Nurullah Abalı: Öğretmenliğin yazarlığımı besleyen tarafları var

Öğretmenler Günü’ne özel röportajımızı öğretmen ve yazar Dr. Nurullah Abalı ile mesleğine, kitaplarına dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Nurullah Abalı: Öğretmenliğin yazarlığımı besleyen tarafları var

Türkiye’de her yıl 24 Kasım günü kutlanan Öğretmenler Günü’nün amacı; öğretmenin toplumdaki yeri, rolü, önemi ve değerini anlamak, öğretmeni bulunması gereken yüce yerine oturtmaktır. Bizler de bu amaç doğrultusunda Öğretmenler Günü’ne özel röportajımızı öğretmen ve yazar Dr. Nurullah Abalı ile mesleğine, kitaplarına dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Nurullah Abalı kimdir? Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Almanya’da büyümüş, Endüstri Meslek Lisesi’nden İlahiyat Fakültesi’ne geçiş yapmış birisi. Çocukluğundan beri hep müzik yapmak isteyip de ancak doktora eğitimini tamamlayabildiğinde başlayabilmiş birisi. Empati yapmayı hayatının en önemli değerlerinden biri olarak gören bir insan. Lisede din dersinden nefret ederken daha sonra kendisini bir din dersi öğretmeni olarak hayatın içinde bulan birisi.

Yazmaya nasıl başladınız? Bir hikâyesi var mı?

Öğretmenliğimin ilk aylarında öğrencilerin özellikle namaz konusunda bir hayli soruları oluyordu. Ama benim de güvenerek verebileceğim, tavsiye edebileceğim bir kitap yoktu. Böyle bir arayış sonucunda, “Ben neden bu konuda bir kitap yazmıyorum?” sorusu ile başlayan bir merakın ardından, ilk kitabım olan, “Namaz-Allah’a Teşekkürün Bir İfadesi” doğdu. Gerçi fakültede öğrenciyken de hep kütüphaneye gider, okur, araştırırdım. Ama bu ilk kitap büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Çok şükür, sonra diğerleri takip etti.

Yazarlık ve öğretmenlik… Bu ikisinin birbirine katkıları, etkileri oluyor mu? Öğretmenliğinizin yazarlığınızı, yazarlığınızın öğretmenliğinizi besleyen tarafları var mı?

Genelde öğretmenliğe katkı olsun diye okuyup yazıyorum. Özellikle de öğrencilerin merak ettiği konular üzerinde düşünmeye, araştırmaya çalışıyorum. Öğretmenliğin elbette yazarlığı besleyen tarafları var. Çünkü siz sınıfta bir temsilcisiniz. Türkçeyi çok iyi kullanmak zorundasınız. Öğrencilere hem konuşmanızı hem de vereceğiniz çalışma notlarınızı yazım yanlışı yapmadan ve anlaşılır biçimde vermeniz gerekiyor. Bu açıdan öğretmenliğin yazarlığım üzerinde çok büyük katkıları olduğunu söylemeliyim.

Bu çalışmada on beşten fazla eski öğrencim ve çevremden tanıdığım kadınlar bana çok büyük katkı sağladılar. Ben her ne kadar çokça empati yapsam da asla bir kadın gibi düşünemem, hissedemem. Çalışma ile ilgili metinleri İlahiyatçı olarak ben hazırladım. Fakat kadın gönülleriyle metinleri okuyup şekillendirenler işte bu kadın dostlarımızdı. Bu açıdan onların katkıları benim için paha biçilemezdir. Umarım bu çalışmamızla kadın ve İslâm konusunda asırlardan beri var olan olumsuz algıyı bir nebze de olsa ortadan kaldırabiliriz.

Tecrübeli bir Din Kültürü öğretmeni olarak gençlerdeki din bilgisini, din ve ahlak algısını nasıl yorumlarsınız? Din bilgisi ve ahlak konusunda aile ve okul tarafından verilen eğitimler etkili ve yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Öğretmenliğimin ilk yıllarında sınıftaki öğrenciler gürültü yaptıkça, “Acaba öğrenciler neden konuşuyorlar?” diye sık sık düşünür ve çözüm aramaya çalışırdım. Çocukların sıkıldıkları için konuştuklarını, derse karşı ilgisiz oldukları gerçeğinin farkına varmam benim için çok önemli bir kazanım olmuştu. Ben de bundan dolayı dersleri ilgi çekici, merak edici hâle getirmeye çalıştım. Daha bilgisayarların, projeksiyonların pek yoğun kullanılmadığı dönemlerde bile takvimlerden kestiğim görselleri kartonlara yapıştırarak derste kullanmayı, fıkralar, hikâyeler anlatarak öğrencilerin ilgisini çekmeye çalışırdım.

