“Ole!”nin anlamı Endülüs'te çok farklı

İspanya'ya ve özellikle Endülüs'e gittik. Orada çok farklı bir rehberle Ayşe İlknur Boyacıgil Ponce de Leon Giraudile tanıştık.

“Ole!”nin anlamı Endülüs'te çok farklı

İstanbul Tasarım Merkezi’nin düzenlediği “Dünya Metropolleri” seminerlerini müteakip gezi programı kapsamında 29 Ocak - 5 Şubat 2011 tarihleri arasında İspanya’daydık. Kısa bir sürede sırasıyla Madrid, Tuleytula (Toledo), Kurtuba (Cordoba), Gırnata (Granada), İşbiliye (Sevilla) ve Barselona’yı gezdik.

İlknur & Luis
İlknur & Luis

Tur esnasında, aynı güzergahta seyreden ve birkaç etkinlikte birarada bulunduğumuz liseli bir gruba rehberlik yapan İlknur Hanım’la tanışma fırsatımız oldu. İlknur Hanım, çok deneyimli bir turist rehberi. İspanya’da oturuyor ve birçok misafire Endülüs kültürünü anlatıyor. Yoğun bir programımız olması hasebiyle kendisine sorularımı ancak İstanbul’a geldiğimde sorabildim, o da nazikçe davranıp hiç bekletmeden yanıtladı hatta eşi Luis Miguel Ponce de Leon Giraud’un ihtida öyküsünü de aktardı. İşte hasbihâlimiz ve bir tutam İspanya neş’esi!

Ayşe İlknur Boyacıgil Ponce de Leon Giraud

1963 Ankara doğumlu. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. “Kendini Aslan Sanan Şola” ve “Haremağasının Sırrı” isimli kitapları İspanyolca’dan Türkçe’ye çevirdi. Evli, yirmi yaşında ve bir erkek evlat annesi. Profesyonel turist rehberi, enformasyon memuru ve yeminli tercüman. Şu anda kendi seyahat acentasını işletiyor ve meslekî hayatını turist rehberliğiyle sürdürüyor.

İspanya'da sizi en çok etkileyen mekan hangisi? Sebebini bize açıklar mısınız?

Sizinle gezdiğimiz yerler arasında beni en çok Elhamra Sarayı etkiler. Muhteşem bir yapı olmasından öte oradaki sembolizm, sarayı yaptıran ve yapanların alçakgönüllülüğü... Bildiğiniz gibi kendi isimlerini yazmak yerine sarayın her yerine “lâ ğâlibe illallah” yazılmasını istemişlerdir. Bu bana ziyarete gelenlere verilen bir insanlık dersi gibi gelir.

Bir de sıradan, bugün ortasında bir haç ve Poseidon heykeli bulunan Plaza Bib Rambla (Gırnata) vardır. Burası medreseden çıkarılan, evlerden toplanan kitapların yakıldığı yerdir. Yani bir dinin, bir dilin, bilimin, tıbbın, edebiyatın yakıldığı meydandır. Her gittiğim zaman beni duygulandırır ve düşündürür.

Galera, GIRNATA
Galera, GIRNATA

Tur rehberliğine nasıl başladınız? İspanya ile tanışma serüveninizden bahseder misiniz?

Turizme seyahat acentasında çalışarak başladım. İspanyolca da bildiğim için Turizm Bakanlığı’nın açtığı rehberlik kurslarına katıldım. Evlenip, İspanya’ya yerleştikten sonra Türk misafirlere rehberlik yapmaya başladım, sonra kendimize ait seyahat acentamızı açmak nasib oldu. Şimdi sadece kültürel amaçla gelen misafirlere, örneğin İspanyolca “Olé” kelimesinin ne anlama geldiğini (Suleyha’nın notu: “Allah Allah!” nidasından geldiği söylenir.) açıkladığım zaman “Bu rehber de neler uyduruyor?” demeyeceklerini düşündüğüm gruplara ve gençlerin bulundukları gruplara rehberlik yapıyorum. Diğer gruplarımız için bünyemizde çalışan başka rehber arkadaşlarımız bize yardımcı oluyorlar.

 Sizin açınızdan Endülüs'ün önemi nedir?

Bence Al Andalus’un (yani eski Endülüs Medeniyetinin) önemi, bazılarının yeryüzünden silmeye çalışsalar da başaramadıkları, Avrupa’da edebiyatın, ilmin, bilimin, kültürün, sanatın doğmasına sebep olan büyük bir Müslüman uygarlık olmasıdır. Andalucia’nın önemi ise (günümüzdeki Endülüs) tarih boyunca gördükleri işkencelere rağmen hâlâ kalplerinde kimliklerini koruyan ve yeniden yazılan resmî tarihte, unutturulmaya çalışılan kültürlerine sahip çıkan insanların toprakları olmasıdır. Tabiî ki İspanya’nın günümüze kadar gelen en güzel tarihi yapılarının bulunduğu bölge olduğunu da unutmamamız gerekir.

