banner17

Okumadan yazmak bize mahsus!

İstanbul Büyükşehir Kültür İşleri Daire Başkanı Abdurrahman Şen’e kısaca sorduk.

Okumadan yazmak bize mahsus!

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yeni Kültür İşleri Daire Başkanı Abdurrahman Şen ile yeni görevine başlamadan önce kısa kısa bir söyleşi yaptık.

Yazı hayatına nasıl başladınız?

Yazı hayatına başlamadan çok sıkı bir okuyucu olmak gerektiğini hatırlatmam gerek. Okumadan yazmak ülkemize mahsus bir meziyet! Benim yazı hayatım 1975’te Ortadoğu ve Bizim Anadolu gazetelerinin misafir kalem köşelerine yazdığım yazılarla başladı. 1978’den itibaren profesyonel olarak gazeteciliğe başladıktan sonra da yazı yazma imkânım daha genişledi ve devam etti… Geride 4000’i aşkın köşe yazısı, 8 kitap ve çok sayıda dergi yazısıyla sürüyor şimdilik…

Ruberu görüşme imkânı bulduğunuz insanlardan sizi en çok etkileyen kimdir?

Elbette Necip Fazıl Kısakürek. “Reis Bey” oyununu sahneleme izni için gitmiş, elini öpmüş, tiyatro üzerine tavsiyelerini bizzat dinlemiştim. Özel ve hiçbir ânının unutulması imkânsız güzel bir an…

Türk Dili ve Edebiyatı'nda okurken çok kıymetli hocalardan ders almışsınız. Hocalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

YÖK’ün üniversiteler üzerine çöreklenmesinden önceki son nesil duayen isimlerden okumuş olmak en büyük şanslarımdan biri elbette… Merhum olanlardan Mehmet Kaplan, Abdülkadir Karahan, Faruk K. Timurtaş, Sadeddin Buluç, Mehmet Çavuşoğlu, Muharrem Ergin’i unutmam mümkün mü? Yaşayanlardan Ömer Faruk Akün’ü, Kemal Eraslan’ı da elbette özel bir yere koyarım…

En beğendiğiniz kitabınız hangisi?

Klasik olacak ama… Her bir kitabın ayrı bir hikâyesi var… Her birinin ayrı bir yeri var elbette ama aralarında fark bulmak imkânsız.

Yazılarınızın toplumda tesiri oldu mu, bunu bizzat müşahede ettiniz mi?

Özellikle gazeteci olarak yazdığım haftalık yazıların veya net olarak 10 yıl süren günlük köşe yazarlığım döneminde elbette okuyucu tepkileri aldım. Almamak işin doğasına aykırı… Ama… Övünmek gibi olacağından söylemek pek yakışık almaz diye düşünüyorum. Okurlara sormak lâzım…

Cemre dergisini çıkarmışsınız ondan biraz bahsedebilir misiniz?

Dergiyi, dergiciliği her zaman ciddiye almışımdır. Merhum Cemil Meriç’in ifadesiyle; “Hür tefekkürün kalesi.” olan ve “her biri geleceğe yazılmış birer mektup” olan dergilerin arasına; Cemre, Sarmaşık gibi örnekler bırakmış olmam en büyük mutluluğumdur… Devam ettirememek üzüntüm olsa da.

En beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Çok gerilerden; Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî’yi anmak isterim… Yakın dönemden de; Mehmed Âkif, Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, Yahya Kemal Beyatlı, Âşık Veysel, Abdülbaki Gölpınarlı, Kemal Tahir, Cemil Meriç ve 1990’lı yıllara kadar yazdıklarıyla Attila İlhan’ın isimlerini bu listede zikrederim…

Ulusal sinema akımının en beğendiğiniz filmleri hangileridir? Rahmetli Halit Refiğ ustanın birçok filmini bu listeye yazarım.

Milli sinema akımının en beğendiğiniz filmleri hangileridir?

Rahmetli Yücel Çakmaklı ağabeyimin birçok filmini de bu listeye yazarım.

Devrimci sinema akımının en beğendiğiniz filmleri hangileridir?

Bu listede de sadece Yılmaz Güney’in bazı filmleri yer alabilir…

Yücel Çakmaklı, İsmail Güneş, Mesut Uçakan ve Mehmet Tanrısever’den birer hatıra anlatabilir misiniz?

Elbette bu dostlarımın her biriyle de ortak anılarımız var. Ama şimdi bunları ayrı ayrı anlatmak bu söyleşinin çerçevesini zorlar… Sadece şunu paylaşayım… Merhum Yücel ağabeyin önderliğinde, İsmail’in de yoğun katkılarının olduğu bir sanatçılar derneği kurmuştuk. O dernekteki her günümüzde özlemle andığımız anlarımız oldu… Hepsi de rahmetli olan özellikle Ömer Lütfü Meteli, Hasan Nail Canatlı, Mehmet Bilginli, İbrahim Hakkı Hafızlı… Mesut kardeşimle MTTB Sinema Kulübü’nden, Sayın Tanrısever’le de Feza Film’in ilk film çalışmasından itibaren birçok anımız var elbette… Genelde de nasıl daha iyi film yapılabileceğine dair sohbetler…

 

Mehmet Said Fidan kısaca söyleşti

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2012, 01:20
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20