Özel sayıların dergisiyiz

'Tematik yayın yapmanın en zor tarafı doğru konuyu belirlemek bence. Başlığı tespit ettikten sonra gerisi kolay!'

Özel sayıların dergisiyiz

Her sayısında belirli bir konuda “özel sayılar” hazırlayan Kültür dergisinin editörü Fatih Güldal’a kulak verdik.

 

Fatih Güldal’ı Kültür Dergisi editörü olarak tanıyoruz. Biraz daha tanıtsanız kendinizi…  Aldığınız eğitim, işiniz gücünüz…

1978 yılında Gemlik’te doğdum. Aslen Trabzonluyum. İlk ve orta öğrenimimi hayatımda çok özel bir yeri olan Bursa’da tamamladım. 1996 yılında kazandığım Marmara Üniversitesi Tarih bölümünü 2000 yılında bitirdim. Aynı  üniversitenin Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde 2003 yılında “Fetihten Osmanlılara kadar Sinop şehrinin Tarihi” başlığıyla yüksek lisansımı tamamladım. Eğitimciyim. İstanbul’da öğretmenlik yapıyorum.

Kültür DergisiKültür Dergisi gibi zahmetli ve maliyetli bir işin altına imza atmak yormuyor mu sizi? Ne zamana kadar devam etmeyi düşünüyorsunuz

Zor olmayan bir iş zaten önemsizdir, dersem çok mu iddialı bir söz söylemiş olurum bilmiyorum. İşimiz elbette ki yorucu, ama düzene girdikten sonra daha az sorun yaşıyoruz. Derginin ne kadar daha yoluna devam edeceğini tam bilmiyorum. Ama okuyucumuzdan olumlu tepki alamadığımızda, bu kadar yeter demenin vakti gelmiştir, diye düşünüyorum.  Ya da ben heyecanımı  yitirdiğimde görevi bir başkasına bırakma zamanı gelmiştir. Sonumuzu Allah bilir diyelim..

Şimdiye değin Fetih, Su, Mevlana, Yunus Emre, Rumeli… gibi medeniyet eksenli özel sayılar yayınladınız. Bu başlıkları siz mi belirliyorsunuz?

Tematik yayın yapmanın en zor tarafı doğru konuyu belirlemek bence. Başlığı tespit ettikten sonra gerekli konsantrasyon sağlanıyor, çark bir şekilde işliyor. Ama bu süreç editörü fazlasıyla meşgul ediyor. Çalışılmamış, hakkında yeni şeyler söyleyebileceğiniz, alanında boşluk olduğunu düşündüğünüz bir konu seçmeniz gerekiyor. Bunun için de iyi bir fizibilite yapmak şart. Birçok akademisyenle, yazar arkadaş ve dostlarla istişare ediyorum. Ama nihayetinde noktayı koymak bize kalıyor.

Türkiye’nin birçok ilinden birçok akademisyenin de dergiye katkı  yaptığını görüyoruz. Bu da dergiye ayrı  bir güç katıyor. Bu kadar akademisyene nasıl ulaşıyorsunuz, Onlar mı size ulaşıyorlar yoksa?

Konuyu tespit ettikten sonra bu alanda uzman olan herkese ulaşmaya çalışıyorum. Kimler ne çalışmış bilmek gerekiyor. Çoğu zaman da kapı kapıyı açıyor diyebilirim. Akademisyenlerin çoğu birbirini tanıyor zaten. Dolayısıyla bir yazara ulaştığımızda o bize yeni isimler de veriyor.  Bununla birlikte derginin ilim dünyasında tanınmasıyla birlikte bize ulaşan yazarlar da var.  Ortaya çıkardığınız ürün en nihayetinde en önemli referansınızdır.

Kültür DergisiKültür Dergisi düşüncesi ne zaman doğdu? Böyle neden genel değil de belirli bir konu üzerine yayın yapıyorsunuz?

Kültür dergisi Hırka-i Şerif Vakfı  bünyesinde çıkıyor. Bu vakıf birçok çalışma alanında hizmet verse de benim en önemsediğim alanları kültür sanat çalışmalarıdır. İstanbul’da birçok tarihi eserin restorasyonunu, tamamen yok olmuş eserlerin yeniden inşasını büyük bir özveriyle gerçekleştiriyorlar. Fatih, Sarıgüzel caddesinde çok önemli işler yapan bir kültür merkezleri var. Ayrıca alanında bir ilk olan Hocaüveys Kütüphanesi de vakıf bünyesinde hizmet veriyor. Derginin çıkma kararı bu kütüphanede verildi. 2005 Ramazanından beri de çıkmaya devam ediyor.

