Müzehhibe Zeynep Gemici Akbal: “Bir işi gerçek anlamda severseniz biiznillah yol alır, gidersiniz. Neye rağbet ederseniz Allah da o işe rağbetinizi artırır.”

Yıldız Holding “Kadın Sanatçılar Esmâlar ve Hilyeler Sergisi”ne eserleriyle katkıda bulunan tezhip sanatkârı Zeynep Gemici Akbal ile tezhip sanatı, çalışmaları, eserleri ve hayalleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Deniz Demirdağ'ın söyleşisi.

Müzehhibe Zeynep Gemici Akbal: “Bir işi gerçek anlamda severseniz biiznillah yol alır, gidersiniz. Neye rağbet ederseniz Allah da o işe rağbetinizi artırır.”

Zeynep Hanım, öncelikle kendinizden ve tezhip sanatıyla tanışma hikâyenizden bahsedebilir miyiz?

İsmim Zeynep Gemici Akbal. 1979 Bayburt doğumluyum. 16 yaşında bir oğlum var. Bakırköy İ.H.L. ve ilahiyat ön lisans mezunuyum. Lisede seçmeli hat ve tezhip derslerine katıldım. O vakte kadar hep çizim ve boyama yapardım. Meslek dersleri hocalarım -Allah onlardan razı olsun- benim geleneksel sanatlara yönelik ilgi ve yeteneğimi görünce destek oldular ve bazı tavsiyelerde bulundular.

İslâm sanatlarına olan ilgimden dolayı bu sanatı icra eden sanatçılarla ilk olarak Birlik Vakfı’nda tanıştım. Eserlerinden çok etkilendim. Tezhibin, hüsn-i hattın güzelliğine güzellik kattığını görmek beni tezhibe yöneltti. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Hekimoğlu Ali Paşa Uygulamalı İslâm Türk Sanatları Kütüphanesi’nde Serap Bostancı hocamın tezhip derslerine katıldım. Daha sonra Semih İrteş hocamın himayesinde Kültür Bakanlığı Topkapı Sarayı Türk Süsleme Sanatları Kursu’na gittim. Tezhip eğitimim daha sonra Eyüp Sultan Caferpaşa Medresesi ve İSMEK Bağlarbaşı Türk İslâm Sanatları İhtisas Merkezi’nde Serap Hocamla devam etti. Halen proje grubumuzda çalışmalarımız devam ediyor. Bu arada 2011-2020 yılları arasında Beykoz Kavacık’ta özel bir dernekte, Beykoz Belediyesi Kültür Merkezi’nde ve Ensar Vakfı’nda tezhip dersleri verdim. Derslerimiz inşallah pandemi sonrasında devam edecek.

Bu sanatı öğrenmek ne kadar zamanınızı aldı? Tezhip sanatını öğrendiğiniz ustanız kimdi?

Ciddi anlamda 2000 yılından beri tezhiple ilgileniyorum. Her tabloda yenilikler öğreniyorum. Tezhip tabir yerindeyse derya gibi talebeliğiniz hiç bitmiyor. Ustam, kıymetli Serap Bostancı Tuluk’tur. Ondan tezhip ve sanat ahlâkıyla ilgili çok şey öğrendim. En başta tevazuu, sabrı ve samimiyeti...

Tezhip sanatı sizi, yaşamınızı nasıl ve ne kadar değiştirdi?

Tezhibin bana kattığı birçok güzel vasıf var. Sabır ve gayret başta geliyor. Onunla vazgeçmemeyi, ümidi kesmemeyi, zahmetin sonunda rahmet olduğunu öğrendim. Bunlar hayatımın birçok aşamasında etkili oldu. Tezhip bende ziyadesiyle güzeli düşünmeme, güzeli görmeme ve güzeli konuşmama vesile oldu.

Tezhibin psikolojik ve manevî yönü olduğu gibi sosyal yönü de vardır. Güzel ve değerli insanların olduğu aynı ortamı paylaşıyor, dostlar kazanıyor, sanatınızı icra ederken de içinden Muhammed (s.a.) geçen muhabbetlere katılıyorsunuz. Tezhiple ecdadımızın nasıl bir aşkla ve duygularla bu sanatlara nasıl gönül ve emek verdiklerine şahit oluyorsunuz. Ecdanın yazıya, Mushaflara, yazma kitaplara vs. verdikleri hürmeti görünce hayran kalıyorsunuz. Sanatkâr ceddimizdeki iman, hürmet, estetik duygusu beni hep etkilemiş ve tefekküre sevk etmiştir.

