Osman Koca ile Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı Üzerine Konuştuk

Çocuk kitapları üzerinde de çalışan Osman Koca, son yıllarda bu alandaki çalışmalarıyla öne çıktı ve ard arda kitaplar yayınladı. Koca, çocuk edebiyatı ve yayıncılığına dair Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.

Osman Koca ile Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı Üzerine Konuştuk

Roman ve öykü yazarı olarak bilinir Osman Koca. Uzun yıllar sürdürdüğü bu alandaki çalışmalarına öykü ile ilgili teorik yazıları da ekledi son yıllarda. Öykü üzerine çalışmalarını sürdürürken aynı zamanda Yedi İklim dergisi yayın kurulunda görev yapan Koca, derginin hazırlanışında sunduğu katkı ve yeni öykücülerle ilgili değerlendirmeleri ile onların öyküde yol almalarını sağlamaktadır. Dergiye sağladığı katkı sadece gönderilen metinlerin okunması ile sınırlı değildir. Osman Koca mesleği açısından da oldukça verimli alanlarda bulunmakta, yazı ile, sanat ve edebiyatla ilgili olan öğretmen arkadaşlarını da gözeterek, onları çalışmalarıyla dergiye, yazı hayatına katkı sunmaya sevketmektedir. Osman Koca, öykülerinde içinde yaşanılan günlük hayatın sade kahramanlarıyla da çok sağlam düşüncelerle kendini ideallerine feda eden karakterlerle de çalışır. Hepimizin yanında olup biten, günlük yaşantının içinden çekip alır kahramanlarını. Hemen her gün  bir şekilde karşılaştığımız kahramanlardır öyküsünün kişileri. Öykülerindeki bu yalınlık çocuk kitaplarında da kendisini gösterir ve çok sade bir dil kullanır.

Çocuk kitapları üzerinde çalışan Osman Koca, son yıllarda bu alandaki çalışmalarıyla öne çıktı ve ard arda kitaplar yayınladı. Aynı zamanda Beyan Yayınları’nda 100 Temel Eser’in editörlüğünü de üstlenmiş olan Koca, bugünlerde Ömer Seyfettin’in hikâyeleri ile ilgili çalışmalarını tamamlamak üzere. Koca, ‘Kalp Ustası, ‘Sevgi Dili’, ‘Vişnebal’ isimli çocuk kitaplarına ilaveten geçtiğimiz günlerde ‘Üç Kafadar Balık’ ve ‘Süper Karıncalar’ isimli iki güzel kitap daha yayınladı. Osman Koca ile çocuk kitapları üzerine konuştuk.

Bir öykücü ve romancı olarak neden çocuk kitapları, diye sorayım önce…

Geleceğin büyükleri kim? Hangi öykücü, romancı, şair, yazar, sanatçı, bilim insanı çocuk olmadı? Onları önemsemeden, dikkate almadan istikbali nasıl inşa edeceğiz? Zaten hep onları ihmal ettiğimiz için bu halde değil miyiz? Soruları daha da sorunlaştırdığımızın farkındayız. Ne ki bu soruları cevaplamadan eşikten içeri girmiş de sayılmayacağız. Çok şükür, bazı hakikatlerin geç de olsa farkına varıyoruz.

Sizi çocuk kitapları yazmaya iten nedenleri konuşalım.

Boşluk… Bahusus Müslüman ailelerde bu alanda derin bir boşluk var. Laik ve seküler kesimde bu boşluk biraz daha az. Çünkü onlar bizden önce farkına varmışlar. İslam dairesinin evrensel kardeşleri olarak çocuk eğitimi, terbiyesi, kitapları hakkında yazık ki bilgimiz çok ama çok yetersiz. Oysa düşünsenize bundan sekiz asır önce yani. 1300’lü yıllarda ‘İslami’ adlı bir sanatçımız var. Kaleme almış olduğu mesnevisinde “çocuk eğitimi ve terbiyesi” başlıklı müstakil bir fasıl aralamış. Zamanla divan sanatçılarının her biri bu alanda küçük ve fakat müstakil risaleler yazmışlar. Sonra sırasıyla Tanzimat, Milli Edebiyat, Cumhuriyet, Pro-çağdaş metinlerde bu hassasiyet azalmış. Olsa da kadük kalmış. Yeni milenyum ile birlikte yeni bir takım farkındalık hareketleri var. Çocuklar bu işin aslı, temeli, kaynağı, merkezi. Bu yüzden onlara dair her şeyi önemsemek lazım geliyor. 

Bu kitaplar çocuklara yönelik kültürel faaliyetler için ne kadar önemli size göre?

Önemli mi? Evet, önemli. Yeterli mi? Tabii ki de hayır. Sadece yazınsal bir boşluğu doldurmak yetmez. Çocukların zihinsel, bedensel ve ruhsal tekamülleriyle ilgili sözlü, pratik, oyunsal, görsel, işitsel argümanlar kaçınılmaz. Eğitim boyutu da var tabii bu arada. Okul adı verilen dört başı mamur kurumları daha eğlenceli ve aktüel hale getirmeliyiz. Bütün bu argümanları birlikte harekete geçirebilirsek, çocuklarımızı ve geleceğimizi yeniden inşa etmek üzere daha etkili kültürel çalışmalardan söz edebiliriz.

