banner17

Paradokya halkı büyülüyormuş!

İzmir’e gelmemin asıl sebebi, ‘Paradokya’ kitabının yazarı Cem Gülbent ile tanışmak ve konuşmak..

Paradokya halkı büyülüyormuş!

 

Çok yer gezdim, bir sürü mimarî eser gördüm, yüzlerce insanla tanıştım, birbirinden farklı lezzetleri tattım, kimi zaman tren istasyonlarında kiminde otobüs koltuğunda şanslıysam yanım boş olarak uyudum. ‘Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?’ sözünü sınamaya çalışmak değildi niyetim elbette, ama gittiğim her yerde yeni şeyler keşfettim. Adımladığım tüm sokaklarda kendimden izler bıraktım, anı olsun diye havalarını doldurdum ciğerlerime ve yollar bitip geri döndüğümde, anlattım; aklımda neler kaldıysa hepsini, abartmadan, süslemeden, anlattım.

İşte böyle düştüm yollara yine ve İzmir tabelasını gördüğümde farklı bir sevinç kapladı içimi. Bir şehre ilk defa geliyorsam, aynı his sarıyor bedenimi. İzmir’i sabahtan akşama kadar hızlıca dolaştım, saat kulesine geldim en son, akşam ezanı okunmuştu. İzmir’e gelmemin asıl sebebi, Paradokya kitabının yazarı Cem Gülbent ile tanışmak ve konuşmak. Birçoğunuz Paradokya’yı duymuşsunuzdur. İki yıldır adından çokça söz ettirdi. Geçen sene İstanbul Kitap Fuarı’nda tanışmıştık yazarıyla. Ayaküstü başlayan sohbet uzadıkça uzamıştı ve sonunda bu gezinin tohumları toprağa atılmış oldu.Cem Gülbent, Paradokya

Kitabın yazarı Cem Gülbent’ten aldığım bilgilere göre, Paradokya, paradokslarla çevrilmiş rüyalar âlemi anlamına geliyor. Birbirini tanımayan kişilerin ellerine gizemli bir kitap geçiyor ve uyudukları gece kendilerini kitabın etkisiyle rüyaların ötesinde buluyorlar. Onlara birbirinden farklı şifreler ve görevler veriliyor. Bu sayede gecenin gizemli oyunu başlamış oluyor. Alacakları en büyük hediye uyanabilmek olan bu gizem dolu yolculuklarında şifreleri çözmeleri, tuzakları geçmeleri ve oyunu başarıyla tamamlamaları gerekiyor. Yoksa uyanmak mümkün olmuyor. Böyle güzel bir kitap Paradokya ve bu güzel kitabın yazarı Cem Gülbent’in farklı bir öyküsü var, kitabın yazım döneminde yaşadıklarını bana anlattığında gülümseyerek dinledim. İsterim ki sizler de öğrenin.

Vakit geçmeden Cem Gülbent geldi. Kollarını iki yana açarak, “Adem Hocam,” diye seslendi. Yanında bir arkadaş daha vardı. “Tanıştırayım,” dedi hemen, “Feridun, arkadaşım.” “Bu Feridun, o Feridun mu?” diye sordum gülümseyerek. “Evet,” dedi. (Paradokya kitabını okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.) Yemek için güzel bir yere götürdüler beni ve hoş bir sohbet başladı. Aklıma gelen soruları gelişigüzel sormaya başladım.

Paradokya’yı yazmak aklına nasıl geldi?

2007 yılının bir Temmuz gecesi, yatağımda kendime geldim. Ne gördüğümü, ne düşündüğümü ve ne hissettiğimi hatırlamıyordum. Rüyada olsam ve bunları yaşasam nasıl kurtulurdum, nasıl uyanırdım diye sorgulamaya başladım. O gece Paradokya’nın doğuş gecesi olmuş. O günden itibaren sürekli bir kurgu tasarlamaya çalıştım. Bir sistem olsun, bu sisteme giren olsun ve rüyasında bir oyun oynasın istedim. Yer, oyun, şifre ve macera düşünürken kişi sayısının 1’den 3’e çıkmasının uygun olacağına karar verdim. Daha sonra bu üç kişinin yollarını maceranın en üst düzeyde olduğu anda birleştirmek istedim. İlk olarak filmini çektim zihnimde.

Kurgu aylarca şekillenmişti. Fakat bunu yazacak vaktim yoktu. Okulum yeni bittiği için bir an önce askere gidip geleyim ve reklam şirketimi açıp hayatımı idame ettireyim düşüncesi vardı. Hazırlıklarımı yaptım ve askerlik için müracaat ettim. Askerliğimin başlamasına üç gün kala halı saha maçında sakatlanınca bir anda her şey değişti. Askerliğimi bir sonraki döneme kaydırırlar diye düşündüm fakat yapmadılar. Alçılı ayağımla Rize’ye gittim. Tedavi sürecinde 1,5 senedir kurguladığım Paradokya kitabımı yazma fırsatım oldu. İyileştim, askerliğimi tamamladım ve İzmir’e dönüp reklam şirketimi açtım. İlk çıkardığım Paradokya ve Adalet Yıldızı adlı kitabım çok büyük ilgi gördü ve devamı istendi. Ben de Paradokya ve Kayıp Pusula’yı yazıp seriye devam ettim. Timaş Yayınları ile anlaşma yapınca bu iki kitabı birleştirdik ve tek kitap halinde okuyucuların beğenisine sunduk.

Yazı yazarken dikkat ettiğin hususlar var mı?