“Özel sayı yapmanın dayanılmaz hafifliği” diye bir yazı yazmıştı Cevat Akkanat sanırım. Ancak bizim bu tarz bir yayın yapmamızın nedeni bir hafifliği olduğu için değil de kalıcılık düzeyini arttırmak içindir. Kaldı ki her sayıda geniş bir ansiklopedik derleme sunmak çok güç ve zahmetli bir iş. Hepinizin malumudur; kütüphanelerimiz bazen dolar ve ciddi bir temizlik yapma ihtiyacı hissedilir. Yeni kitaplara yer açmak için eskilerden fedakârlık etmeniz gerekir. İşte bu süreçte ilk vazgeçilen çalışmalar aylık dergilerdir. Zira büyük bir özveriyle çıkan bu yayınlar bazen güncelliğini kaybeder ve çoğu zaman bir daha ele alınmaz. Bu benim en çok korktuğum durumdur. Oysa özel sayılar güncelliklerini hiç yitirmezler. Onlara her zaman müracaat edebilirsiniz. Bu birçok okuyucumuzun da bizimle paylaştığı bir durum.  Zaten derginin kemikleşmiş okurları da en çok bu nedenle dergiyi takip etmekteler. 

Önemli bir derginin editörü olarak başka dergileri takip ediyor musunuz? Hangi dergiler sizi heyecanlandırıyor mesela?

Kültür sanat içerikli çıkan süreli yayınların neredeyse tamamını takip etmeye çalışıyorum. Hepsinden ayrı bir lezzet alıyorum. Ayrıca camiamızın dergi editörleriyle her ay bir araya gelip sohbet ediyoruz. Bunu bir gelenek haline getirdik. Dergi ismi vermek doğru olmaz herhalde. Ama hepsini elden geçiriyorum, tümünde ilgiyle takip ettiğim yazarlar var.

Sizin kağıtla, kalemle, kitapla irtibatınız nasıl başladı?  Var mıdır bir ilginç  hikâyesi?

Kitap okuma merakı, kitaba atfedilen değerden olsa gerek, aileden geliyor herhalde. Babam kitaba çok meraklı  biriydi. Kaybolan bir kitabını yıllarca yana yakıla aradı. Ve her aklına geldiğinde de bizi azarladı diyebilirim. En sonunda Reşat Ekrem Koçu’ya ait bu eseri güzel bir şekilde fotokopileyip, ciltlettim ve babama hediye ettim. O anki mutluluğunu tarif etmem imkânsız. Çocukluğum böyle bir ortamda geçti. Ayrıca lise yıllarımda da Bursa’nın kültür ortamlarının, kitap evlerinin müdavimiydim. Bununla birlikte ciddi okuma uğraşları üniversite yıllarında başladı. Belki herkesin bir dönem yaptığı kitap gruplarımız vardı. Kitap okunur ve yazarıyla tahlil edilirdi. Düzenli olarak yaptığımız bu faaliyetler okuma serüvenimize ciddi katkılar sağladı. 

Yazmaya da üniversite yıllarımda başladım. 4 arkadaş “Tarih ve Düşünce” adında bir dergi çıkardık. Çok uzun soluklu olmasa da ilk yayıncılık deneyimimiz buydu. Hatta bir müddet sonra dergimizin ismi ulusal çapta yayın yapan başka bir dergi tarafından kullanılmaya başlandı. Dönemin şartları düşünüldüğünde birkaç öğrencinin bağımsız bir şekilde bu ayarda bir dergi çıkarması zahmetli bir iştir. Bu deneyim yayıncılık konusunda cesaretimizi arttırdı diyebilirim.

Peki Fatih Güldal hangi kaynaklardan besleniyor? Neler okuyor, kimleri takip ediyor?

