Mustafa Uçurum: "Ne yaşıyorsak onu yazmaya devam..."

Yazmak istediğim konu beni nereye sürüklerse orada kendine yer buluyor cümlelerim. Bir zorunluluk değil bu. Yatağını bulma durumu. Mustafa Uçurum ile Şairin Aynası kitabı merkezli; edebiyat, şiir, dergiler ve yeni çalışmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Mustafa Uçurum: "Ne yaşıyorsak onu yazmaya devam..."

Şiirler, yazılar, çocuklar üzerine yazılan kitaplar, gazetede köşe yazarlığı gibi edebiyatın birçok türünde çalışmaları bulunan Mustafa Uçurum, TYB 2018 Yılı Deneme Ödülü’nü Şairin Aynası kitabı ile alarak emeğinin karşılığını ödül ile taçlandırmış oldu.

Mustafa Uçurum ile Şairin Aynası kitabı merkezli; edebiyat, şiir, dergiler ve yeni çalışmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Adınızın edebiyat dergileri ile birlikte anılıyor olması gibi bir durum artık günümüz edebiyat ortamlarında yerleşti ve bu durum da kabul görüyor. Dergi serüveninizi ve Mustafa Uçurum için dergilerin hangi anlamları içerdiğini anlatır mısınız?

Edebiyatla tanışmam dergilerle tanışmamla aynı zamana rastlar. Ortaokuldayken bir şiirimin çocuk dergisinde yayınlanması bir ilk adımdır. Dergilerle ciddi anlamda tanışmam, edebiyat fakültesini kazanmamla birlikte oldu. Edebiyat bölümünde okumak rastgele bir tercih değildi benim için. Bilinçli olan bu tercihimi pekiştirmek için 1. sınıfta birkaç dergiye abone olarak dergileri yakından takip etmeye başladım. Yoğun okumalarım arasında yazdığım şiir ve yazılar da vardı ama onları uzun süre sadece kendim için yazdım.

Takip ettiğim dergiler içinde Konya’da çıkan Çerağ dergisi de vardı. Yazdığım bir şiirimi bu dergiye gönderdim. Şiirim iki ay sonra dergide çıktı. Bu benim için çok değerliydi. Daha sonra başka dergilere de şiirler, yazılar göndermeye başladım. 1996 yılında da ilk dergimiz olan Martı’yı çıkardık arkadaşlarla. Daha sonra ben Polemik dergisini çıkardım Tokat’ta. Martı’yı çıkardığımız arkadaşlarla Yitik Düşler dergisini çıkardık 42 sayı.

1995 yılından bu yana yazıyorum dergilerde. Bundan da büyük mutluluk duyuyorum. Çünkü dergi, okuyucuya gönderilen bir mektup. Hem de ucu bucağı belli olmayan bir mektup. Çünkü yazdığımız yazıların kime, ne zaman, nerede ulaşacağını kestirmememiz mümkün değil.

Edebiyatın canlı yüzüdür dergi. Yaşayan edebiyatın tüm renklerini dergilerde görürüz. Zaman geçse de dergilerde yazılanlar her dem gençtir. Ve mekteptir dergiler. Kalemlerin işlediği, zihinlerin yeni cümlelere açıldığı bir mecra.

Şiir, öykü, deneme, makale, çocuk kitapları arasındaki gidiş gelişlerinizde kendinizi bu türlerden hangisine en yakın hissediyorsunuz?

Tüm türlerde yazarken büyük bir keyif alıyorum. Gönülden geldiği için cümleler, bir keyif hali oluyor bende yazmak. Şiirle başladım yazmaya. Sonra deneme, öykü ve diğerleri. Yazmak istediğim konu beni nereye sürüklerse orada kendine yer buluyor cümlelerim. Bir zorunluluk değil bu. Yatağını bulma durumu. Birçok türde çalışma yapmanın avantajlarını da kullanıyorum yazdıklarımda. Şiir tadında deneme, deneme tadında öykü gibi güzellikler çıkabiliyor ortaya. Bütün bunların yanında “şair” olarak anılmak beni daha çok mutlu ediyor.

“Şair olarak” demişken; kendinizi hangi akıma yakın buluyorsunuz?

Günümüzde bir akımdan bahsetmek mümkün değil. Herkes kendi akımının peşine düşmüş gidiyor. Kendinden başkasını görmeyen yazar çizerlerle kuşatılmış durumdayız. Duruşu ve kendine has havası ile II. Yeni bana hep yakın gelmiştir.

Gelelim Şairin Aynası’na. Nedir Şairin Aynası?

