Patani'yi kim kurtaracak?!

Adem Özköse ile Patani'yi konuştuk. Patani Osmanlı ilişkilerini, Taylandlıları...

Patani'yi kim kurtaracak?!

Patani ve Adem Özköse 

Gerçek Hayat Dergisi Orta Doğu Temsilcisi Adem Özköse’yi TYB İstanbul şubesinde dergi editörleri toplantısına gittiğim bir günde tanıdım. Medreseye girdiğimde Bilgisayarındaki görüntüleri edigtör arkadaşlarla paylaşıyordu. Öyle heyecanlı öyle içten anlatıyordu ki hemen bir sandalye çekip onu dinlemeye başladım.

Görüntülerde Patani vardı. Çoğumuzun adını hiç bilmediği bilenlerin ise orada ne olup bittiğinden fazla haberinin olmadığı bir vatan yani. İşte O vatanda acılarla yoğrulmuş direniş dersini yüreklerinde ezber etmiş bir halkı anlatıyordu Özköse. Sanki yıllardır orda kalmış o asil halkla direnişe katılmış gibi samimi bir duyarlılıkla oralardan haber veriyordu.

Görüntülerde çok şey vardı. İşkence zulüm düşmanlık ve ezilen Müslümanlar... İzlediklerimiz hepimizin ruh halini alt üst etti. Patani’deki işkencelerin çoğunu izleyemedim. Fotoğraflara bakamadım. Adem Bey’le sonra görüşmek üzere kucaklaşıp ayrıldım. O günden sonra gündemimde Patani hep oldu. Daha çok araştırıp orayla ilgili bilgilerimi çoğalttım. Sonrasında Adem Bey’le tekrar buluşup aşağıdaki söyleşiyi gerçekleştirdim. Buyurun size Adem Özköse’nin dilinden Patani… 
 

Adem Bey öncelikle sizi kısaca tanıyalım. Daha sonra Patani’yi konuşmaya başlayalım…

1978 Samsun Çarşamba doğumluyum. İlkokulu Çarşamba’da okudum. Daha sonra Samsun’un bir ilçesi olan Terme’de hafızlık yaptım. Lise hayatımı Çarşamba İmam Hatip Lisesi’nde geçirdim. İmam Hatip’ten sonra Selçuk İlahiyat Fakültesini kazandım. Bir sene Selçuk İlahiyat’ta okuduktan sonra içimdeki gazetecilik aşkı nedeniyle Selçuk İlahiyat’ı bıraktım ve Marmara İletişim Gazetecilik Bölümü’ne geçtim. Dördüncü sınıfta okurken Vakit Gazetesi’ne staj için gittim ve Vakit gazetesinde gazeteciliğe başladım. İki buçuk sene Vakit gazetesinde çalıştım. O dönem Afganistan’da bulundum kırk gün. İsrail-Lübnan Savaşı’nı takip ettim. Darfur’da bulundum. İslam Dünyasına o dönemler geziler yapmaya başladım. Daha sonra Gerçek Hayat Dergisine geçtim. İki buçuk senedir de Gerçek Hayat Dergisindeyim ve Şam’da yaşıyorum. Bu süre zarfında Gazze gibi çeşitli bölgelerde de bulundum. En son Gazze-Filistin’de yaşanan olaylara tanıklık ettik. Bundan iki ay önce Patani’deydim. Daha çok sıcak savaş bölgelerinde bulundum ve İslam Dünyasını geziyorum. Yani ben siyasi düşünce olarak ümmetçi bir düşünceye sahip bir insanım. İki üç ay Müslümanları ziyaret etmeden duramam. Biraz ara uzasa şunu diyorum:“Mutlaka ne yapıp edip bir yerlerdeki Müslümanları ziyaret etmem lazım. Onları kucaklamam lazım.” 

Cahit Zarifoğlu’nun “ümmeti gözetmen gerekli” sözünü hayata geçiriyorsunuz yani…

Evet, ümmet gerçekten gözetilmesi gereken bir şey. Yani benim hayatımdaki en zevkli ve en anlamlı bulduğum şeyler bu yaptığım ziyaretlerdir. Çok zevk alıyorum.

Bugün sizinle Patani’yi konuşmak istiyorum. Patani’yi sizin röportajlarınızla, yazılarınızla öğrenmiş olduk. Neresidir Patani? Oradaki dert nedir? 

