Nurettin Durman ile 'Ve Sonra' Üzerine Konuştuk

Şiirimize yarım yüz yıldan fazla emek vermiş olan Nurettin Durman, son şiir kitabı ‘Ve Sonra’ etrafında Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.

Nurettin Durman ile 'Ve Sonra' Üzerine Konuştuk

Nurettin Durman, şiirimize 50 yıldan fazla emek vermiş bir koca çınar. Beylerbeyi’nde işlettiği o küçücük berber dükkanında birikmiş şiire dair ne çok hatırası var. Geçenlerde Beylerbeyi’nde buluştuğumuzda ayaklarımız bizi o eski berber dükkanının önüne götürdü ve dükkanın karşısındaki küçük parka oturup seyre daldık birlikte maziyi. Hüzünlendik. Ne çok geleni gideni vardı bu küçük dükkanın. Düş Çınarı ve Kardelen dergilerinin idarehanesiydi bir bakıma. Dükkanda yaşanılan anıları konuşurken dergi ciltleri de birer birer kayıp gidiyordu elimizden.

Nurettin Durman’ın ilk şiiri 1964 yılında yayınlanmış. O tarihten bu yana aralıksız şiir yazmaya devam etmiş. Sevgi yüklü şiirler yazmış; hüzün, acı, mutluluk ve kederin çokça yer aldığı şiirler. Nurettin Durman şiiri en çok mazlumların yanında yer alan, mültecilerin yanında yer alan, her daim direnişin yanında dirilişi öne çıkarmasıyla önemli bir yerdedir şiir dünyamızda. Sancısı olan bir şairdir Durman. Filistinli, Iraklı, Suriyeli, Arakanlı, Mısırlı mazlumlar, yetimler vardır hüzünleriyle. Mahzun yürekler vardır Durman’ın şiirlerinde. Umut yüklüdür. Savaşan yüreklere, direnişi sürdüren yiğitlere umut taşır dizeleriyle. Her şiir bir umut ışığıdır yüreklere. Her bir şiir kitabı yeni bir umut eker gönüllere.

Nurettin Durman, ‘Ve Sonra’ isimli yeni kitabıyla yüreklere serpilmiş olan umutları besliyor, büyütüyor. Şiirimize yarım yüz yıldan fazla emek vermiş olan Nurettin Durman’la İz Yayıncılık’tan çıkan son şiir kitabı ‘Ve Sonra’ etrafında konuştuk.

Uzun bir şiir serüveniniz var. Başladığınız nokta ile bugün bulunduğunuz yeri nasıl değerlendiriyorsunuz? Yordu mu sizi şiir?

Şiire başlarken işin başındasınız ve acemi bir yolcu gibi yollar arıyorsunuz kendinize. Yürüdükçe, gideceğiniz yolu buldukça daha dikkatli adım atıyorsunuz, önünüze ardınıza bakıyorsunuz. Yolunuzun üzerindeki engelleri, çalıları çırpıları, taşları atıp devam ediyorsunuz böylece. Yol aldıkça yeni yerler, yeni manzaralar ile karşılaşıyor ve kendinize yeni bakış açıları ediniyorsunuz. Tabii başlarken genç, heveskâr ve bilgiye aç bir konumda oluyorsunuz. Yazdıkça, okudukça, yayınladıkça daha bir güveniniz de artıyor, yılmıyorsunuz, korkmuyorsunuz, arada kötü şeyler, kırgınlıklar, üzgünlükler çıksa da yola devam deyip yürüyorsunuz. Şiirim böyle böyle gelişti. Zorluklar oldu tabi. İlk kitabım çok geç yayınlandı. Hayat yorgunlukların hülasasıdır. Yorulmadan gerçekleştirilmiyor iyi şeyler. Dün de bugün de daha iyi şiir diyorum… Bir önceki şiirden daha iyi bir şiir…

Ve Sonra, geçen yıl yayınlanan Derin Yara’dan sonra onüçüncü kitabınız yanılmıyorsam. Kitaba baktığımızda çoğunlukla eski tarihlerde yazılmış şiirlerden oluşmuş. Bir seçki gibi değerlendirebilir miyiz? Nasıl doğdu kitap?

Derin Yara şiir kitabımda da şiirlerin altına yazılış tarihlerini yazmak istedim ama sonradan değişti fikir. Güllerin Ardında adlı şiir kitabımda, Seni Beklerken Cancağızım kitabımda da şiirlerin yazılış tarihleri var. Yeni değil yani bu tarihleme işi. Zaten gençliğimden beri yazdığım şiirlerin, yazıların tarihlerini de belirtirim. Ve Sonra şiir kitabım özel bir kitap oldu. Kitaptaki “Münacaat”, “Naat”, “Sebebi Telif” bu isimdeki kitabın oluşmasını bekliyormuş hissi de var içimde. Çünkü bu şiirleri başka kitaplara, daha önce çıkan kitaplara koyamadım bir türlü. Onun için bu kitapta olmaları iyi oldu diyorum. Şiirimin gelişim sürecini de vurgulamış oluyorlar böylece. Bu kitaptaki bütün şiirleri bir bütünlük arz etsinler diye de bir araya getirmiş oluyorum. Özellikle bir kitapta bir araya getirilmiş şiirler de diyebiliriz Ve Sonra kitabımdaki şiirlere…

Eski şiirlerinize baktığımızda dil ve biçim olarak daha ağır, yer yer soyut, zaman zaman anlatımda sıkı bir tarz görüyoruz. Son kitabınız ‘Ve Sonra’ ile dergilerde yayınlanan, henüz kitaplaşmamış şiirlerinize baktığımızda giderek gençleşen bir şiirin varlığını görüyoruz. Siz nasıl görüyorsunuz, katılıyor musunuz bu tespitimize?

