Nasıl Hem Dindar Hem De...

Kenan Çayır adını ilk, sadece bir merak için internette dolaşırken gördüm. Hidayet romanı üzerine yayımladığı makaleler vardı.

Nasıl Hem Dindar Hem De...

Kenan Çayır adını ilk, sadece bir merak için internette dolaşırken gördüm. Hidayet romanı üzerine yayımladığı makaleler vardı. Bundan birkaç ay önce, Bilgi Üniversitesi Yayınları'ndan çıkan Türkiye'de İslamcılık ve İslami Edebiyat adını verdiği kitabının çıktığını duydum. Benim gibi, ilk okuma tecrübelerini "Hidayet romanları'yla yapan birisi için, bu kitap oldukça dikkat çekiciydi.

Kitabı okudum, Çayır'a kitaba dair sorular yönelttim. Kitap, bu alanda yapılan en dikkat çeken çalışmalardan biri. Ben istifade ettim. 80'lerden bugüne İslamcılık'ın "edebi" eserler üzerinden olan seyrini merak ediyorsanız, Kenan Çayır'ın kitabı size önemli fikir açılımları sağlayabilir. İlk gençlik yıllarımızda hararetle okuduğumuz bu kitaplar, aslında hiç de sıradan bir roman örgüsüne sahip değildi. Başlıktaki cümleyi özellikle çektim aradan, Çayır'a kızalım diye... 

 

Sosyolog Kenan Çayır:

"Son yıllarda İslami kesimlerde görülen, 'Nasıl hem dindar hem de iş dünyasında etkili oluruz'un arayışıdır."  

Neden bu konu üzerinden İslamcılık'ı tartışma yoluna gittiniz? Edebiyat dışı eserler size daha fazla imkan sağlamaz mıydı? 

İslamcılığın ürettiği edebiyat dışı eserler (entelektüel kitaplar vs.) daha önce başka sosyal bilimciler tarafından çalışılmıştı. Ancak bugüne kadar bu hareketin edebi eserleri sosyolojik bir gözle incelenmemişti. Siz "edebiyat dışı eserler İslami hareketi incelemekte daha fazla imkan sağlamaz mıydı?" diye soruyorsunuz.

Ben edebiyatın daha fazla imkan sağladığını düşünüyorum. Zira her ne kadar subjektif alanla ve hayal dünyasıyla ilişkilendirilse de edebi metinler aynı zamanda belirli aktörler tarafından üretilen sosyolojik ve kültürel metinlerdir.

İslami kaygıları olan insanların ürettiği benzer edebi metinler de biz sosyal bilimcilere hareketin üyelerinin hayallerini, acılarını, kimliklerini, başka kimlikler karşısındaki duygularını inceleme fırsatı sunuyor. Bu açıdan roman bence edebiyat dışı metinlerden çok daha zengin.    

Kitabınızı 80'li ve 90'lı yıllara ait 4 dört romanı kritik ederek oluşturmuşsunuz. Bu 4 romancı arasında Emine Şenlikoğlu yok. Bunu bile isteye mi yaptınız? Bu tercihinizi belirlemede ne etkili oldu? 

Bir çalışmada takdir edersiniz ki belirli sınırlandırmalar olması lazım. Tüm yazarlardan ve tüm romanlardan bahsetmeniz imkansız. Emine Şenlikoğlu'nun da bazı romanlarından bahsediyorum kitapta. Ama derinlemesine inceleme için seçtiğim iki romancıdan biri değil Şenlikoğlu. Ancak şunu bir daha hatırlatmak isterim: Hidayet romanları birbirine benzeyen anlatılar. Yazarlar farklı olabilir ama anlatılar üç aşağı beş yukarı aynı; bu romanlarda dile getirilen temalar, ileri sürülen argümanlar aynı. Dolayısıyla hidayet romancıları açısından birini seçip diğerini dışarıda bırakmanın önemli bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. 

Hidayet romanlarının çoğunu okuduğunuz metinlerinizde belli oluyor. 2000'li yıllarda bu romanlara yakın romanlar yazılıyor mu? Takip ediyor musunuz? 

Hidayet romanlarının tamamını okumak zor, zira oldukça fazla sayıda roman var. Hidayet romanı yazarları 2000'li yıllarda da romanlar yayımlıyorlar. Ancak bu romanların dili 1980'li yıllardaki kadar keskin değil artık. Ayrıca örneğin Emine Şenlikoğlu'nun ya da Ahmet Günbay Yıldız'ın yeni romanlarında İslami kesim içindeki sorunlar da dile getiriliyor; yani eskiden olduğu gibi İslami kesim homojen ve sorunsuz olarak görülmüyor.  

Bu yeni çıkan romanlar üzerinden yeni bir kitap çalışmanız olacak mı?  

Şu an için bu konuda yeni bir kitap çalışması yapma düşüncem yok.  

AKP Hükümetinin ortaya koyduğu yeni İslamcı anlayıştan bahsediyorsunuz kitabınızda. Bu yeni oluşumun, gençlerin okuma ilgileri üzerindeki değişimini nasıl gözlemliyorsunuz? 80'lerdeki okumalarla bugün muhafazakar kesimin okuma alışkanlıkları neler? 

Toplumsal olayları bence karşılıklı olarak okumak gerek. Yani AKP'nin etkilediği gruplar var tabii ama 90'lı yıllardan bu yana İslami kesimlerdeki değişim de AKP'yi yaratan olgular arasında. Bu değişim muhafazakar kesimin okuma alışkanlıklarını da değiştiriyor tabii. Kitapta da bahsettiğim gibi İslami yayınevi sahipleri artık radikal kitapların satmadığını söylüyorlar. Çok satan kitaplar arasında kişisel gelişim kitapları var. Sanırım bu, son yıllarda İslami kesimlerde görülen "nasıl hem dindar, hem de iş dünyasında etkili oluruz"un arayışı bunlar.  

Kitabı ilk olarak İngilizce yayımladınız. Bunu öncelikli sebebi neydi?  

Bu çalışmayı öncelikle Boğaziçi Üniversitesine doktora çalışması olarak sunmuştum. O yüzden ilk versiyonu İngilizce yazdım ve yayınladım.  

 

 

Yakup ÖZTÜRK sordu, soruşturdu

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 15:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26