Patani Malezya ile Tayland sınırında bir bölge. Şu an 3 milyona yakın Müslüman yaşıyor Patani’de. Patani İslam’a ilk defa Yemenli tüccarlar vasıtasıyla girmiş 12. yüzyılda. 15. yüzyılda Müslümanlar o kadar güçlenmişler ki bölge o kadar İslamlaşmış. Patani İslam Krallığı kurulmuş. Patani İslam Krallığı 300 yıl kadar devam etmiş. Daha sonra Tayland’ların dedeleri olan Siyamlar Patanili Müslümanlara, Patani İslam Krallığına saldırmaya başlamışlar. 1900’lü yıllarda biliyorsunuz Asya İngilizler tarafında işgal edildi. Patani de işgal ediliyor İngilizler tarafından. İngilizler Asya’dan çekilirken, tıpkı Orta Doğu’da yaptıkları gibi cetvellerle sınırlar çizip 1909 yılında Patani’yi Tayland’lara veriyorlar. Patanilerle Taylandlılar her alanda birbirlerinden farklı iki toplum. Zaten Patanilerle Taylandların arasındaki mücadelenin temelinde de iki farklı medeniyet, iki farklı algının olması yatıyor. İnanç olarak Taylandlılar Budistler. Pataniler Müslüman’dırlar. Nakşibendi tarikatına bağlılar. Direnişçilerin hepsi sufi.

Patani

Genelde sufiler aksiyoner olmamakla, mücadeleci olmamakla eleştirilirler. Miskinlikle itham edilirler ama dünyanın birçok yerinde aksiyoner durumdalar. Ne diyorsunuz bu konuda? 

Tabii tabii. Bugün mesela Patani’deki cihadın motor gücü Pondok Medreseleridir. Aşağı yukarı 100 yıldır Pondok Medreseleri, medresede bulunan alimler vasıtasıyla halk cihat ediyor. Patani’deki bütün cihat hareketlerine, liderlerine baktığımızda mesela 1910-11’de Şeyh Ahmet var başka Şeyhler var. Bunlar tarikat şeyhleri. Hala bugün bile Patani’deki cihadın merkezinde tarikatların, özellikle Nakşibendi ekolünün çok büyük etkisi vardır. Yani siz Patani’de bir dağa çıktığınızda, rabıta yapan bir mücahitle karşılaşabilirsiniz. Ben oradaki direnişçilerle, mücahitlerle de görüştüm. Mesela Irak’ta –bu çok Türkiye de bilinmiyor-Ben Irak’ı yakından takip ettiğim için biliyorum. Nakşibendî Ordusu diye bir ordu var. Başlarında yetmiş yaşlarında bir şeyh var ve Amerika’ya karşı en etkili en etkili saldırıları yapan bu grup. Videoları var, yüzlerce video yayınladılar. Bu grubun şeyhi, bunlar da Nakşibendî, daha önce dergâhları varmış. İşgal başladığı zaman bütün müritlerine diyor ki artık tespih çeken ellerimiz tetik çekecek. Şu an Amerikalıların en çok aradıkları insanlardan birisi bu Şeyh Efendi.

Amerikalıları en çok rahatsız eden onlar herhalde? 

Tabiî ki tabiî  ki bu Şeyh Efendi ve onun müritleri. Çok da akıllı insanlar. Ben röportaj da yaptım. Sadece Amerikalılara saldırıyorlar ve bunun da altını çiziyorlar. Hatta enteresan bir şey üç beş tane kaset yayınladılar bununla ilgili bu Nakşibendi ordusunda kadın savaşçı mürideler de var. Bunlar gördüklerini yayınladılar. Tarihte yine Ömer Muhtar’ından tutun, Şeyh Şamil’inden tutun birçok sufi hem direndiler hem sufi yolunun esaslarını yaşadılar. Tasavvuf büyükleri derler ya tasavvuf, zamanın gereğini yerine getirmektir. Zaman olur ki zikir yapmanız gerekir, zaman olur ki mücadele etmeniz gerekir.  

Sufiler cihadı  da, nefisle olan büyük cihatlarını  da hayatlarında yaşıyorlar. Bunun örneklerini Patani de gördünüz. Şu an Patani’de Müslümanlar kime karşı mücadele ediyorlar? 