Elhamra, iç bezemelerinden
Elhamra, iç bezemelerinden

Bunca zamandır birçok turda bizzat rehberlik yaptınız. Gözlemlerinizi nazara verdiğinizde Endülüs'ü ziyaret eden turistleri en çok etkileyen tarihî mekan ve vakıa nedir?

Çok acıdır ki genel olarak gelen misafirler alışveriş ve eğlence mekanları ile ilgilenirler, sadece kültürel ağırlıklı turlara çıkma sebebim de zaten budur. Eskiden olan olaylar ve alınması gereken dersler çoğu kimseyi düşündürmüyor sanırım.

Kurtuba Camii insanları çok etkiler, özellikle mihrabı ve yapılan restorasyonlarda camînin karanlıkta kalıp kilisenin aydınlık bir alanda kalması insanları düşündürür. Galera’da yaşanan olayları anlattığım zaman ise hem ben hem de dinleyiciler duygulanırız. Galera, Granada’nın küçük bir köyüdür. 1570 yılında Katolik ordu tarafindan katliam yapılmıştır. Bebek yaşlı kadın erkek denmeden bütün Müslümanlar öldürülmüştür. Sebebi ise birlik olup güçlenmeye başlayan Müslüman direnişçilere gözdağı verilmesidir.

 Müslümanların Kur'an-ı Kerimleri evlerin duvarlarına sakladıklarını söylemiştiniz. Bu bilgiyi detaylarıyla anlatır mısınız?

Engizisyon tarafından Kuran-ı Kerîm, Arapça konuşmak, gelenek görenekleri sürdürmek hatta yıkanmak bile yasaklanmıştı. Müslümanların da Kuran-ı Kerîmlerini kiliseye teslim etmesi ve Katolik olması hatta onları yakıp yok etmeleri gerekmekteydi. Bir Müslüman için bunu yapmak birçok sebepten imkansızdır. Onlar da Kuran-ı Kerîmlerini muhafaza edebilmek için evlerinin duvarlarına, derilerin ve kumaşların içine sararak ve içlerine kaya tuzu koyarak saklamışlardır, günümüzde yapılan restorasyon çalışmalarında böyle muhafaza edilmiş Kuran-ı Kerîmlere rastlanmıştır.

Bib Rambla Meydanı
Bib Rambla Meydanı

Sebebini bilmiyorum ama özellikle Sevilla'da insanların bizden rahatsızlık duyduğunu hissettim. İspanya'da İslamofobi'den bahsedebilir miyiz? Müslümanlara karşı İspanyolların tavrı nasıldır? Gırnata'daki sıcak karşılama yahut büyük şehirlerdeki kayıtsızlık birer tekil karşılaşma mıdır yoksa genellenebilir mi?

İspanya’da anayasal olarak dinî özgürlük vardır ve dinî ayrımcılık yapılamaz. Bence ne yazık ki böyle bir olay var. Hatta dillerinde olan kelimelerde, kullanılan deyimlerde bile var.

Yapılan her türlü çabaya rağmen Müslüman cemaatten Musevîlerden dilendiği gibi özür dilenmemiş ve Müslümanlar Asturias Prensliği Ödülü’ne layık görülmemiştir. Bu topraklarda Müslümanlar 1492’den sonra ötekileştirilmiştir, dışlanmıştır. Yüzyıllarca insanların beyinlerine kazınan Müslüman korkusunun hala büyük bir kesimin içinde olduğuna inanıyorum. Sevilla’da gezerken NO8DO yazısı dikkatinizi çekmiştir. Belediyenin kullandığı bir semboldur. Anlamı “Sevilla beni hiç bir zaman bırakmadı”dır. Kral III. Fernando’nun Sevilla’ya armağanıdır. Bence Müslümanların en çok ötekileştirildiği şehirlerden biridir.

 Gırnata ve Kurtuba hâlâ Müslüman kimliğini koruyan şehirlerdir. İnsanlar birçok sebepten dolayı dinlerini açıklayamasalar da tahminimizden çok daha fazla Müslüman vardır. Ve bizleri birer korku unsuru olarak değil turist olarak gelen kardeşleri olarak görürler.

Elhambra Sarayı'nın dıştan sade görünüşü
Elhambra Sarayı'nın dıştan sade görünüşü

Gırnata'da camiyi ziyaret ettiğimizde öğrendiğimiz üzere İspanyolların Müslümanlığa dönüşü söz konusu. Bu ihtida öyküleri hakkında ne söylemek istersiniz? Moriskoların tarihi seyrinden de bahsedebilir misiniz?

