banner17

Öykü, lafı dolandırmaz!

Murat Taş ile öykü üzerine konuştuk.

Öykü, lafı dolandırmaz!

Murat Taş genç bir öykücü… Kitabı oluşturan öykülerin büyük kısmı daha önce edebiyat dergilerinde yayınlandı. Murat Taş, 2010 yılında Edremit Belediyesi’nin düzenlediği Sabahattin Ali Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülü aldı. Kitaptaki öyküler hayatın içinden kareleri gözümüzün önüne başarı ile getiriyor. İçimizden kahramanların öykülerdeki tavırları, tepkileri ve duyguları karşısında okur kendisini buluyor. Başarılı betimlemelerin dikkat çektiği kitapta, olaylar da okuru merakla sürüklüyor.

Sitemiz okurları için, sizi tanıyabilir miyiz?

1973’te Malatya’nın Akçadağ ilçesinin Karapınar köyünde doğdum. Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi’nden 1991’de mezun oldum. Atatürk Üniversitesi, Ağrı Eğitim Fakültesi’ni 1996 yılında bitirip aynı yıl Sarıkamış’ta öğretmenliğe başladım. 2002’de Adapazarı’na atandım. Burada Necati Mert’le tanıştım. Necati Mert’in Havuzlu Çarşı’da bir kitapçı dükkânı var. Adapazarı’nda okuyanların, yazanların, düşünenlerin mekânı bu dükkân… Necati Mert’in yanında üç yıla yakın bir talebelik sürecim oldu. İlk öyküm Adapazarı’nda çıkan Değirmen Dergisi’nde yayınlandı. Gerisi geldi. Berfin Bahar, Hece Öykü, Öykü Teknesi, Evrensel Kültür, Havuz, Temrin ve Güney Dergisi’nde öykülerim yayınlandı. Bu yıl Edremit Belediyesi’nin düzenlediği Sabahattin Ali Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülü aldım.

Murat Taş, Keşke Yine Kar YağsaEylül ayında ilk kitabınız yayınlandı. Kitabınızın yayın serüvenini anlatır mısınız?

Kitap yayınlatmak kolay iş değil. Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle, gelecekte de böyle olacak. Bir yarışmada jüri üyesi olarak birlikte çalıştığımız yayıncı bir abimiz, üç beş kitabı olan yazarların çoğu, yeter ki kitabımız çıksın, diye telif haklarından vazgeçtiklerini, yeni yazanların ise hiç şanslarının olmadığını söylemişti. Bu tuhaflığın sebebi ise yayıncılığa el atan holdinglerle bankalarmış. Küçük yayınevlerinin bu holding yayınevleriyle başa çıkması elbette düşünülemez. Temrin Dergisi’nde öykülerim yayınlanmıştı. Şeref Bey’i dergiden tanıyordum. Ferfir Yayınevi’nin kurulduğunu duyunca, Hece Öykü ve Temrin Dergisi’nde yayınlanmış öykülerimi kitaplaştırmak istediğimi söyledim kendisine. Kabul etti Şeref Bey. Kitabın masraflarını karşıladım, Eylül ayında da yayınlandı kitap.

Neden öykü türünü seçtiniz, niçin öykü yazıyorsunuz?

Aslında aklımda hep roman vardı. Tasarladığım, karaladığım romanlar oldu. Öykü de yazmıştım. Fakat Necati Mert’le tanıştıktan sonra yazdıklarımın kusurlu olduklarını öğrendim. Onun tavsiyelerine uyup öykü yazmaya başladım. Romana göre okuyucusu azdır öykünün. Öykü kitapları öyle çok baskı yapmaz. Nedeni, okuyucunun öyküyü yeterince tanımadığı olabilir mi? Ya da şu: Roman, okuyucuyu yormaz, ama öykü öyle değil, okuyucuyu yorar öykü. Satır aralarını doldurmasını ister okuyucudan, buzdağının görünen kısmından, görülmeyen kısmını görmesini bekler. Gördüğünüz, duyduğunuz, hissettiğiniz hayata dair küçük ayrıntıları, anları öyküyle çok rahat anlatabilirsiniz. Sonra keskin bir anlatım vardır öyküde. Mıh gibidir. Lafı dolandırmaz, diyeceğini en kestirme yoldan, en etkili biçimde söyler.

Öykü son yıllarda yükselişe geçen bir tür diyebilir miyiz? Bunu neye bağlamak gerekir?

Böyle bir yükselişten söz ediliyor. Özellikle kadın öykücülerin sayısı artıyor, deniliyor. Sayısal bir yükseliş var. Ama önemli olan yarına kalabilmek. Öykücü, öyküyü bulduğu yerden bir basamak yukarı taşıyabiliyorsa o zaman bir yükselişten bahsedebiliriz. Öyküde yükseliş var diyebilmemiz için bir de okuyucuya bakmak gerekiyor. Öykünün okuyucusu artıyor diyemiyoruz. Bin adet basılan bir öykü kitabı yirmi yıl kalıyorsa raflarda, hangi yükselişten bahsedebiliriz?

