Oyunlardaki sanallıktan kurtulmamız gerek

Çağımız sanallıklar çağı. Ve bu sanallık en çok çocuklarımızı ve onların bir araya gelmelerine anlatan oyunlarını etkiliyor. Bu durumu, yakınlarda piyasaya sürülen, '1453 İstanbul’un Fethi' kutu oyunununu tasarlayan Ahmet Ercan’la konuştuk. Kerem Abadi sordu.

Oyunlardaki sanallıktan kurtulmamız gerek

 

 

Çağımız sanallıklar çağı. Ve bu sanallık en çok çocuklarımızı ve onların bir araya gelmelerine anlatan oyunlarını etkiliyor. Artık herkesin evinde bir bilgisayar var ve çocuklarımızı bu “ekran”ın karşısında almak mümkün değil. Bu durumu, yakınlarda piyasaya sürülen, “1453 İstanbul’un Fethi Kutu Oyunu”nunu tasarlayan Ahmet Ercan’la konuştuk.

Sizin de iyi bildiğiniz gibi, çağımız bir “sanallık” çağı. Bu anlamda, eskiden yüz yüze, bir araya gelerek oynadığımız oyunlardan, “sanal oyunlar” çağına girmiş durumdayız. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün bilgisayar oyunu veya mobil oyun oynamayanımız var mı? Bu tür sanal oyunların nasıl bağımlılık yaptığını, insana ne katıp insandan ne aldığını bir bir anlatacak değilim. Oynayanlar bilir zaten. En büyük zararı ne derseniz; sosyal bir canlı olan insanı "sanallaştırması" derim ben. Sosyalliği sosyal medyada “like” almak zanneden bir nesil yetişmekte. Hâlbuki sosyallik, bir kere yüz yüze olur. Karşılıklı sohbetle olur. Oyun da insanın en büyük ihtiyacı. 

Peki, hem sosyalleşebileceğimiz, hem oyun oynayabileceğimiz ne var? Kutu ve kart oyunları var. Bu tür oyunlar yüz yüze, en az 2 kişi ile oynanır.  Bilgisayar başında oynamaya benzemez hiç biri. Bu oyunlarda oyuncular sanal değildir. Bu oyunlar bizi sosyalleştirir. Ailemizle veya arkadaşlarımızla bir arada güzel vakit geçirmemizi sağlar. Oyun sırasında sohbet ederiz, şakalaşırız. En önemlisi arkadaşlarımızı ve ailemizi yeniden tanırız oyunlarla. İlgilerini, yeteneklerini, korkularını, sevdiği şeyleri öğreniriz. 

Bugün Dünya üzerinde 70 bin çeşit kutu ve kart oyunu var. (bkz. www.boardgamegeek.com ). Ve dünya çapında milyonlarca insan bu oyunları oynamakta. Bu oyun kültürü henüz ülkemizde yeterince yaygın değil. Fakat bu tür oyunları en az bir defa oynamayan da yok gibi. Tabii her modern icat gibi bu oyunların da bize verdiği ve bizden aldığı şeyler var. Öncelikle bu tür oyunların, bir kültür, bir değer aşıladığının farkına varmamız lazım. Bildiğiniz gibi “Monopoly” masum bir emlak oyunu değil. “Monopoly”, oyun sırasında vahşi kapitalizmi, ailemiz arasında, arkadaşlarımız arasında çok iyi yaşatır bize. Piyasadaki birçok oyunun yabancı lisanslı olduğu düşünülünce, bize ne verdikleri, bizden ne aldıkları daha çok sorulmalı. İşte bu kaygılar ile bizim kültür ve değerlerimizi anlatan "bizden" oyunlar yapıldı bir dönem. İyi niyetli ama o kadar az ve kalitesiz idiler ki bir defa oynayan bir defa daha oynamak istemezdi. Çünkü çok fazla "mesaj kaygısı" vardı. Çünkü oyundan çok ders amacı ile yapılmışlardı.

Peki, sizin tasarladığınız “1453 İstanbul’un Fethi" kutu oyununu benzerlerinden ayıran şey nedir?

Hem eğlendirecek, hem hoş vakit geçirecek (oyun literatüründe buna “şamata” deniyor), hem de “biz”den bir şeyler anlatacak kaliteli oyunlar yapmanın vakti geldi diye düşündük. İşte böyle bir niyetle “1453 İstanbul’un Fethi" kutu oyunu yapıldı. “1453" kutu oyunu, bizi 1453 yılına, İstanbul fethine bir zaman yolculuğuna götürüyor. Oyuncular, komutan rolü ile bizzat İstanbul’un fethi için kararlar veriyor, savaş stratejileri geliştiriyorlar. Rol yapma, uygulama ve stratejik düşünme yöntemleri ile oyuncular, İstanbul’un fethini en iyi şekilde kavranmış oluyor. “1453 İstanbul’un Fethi" kutu oyunu, 7 yaş ve üstü herkesin oynayabileceği bir oyun. Milli ve yerel içeriğinden dolayı aile içinde anne, baba, çocuk gönül rahatlığıyla aile oyunu olarak oynayabilir. Oyunda şans faktörü ile strateji dengeli olduğundan (ki biz buna “şamata” diyoruz) gençler arasında heyecanlı ve eğlenceli bir parti oyunu olarak da oynanabilir.

Teması itibari ile okullarda öğrenciler eğitim amaçlı oynayabilir.

Teşekkür ederiz verdiğiniz bilgiler için...

Oyunun tasarımcısı Ahmet Ercan'ın “Barbaros Hayrettin Paşa”, “Çanakkale Savaşı”. “Vakıf Medeniyeti”, “Vahşi Kapitalizm” gibi yeni oyun projeleri üzerine çalıştığını belirtelim. "Oyun alanında biz de varız! Hem de "biz" olarak varız!" demek için.

1453 kutu oyununu, Kültür A.Ş. İstanbul kitapçılarından, http://www.istanbulkitapcisi.com/magaza/prddet.php?pid=567 internet mağazasından temin edebilirsiniz.

 

Kerem Abadi sordu

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2014, 17:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13