Budist Tayland ordusuna karşı mücadele ediyorlar. Din, dil, tarih vesaire tamamen farklı. Neden Patani’yi işgal etme konusunda ısrarlı? Bunu soracak olursak, 70 milyonluk Tayland, ihracatının %35’ini Patani’den karşılıyor. Çünkü çok bereketli topraklar Patani toprakları. Ayrıca bizde nasıl ekmek önemliyse Asya’da da pirinç önemlidir. Yine pirinç üretiminin %10’unu da Patani’den karşılıyor. Tayland dünyada beş ilaç devinden bir tanesidir. İlaçla ilgili birçok ürünü de Patani’den karşılıyor. Patani böyle zengin bir yer. Bundan bu işgal konusunda ısrarlı. Orayı bırakmıyor.

Patani’de şu an Müslümanların lideri konumunda kim var? 

Patani’de tarihi lider olarak iki tane çok önemli insan var. Birisi Hacı Sulong birisi de Şeyh Ahmet Patani. Şeyh Ahmet Patani Sultan Abdulhamit Han tarafından oraya atanmış bir insan. Benim Patani’ye olan ilgimin sebebi de odur. Telmira isminde son Patani İslam Kralı’nın torunu. 46 sene önce ülkesinden çıkmış ve Şam’da vefat etti. Ben onunla vefatından iki ay önce tanıştım. Hastaydı kendisi. Çok sık ziyaret ettim. Patani’yi biraz da ondan öğrendim. Hatta bu Patani’ye gidişimde gittim ailesini buldum. Tabii Tayland hükümetinin en çok aradığı isim. Son derece entellektüel bir adam. Pakistan’da okumuş. İsviçre’de mastırını yapmış. Mücadeleci birisi. Patani’de kurtuluş örgütünün lideriydi. O çok önemli bir insan. Patani’yi dünyaya açan biri. Yani Patanili öğrencileri alıp dışarıda okumanız lazım, batıyı tanımanız lazım diyor. Biz Osmanlı’yı çok konuştuk kendisiyle. Kendisini halen Abdulhamit’e, hilafete bağlı hisseden bir insan.

Adem Özköse ile Patani

Tayland hükümetinin Patani halkına muamelesi nasıl? 

Sistemli bir misyonerlik ve yıldırma taktiği uyguluyorlar. Patani’ye girer girmez askerlerle karşılaşıyorsunuz. Sokaklarda Budist Tayland askerleri. Ellerinde silahlar, tanklar üzerinde geziyorlar. Saat 19’dan sonra Patani’de insanlar misafirliklere gittilerse geri dönmek zorundalar. Yoksa başınıza bir şey gelme ihtimali çok büyük. Yüzlerce insan cezaevlerine konmuş. Kadınlar var cezaevlerinde. 2004’ten beri 4 bin Müslüman faili meçhul bir şekilde öldürülmüş. Pirenler ismi verilen özel güçler var. Bunlar Budist Taylandlı gençler. Devlet bunlara maaş bağlamış. Ve bu insanlar orada kadınlara tecavüz ediyorlar, insanları öldürüyorlar ve kimse bunlara hesap soramıyor. Ayrıca Tayland devleti Patani’yi Budistleştirmek için bir takım faaliyetlerde bulunuyor.  

Ne tür faaliyetler yapıyorlar?

Bangok’tan Budist aileler getiriyor ve Patani’ye gelen bu ailelere altı ile on dönüm arası toprak veriliyor. Amaç ney, demografik yapıyı bozmak. Ben gördüm mesela barlar açılmış, diskolar açılmış, masaj salonları adı altında fuhuş salonları açılmış ve bu Taylandlı askerler gençlere çok ucuz miktara uyuşturucu dağıtıyorlar. Gençleri uyuşturmak tamamen Budistleştirmek için yoğun şekilde misyonerlik çalışmaları var. Patani’de genel olarak bu tür manzaralarla karşılaştık.  