Ardından projeksiyon cihazlarının derse sundukları müthiş katkıyı fark edince kendim bir tane alıp sınıflara laptop ile götürmeye başladım. Haftada bir saat olan din dersi için her seferinde laptop, projeksiyon, uzatma kablosu, hoparlör gibi gereçleri söküp takmak kolay olmasa da ben çok mutluydum. Çünkü bu sayede öğrenciler dersi çok daha fazla seviyorlardı. Öğrenciler sizi severse, sizin tebliğ etmeye çalıştığınız değerlere de daha sıcak yaklaşırlar. Bu sayede de öğrencilerin manevi hayatına olumlu değerler katma imkânınız daha da kolaylaşır.

Öğretmen gencin manevi merak ve eğilimini teşvik ederek onları ileri boyutlara götürmesine yardımcı olmalıdır. Öğretmen bunu yaparken interneti de kullanarak öğrencinin ders dışında da kendilerini gelişmelerine yardımcı olmalıdır. Bu açıdan öğretmenin sosyal medya ve kişisel web siteleri ile gence daha fazla, hatta hayat boyu ulaşma imkânını mutlaka sonuna kadar çok iyi değerlendirmelidir. Bu sayede hem öğrenciye hem de onun ailesine de ulaşma olanağına sahip olmuş olur. Çünkü ailelerin çoğu sağlıklı dini bilgilere sahip değiller. Bundan dolayı da öğrenciyle birlikte ailelerin de doğru değerlere ulaşabilmelerinin değeri çok büyüktür. Bunu da bir din öğretmeni gerçekleştirebilir. Din dersi öğretmeni her türlü imkân ve fırsatı değerlendirerek insanlara ulaşmaya ve evrensel değerleri önce kendisi yaşayarak çevresine tebliğ etmeye çalışmalıdır.

“Geleneksellik ve Modernizm Açısından Kılık Kıyafet” çalışmasını hazırlarken motivasyon kaynağınız neydi? Böyle bir konu üzerine eğilmenizin nedenleri nelerdir?

Doktora tezi olarak aslında ben “Örtünme ve Kadın” konusunu çalışmak istedim. Fakat tez hocam bu konuyu bana uygun görmedi ve “Bu konuyu, bir kadın araştırsın.” dedi. Ben de hep merakımı çeken kıyafet konusunu sosyolojik olarak ele almaya karar verdim. Bu çalışmada giyinme konusunu, insan ve toplum açısından ele aldım.

Öğrencileriniz için sınıfta yaptığınız bir çalışmanın neticesinde ortaya çıkan “Engel Tanımayanlar” kitabını konuşmak isteriz. Bu kitap nasıl ortaya çıktı? Öğrencileriniz için yaptığınız bu çalışma neydi?

Her hafta öğrencilerim için örnek alabilecekleri bir kişinin hayatını araştırıp aktarıyordum. Maksadım, hayatın zorluklarını aşmış, engeller karşısında pes etmemiş insanların gerçek öykülerini öğrencilerime aktararak onların da hayat koşuşturmacası içerisinde düşe kalka da olsa bir şekilde ilerleyebilmelerine katkı sağlamaktı. Böyle güzel bir fikir ve çaba sonucunda “Engel Tanımayanlar” kitabı doğmuş oldu. Bu çalışmada, sadece bilinen, tanınmış insanların gerçek öyküleri yok. Sizin benim gibi “sıradan” olup ama hayatın zorluklarına takılmadan bir şekilde aşmış insanlara ait bilgiler de var. Tüm bu örnek insanların çok değerli çabalarının hepimiz için güzel birer örnek olacağına inanıyorum.

Bu tarz çalışmaların, örnek başarı hikâyelerinin insanlar üzerinde etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Deneyimlenmiş zorluklar hakkında fikir sahibi olmak deneyimleyeceğimiz zorluklar için bir önlem niteliğinde midir?

