banner17

Nelerin son modelini alacak?

Mustafa Kara'ya beş vaktinin nasıl geçtiğini sorduk, bizi mest etti...

Nelerin son modelini alacak?

Prof. Dr. Mustafa Kara, Kutuz Hoca’nın en büyük oğludur. Önce Rizeli, sonra Bursalıdır. Muhabbet ehli, gönüller dostudur; çocuklarını öpebilen, öğrencilerine gülümseyebilen bir akademisyendir. Resmî sıfatlı ama gayr-i resmîdir. Modern olana alabildiğine yabancı ve soğuktur.

Hâlen, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Tasavvuf Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yayınlanmış birçok eseri vardır.

1-Mustafa Kara güne nasıl başlıyor?

Sorularınız bendenize üç konuyu hatırlattı. Birincisi Bursalı şair Nevzat Çalıkuşu’nun eserinin adı: İklimler Değişir. Yani bu soruların cevapları iklime göre, mevsime göre, tatile göre, evin içindeki sürekli hizmetlere göre değişiklik arz eder. İkinci konu ise dünkü hayatımızın sabah ezanıyla başlaması ve yatsı ile son bulması oldu. Bir başka ifade ile güneşe göre ayarlanmış bir hayat. Yani, gündüzü gündüz gibi, geceyi gece gibi yaşamak. Modern hayatla birlikte her şey herc ü merc oldu. Buna bağlı olarak hemen aklıma gelen üçüncü konu ise Bağdatlı Ahmed Haşim’in o meşhur yazısı: Müslüman Saati…

Mustafa KaraBirinci sorunuza “sabah namazını  mahalle camiinde eda ettikten sonra güne başlarım” diye cevap vereceğimi bekliyorsunuz herhalde. Fakat… Heyhat…

Sabah namazını vaktinde kılabilmişsem yaz mevsiminde biraz daha uyurum. Kış mevsiminde ise resmî göreve gitme hazırlığı yaparım. Fakirhanemizin Uludağ’ın eteklerinde olmasına rağmen seherin o sihirli vaktinde tabiatla birlikte seyre çıkmayı ne kadar isterim. Ne yazık ki onu da bugüne kadar tam olarak gerçekleştiremedim. Bundan sonra ne olur bilemem.

İşe gelip giderken imkân ölçüsünde kitap okumayı severim. Günlük gazete almak ve okumak gibi bir alışkanlığım yoktur. İnternetle henüz tanışmadım. Şehirlerarası yolculuklarda haftalık veya aylık bir kültür dergisi alıp okumayı tercih ederim. Yol üzeri tabiat manzarası varsa dergiyi kapatırım. 

2-Öğle aralığında hangi kapıları aralıyor?

Çeyrek yüzyıldır öğle yemeği yemiyorum. Benim için öğle tatili diye bir şey yoktur. Öğle namazı fakülte camiinde eda edilir. Çalışma odamda bazen zeytin, hurma, sade bisküvi ve meyve bulunur. Karnı aç olan bir ziyaretçi teşrif ettiğinde sofra kurulur. Bu ziyaretçi okul dışından olduğu gibi, öğretim elemanlarından ve öğrencilerden de olabilir. Ziyaretçi yoksa hayatımızın temel işi devam eder: Konuşmak, okumak, yazmak… Her gün yanımda olan çantamda üç “şey” eksik olmaz: kitap, şemsiye, fotoğraf makinesi. Saat taşımam, kredi kartına karşıyım. Son modelleri çıktığında birer tane alacağım aletler ise şunlardır: araba, bilgisayar, cep telefonu.

Fakültede konuşmayı, evde ise okumayı yazmayı severim. Bu durum, hane halkından bazen haklı itirazların yükselmesine sebep oluyorsa da durum böyle. Okuyup yazmasam bile kitaplarımın yanında olmak bana huzur verir. Şimdilik bu şehirde çiçeklerle bezenmiş bir bahçem yoksa da kitap dolu bir evim var. Ama Cum’a suresindeki tehdit ve teşbihi de unutmamak lazım. 

Prof. Dr. Mustafa Kara3- İkindi vakti Mustafa Kara dünyanın neresindedir?

Ulucami’nin minaresinin gölgesinin düştüğü yerdeyim. Ulucami ev ile işin tam ortasındadır. Özellikle yaz günleri hemen her gün Ulucami’yi selamlarım. Bu selam aynı zamanda caminin açılışında bulunan Sultan Yıldırım’a, imam Süleyman Çelebi’ye, sırlı derviş Somuncu Baba’ya ve Seyyid Emir Sultan’a…

Yemek ve yemek çeşitleriyle diyalogum yoktur. Meyve müstesna. Onun için Ulucami’nin hemen dibinde yer alan Emirhan’a mutlaka meyve ile giderim ve dostlarla birlikte cümbüşleriz. Bursa’da isem ya evdeyim, ya fakültedeyim veya Emirhan’dayım. Diğerleri istisnadır. Bildiğiniz gibi istisnalar da kaideyi bozmaz. Emirhan’da ise iki kıdemli kitapçı vardır. Dergâh kitapevi, Gaye kitapevi. Cahit Çollak ve Mehmet Kuzidadaş. İkisi de Erzurumlu.

