.) Mehmet Ünal’ın “Dinsel Bireycilik”, Mustafa Tekin “Kendini Kutsayan Sekülerleşme”, Lewis Mumford’un “İnsanın Durumu”, Henry A. Giroux’un “Çocuklar Üzerinden Kültürel Savaş” kitaplarını basacağız.

Mekke DönemiYayınlarınızın arasında çeviri eserlerin oranı nedir?

Çeviri yayınlarımız çok fazla. Dönem dönem değişiyor. Önceki dönemlerde kitaplarımız arasında %20-25 gibi bir oran çeviriyken ondan sonraki dönemlerde %40’lara çıkmıştır. Yani çeviri oranı giderek artıyor. Bunda ülkenin entelektüel durumunun da payı var.

Logonuzu kim hazırladı? Nasıl hazırlandı? Logonuz şimdiye kadar hiç değişti mi?

Değişti. Bu üçüncü değişiklik. İlk logomuzu Hasan Karal diye yetenekli bir arkadaşımız bundan otuz beş sene önce yaptı.

Yayınevinin ismi de daha önce Pınar Kültür edebiyat dergisinden gelmektedir. 1940 yılında Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun bir dergisi olarak çıkmış. Daha sonra bizim arkadaşlar yönetimde yer alınca onlar yayınladılar. Çapa kapanınca biz dergiyi Pınar olarak devam ettirdik. Pınar’da Mehmet Akif Ak gibi, sinema ve eleştirmeni Mehmet Taşdiken, Haşim Vatandaş gibi isimler vardı. Haşim Vatandaş son derece yetenekli bir arkadaşımızdı. Panorama Müzesi’nin yaptı. Şimdi de Çanakkale’yi yapıyor. Panorama Müzesi İstanbul’a gerçekten değer katmıştır daha doğrusu İstanbul’un değerine mütenasip bir iş yapmıştır. Bunun özellikle belirtilmesini isterim. Onunla ilgili ufak bir hatıram da var: Bir ara bu işlerden uzaklaştı. Eğer sinemacılıkla uğraşmış olsaydı bugün bir numara bir sinemacı olabilirdi. Haşim Ağabey, ilk defa hareketli Kur’an okuma derslerini, teknolojisini de kendi icat ederek yaptı. Teknik ve duygusal zekâsı oldukça gelişmiş bir ağabeyimizdir. O zaman dedim “git TRT’de şu işlerle uğraş”. TRT tek kanal. Bunun yerine gitti kültür mantarcılığı yaptı. Ben de beddua ettim. Dedim ki “Allah seni aç bırakmayacak şekilde seni bu işten iflas ettirsin. Allah sana kabiliyetler vermiş. Sen zekânın kabiliyetlerinin gereğinin yerine getirmiyorsun.” Haşim ağabey Allah istedi öyle oldu ama hakikaten aç kalmayacak şekilde o işte battı. İyi oldu da batması. Haşim ağabey battığı için biz bugün Panorama Müzesine sahip olduk. Haşim ağabeye dua ediyorum artık beddua etmiyorum.

Kitap fuarları, kitapçılar, internetten satış? Yayıneviniz için en iyi yol, hangisi denebilir?

Kitapçılarda satış. Kitapçılarda satışı çok önemsiyorum. Büyük bir camiada içindeyiz. Bu camiada elli biri alır yüz biri alır dağıtmak için. Bu, para getirmesi açısından kötü bir şey değildir ama bana derseler böyle 10 bin mi satmak istersiniz yoksa kitapçılarda raflardan 2 bin, 3 bine razı mısınız? Ben ikincisine razı olurum. İnternette çok iyi bir satış alanı ama biz henüz orada gerçekleştiremedik. Fuarlar ise satış yeri değil bir bakıma vitrin. İnternet ve kitapçıları önemsiyorum doğrusu.

Gazetelerin, internet medyasının, televizyoncuların yayıncılarla ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her zamankinden farklı değil. İletişimin bu kadar geliştiği bir çağda, hap gibi tüketilecek şeylere ihtiyaç var. Kültür de tüketilen bir şey haline geldi. Sıkı fıkı bir ilişkim olduğu söylenemez. Bunda bizim de payımız var onların da payı var. Arz talep meselesidir. O kadar çok kitap çıkıyor ki bir kültür sayfasını hazırlayan insanların bu kitapları ön plana çıkarmaları da çok zor bir iştir. Kendiniz yazıp gönderdiğiniz de koyuyorlar bazen. İyi bir kültür sayfası hatırlıyor musun desen çok hatırladığımı da söyleyemem. Televizyonda kültürden ne kadar bahsedilebilir. Hepimizin evinde kadın programları izleniyor. Seda Sayan en güvenilir vatandaşlarımızdan biri olmuştu. Bunu bizim hanımlarımız yaptı. Bunu Seda Sayan güvenilmez filan demek için söylemiyorum. Bir durumu ve seviyeyi göstermesi açısından söylüyorum. Öyle bir dünya ki görünür olmazsanız yok olursunuz. O zaman da cambazlık yapmanız gerekir ki popüler kitapların bazıları da cambazlık yapıyorlar zaten. Niye yapıyorlar diye de bir eleştirim yok. Ne yapacak adam satacak tabi.

Yayıncılar açısından Kültür Bakanlığı nasıl bir yerde duruyor. Kültür Bakanlığı işini yapıyor mu sizce?