Yaşanmış örnek başarı hikâyelerini ben kendim de hayatıma aktarmaya çalışıyorum. Beethoven’ın sağır olmasına rağmen o müthiş müziğe devam etme çabası bana her zaman ilham vermektedir. Bu çalışmayı okuyup da hayatlarını olumlu yönde değiştiren okurların yazdıkları geri bildirimler de bize doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Çünkü insanlar, hayatın akışı içerisinde karşılaştıkları zorluklar karşısında örnek alabilecekleri insanların davranışlarıyla sıkıntıların üstesinden daha kolay gelebileceklerini çok iyi bilmektedirler: “Ben şu an çok zor durumdayım. Ama benden çok daha zor durumda olan falan kişi bunu başarmış. Ben de mutlaka mücadeleye devam etmeliyim, pes etmemeliyim.” Yaşanmış örneklerin bize sağladıkları motivasyon gücü, inanılmazdır.

Size göre iyi bir öğretmenin olmazsa olmaz vasıfları nelerdir?

En başta mesleğini ve bize emanet edilen öğrencileri çok ama çok sevmelidir. Bu işi bir angarya olarak değil, geleceğe serpiştirilen çiçek tohumları ekmek olarak görmelidir. Öğretmenin görevi gençlerin yüreklerine sevgi tohumları ekmektir. Ekilen o tohumlar Rabbimizin yardımıyla er ya da geç yeşerip baharı getireceklerdir. Öğretmenin olmazsa olmaz bir diğer vasfı da, sürekli olarak kendisini geliştirip yeni bilgiler ve deneyimler derlemesidir. Çünkü yeni bilgilerle öğretmen kendisini geliştirir, rutin bir akış yerine sürekli değişim heyecanını hissedip bunu da öğrencilerine hissettirmelidir.

Yazarlık ve öğretmenlik dışında müzikle de ilgili çalışmalarınız olduğunu biliyoruz? Bu çok yönlülüğün size kazandırdıkları nelerdir?

Müzik, hayatınıza çok güzel bir renk katıyor. Enstrüman çaldıkça, eser verdikçe kendinize, hayata bakış açınız da değişiyor. Müzik bazen duygusallığınızı yansıtma aracı oluyor, bazen de yanlışlara karşı duyduğunuz öfkenin sanatsal dışavurumu hâline gelebiliyor.  Müzik ile dünyanın her tarafındaki insanlarla ortak bir dile ve faaliyetlere sahip olabiliyorsunuz. Normalde bir araya gelmeleri hiç de kolay olmayan coğrafyalardan insanlar müzik sayesinde kolayca ortak bir coşkuyu yakalayabiliyorlar. Bu açıdan her insanın müziğin bu müthiş evrensel gücüne kendini kaptırması son derece tavsiye edilecek bir durumdur.

Sosyal sorumluluk konuları üzerine müzik çalışmalarınız var. Sizce müzik gençleri bilinçlendirmenin, onlara ulaşabilmenin etkin bir yolu mudur?

Tüketim toplumu her türlü maddi değer ve kaynağı hoyratça tüketirken, sanatı da bundan ayrı tutmadı. Son zamanlarda ortaya konulan eserlere baktığımızda hem söz hem de müzik kalitesi açısından bir hayli düşüşün olduğu kolayca görülebilmektedir. Oysaki bir müzisyen, vaktini “aldığı” dinleyicilerine sunabileceği en güzel eserlerini ve sözlerini sunmalıdır. Dinleyicilerini aklen ve ruhen doyurmalıdır. Bu açıdan her şeye rağmen, müzikte kalitenin mutlaka korunması şarttır. Bir genç fazla kitap okumayabilir, ama mutlaka müzik dinlemektedir. Gençlerle kurulabilen bu köprüyü mutlaka açık tutmalı ve bu sayede onlara kaliteli değerleri iletmeye devam etmeliyiz.

Ne tür kitaplar okumayı tercih edersiniz?

Öğrencilik yıllarımda roman, klasik eserler de okurdum. Ama özellikle akademik araştırmalar sonucunda artık onlardan çok uzağım. Yaklaşık 7-8 yıldan beri de elimden geldiğince Kur’an’ı daha fazla okumaya, onu daha iyi anlamaya çalışıyorum. Dolayısıyla okuduğum kitaplar da genellikle bana bu yolculukta faydalı olabilecek kitaplardan oluşuyor. Kur’an’ı anladıkça ne kadar değerli bir hazineye sahip olduğumuz hâlde, onu ne kadar da az tanıdığımızı fark ediyorum.

Nihan Su, “Öğretmenliğin Yazarlığımı Besleyen Tarafları Var”, Kitabın Ortası, Kasım 2019

Yayın Tarihi: 24 Kasım 2019 Pazar 11:00 Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2019, 16:50
banner25
YORUM EKLE

banner26