9054Her gün düzenli olarak gazetelerin kültür sayfalarını takip ederim. Gerçi birkaç kültür sayfası kaldı ama.. Yine gazetelerin kitap eklerini aksatmamaya çalışırım. Birkaç kitabı birlikte okumak adetimdir. Tarih medeniyet, kültür, sanat eksenli çalışmaları takip ediyorum. Ancak son yıllarda okuma serüvenimi ve tarzımı dergi belirliyor diyebilirim. Takdir edersiniz ki her çıkardığım sayının uzmanı olmam mümkün değil. Dolayısıyla dergiyi hazırlama aşamasında konuyla ilgili bir çok yayın taramam ve okumam gerekiyor. Örneğin Endülüs sayısı yaparken Henry Charles Lea’yi, Mehmet Özdemir’i, Lütfü Şeyban’ı, Ziya Paşa’yı bilmek okumak gerekiyor. Bunun yanında mesleğim gereği okuma alanım daha çok tarih kitaplarıdır. Ana kaynaklar ve özellikle seyahatnameler mesaimin büyük bir kısmını teşkil ediyor. Yine hatıratlar çok önemsediğim bir konu. Son yıllarda ise İstanbul’la  ilgili arşiv oluşturma ve okuma gayreti içerisindeyim.

İstanbul’da yaşıyorsunuz ve sanırım İstanbul’la irtibatınızı sıkı tutuyorsunuz. “İstanbul’un 100 Kaybolan Eseri” isimli bir de çalışmanız var. Biraz bu kitaptan bahsetseniz bize ne iyi olur?

Kültür Aş. tarafından İstanbul’un yüzleri başlığıyla bir dizi kitap yayınlanacağı bilgisi arkadaşlarca bize iletildi. İşin kötüsü her yazara bir yıldan fazla bir süre tanınmasına rağmen kitabı yazma teklifi bana geldiğinde bu sürenin bitmiş olmasıydı. Anlayacağınız hemen istiyorlardı. Bismillah diyerek, Mimar Sinan’ı ziyaret edip ona da bir Fatiha okuduktan sonra çalışmaya başladım. Bu kitapta İstanbul’un kaybolan ya da kaybolmaya yüz tutmuş yüz eserini anlatıyoruz. Bir zamanlar vakıf geleneğimizce insanlığa hizmet için yapılmış cami, mescid, hamam, çeşme, sıbyan mektebi, medrese, han, hamam gibi sivil mimarlık eserlerini, kaybolduysalar nerede bulunduklarını, mimari özelliklerinin ne olduğunu ve nasıl bir kıyımla yok edildiklerini anlatmaya çalıştık. Bugün ortada olmayan eserleri yıkılmadan önceki fotoğraflarını  da bularak yayınladık. 200 sayfalık güzel bir çalışma oldu. Umarım yeryüzünde kurduğumuz medeniyetin şahitleri olan bu eserlerin önemini anlatabilmişizdir. Çok kısa sürede hazırlanan bu çalışma elbette ki erbabınca tashihe ve tenkite muhtaçtır.

İstanbul’un 100 Kaybolan Eseriİstanbul’da olup da özlediğiniz şehirler var mı?

Bursa’yı doğup büyüdüğüm yer olarak her zaman özlerim. İstanbul’dan kaçıp sık sık sığındığım bir şehirdir. İsfahan’da da bir müddet bulunma imkânım oldu. Oradan da çok etkilenmiştim. Fırsat bulduğum anda tekrar gideceğim. Balkanların ise ayrı bir tadı var Mostar, Saraybosna inanılmaz sıcak geldi bana. Üniversite yıllarımda dil eğitimi için gittiğim Selanik ise bambaşka bir yer. Tüm tahribata rağmen Osmanlıların burada bıraktığı iz silinmesi mümkün olmayan bir his uyandırıyor insanda. Sokak araları Anadolu’dan, Bursa’dan, İstanbul’dan farksız. Casablanca’da gizemli bir şehir. Her yer bembeyaz. Hasan II Camii çok etkileyici.  Bununla birlikte gidip görmesem de eski Osmanlı şehirleri burnumda tütüyor. Balkanları ayrıntılı  olarak gezmek istiyorum. Ayrıca Maveraünnehir,  yani Semerkand, Buhara da görmediğim ama sanki bir yanımı bıraktığım  şehirler.

Kültür Dergisi’nin en son yayınlanan sayısı “Osmanlı’da Kadın”  başlığını taşıyor. Yeni sayıda hangi konuya eğileceğinizi sorsak mı? 