Tezhip sanatının geçmişten günümüze gelinceye kadarki serencamını, dönemler, ekoller bağlamında değerlendirmenizi istesek neler söyleyebilirsiniz?

Tezhip sanatında daha çok Fatih dönemi çalışırız. Bununla birlikte 16. yüzyıl Sernakkaşı Müzehhip Kara Memi’nin üslubunu ve sonraki asırlarda Ali Üsküdârî’nin ekolünü benimseriz.

İyi bir tezhip eseri hangi hususiyetleri haiz olmalıdır?

Evvela iyi bir kompozisyon olması gerekir. Kullanılan altın ve renkler belli bir denge içinde olmalıdır. Ve elbette temiz bir işçilik olmalı, desenler el titremeden geçirilmeli ve boyama titiz bir şekilde tatbik edilmelidir. Bir de sanatkârın güzel duygularıyla eserini tezyin etmesi çalışmaya bambaşka bir güzellik katacaktır.

Tezhip sanatında yetenek kadar malzeme de önemli midir? Bu naif sanatın malzemelerine de değinir misiniz?

Yazı öncelikle uygun bir murakkaa, klasik usullerle gerilmelidir. Malumunuz tezhip, “Altınlamak” demektir. Bu yüzden ilk akla gelen en değerli malzemesi altındır. Bezemelerimizde sarı, yeşil, kırmızı, beyaz vs. gibi farklı ton ve ayarlarda altın kullanırız. Ayrıca eskiz kâğıtlarına, rahat çizim yapabileceğiniz kalemlere, yumuşak silgilere, detaylı cetvel ve pergellere ihtiyaç duyarsınız. Keza altını parlatmak için akik taşı ile yapılan iyi bir mühreye gereksinim duyarsınız.

Tezhipte genelde samur ve kedi kılı fırçalarla çalışırız. Guaj, akrilik, suluboya ve mürekkepler diğer yardımcı malzemelerimizdir. Tüm bunların birinci sınıf kalitede olması gerekir.

Tezhip sanatı onunla ilgilenen kimseye neler öğretir?

Tezhip, maddî olandan uzaklaşıp manevî olana yönelmektir; sabır, sebat, samimiyet ve gayrettir. Tezhip gibi geleneksel sanatlarla uğraşan insanlar ince ruhlu, mütevazı ve nezaket sahibi olurlar genellikle. Tezhip, kusur görmemeyi ve telafiyi öğretir. Bu sanata gönül vermek ve sevmek işin özüdür.

Tezhip, muhataplarına gerçek ve en güzel sanatkârın yani Allah-u Zülcelâl’in en muhteşem sanatını görmeyi, anlamayı öğretir. Allah her şeyi en âlâ keyfiyette yaratmıştır. Yaratılış sırlarını görmek, keşfetmek lazımdır. Bu manada tezhip bir keşif sanatıdır ve bizler de keşfetmeye çalışırız.

Tezhip aynı zamanda nefis ve nefes terbiyesiyle insan da yetiştirir. Edep herkese yakışır ama tezhip sanatçısına daha çok yakışır. Edep ve usulüne göre eseri icra etmek gerekir.

Kadın sanatçı olmak ve başarılarını kitlelere duyurabilmiş bir kadın olmanın zorlukları üzerine konuşalım isterim. İyi bir eş, iyi bir anne olmaya çalışıp bunun yanı sıra iyi bir sanatçı ya da her ne yapıyorsanız o konuda başarılı olabilmenin zorlukları nelerdir?

Evvela, Allah Teâlâ kadının fıtratına inceliği, zarafeti, estetiği, sabrı ve dayanıklılığı erkeklere nazaran daha fazla bahşetmiş. Kadınlar bu yüzden bazı zorlukların üstesinden gelebiliyor.

Kadın sanatçının sanatında ilerleyebilmesi, muvaffak olabilmesi için evvela ailesinin, eşinin, çocuklarının bunun bilincinde olup destek olması, onu gayretlendirip bazı şeylerde anlayış göstermesi gerekir. Hızlı akan keşmekeş bir hayatın içinde yaşıyoruz. Her şey çok çabuk yaşanıyor, gelişiyor ve bu sanatlar da şüphesiz ziyadesiyle emek ve vakit istiyor. Bunun için hanımların sorumlulukları bu kadar fazla iken bu sanatlara vakit ayırması bazen hakikaten zor olabiliyor. Fakat bunu başarabilen birçok hanım sanatçımız var. Onlar, belli bir program dâhilinde çalışıp hem kendilerine hem ailelerine ve hem de çevrelerine sanata ve güzele dair birçok şeyi kazandırıyor.

