Önce danaya sonra Suna'ya âşık oldu

Âşıklık geleneği Anadolu’nun herbir köşesinde sürüyor. Biz de Tekirdağ’da Âşık Kurbanî’yi bulduk, konuştuk.

Önce danaya sonra Suna'ya âşık oldu

 

Süslü sözlerden, cilalanmış cümlelerden usandıysanız, gösterişsiz bir üslubu ve yalın bir anlatımı arıyorsanız halk edebiyatımız tam size göredir. Halk ozanlarımız verdikleri ürünlerde lafı eveleyip gevelemeden, en sade bir biçimde anlatırlar dertlerini… Sembollere ve soyut anlatımlara gitmeden, herkesin anlayacağı bir dili kullanırlar. İşledikleri konulara gelince gündelik yaşantıda karşılaşılan olaylardır... Bir derde mi bulaşmışlar, bir zulüm mü görmüşler, sevda mı çekmişler; eserlerinde bunları anlatırlar.

Onların en etkileyici tarafı ise hayatın tam merkezinden bize seslenmeleridir. Sanatçı diye bize sunulan yapay tiplemelere verdiğimiz değerin bence çok daha fazlasını hak ederler. İşte bu kıymetli halk ozanlarımızdan bir tanesi de asıl adı Nihat Oltulu olan Âşık Kurbani’dir.

1963 yılında Bayburt’ta doğan Aşık Kurbani şuan Tekirdağ’da ikamet ediyor. Yüz kadar ürünü bulunuyor. Bunların içinden otuzunu Peygamber Efendimiz için yazmış… Şuan Tekirdağ’da ikamet ediyor. Geçimini inşaat işçiliği yaparak kazanıyor. Saf, temiz ve güzel bir insan… Bu değerimizi tanımak ve tanıtmak amacıyla kendisine bazı sorular sorduk.

Kendinizi tanıtır mısınız?

1963’te Bayburt’un Başçımağıl köyünde bir toprak evde dünyaya geldim. Kop Dağları’nın dibinde… Yedi yaşında ilkokula başladım. Sonra ilkokuldan sonra çiftçiliğe başladım. Askerden gelince evlendim. 1987’de Bayburt’tan Tekirdağ’a hicret ettim. Şuanda Tekirdağ’dayım, beş çocuk babasıyım. Bir garip işçiyim, inşaatçılık yapıyorum, biraz ucuz da çalışıyorum, kanaat ediyorum. Yıllardır çalışıyorum daha yedi aylık bir sigortam var. Tekirdağ’a gel, ev yap, evlen, dört beş çocuk büyüt, anca bu kadar oldu…

Hicret ettim Tekirdağına

Hayran oldum bahçesine bağına

Garipler kavrulur kendi yağına

Her yerde bellidir hali garibin

Neden Kurbani mahlasını aldınız?

Sevmeye alışmalıyız. Çünkü bu kâinatı ve içindeki her şeyi Allah yarattı… Solucanın toprakta gezinmesinden, kelebeğin kanat çırpmasına, bir bebeğin gülmesinden bir kuzunun oynamasına kadar her şeyde Rabbimizin güzellikleri seyrediliyor. Biz böyle Allah’a nasıl kurban olmayız? Allah için her an kurban olmaya hazırız. Onun yolunda ölmek bize şereftir. Bunun için Kurbani mahlasını kullanıyorum.

Gel kurbani gafletten ayılÂşık Kurbanî

El bağla huzurda eğil

Sade bayramdan bayrama değil

Ben her gün kurbana gelmişim

Nasıl başladı bu âşıklık işi?

Çocukluktan beri sürekli eski âşıkları dinlerdim. Celali, Hicrani ve Yunus’un deyişleri çok hoşuma giderdi. Sürmani Baba’nın torunlarını dinledim, Çobanoğlu’nu dinledim, Aşık Reyhani’yi dinledim... Bunlardan etkilenerek ben de söylemeye başladım. Zaten içimde âşıklık var idi. Sıkıntılı bir hayat yaşadım… İnsan bu işe başlamadan önce âşık oluyor. Anadolu’da neye âşık olunur? Sekiz on yaşındayken bir danayı severdim, ona ot verirdim, ona bakardım, anasına emzirtirdim. Onun o hallerini seyretmek çok hoşuma giderdi. Köyde yaşıyordum, bir şey görmemiştim. Daha sonra büyüyüp de danayı bırakınca Suna’ya âşık oldum. Suna bir güzel demek. Yani yaş akıl baliğ olunca bir güzeli sevdim. Ama onu da alamadım, başka birine nasip oldu. Sonra Suna’dan da hayır gelmediğini anlayınca Mevla’ya âşık oldum.

Bir dilbere âşık oldum

Yaktı beni nara sevdiğim

Gitti yad ellere

Koydu beni dara sevdiğim

Aşk nedir?

Aşk, Hakk’a giden bir yoldur. Aşkı da aşktan başka bir şey söndüremez yani…

Aşıklığın hakkı mısralardır. Sözü mısralara bıraksak... Bize bir iki dörtlük okur musunuz?

Bir kış günüydü. Hanım dedi ki “niye çalışmıyorsun?” Ben de somyanın üzerinde otururken orada şöyle bir şey söyledim:

Yarabbi umudum kesmedim senden

Yoksulluk çıkarır cahili dinden

Evdeki hatun bile yüz çevirdi benden

N’olur yardım eyle Allah’ım

Bir dönem Laz ile Kürde çalıştım. Hesabımı alamayınca, müftünün yanına gittim, onları şikâyet ettim. O da bana yardım etmeyince şöyle bir şey söyledim:

Âşık Kurbanî

Karlar yağdı umut dağıma

Yazımı kışa çevirdi beni

Bir ateş düştü gönül bağıma

Kırdı kanadımı kuşa çevirdi beni

 

Allah’tan istedim yardımı

Lazı mı şikayet edeyim Kürdü mü

Müftüye anlattım anlamadı derdimi

Ne yazık boşa çevirdi beni

 

Biri Trabzonlu biri Vanlı

Bulamadım şerefli şanlı

İkisi de çıktı kara vicdanlı

Yaktı yüreğimi ateşe çevirdi beni

 

Kurbani hangi derdine ağlaya

Mevlam zalımların yolunu bağlaya

En sonunda çattım bir Tekirdağlıya

Tazeledi derdimi başa çevirdi beni

 

Aydın Başar bir aşığın gönlünü dinledi

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2012, 00:29
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13