Osmanlı’da Kadın sayısı  çok özel olarak hazırlandığımız ve çok emek sarfettiğimiz bir sayı oldu. Açıkçası emeğimize de değdi. Oryantalistlerin oluşturduğu ve bugün ortalama Türk vatandaşlarında da olan kadın algısını değiştirmek istedik. 30 yazarımızın çalışmaları  yayınladı. Görsellerimiz yıllarca uğraşılıp da bulunamayacak görüntüler. Kadının sosyal hayattan siyasi alana, eğitimden kültürel çalışmalara ellerlinin değdiği her konuyu yazmaya çalıştık. Umarım beğenilmiştir.  Bundan sonraki sayımız Osmanlı  milletleriyle ilgili olacak. Süryanilerden , Keldanilere, Ermenilerden Arnavutlara Osmanlı coğrafyasında yaşayan milletleri tanıtmaya çalışacağız.

Kültür Dergisi okuyucularınıza bir mesajınız?

Dergiyi okuyun, okutun, mümkünse abone olun. Çok güzel bir abone kampanyamız var. 18. yüzyılda yazılmış ve alanındaki tek ve en önemli eser olan Hadikatü’l-Cevâmi’yi abone olanlara hediye ediyoruz. Yaklaşık 800 sayfalık bu klasik herkesin kütüphanesinde olması gereken bir kaynak.

 

Besim Bal konuştu!

Fotoğraf: Halit Ömer Camcı

Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2009, 07:48
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 9 yıl Önce

Kültür dergisine emeği geçen herkese yürek dolusu selamlar. Böyle bir derginin boşluğunu yaşıyorduk. Bu boşluğu siz doldurdunuz. Derginin devamını diliyoruz. İnşallah heyecanınız azalmadan artarak devam eder.
Benim asıl belirtmek istediğim konu derginin web sitesi. Birkaç ay öncesinde bir web sitesi yoktu.Yakın zamanda bir web sitesi de açılmış ancak henüz yapım aşamasında.Web siteniz inşallah kısa sürede hizmete girer. Bu çalışmanızı biraz daha hızlandırmanızdan memnuniyet duyarız.Kolay gelsin

yunus eren
yunus eren - 9 yıl Önce

Fatih kardeşimi bu enfes çalışmasından dolayı tebrik ediyorum. Üniverstedeki heyacanını hayat boyu kaybetmemesini diliyorum. Allah çalışmalarında kolaylıklar versin....

G.Bektaş
G.Bektaş - 9 yıl Önce

Bu dergi hergün elimizden geçen dergilerden çok farklı hem işlediği konular hemde çalışanlarıyla.Ben ilk defa bu derginin varlığından Tarih Öğretmenimiz sayesinde haberdar oldum ve şimdi anlıyorum ki bu dergi insanların hem maneviyatına hemde ilmine katkı sağlıyor böyle bir derginin boşluğu kolay kolay doldurulamayacak kadar zor alanında başarılı hem baskı kalitesiyle hem yayın tecrübesiyle hem konularıyla her sayısı paha biçilemez bir kitap değerinde.

EMİN GÜLDAL
EMİN GÜLDAL - 9 yıl Önce

ÖNCELİKLE KÜLTÜR DERGİSİNİ ÇIKARTAN VE BİZLERE ARŞİVLERİMİZDE,KÜTÜPHANELERİMİZDE GERÇEKTEN KIYMETLİ BİR ESER BARINDIRMAMIZA SEBEB OLAN, HEPSİ BİRBİRİNDEN KIYMETLİ ÇALIŞANLARINA ÇOK TEŞEKKÜRLER. ÖZELLİKLE EDİTÖR FATİH GÜLDAL'IN BU DERGİ İÇİN NASIL BİR GAYRET İÇİNDE OLDUĞUNU VE 3 AYLIK HAZIRLIK AŞAMASINDA NELERDEN FERAGAT ETTİĞİNİ YAKINDAN BİLDİĞİM İÇİN KENDİSİNE ALLAH'DAN KOLAYLIK VE DAİMİ BAŞARILAR DİLERİM. ALLAH CÜMLENİZDEN RAZI OLSUN.

kefnun
kefnun - 9 yıl Önce

Kültür Dergisinin Varlığından Uzun Zamandır Haberdar Olsak da Tanışıklığımız son Ramazana Tekabül Ediyor..
''Osmanlı'da Kadın'' Sayısını Henüz Tamamıyle İnceleme İmkanı Bulamamış Olsam da Oldukça Faideli Bir Dosya Olmuş..
Emeği Geçenlere Teşekkür Ederiz.
Allah Çalışmalarınızı Bereketlendirsin..

banner19