Bediüzzaman Hazretleri’nin şu sözü bilinir ve ben bu sözü çok severim: “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.” Bu duygularda olan kadın sanatçılar eşlerine, evlatlarına ve çevrelerine karşı daha sakin, daha naif, daha sabırlı ve alçak gönüllü yaklaşım sahibi olur.

Gelecekte tezhip sanatıyla ilgili gerçekleştirmek istediğiniz ya da yapmayı arzu ettiğiniz şey nedir?

Tezhibe gönül vermiş biri olarak nice Esmâ-i Hüsna, Hilye-i Şerîfe ve serlevha tablolarını tezyin edip bunları gelecek nesillere aktaranlardan olmak isterim. Ders verdiğim hanımların mutluluğunu, merakını ve gayretini görmek beni çok mutlu ediyor ve beni daha çok öğretmeye sevk ediyor. Umarım nice gönül verenlere öğretebilir, onlarla sergiler açabilir ve insanların takdirine sunabiliriz.

Geçmiş dönemlere ait eserleri incelediğinizde bana ait olmasını isterdim dediğiniz, sizi çok etkileyen eserler var mı?

Olmaz mı? Eskimez el yazması Kur’an-ı Kerim’lerin içindeki tezhipler, altınlar muhteşem güzellikte. Müzeyyen elyazmaları mütemadiyen beni etkilemiştir. 

Mesela, Karahisari Ketebeli Mushaf-ı Şerif. Koltuk desenlerinin çeşitliliği ve güzelliği karşısında hayran olmamak mümkün değil.

Semih İrteş hocamın himayelerinde Topkapı Sarayı’ndaki tezhip derslerine devam ederken bu Mushaf’ın sarayın kütüphanesinde olduğunu biliyordum ve görmeyi çok istiyordum. Semih hocama “Acaba görebilir miyiz?” diye sorunca o ve diğer hocalarım gülüştüler ve Semih hocam tebessümle “Ben daha görmedim, sen nasıl göreceksin?” demişti. Geçtiğimiz yıllarda tıpkı basımı yapılan Mushafı edineceğim inşallah. Ayrıca Semih hocam, Karahisari Ketebeli Mushaf-ı Şerif’in koltuk desenleriyle ilgili özel bir kitap yayınladı. En kısa zamanda temin edip hasrete son verme niyetindeyim.

Yıldız Holding her yıl Ramazan ayının manevî iklimini yansıtan özel sergilerini sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Gelenekselleşen Ramazan sergilerinde bu yıl da “Kadın Sanatçılar-Esmâlar ve Hilyeler” başlığı altında toplanan 75 eser sergileniyor. Sergide sizin de eseriniz yer aldı. Bu süreç nasıl gelişim gösterdi? Sergide yer alacak eserinizi nasıl belirlediniz?  Bununla birlikte eserinizin bu sergide yer alması ile ilgili düşüncelerinizden bahsedebilir miyiz?

Kıymetli dostum, tezhip sanatkârı Özlem Gören’in davetiyle bu sergiye katıldım. Kadın sanatçıların olduğu sergiye katılacağımı duyunca tarifsiz, güzel duygular yaşadım. Hele ki “Esmâlar ve Hilyeler Sergisi” olunca daha çok heyecanlandım. Çünkü bu eserler hem anlam olarak çok kıymetli hem de kompozisyonu ve üretimi meşakkatli ve emek yoğun eserler. 

Sergide yer bulan eserlerimin her birinin ayrı bir hikâyesi ve anlamı var. Bir Ramazan-ı Şerif sergisinde Yıldız Holding bünyesinde eserlerimin yer alması bizler için kıvanç kaynağı. Evvela sergi küratörümüz İbrahim Ethem Bey’e, Özlem Gören’e, Yıldız Holding’e ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Hocalarımın ve arkadaşlarımın emeğine, yüreğine sağlık.

Son olarak söyleşimize neler ilave etmek istersiniz?

Geleneksel sanatlarımızın her biri çok kıymetli. Öz sanatlarımıza boş vakit geçirmek, para kazanmak ya da hobi olsun diye asla başlamamalı bu sanata gönül verenler. Güzel duygularla başlamalı, sabırla, samimiyetle, azimle devam etmeliler. Bir işi gerçek anlamda severseniz biiznillah yol alır, gidersiniz. Neye rağbet ederseniz Allah da o işe rağbetinizi artırır.

Söyleşi: Deniz Demirdağ

Yayın Tarihi: 17 Mayıs 2021 Pazartesi 18:00 Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2021, 12:07
banner25
YORUM EKLE

banner26