Osmanlının adaleti çok dikkatimizi çekti!

Dünyanın farklı bölgelerinden gelen misafir öğrenciler Osmanlıya başkentlik yapmış Bilecik ve Bursa’yı, sonra da Çanakkale’yi gezdiler. Onlara oraları gezerken neler öğrendiklerini ve neler hissettiklerini sorduk..

Osmanlının adaleti çok dikkatimizi çekti!

 

İçinde yaşadığımız kültür ve medeniyet anlayışı, geçmişten bu yana yüreklerin fethini arzulamış ve bunun gereksinimlerini de yerine getirmeye çalışmıştır. İşte Bab-ı Âlem Uluslararası Öğrenci Derneği’nin misafir öğrencileri de bu kitlenin bir kısmını oluşturur.

Uluslararası Öğrenci Federasyonu bünyesinde Türkiye’nin çeşitli illerinde yurt dışından okumaya gelen misafir öğrencilere sahip çıkan Uluslararası Öğrenci Dernekleri, bu öğrencilerin ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra onlara içerisinde bulundukları kültür ve medeniyeti tanıma imkânlarını da sağlamaya çalışır. Bizler de Bab-ı Âlem’in bu etkinliklerden birisi olan ve Pazartesi günü “Dünyanın Renkleri Marmara”da sloganıyla çıkılan dört günlük yolculuğu bu misafir öğrencilerden birkaçına sorduk.

1. Osmanlı'ya başkentlik yapmış olan Bilecik ve Bursa'ya ziyaretlerde bulundunuz. Peki, bu ziyaretler sizde nasıl bir izlenim uyandırdı?

2. Osmanlıya başkentlik yapmış bu tarihi yerlerde dikkatinizi en çok neler çekti?

3. Tarihle iç içe girmiş faklı farklı zaman dilimlerinde bulundunuz. Ve bir kaç gün içerisinde farklı yüzyıllar içerisine yolculuklar yaptınız. Peki, I. Dünya savaşında İslam topraklarının düşman eline geçmemesi uğruna iki yüz elli üç bin şehidin verildiği Çanakkale topraklarını gezerken neler hissettiniz?

İsmetullah (Afganistan): “En çok ilgimi çeken şeyse Osmanlının hakkı ve adaleti üstün tutması oldu”

Buraya geleli iki yıl oldu. Ve Bab-ı Âlem’i yeni tanımış olduğum için ilk defa böyle geniş kapsamlı bir gezi yapma imkânı buldum. Burada bulunduğum süre boyunca Türkiye ile ilgili yeni yeni şeyler öğrendim. Çok fazla bilgim olmasa da okuduğum ve anlatılanlar kadarıyla Osmanlının hep adaletle yönetilen bir devlet olduğunu düşünüyorum. Ve bunları yerinde görebilme imkânını bulmak da beni ve arkadaşlarımı oldukça memnun etti.

Ayrıca adını hep duyduğumuz şehirleri, rehberlerimizden dinlemek de bizler için büyük bir şans oldu. Bu nedenle de gezerek öğrendiğimi söyleyebilirim. Bilecik'te Osmanlının kurulduğu Söğüt'e kadar gittik. Ve Şeyh Edebali'nin Osman Bey’e verdiği öğütleri orada dinledik. En çok ilgimi çeken şeyse Osmanlının ilk kurulduğundan beri hakkı ve adaleti üstün tutması oldu. Bu yüzden de o anda Osmanlının bu sebeple yüzyıllar boyunca ayakta kaldığını ve hilafeti hakkıyla sürdürdüklerini düşündüm.

Bursa'da ise ilk önce I. Murat'ın türbesini ziyaret ettik. Ve orada bulunan diğer yerleri. Sonrasında Bursa'yı tepeden izledik. Ve adını çok duyduğumuz Ulu Cami’ye gittik. Namazı kıldıktan sonra, caminin geçmişiyle ilgili bilgiler aldık. Camiye girdiğimde ise huzur verici bir havası olduğunu hissettim. Minber özellikle dikkatimi çekti. İşlemeciliği ve ifade ettiği şeyler ilginçti. Çanakkale'de ise binlerce insanın vatanını düşmana karşı korumak için mücadelesi adeta bir destanmış. Silah tutacak herkesin cephede olması ve şahadet için gözünü kırpmadan Çanakkale'ye gelmesi akıl almayacak gibi. Simülasyon merkezine gittiğimizde ise biraz daha tarihin içine girdik. Sonrasında birebir o bölgeleri gezmek çok harikaydı. Ayrıca 57. Alay'ı daha önce hiç duymamıştım. Ama o toplu namaz kılmaları ve sonrasında şahadete kavuşmaları beni çok duygulandırdı.

Şagor (Bangladeş): “Çanakkale’de verilen mücadele beni çok duygulandırdı”

Türkiye'ye geleli yeni oldu. O yüzden Türkçem çok iyi değil. Ve anlatılanları çok fazla anlayamadım. Ama anladığım kadarıyla Osmanlının başkentlerinde büyük bir tarih yatıyor. Ben bunların hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim. Ve Osmanlının tarihini bu kadar ayrıntılı olarak ilk kez burada dinledim. Gezi sonrasında ise bu tarihi daha iyi araştırmaya karar verdim. Çünkü çok uzun zaman yaşamış bir milletin tarihini bilmek gerekir. Ve Türkiye'de bulunduğum için de öğrenmeliyim herhalde.