Söz açılmışken Osmanlı Patani ilişkisini konuşalım…

Patani’de beni en çok heyecanlandıran, etkileyen Patanililerin Osmanlı’ya, Sultan Abdulhamit’e ve Anadolu’ya duydukları sevgi oldu. Şimdi Patani’de gezerken zaten ilk günden itibaren altı gün boyunca onlarca Abdulhamit ismiyle karşılaştık yani Sultan Abdulhamit Han’a olan sevgiden dolayı bu isimler verilmiş. Ve Sultan Abdulhamit’e oradaki insanlar öyle bir değer, öyle bir anlam yüklemişler ki Patani’de, şöyle bir olay anlattılar. Yaşları 50 ile 60 arası olan kırk eli Patanili’den dinlemişimdir bunu. Şimdi bu insanlar çocukken, köylerini Budist askerler basarlarmış. Patani’de köyler basıldığında, çocuklar korktuklarında anneler derlermiş ki Sultan Abdulhamit gelecek, bizi kurtaracak, korkma. Sultan Abdulhamit Han’a karşı böyle bir sevgi var, böyle bir muhabbet var. Mesela bana enteresan gelen başka bir şey, oraya gittiğimde mescitlerde konuşma yapmamı istediler benden. Sultan Abdulhamit’in torunu gelmiş şeklinde bize çok saygı gösteriyorlardı. Türkiye halkının size selamı var diye insanlara mescitte seslendiğimde tercüman arkadaş İstanbulluların size selamı var diye tercüme ediyordu. Sordum kendisine niye böyle diyorsun diye. Biz dedi Türkiye’yi İstanbul olarak biliriz, Türkleri de İstanbullular olarak. 

İslam dünyasının merkezi İstanbul. 

Tamamen öyle. Osmanlı zamanında İslam dünyasının merkezi İstanbul.

Patani ülkemizde yeteri kadar biliniyor mu?

Patani’yi birçok insan bilmiyor. Hatta dunyabizim'de gördüm sormuşsunuz, Patani nedir diye. Cevap verememişler. Meyve bile diyenler olmuş. Şimdi bu kadar iletişim gelişmiş, fakat biz Patani’yi bilmiyoruz. Bana göre hilafetin, Osmanlının kaldırılmasının en trajik sonuçlarından birisi de Anadolu coğrafyasında yaşayan Müslümanların İslam dünyasıyla olan ilişkilerin kesilmesi oldu. Biz Patani’yi bilmezken Sultan Abdulhamit Han bundan 100 sene önce Patani’ye yirmi dokuz tane genç göndermiş. İngilizlere karşı savaşmaları için. Ben 11 12 saatte gittim uçakla Patani’ye. Bunlar artık bir senede mi gittiler, iki senede mi gittiler bilmiyoruz. Halifenin emriyle giden bu gençler Patani’ye giderken yakalanmışlar İngilizler tarafından. Ve bu gençlerden bir daha haber alınamamış. Muhtemelen şehit oldular kurşuna dizilerek. Malezyalı bir Profesör İngiliz arşivlerini karıştırırken rastlamış bu bilgiye. O getirdi ve gösterdi bana belgeleri. O insanlar halifeyi var oluşlarını anlamlandıran biri olarak görüyorlar. Onun için hilafete halen daha bağlılar.  

Çok teşekkür ederim Rabbim heyecanınızı çoğaltsın.

Ben teşekkür ederim… 

 

Video galeri için: http://www.dunyabizim.com/video.php?id=63 

 

Mahmut Bıyıklı konuştu

Güncelleme Tarihi: 01 Aralık 2009, 15:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tarık Cebeli
Tarık Cebeli - 9 yıl Önce

Patani'yi ümmet bilinci kurtaracak.Müslümanlar tıpkı Gazze'ye feryat ettiği gibi Patani'ye de feryat edecek.Bu sefer güçlü bir zulüm devletine karşı değil 3.sınıf bir dünya devletine karşı bir duruş sergilenecek.Yani iş daha kolay olacak.Ama bunun içinde Patani'nin Gazze kadar bilinmesi,benimsenmesi gerekiyor.Küçümsemeyin,Patani'yi bu yazıyı okuyanlar,birbirlerine Patani'yi anlatanlar kurtaracak.

Kerem çiçek
Kerem çiçek - 9 yıl Önce

Konya da bir dergi var, nefha diye.O da sürekli pataniyi anlatıyor, son sayısında da adem özköse ile röportaj yapmış. Nefha yı takip etmenizi isterim, satmıyorlar, ayrıca internetten d ücretsiz veriyorlar dergiyi. www.nefhadergisi.com Allah hepsinden razı olsun.

caner sezer
caner sezer - 7 yıl Önce

s.a.bu platforma destek olarak,PATANİ.MİZE SİZLERDE KATKI SAĞLAYABİLİRSİNİZ.

Enver
Enver - 5 yıl Önce

Merak ediyorum Başbakan her yerde Osmanlının torunlarıyız diyor,Patanideki çocuklar hala Abdülhamidi bekliyor, yani onun torunlarını, benim her yerden haberim var başbakanın haberi yok mu,

banner19