Emirhan’daki cumartesi ikindileri ise bir başka renkli ve canlı olur. Daha farklı yerlerden daha değişik mesleklerden dostların teşrifiyle muarefe ve mükaleme zenginleşir, güzelleşir. İsteyen meyve yer isteyen çay içer. İsteyen sadece ıhlamur ağacını seyreder isteyen Ulucami’nin meczuplarını. Emirhan denince akla gelen bir isim de şair Ziya Aksakal’dı. Geçen baharda Ulucami’nin çeşmesinde abdest alırken âlem-i cemâle doğru kanatlandı.

4- Akşamları hangi minval üzeredir?

Yaz mevsiminin uzun günlerini seviyorum. İkindi ile akşam arasındaki vaktin bereketi bir başka mutluluk… Kış günlerinde ise akşamı bir an önce yakalamak için koşan o ikindinin sihirli sesini de özlüyorum. Akşam yemeğini balkonda yemek benim için bir başka nimettir. Ertesi gün bir yerde, bir dernekte, bir vakıfta konuşmam yoksa yemek, namaz sonrası tekrar kitaplarımın arasına dönerim. Televizyon programlarının tiryakisi değilim. Ciddi musiki konserleri hariç hiçbir programı baştan sona seyretmem. Çalışmaktan yorulduğumda dinlenmek için kanalları şöyle bir iki defa dolaşır sonra tekrar elime kurşun kalemi, silgimi alarak kitabet görevime dönerim. Eğer ertesi gün veya gece bir yerde konuşmam varsa oturur onun planını çıkarırım, ana başlıklar hakkında notlar tutar, konu müsaitse okuyacağım şiirleri seçerim.

Akşam saatlerinde yaptığım işlerden biri de telefon etmek. Anne ve babamı her hafta ararım. Babam Kutuz Hoca yaşlılığı sebebiyle şu sıralar telefonla pek arası yok. Ama bugün itibariyle dört aydır beraberiz. Yirmi dört saat beraberiz. Yirmi dört saatimi ona göre düzenliyorum. Bir başka ifade ile hayatımda ilk defa derslerim ikinci sıraya düştü. İnşaallah duasını almak nasip olur. Malum imtihana girmek kolaydır, kazanmak zordur. Söz babamdan açılmışken “sacayağı”nı tamamlayalım. 1966 yılından beri Nurettin Topçu ile 1970 den beri de Süleyman Uludağ ile beraberim. Hazâ min fadli Rabbî… 

Mustafa Kara5- Mustafa Kara geceyi / geceleri nasıl yaşıyor?

Başka bir program yoksa akşam vakti evdeyim. Yatsıdan sonra, yatmadan önce aksamasını istemediğim tek alışkanlığım meyve yemek. Çayla aram iyi değildir. Gündüz fakültede –birazda mecburen- birkaç bardak içerim. Fakat yatsıdan sonra çay içmek demek benim için uyuyamamak demektir. Onun için sloganım şöyledir: “Rizeliler çay içmez.” Ev işlerinden hiç anlamam. Sabah kahvaltısını hazırlamanın dışında hiçbir işi beceremem. Bu biraz “yatılı” okumamla ilgili olduğu gibi biraz da iştahımla, daha doğrusu iştahsızlığımla ilgili olmalıdır. Ama gece meyve yıkamak, hazırlamak ve sunmak tamamen benim tekelimdedir. Zevkle yaparım.

Bazı geceler başımı  yastığa koyduktan sonra ertesi gün derste anlatacağım konuyu düşünür, sunabileceğim yeni dokümanlar bulmaya çalışırım. Burada öğretmenliğimle ilgili bir not da düşeyim. Kitap okurken bulduğum enteresan tespit ve yorumları en kısa sürede öğrencilerime aktarmak isterim. O tespitlerin genç dimağlarda daha bereketli “doğum”lara sebep olacağını düşünürüm. Kendimi yuvadaki yavrularına bir şeyler taşıyan kuşlara benzetirim.

Müzzemmil suresinde gece ibadetinin bereketi ile ilgili ayetlerin gerçeğine ulaşmak ise en büyük hedefim. Duanızla olur inşallah…

 

Adem Turan sordu.

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2010, 23:44
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
şevket şimşek
şevket şimşek - 9 yıl Önce

'genel konuşmak hiç bir şey söylememektir'. özel şeyler söyleyen hocamıza ve adem turan kardeşimize hürmetler...

Harun Akgöğ
Harun Akgöğ - 9 yıl Önce

Nice hayır ve bereket dolu yıllara...

banner8

banner19

banner20