Bilecik'te bulunmak biz misafir öğrenciler için büyük avantaj. Çünkü yaşamakta olduğumuz ve daha yaşayacağımız ülkenin kültürel tarihini yerinde görüyoruz. Anlatılanlarla tarih zihnimizde biraz daha şekilleniyor.

Bilecik'ten sonra Bursa'ya gittiğimizde de Osmanlı padişahlarının türbelerini ziyaret etmekten çok büyük mutluluk duydum. Bir milletin refah ve huzur içinde yaşamasını sağlayan padişahlara dua edebilmek büyük bir nimetti benim için. Çünkü bizler ülkemizde bu şekilde bir adalet ve huzuru yaşayamadık sanırım. İngilizler bizi hep kontrol etmeye çalıştı. Ve bizi sömürmek için kullandılar. Ne yazık ki insanlarımız da onlar için çalıştı.

Hele ki Çanakkale'ye geldiğimizde insanların düşmanın sömürüsü altına girmemek için verdiği mücadele beni daha da çok duygulandırdı. Ve Çanakkale'de düşmanın her zaman her yerde zalim olduğunu düşündüm. Çünkü Sargı yeri şehitliğine gittiğimizde oradaki yaralı askerleri suç olmasına rağmen öldürmüşler. Aynı şeyi başka yerlerde de yapmışlar. Bu beni çok üzdü. İngilizler, milletlere her zaman aynı şeyi yapmışlar. Fakat Çanakkale'de boğazı aşamayıp yenilerek geri dönmeleri beni daha da mutlu etti. Ve bizim ülkemizde de bir gün sömürge ülkelerinin böyle çıkıp gitmesi için dua ettim.

Şiraz (Sri Lanka): “Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e öğütleri düşüncelerimi şekillendirdi”

Altı aydan beri Türkiye'deyim. Ve Türkiye'ye gelir gelmez böyle bir geziye katılmak çok güzel bir şey oldu benim için. Bilecik'le başlayan gezimizde benim Sri Lanka'da iken okuduğum ve merak ettiğim yerleri gezme fırsatını yakalamış olmam benim için ayrı bir avantaj oldu. Çünkü altı ay önce geldim ve tarihe ilgim olması nedeniyle hep merak etmiş olduğum Osmanlı devletiyle ilgili tarihi yerinde görme fırsatını yakaladım. Kitapların haricinde bir kültür ve medeniyet ise bende Osmanlının dinî unsulara çok dikkat ettiği izlenimini uyandırdı. Bir devletin varlığını din uğruna yapması benim ilgimi çeken en önemli şey oldu. Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e öğütleri bu nedenle düşüncelerimi biraz daha şekillendirdi.

Tarihi sevdiğim için Osmanlı ile ilgili bir şeyler okumuştum. Fakat benim bildiklerim genel bilgilerdi. Bunu gezerken biraz daha anladım. Burada bize anlatılanlar gerçekten çok önemli bilgiler. Başkentlerin Bilecik'ten Bursa'ya, sonra Edirne'ye ve en sonunda da İstanbul'a taşınması gerçekten çok ilgi çekici. Tarihi seyir içinde bunları öğrenmek ise çok güzel bir duygu. Değişen güç dengelerine karşı, saldırılara karşı direnen padişahlar bu nedenle en çok dikkatimi çeken unsurlar oldu.  Devlet ve dinin birlikte yürüyerek adaletin sağlanmasının Osmanlının en güzel yanı olduğunu düşünüyorum.

Çanakkale'ye geldiğimizde de rehberimizin anlattıkları doğru düşündüğümü gösterdi. Çünkü iki yüz elli üç bin kişinin aynı anda vatanını savunmak için canlarını feda etmesi öyle kolay bir şey değil. İstanbul'da okuyan öğrenciler bile bu savaşa gelmişler. Eğer din ve vatan uğruna olmasa neden gelsinler? Rehberimiz, savaşa oğullarını gönderen anneleri anlattığında ise biraz daha duygulandım. Annelerin “eğer bu vatana düşman eli değecekse git oğlum” demelerinin büyük fedakârlık diye düşünüyorum. Allah düşman eline düşmekten hepimizi korusun.

Fakat Sri Lanka'da bizim insanımız maalesef Amerikalıların, İngilizlerin ve Fransızların fabrikalarında çalışıyor. Hammaddeyi bizden ucuza alıp bizi çalıştırarak daha pahalıya satıyorlar. Fakat bizler o fabrikalarda çalışmazsak aç kalırız. Bu nedenle çalışmak zorunda kalıyoruz. Ben bu durumları gördüğüm için Çanakkale'deki destan benim için çok daha farklı bir öneme sahip.

 

Enes Yaşar sordu

Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2013, 17:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13