Çocukların eğitim düzeyine uygun eserler hazırlıyorsunuz sanırım. Ortaokul ve lise seviyesini nasıl ayırt ediyorsunuz?

İlmi ve teknik açıdan bilimsel ve psikolojik destek alıyoruz. Çocuk ruhu ve terbiyesi alanında uzman psikolog ve pedagoglar ile konuşuyoruz. Çocukların yaş düzeylerini tasnif ediyoruz ilkin. Akabinde o yaşa uygun çocukça duyguları, düşünceleri, kelimeleri belirliyoruz. Tabii hepsinden önemlisi İslamî terbiye ve yetişme tarzı üzerinde kafa yoruyoruz. Zira modern ve seküler çocuk kitapları başta sihir, cinsellik, tılsım olmak üzere birçok saçma, yalan ve yanlış fikirciklerle çocukları ayartıyor, kandırıyor. İkili ilişkilerden tutun da okul ve çevre faktörlerine varıncaya değin Müslüman hassasiyeti olmayan kitlesel platformlarda çocuk bir meta olmaktan öteye geçemiyor. O yüzden çocukların yaş ve eğitim düzeyleri çok mühim.

Çocuk kitapları yazmanın zorluğundan söz edebilir miyiz?

İlk başladığımızda kolay sanıyorduk. Ne bileyim, dışarıdan okunduğunda gayet basit geliyor insana. Ne ki işin içine girdiğinizde kolay olmadığını, aksine zor mu zor olduğunu anlıyorsunuz. Zorlanıyorsunuz. Bulmakta, üretmekte sıkıntı yaşıyorsunuz. Zamanla, alıştıkça oluyor bazı şeyler. Engeller güç de olsa aşılıyor. Hele bir de kendinize özgü çocuk dili yakalayabilmişseniz değmeyin kaleminize. O alanda özgün yaklaşımlar buldukça habire genişleyen hayat yelpazesi gibi sizin de ufkunuz, dağarcığınız, çocuk dünyanız genişliyor. Diğer yazdığınız türleri de etkiliyor ve hatta besliyor. Cahit Zarifoğlu bir örnektir. Merhum Cahit Bey, ürünlerinde başarılı bir öngörü ile çocukları çok önemsiyordu. Cahit Zarifoğlu’nun çocuklara karşı özel bir ilgisi vardı. İnsanlar arasındaki dayanışmayı, sevgiyi alıp götüren bugünkü şehir hayatı, beton yığınları apartmanlar, kalabalıklar, yollar, trafik, vs. onun şair ruhunu sıkıştıran mengeneler gibiydi. Çocukların hile hurdası, yalan dolanı olmayan saf ve günahsız hâlleri, onlara yazma, onlarla ilgilenme, şairi günlük hayatın gelgitlerinden uzaklaştırıyor, adeta özlediği kırlarla dolu bir dağ atmosferine götürüyordu. İş hayatındaki, politik hayattaki acılıklar, acımasızlıklardan ürktüğü için çocuklarla dostluk kurduğunu söylüyordu bir konuşmasında. Yine bir başka konuşmasında çocuklar için yazmak çok ciddi bir iştir diyordu.

Çocuk yayıncılığında yaklaşık 40 yıllık tarihimiz var diyebiliriz. Geldiğimiz noktayı değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz bu konuda.

O kadar da yok…

İlk çocuk kitaplarının yayınlanmaya başladığı tarih olarak bakarsak, ciddi anlamda bu işi başlatan yayınevlerimiz oldu.

Son on yıldır mesafe kat ettik. Devlet teşvik etti çocuklara okumayı. Bilhassa şu 100 Temel Eser serisiyle. Ha yanlışları yok muydu bu listenin. Vardı elbet. Allah’tan azdı. Ama etkili oldu. Okulları, öğretmenleri zorladı, motive etti. Yayınevlerine, yayıncılara özgüven kazandırdı. Sonuçta her ne kadar ilmi alan da olsa ticari kaygıları oluyor matbuat âleminin. Şimdilerde onur duyacağımız, gönendirici bir noktadayız. Birçok yayınevinin artık çocuk kitapları ya da kitaplığı ikinci bir yayın adıyla bağımsız hale geldi. Hele bazı yayınevleri sırf bu alanda kalmayı yeğleyerek isabetli karar aldılar. Ülkenin, toplumun ihtiyacı var. Karşılamak elzem. Yalnız hassasiyetlerimizi yitirmeden, maddi ve manevi boşlukları doldurarak yapabilmeliyiz bu ciddi işi.

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak, okumayı sevdirmek için neler yapılabilir? Çocuk kitapları bu iş için yeterli mi sizce?

Bu alanda özellikle eğitici çizgi filmlerin, sinema ve müzik dilinin önemini kavramalıyız artık. Kulak ve göz, çocuğun en önemli eğitim organları. Okul çok daha sonra. Kitapsız bu iş olmaz tabii ki de. Sonuçta sinema da çizgi film de müzik de bu alanda edebiyattan, sözcüklerden besleniyor.  Ticari kaygıları aşarak çözmek lazım geliyor meseleyi. Aksi takdirde aslolanı ıskalayabilir, derin bir gaflet ve hataya düşebiliriz. 

 

Röportaj: Şakir Kurtulmuş

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2016, 16:14
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13