Bu konu biraz karışık geliyor bana. Şiire bakış açısıyla ilgili oluyor. Kimileri görmüyor diyelim, görmek istemiyor diyelim, gıcıklığından görmezlikten geliyor. Ve sanki yokmuşsunuz gibi bir vaziyet çıkıyor ortaya. Böyle şeyler olabiliyor. Her ne ise, ben kendimce hep iyi şiirin peşindeyim. Dil, biçim çok önemli tabii. Şiire yakın olmak, hep aynı yerde durmamak da diyebiliriz bu duruma. Dünyadaki olaylar, şehirler, insanlar, teknik gelişmeler, savaşlar, ölümler, kırımlar, dostluklar, ihanetler. Şiirin alanını genişletiyorum. Aynı yerde kalmak istemiyorum. Geçmişten geleceğe doğru olan bir çizgide bir gazel, bir mersiye, bir umut şiiri bırakmak istiyorum. Bir karşı duruşum olsun istiyorum, bir şiirim kalsın istiyorum. Yaşlı çınar ağacının altında oturduğunuzda taze meltemlerin estiğini nasıl gönlünüze dolan ferahlıktan anlıyorsanız, öyle bir şey. Yüzüne değdikçe daha bir dirilik hissi içinde olduğunuzun farkına varıyorsunuz. Şiirim daima daha ileri bir hava estirsin istiyorum.

Nurettin Durman’ın kendi şiirlerinin önünde yer aldığını, şiirinin önünde yürüdüğünü söyleyebilir miyiz?

Yanlış bir varsayım diyelim. Şiirim var, ben de varım. Ben mi öndeyim şiirim mi önde, hiç düşünmedim doğrusu. Bana göre de şiir şairin hayatına dâhildir. Bu fikri doğru buluyor ve ben de böyle inanıyorum. Çünkü şiirimizden de müstağni olmayacağız hesap gününde. Yazdıklarımızdan da, kayıt altına aldıklarımızdan da sorumlu olacağız. Zaten şiir varsa şair de var demektir. Şiirimle başlangıçtan beri beraber yol alıyorum. Şiirim başka ben başka biri değilim. Bir varın içindeki varın ayrısı gayrısı olmaz diye düşünüyorum.

Şiirimize 50 yılı aşkın bir süredir emek vermiş bir şair olarak görüşleriniz önemli, Türk şiirinin bugünkü konumu için neler söylersiniz?

Şiirimiz iyi yoldadır…

Sizin için çok şiir yazıyor diyenler oluyor. İnsanın yaşadığı yerin de önemi var sanki. Sizden de dinlemek isteriz, yaşadığınız yerin önemini. Beylerbeyi’nin Durman şiirine etkisi için neler söylersiniz?

Buna katılmam mümkün değil. Yerle alakalı olduğuna inanmıyorum. Çünkü resim yapmıyorum, manzara resmi de yapmıyorum veya manzara resmi çekmiyorum. Bugün oturduğum eve 2003 yılında taşındım, demek ki taşınalı 13 yıl olmuş. Ben ise 1964 yılından beri şiir yayınlıyorum. Bu bambaşka bir şey... Çok şiir yazmak mı acaba yoksa şiirden uzak durmak mı? Bu biraz da şiir yazamayanların, zor şiir yazanların bir yakıştırması olsa gerek. Asıl önemli olan yazılan şiirin şiir olup olmaması. Az yazmışsın çok yazmışsın önemli değil bence. Önemli olan şiir mi değil mi. Ona bakılmalı derim…

Nurettin Durman, Ve Sonra, İz Yayıncılık.

 

Röportaj: Şakir Kurtulmuş

 

Yayın Tarihi: 29 Ağustos 2016 Pazartesi 11:33 Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2016, 14:37
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Arif Dülger
Arif Dülger - 5 yıl Önce

Nice şiirli yıllara şiir ustası, sağlık ve huzur içinde olasın daima. Şiirde mütevazı iddiası olan koca çınar. 'Düş Çınarı'nı eken, büyüten sevgili usta. Şiirinizin hakkı gün gelince verilecektir; hiç şüphem yok bundan. Şiire dair söyledikleriniz de biz okuyucular için çok kıymetli elbette. 'Daha iyi'nin peşinde olduğunuzu ifade ediyorsunuz. Şair, arayışını sürdürendir değil mi?

banner26