banner17

Nasıl girişimci olunuyor?

Türkiye'de girişimci neden az, gençliğe neden önem veremiyoruz. Ahlakî, iktisadî, fikrî, ilmî bakımdan neden önem vermiyoruz?

Nasıl girişimci olunuyor?

Genç girişimcilerle konuşmaya devam ediyoruz. Bu sefer Hüseyin Sarpkaya ile konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?Hüseyin Sarpkaya

Hüseyin Sarpkaya. 1980 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Biyomedikal Teknolojiler Bölümü’nden mezun oldum. Ardından, iş hayatında eksikliğini gördüğüm iktisat ve muhasebe yönümü geliştirmesi amacı ile Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdim. Bu süre zarfında Londra’da dil eğitimi aldım. Son olarak Fatih Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisiyim.

Çeşitli STK çalışmalarından sonra 3 yıldır Genç MÜSİAD’ın çeşitli kademelerinde çalışmaktayım Aynı zamanda TOBB bünyesinde kurulan genç girişimcilik kurulunun İstanbul’daki biriminin yönetim kurulu üyesiyim. İş alanında faaliyetlerimiz sağlık alanında. Mezun olduktan hemen sonra bir süre profesyonel şirketlerde çalıştıktan kısa bir süre sonra şu anki şirketimizi kurduk.

Sizce Türkiye’de girişimci sayısı niye bu kadar az?

3 yanlışın bir doğruyu götürdüğü sistemle gençler ancak bu kadar girişimci olur. Bunun değişmesi gerek. Hata yapmak insana mahsustur. Her tüccar hata yapar, para kaybeder; bu mümkündür. Tecrübe zaten bu demektir. Ülkemizdeki sıkıntı şu: Çok temiz düşüncelerle başlayan ticarî girişimler birkaç yıl sonra KOBİ’lerin hastalığı olan gösteriş sevdasına tutunuyor. Tam olarak sermayesini ve kurumsallığını oluşturmadan sanki bunlara gerek yokmuş gibi özel harcama yapan firmalar en ufak bir krizde sendeliyor ve bunlar da kötü örnek oluyor; girişimcinin cesaretini kırıyor.

Sizce esas sermaye nedir? Ya da ne olmalıdır?

Öncelikle şunu söylemem gerek. Sanayi devrimi geride kaldı. Şimdi bilgi sermayeden daha değerlidir. Demek ki gençler daha çok okumalı, rakiplerini bilmeli, müşterisini tanımalı, iyi pazarı iyi araştırmalı, -sadece yerel kaynaklar yetmez- yabancı kaynaklardan da fikir edinmelidir. Ve eğer bir iş planı ve ayağı sağlam yere basan projesi varsa girişimci olmaktan kaçınmamalıdır. Tabii çok düşeneyim derken de zamanı ıskalamamalı.

Öğrencilikleri sırasında gençlerimizin yapması gerekenler neler?

Bizim ülkemizdeki sorun şu: Üniversite eğitimi ile ilgili ciddi bir staj süresi yok. Tamamen keyfiyete kalmış. Yabancı dil bilmeyen işletmeciler ve mühendisler var. Program yazamayan bilgisayar mühendisleri var. Böyle eğitim olur mu? Tabii kendine güveni kalmaz gencin.

Sağlık sektörüGelecekle ilgili neler düşünüyorsunuz? Girişimcilik açısından özellikle...

Şirket kurulalı yaklaşık 5 yıl oldu. Şu an iki markamız var. Ben sağlık sektörünü hâlâ önü açık bir piyasa olarak görüyorum. Yeni tedavi metotları, daha gelişmiş teknolojik cihazlar, bununla beraber maalesef yeni hastalıklar, aynı zamanda akıllı hastaneler, hasta takip sistemleri, yaşam konforunu arttırıcı materyaller. Kısaca sağlık sektörü önü açık bir sektördür.

İş çok tabii; bunlar kendi markamızla ülkemizde üretilse güzel olmaz mı? İşte bizim hedefimiz bu. 10 yıl önce bunu ben çalıştığım yerde söylediğimde bana gülerlerdi. Neden? Ülkenin marka değeri yoktu. Aradan on yıl geçti; şimdi katıldığımız fuarlarda, ikili iş görüşmelerinde, “‘in vitro’ yani vücut dışı teşhis cihazlarını Türkiye’de üretmek gibi bir fikrimiz var” dediğimde yabancıların gözü parlıyor. Hemen, “biz kendi ülkemizde sizin bayiniz olalım” diyorlar; bu çok önemli.

Dünyada genç müteşebbislerin sayısı hızla artıyor ama Türkiye’deki oran yüzde 2.4 gibi düşük bir oranda. Genç nüfus fazla ama genç müteşebbis az. Bu ters orantının değişmesi için fikirleriniz nelerdir?

Hükümet bu konuda çok bilinçli çeşitli destekler veriyor. Ama belki bir kararname ile iş adamları derneklerine tohumlama merkezleri açılması yetkisi ve teknopark yetkisi vermelidir. Ve kesinlikle devlet bakanlıklarından biri Girişimcilik ve Yeni Teknolojiler Bakanlığı olarak değiştirilmelidir. Yine üniversite-sanayi işbirliği geliştirilmelidir. Öğrenci okurken girişimci olarak yetiştirilmeli. Vize-final vb. gibi sınav sistemli bir öğrenci mezun oluyor, piyasadan kopuk. İşin tanımı değişiyor artık. İnsanlar okula gitmeden de mezun olabiliyor (e-öğrenme). Uzaktan eğitim modelleri ile eğitim sistemi geçişlere müsait olmalı, herkes 4 yıl okumak zorunda değil. Bence meslek yüksek okulu ismi bile bir küçümsemenin gösteresi. Mezun olunca askerlik engeli çıkıyor, bu nedenle kimse tercih etmiyor.

Tüm 4 yıllık fakülteler temel meslek eğitimi veren okullara çevrilmeli. İlk iki yıl bu şekilde eğitim almalı. Devamında ise akademik anlamda devam etmek isteyenlere ve dışarıdan bitirmek isteyenlere çeşitli alternatif modeller oluşturulmalıdır. Üniversitede akademik çalışma yapan hocalara patent ve ödenek verilmeli. Mali açıdan üniversite bu bütçeyi yönetebilmelidir. Özel şirketler bu çalışmalara dışarıdan sponsor olabilmeli; özgür düşünen ve düşüncenin önünü açan üniversitelerimiz olmalı.

 

Fahri Sarrafoğlu sordu

Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2010, 16:38
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20