Bu konuda eşimin öyküsünü kendi sözleri ile anlatayım: “İhtida sebebim, eşimin Müslüman olması ve Katolik biri ile evlenmenin -açıkça söylemeseler bile- onun için ve ailesi için çok üzücü olduğunu hissetmem ve bana hediye edilen Kur’an-ı Kerîm’i okuduğum zaman da nedenini anlamamdır. Aslında hiçbir zaman ne ailemden birisi ne de ben tam olarak Katolik olmadık. Katoliklerin yapmaları gereken vaftiz, eğitim ve Hıristiyanlığa kabul ediliş törenleri... Mutlaka birinden biri ailemizde hep eksik olmuştur ve Katoliklikte bunları tamamlamazsan gerçek bir Katolik olamazsın.

Kurtuba Cami Sütunları
Kurtuba Cami Sütunları

Dinimizin beni en çok etkileyen yanı sadece ibadet değil bir yaşam biçimi olmasıdır. Bana göre iyi bir Müslüman sadece ibadetle kalamaz bunu yaşam biçimi ve dünya görüşü olarak her an uygulamak zorundadır.”

Moriskolar zorla dinleri değiştirilen, bazıları İspanya’dan kaçan bazıları ise hiçbir zaman bu topraklardan çıkmayıp dış görünüşüyle Katolik bir İspanyol gibi yaşayan Müslümanlardır. Engizisyon korkusu ile Hıristiyan olan Moriskolar bence artık çeşitli vesilelerle kendi özlerine dönüyorlar.

 İspanya'da yaşayan Müslümanların sayısı tahminî olarak ne kadar? Daha çok hangi muhitte meskûnlar?

UCIDE (Unión de Comunidades Islámicas de España – İspanya İslamî Cemaatler Birliği) kaynaklarına göre İspanya’da yaklaşık 1,5 milyon Müslüman yaşadığı düşünülmektedir. Bunlarin % 7 si İspanyol Müslümanlardır. Tabiî bu sayıların içine çesitli sebeplerden dolayı Müslüman olduklarını açıkça söyleyemeyenler dahil değildir.

Yaşadıkları yerleri demografik açıdan çoktan aza doğru sıralarsak:

1-Katalunya Bölgesi

2-Madrid

3-Endülüs

4-Bask Bölgesi

Kurtuba Cami Mihrabı
Kurtuba Cami Mihrabı

Benim özellikle dikkatimi çeken husus Elhamra'ya ve Endülüs mimarisine sahip çıkan ve öykünen İspanya oldu. Mudejar sanatı mesela...

Tabiî ki Endülüs’e gelen turistlerin yüzde yüzü Elhamra’yı gezmek için gelirler, Eğer İspanya sahip çıkmasaydı ekonomik olarak büyük kayıp olurdu.

Mudejar sanata sahip çıkabileceklerini zannetmiyorum. Mudéjar diye bir sanatın varlığını bilen kişinin bu sanatın kime ait olduğunu da bilecek kapasitede olduğunu düşünüyorum.

Bir İspanyol çocuğunu öğretmeni Elhamra'ya götürdüğünde ona ne anlatır? Resmi ideolojide ve eğitim sisteminde Endülüs'ün yeri nedir?

İspanya’nın hangi bölgesinden gittiklerine göre cevap değişebilir. Genel olarak İspanya’yı işgal eden ve Katolik Krallar tarafından ülkeden çıkarılan Arapların sarayı olarak gezdirirler ama sanatsal ve mimarî açıdan olumsuz birşey söylediklerini düşünmüyorum.

Resmı ideolojide ve eğitim sisteminde 711 yılında gelen ve 1492 yılında çıkarılan Arapların yoğun olarak yaşadıkları ve kendi devletlerini kurdukları bölge olarak geçer.

Ama İspanya’da artık birçok şey değişmektedir. Örneğin Granada Bilim Müzesi vardır ve burada Endülüs Medeniyetinin yaptığı bilimsel, tıbbî icatlar gençlere çok güzel örneklerle gösterilir ve Granadalı çocukların kendi kimliklerini unutmamaları sağlanır.

(Suleyha’nın notu: Müzenin Endülüsle ilgili bölümünün linki, birçok fotoğraf var: //www.parqueciencias.com/exposiciones/al_andalus/ )

İbn Rüşt - Kurtuba
İbn Rüşt - Kurtuba

Türk gençliğine İspanya ve Endülüs hakkında ayrıca neler söylemek istersiniz?