Murat TaşDergilerle aranız nasıl? Hangi dergileri takip ediyorsunuz?

Öykünün yüreği dergilerde atıyor. Bir bakıma öykü varlığını dergilere borçlu. Sürekli takip ettiğim Hece Öykü var. Notos Öykü, Varlık, Berfin Bahar, Evrensel Kültür ise ara sıra aldığım dergiler. Temrin’e bu yıl abone oldum. Lacivert ve Sözcükler ise takip etmeyi düşündüğüm dergiler.

Sizde iz bırakan kitaplar hangileri?

İnce Memed. Dönüp dönüp okuduğum romandır İnce Memed. Bana okuma ve yazma hevesi veren bu kitap oldu. Yaşar Kemal’in bütün romanları okudum. Hepsi benim için önemli. Bunların yanına Kuyucaklı Yusuf’u, Kara Ahmet Destanı’nı, Yılanların Öcü’nü, Eskici ve Oğullarını, Hanımın Çiftliği’ni, Boynu Bükük Öldüler’i sayabilirim. Şimdilerde İhsan Oktay Anar’ın romanlarını da zevkle okuyorum.

Öyküde de ise iz bırakan demiyeyim de severek okuduğum ve tekrar okumayı düşündüğüm kitaplar var: Ömer Seyyettin’in And, Kaşağı, Perili Köşk, Yalnız Efe; Sabahattin Ali’nin Değirmen, Kağnı, Ses; Orhan Kemal’in Grev, Ekmek Kavgası, Kırmızı Küpeler; Sait Faik’in Semaver ve Sarnıç; Haldun Taner’in Şişhaneye Yağmur Yağıyordu, Yalıda Sabah, Kızıl Saçlı Amazon ve On İkiye Bir Var; Esendal’ın Otlakçı, Mendil Altında; Refik Halid Karay’ın Memleket Hikâyeleri; Yaşar Kemal’in Sarı Sıcak; Füruzan’ın Benim Sinemalarım, Bekir Yıldız’ın Harran, Reşo Ağa, Demir Bebek adlı öykü kitapları...

Genç yazarlara, yazmaya yeni başlayanlara neler önerirsiniz?

Hikâye sadece bol bol öykü kitabı okumakla öğrenilmez. Öykü yazma tekniği üzerine yazılmış çok faydalı kitaplar var, yanı sıra eleştiri kitapları var, bunlar da okunmalı. Mesela şu iki kitabı yeni öykü yazarlarına ısrarla öneririm: Öykü Sanatı, Hasan Çakır; Öykü Yazmak, Necati Mert. Bunların yanında sabırlı olmalarını, yazdıklarını hemen yayınlatmaya kalkmamalarını, yazdıkları yayınlanmazsa morallerini bozmamalarını, kusurlarını görüp bunları gidermeye çalışmalarını öneririm. Ama insan çoğu zaman kendi kusurlarını göremez. Öyküden anlayan birinden yardım istemek çok faydalı olur.

Önce hangi yazarlar okunmalı? Ustalarınız kimler?

Okumanın öncesi sonrası olmaz diye düşünüyorum. Ama ille de böyle bir sıralama yapılacaksa benim sıralamam şu: Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali, Halit Refik, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik, Orhan Kemal. Bunlardan sonra ele ne geçerse okunmalı.

Şu sıralar nelerle ilgileniyorsunuz, neler yapıyorsunuz? Yeni kitap çalışması ya da projeler var mı?

Fırsat buldukça öykü yazmaya çalışıyorum. Daha önce hazırladığım bir öykü dosyam var, dönüp bakıyorum dosyama ara sıra. Bir de roman var. Yıllar önce yazmıştım. Şimdi gözden geçiriyorum. Okumadığım, sıraya koyduğum kitaplar var, yazacaklarımı yazdıktan sonra onları okumayı planlıyorum.

Yılmaz Yılmaz konuştu.

Güncelleme Tarihi: 20 Ocak 2011, 18:25
YORUM EKLE
YORUMLAR
misafir
misafir - 8 yıl Önce

Kitabı okudum.Hepsi çok kaliteli, derin ve düşündüren öyküler.Özellikle kitaba ismin veren öykü hafızama kazındı diyebilirim.Yazarı tebrik ediyorum.

tulay berberoğlu
tulay berberoğlu - 8 yıl Önce

Murat Taşdan taş gibi hikayeler. Okunmaya değer. Daha nice kitaplarınızı okumaya işallah. Teşekkürler

banner19

banner13

banner20