Kültür bakanlığını çok lüzumlu görmüyorum. Bu işler bakanlıklarla olmaz. Yayıncılıkta yapılacak en önemli iş okullarda doğru düzgün bir dil eğitimi vermek, kompozisyon dersini işkence haline getirmemek kaydıyla bir kere daha gözden geçirmek. Çocukları, öğretmenin yazdırdığını tekrarlayan biri olarak değil de okuyanlar haline getirmek. Kitap okunmasına okulların çok büyük katkısı var.

Ortalama 400 kelime ile konuşulan bir ülkeyiz. Bunu bir 1000 kelimeye 1500 kelimeye çıkardığınıza muhteşem bir kültürel ikliminiz gelişecek demektir. Sadece bir dil meselesi de değil. Bir zihniyet meselesidir. Ama dil önemlidir başta.

Okurlarınızla irtibatınız nasıl? Pınar Yayınları’nın okuru diye bir okur tiplemesi var mı aşağı yukarı? Bu okur tepkisini, beğenisi size iletiyor mu?

Bizde okur beğenisi kolay kolay iletmez. Tepki olduğunda iletir. Tek onu da iletse razıyız. Ben kitaplarımızı alan her okurun bizim üzerimizde hakkı olduğuna inanıyorum.

 

 

Meryem Uçar konuştu, samimi sohbetin tadı damağında kaldı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2011, 22:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
tahsin
tahsin - 8 yıl Önce

Pınar yayınları deyince benim aklıma Abdullah Yıldız geliyor doğrusu. Çok satanların başında zikredilmeli. Mesut Karaşahan, Cevdet Said de unutulmamalı.

Ahmet K.
Ahmet K. - 8 yıl Önce

Camianın abisidir...

Derdi olan ona gelir...

Ya çare bulur ya doktor...

Samimidir, harbidir...

Vefalıdır, dosttur...

Gençleri tanır, tutar kolundan, yol gösterir...

Bence 'Cevat Abi' ayrı bir yazı olmalı...

Onda daha ne Pınarlar var...

Onu tanıyanlar, yakınında olanlar yazmalı...

(Mümkünse kaybetmeden...)

ümmügülsüm tat
ümmügülsüm tat - 8 yıl Önce

Ruhi Şirin, Mustafa Yıldız, Aykut Edibali... Pınar'dan hatırladığım yazarlar... Yeniden Milli Mücadele Hareketiyle bütünleşmiş bir dergi pınar... kapak tasarımı, ele aldığı dosyalar Türkiye'deki muhafazakar entellektüel kitlenin doğmasına vesile olmuştur... çok güzel bir söyleşi olmuş... emeği geçenlere teşekkürler...

said ramazan
said ramazan - 8 yıl Önce

Pınar dergisinin son birkaç sayısını bir yana bırakırsak yayınevi ile dergi bir yol ayrımının neticesidir. YMM hareketini aşmaya çalışmanın ve bir anlamda "devlet tezgah"ından Hakka ilticanın adıdır Pınar yayınları. Bu hareket için H.Türkmen'in yazılarına,Ercümend Özkan ve Hayrettin Karaman'ın anılarına bakılsa hareketin içerden ve dışardan nasıl değerlendirildiği berraklaşır.
Az satanlarına bakarak da bir yorum yapılabilir: Pazarın Zaferi, İnsan Haksızlıkları, Batı Düşüncesinde İslam vs.

buşra dilek
buşra dilek - 8 yıl Önce

muhafazakar entelektüel kitle mi,!?
pınar yayınları'ndan bahsediyoruz değil mi,!
islamcılık(kendi içinde denilmesi doğru ya da yanlış) ve muhafazakarlık kavramlarını birbirinden ayırmış,
vahyi esas alıp onun aydınlığıyla yola çıkmış,
peygamberin dinamik,kur'ani yaşantısı üzerinde durup,insanların peygamber deyince akıllarına ilk gelen hatta son da gelen gül,mucize,vs vs. algısını sarsmış,
hamd olsun sarmış,

buşra dilek
buşra dilek - 8 yıl Önce

yaftacı,zırhtan bid'atlerle dolu kökten gelenekçi insanlar tarafından 'mealci, hadisleri inkar eden sapık/sapkın ekol’diye kısaca tekfir edilmiş(ki buna sırf ibn teymiyye kitapları yayımlamış olması yetmiştir),
oysaki kur’an’ın ‘her bir harfine bilmem kaç puan/sevap oh aman ne güzel hazırlop cennet’ denilip de vızır vızır okunup hayatlara etki etmemesine karşı durmuş,
peygamberin doğru anlaşılması için çaba sarfetmiş,
yani sahih kaynaklarla sahih bir din algısı oluşturma derdindeki,

buşra dilek
buşra dilek - 8 yıl Önce

yani hayatı ‘ibadet ve diğer şeyler’ diye parsellememiş
‘müslüman olmak’ üzerinde durmuş,
yani muhafazarlık denilen şeyi her haliyle temizlemiş olan pınar yayınları’ndan bahsediyoruz değil mi,!?

buşra dilek
buşra dilek - 8 yıl Önce

son sorunun cevabı sorulurken aslında belkide bilinen bir duruma işaret edilmiş.
özellikle ‘pınar yayınları’, ’ekin yayınları’, ’düşün yayınları’ ve okurları düzenin ‘radikal islamcı’ diye etiketlediği sahih/sağlam/hakiki müslüman olmak için çabalayan insanlar.
rabbimiz böyle yayınevlerini ve var olduğu için hamd ettiğimiz isimleri çoğaltsın..

banner8

banner19

banner20