İspanya, özellikle Endülüs hakkında okumalarını ve mümkünse Endülüs’ü gelip tanımalarını tavsiye ederim. Bizler tarafından yeni tanınmaya başlayan muhteşem bir kültürdür. Mimarî yapılarıyla, müziği ile, yetiştirdiği İbn Arabî, İbn Rüşd gibi kişilerle hâlâ gönlümüzü ve ruhumuzu zenginleştirmektedirler. Burada bizleri seven ve ülkemizi kendilerine örnek alan birçok kardeşimiz bulunmaktadır.

Not 1: “Olé”nin etimolojisine dair:

“Tarifa’dan Zaragoza’ya, Algarbe’den Valencia’ya , Al Andalus’ta yaşayan Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, pagan ve ateist bütün İspanyol-romenler (hispano-romanos) Arapça’yı “a” sesli harfini (fatha) "e" olarak değiştirerek konuşurlardı. Bunun neden olduğu konusunda çeşitli yorumlar vardır ama en çok inanılan Suriye etkisidir. Bu şekilde konuşma şekline İspanyolca "imela" denir. Aragon’da “Ala” (İspanyolca’da h harfi okunmaz.), Endülüs’te “Ele” ve İspanya genelinde “Olé” derler.” [La Huella Morisca, Antonio Manuel s.143]

Not 2: Rümeysa Şişman NO8DO’yu açıkladı:

NO8DO
NO8DO

NO8DO Sevilla’nın resmi şehir armasıdır ve şehrin her yerinde en küçük ayrıntılarda dahi sürekli ziyaretçilerinin gözüne çarpar. Belediyeye ait her türlü araç, yapı, hizmetin yanında otobüs, taksi hatta anıtlara kadar her yerde bu amblemi görmek mümkündür. Şehrin mottosu olarak kabul edilen bu kelime İspanyolca iki hece olan “No ve Do”nun arasına 8 figürünün gelmesi ile oluşturulan bir resimli bilmece gibidir. İki hecenin arasındaki 8 figürü İspanyolca “madeja” demek olan bir yün yumağı şeklindedir. Sesli okunduğu zaman ‘NO madeja DO’ olan motto kulağa “No me ha dejado” gibi gelir. Bunun anlamı ise ‘(Sevilla) beni terk etmedi’dir.

NO8DO’nun Seville’in mottosu haline gelmesi ise yüzyıllar öncesine dayanır. Birbiri ile bağlantılı iki farklı hikayesi vardır. Rivayetin biri Kastilya ve Leõn Kralı III. Ferdinand’ın 1248’de Seville’i Müslümanlardan geri almasından sonra, yerleştiği Sevilla için Müslüman hakimiyetinde olduğu yılları yok sayarak hiçbir zaman İspanyol egemenliğinden ayrılmadığına dair bir vurgu ile söylendiği üzerinedir.

İkinci rivayet ise bu sözü Sevilla Alcazarı’nda III.Ferdinand’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu X.Alfonso’ya atfeder. X. Alfonso halk tarafından verilen ismiyle “bilge kral” oğlu Sancho ile girdiği taht mücadelesinde gösterdikleri sadakat nedeniyle şehir halkı için bu sözü söylemiştir. Böyle göndermeleri olan bir işaret olarak NO8DO (no me ha dejado) şehrin her köşesinde kendine bir yer edinmiştir.

 

Suleyha Şişman İspanya’yı gördü, Endülüs’ü sordu.

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2011, 16:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
merve
merve - 10 yıl Önce

SULEYHA kardeş sen nasıl gittin bu grupla,isteyen herkes gidebiliyor muydu ben de isterdim, bir daha olur mu gezi... ya da benzer şeyler..

halil
halil - 10 yıl Önce

"İslam Medeniyetinde Bilgi ve Bilim" Alparslan Açıkgenç hocamız yazmış. Kitapta da mesala Karolej Rönesansı'ndan bahsediliyor. Şunu demek istiyorum: çok okumam(ız) lazım çooook!

Ahmet Elibol
Ahmet Elibol - 10 yıl Önce

Çok verimli geçtiği belli olan gezinin güzel bir yazısı olmuş, tebrik ederim.

A.B.OVA
A.B.OVA - 10 yıl Önce

Bir Endülüs rehberi Ayşe İlknur Boyacıgil ile yapılan söyleşide; alelade bir turistik kent/mekan tanıtımından öte en yalın haliyle İspanya ve özelinde Endülüs medeniyetine müslümanların neden sahip çıkmaları gerektiği işlenmiş.Ayrıca merak uyandırıcı enstantanelerin kullanılması söyleşiye renk katmış...eyvallah

suleyha
suleyha - 10 yıl Önce

İstanbul Tasarım Merkezi, Dünya Metropolleri seminerleri kapsamında geziyor. Bir daha ki Haziran ayında Viyana-budapeşte-prag hattında olacak. İLgilenenler websitesi üzerinden takip edebilir.

banner19

banner13

banner26