Yazarken dikkat ettiğim en önemli husus merak duygusudur. Birçok okulda binlerce öğrenciye konuşma yaptım ve bu konunun önemini dile getirdim. Yazdığınız tür her ne ise kitabınızın ilk bölümlerinde mutlaka ama mutlaka merak duygusu uyandırın ki okuyucu hızla sayfaları çevirsin ve hazırladığınız muhteşem sonla karşılaşsın diye söyledim. Bir de ilhamın ne zaman ve nerede geleceğinin belli olmadığını belirttim. Okuduğumuz bir haber, izlediğimiz bir program ya da arkadaşlarımızla yaptığımız bir sohbet bile bize yeni ilham kapıları aralayabilir. Bir de gelen her ilham mutlaka küçük notlar halinde tutulmalı. Ben öyle yapıyorum ki bu notlar ilerde birleşip belki de bir bölümün yazılmasına sebep oluyor.

Yazılarını değerlendirmeleri için yakınlarınla paylaşıyor musun veya kafandaki kurguları olgunlaştırırken kimseyle paylaşır mısın?

Cem Gülbentİskeleti kurarken kendi başıma olmayı tercih ediyorum. Olay örgüsü tamamlanınca proje olarak çevremdekilere sunuyorum ve fikirlerini alıyorum. Şöyle şöyle olsa dedikleri her şey benim için çok önemli. Dinlemesini bile, herkesten bir şey öğrenilebilir düşüncesiyle benimseyen biriyim. Fakat yola ilk adımlarımı atarken kendi ilhamlarımın izinde gitmeye özen gösteriyorum.

Paradokya çok sevildi. Bunu düşünüyor muydun veya bunu neye bağlıyorsun?

Kitabın ilk cümlesini yazmaya başladığım andan itibaren bu çalışmanın çok sevileceğini ve çok tutulacağını biliyordum. O kadar inanmıştım ki asker arkadaşlar bile hayret etmişlerdi. Her bölümün ardından arkadaşlara okutunca devamını istemeye başladılar ve Paradokya’ya olan ilgileri arttı.

Ülkemizde fantastik kurguda eserler veren birçok Türk yazar var. Fakat gittiğim söyleşilerde “kaç tanesini biliyorsunuz” diye sorduğumda kimse parmak kaldırmıyor. Bunun nedeni okuyucudan değil, bizden kaynaklanıyor. Hitap ettiğiniz kitle ile aynı frekansı yakalarsanız başarılı olursunuz. Büyülü ya da vampirli kitaplar yazıp günümüz fantastik edebiyatında yer bulmaya çalışsam bu kadar başarılı olamazdım. Madem gençlerimiz fantastik okuyor, bizim kültürümüze ait değerlerle evrensel değerleri birleştirip beğenilerine sunmak istedim. Çünkü okuyucuların yabancı yazarlarla Türk yazarlar arasında beklentileri farklı oluyor.

Kimleri okursun?

Kimleri okurum… Güzel bir soru. Her türde okumaya çalışıyorum. Genelde deneme tarzı yazılar hoşuma gider. Çünkü bir iki sayfaya birçok ilham verici kelimeler serpiştirilmiştir. Örnek verecek olursam Ali Ural ve Ali Çolak’ın yazılarını ve kitaplarını beğeniyorum. Yabancı kaynaklı olarak da kurgusundan etkileneceğimi düşündüğüm her kitabı okumaya çalışıyorum. Dan Brown ve Adam Fawer’in tarzı hoşuma gidiyor.

2000 yılında bir sinema filmine gitmiştim. Ara verildiğinde arkadaşımla birlikte on farklı senaryo üretmiştik. Fakat hiç biri tutmayınca o film benim için muhteşem unutulmaz bitmişti. Kitap okurken de aynı duyguları yaşamak istiyorum. Yazar, herkesin bilemeyeceği bir son kurgulamak zorunda. “Ben tahmin etmiştim” diyen çıkmamalı ya da bu sayı çok az olmalı.

Önümüzdeki günlerde bizleri neler bekliyor, yeni çalışmalar var mı?

Paradokya’nın devam kitabı yazılıyor şu anda. Kurgu ve oyunlar hazır. En yakın zamanda çıkartıp okuyucuları fazla bekletmek istemiyorum. Paradokya haricinde üç dört kitap projem daha var. Onları da yazmak için sabırsızlanıyorum aslında fakat önce Paradokya serisini tamamlamak gerek. Bir üçüncüsü hemen ardından gelir mi? Belli olmaz. Bakalım zaman ne gösterecek.

Bir insan neden yazar olmak ister?

Kurgulamak, merak ettirmek, şaşırtmak, paylaşmak, okunmak ve beğenilmek hoşuma gidiyor. Bu soru sorulduğunda biraz da tedirgin oluyorum açıkçası. Yazma süreci sıkıntılı bir süreç. Fakat her sıkıntının ardında bir kolaylık vardır. Tamamlanan çalışmanın ardından gelen mutluluk gibisi yok. Kitaplar okundukça ve devamı istendikçe sizin de yazma hevesiniz artıyor. Bir çeşit pozitif kısır döngü…

 

Zaman hızla ilerlemiş. saatime baktığımda bu güzel sohbete şimdilik nokta koymanın gerektiğini fark ettim. Birlikte, sıcak bir İzmir gecesinde, yürümeye başladık. Kalacağım otelin önüne gelince vedalaştık;

“Cem,” dedim, “Bu gece uyuyabileceğimi sanmıyorum.”

 

Adem Dönmez yazdı ve konuştu

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 11:21
YORUM EKLE
YORUMLAR
DENİZ
DENİZ - 6 yıl Önce

ÇOK GÜZEL BİR KİTAP HERKESE TAVSİYE EDERİM OKUMASININ

Nisa
Nisa - 3 yıl Önce

Benim için gecenin gizemli oyunu başladıPARADOKYANIN YAZARI CEM GÜLBENT EBu kitabı yazdığı için çok teşekkürler

banner8

banner19

banner20