Şairin aynası şiiridir. Şiir üzerine yazmayı ve düşünmeyi çok önemsiyorum. İnsan yaptığı işten haberdar olmalı. Kendinden önceki şiiri ve kendi döneminin şiirini iyi bilmeli şiire gönül vermiş kim varsa. Sadece kendi dünyasının şiirini ören kişilerin şiirleri de dar alanda kısa paslaşmanın ötesine geçemiyor. Yazdığı şiiri eş dostla paylaşıp onların beğenisini alanların ayakları yere basmıyor ne yazık ki. Dünyayı da kendi çevresinde görmeye başlıyor.

Ben Şairin Aynası’nda kendi şiir serüvenimde bana yol arkadaşlığı yapan şairleri konuk ettim kitabıma. Şairlerin bilinmeyen yönleri, şiirlerinin bizi hangi dünyaya davet ettiği, şairlerin kuşakla giriştikleri mücadele gibi birçok konuyu işledim.  

Aldığınız TYB 2018 Deneme Ödülü ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Elbette insanın yaptığı çalışmaların görünüyor olması mutluluk verici. Anadolu’dasınız ve edebiyatın merkezi olan şehirlerden uzaksınız. Büyük bir körlük yaşanıyor. İnsanların kendini ve sadece çevresini gördüğü bir zamandan bahsediyoruz. Böyle bir ortamda ortaya koyduğunuz çalışmanın ödül alması manevi bir haz olarak önemli. Daha ötesi hayat devam ediyor. Yazmaya ve okumaya devam ediyorum. Anlık bir ödül pozu vermiş sayıyorum kendimi. Kaldığım yerden cümlelerin ardına düşmeye devam.

Şairin Aynası’nın ilk yazısına dikkat çekmek istiyorum. Cahit Külebi’nin “Amerika” şiirini ele aldığınız bu yazının benim nazarımda şöyle bir karşılığı oldu. Ben Cahit Külebi’nin böyle bir şiiri olduğundan sizin kitabınızla haberdar oldum. Çok göz önünde olmayan bir şiire dikkat çekmişsiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Cahit Külebi genelde memleket şiirleri ile tanınan bir şairimiz. Ben şairi rutinden kurtarıp çok göz önünde olmayan bir şiirini konu edinerek Külebi’nin bir hassasiyetine de dikkat çekmek istedim. Külebi de dünyadaki zulmün kaynağı olarak Amerika’yı görüyor. Ne diyor Cahit Külebi;

Bir çocuk ağlarsa dağ başında

Gözyaşında Amerika akar.

Vurdularsa birini, kanı şorladıysa

Bilin ki o kurşunlarda Amerika var.”

Böylesine net bir duruşu olan şairi ve şiirini yazıma taşıyarak Külebi’nin bu yönünün de tanınmasını istedim.

Bir de TÜRDEB’in “Dergi Dostu Yazar” ödülünü aldınız. Kendinizi dergi dostu olarak görüyor musunuz?

Şüphesiz. Benim yol arkadaşımdır dergiler. Her ay takip ettiğim onlarca dergi, benim için edebiyatın capcanlı aramızda dolaştığının en somut kanıtı. Dergisiz edebiyat olmaz. Bir müfredatı takip eder gibi dergileri takip etmek gerek. Ben dergilerle bu dostluğumu kurarken tabii ki aklıma bir ödül alacağım hiç gelmedi. Ansızın gelen bu ödül de dergilerin bana sunduğu bir iyi dilek temennisi gibi oldu.

Şiir kadar öyküye de yakın durduğunuzu görüyoruz. Son yıllarda dergilerde yeni öykülerinizi okuduk, Esmerliğime Bakma’dan sonra Uçurumda Bir Gömü adlı öykü kitabınız da okuyucularla buluştu. Öykü yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?

Öykülere olan yakınlığım yeni değil. İyi bir öykü okuyucusuyum. Uzun yıllardır öykü dünyasının da içindeyim. İlk öyküm 2001 yılında Hece dergisinde yayınlandı. Daha sonra yeni öykülerim de yer aldı Hece dergisinde. Çeşitli dergilerde öyküler yazmaya devam ettim. Bunun yanında öykü üzerine yazılar da yazdım. Ama Hece dergisi ile öykü yolculuğuna başlamak benim için büyük bir azim oldu. Hiç kopmadım öykü dünyasından.

Şimdi, yaşadıklarımı öyküleştirdikçe öyküyle olan irtibatım daha da güçleniyor. Öykü kitaplarını ve öykücüleri de sıkı bir şekilde takip ediyorum.

Uçurumda Bir Gömü yeni öykülerimden oluşan bir kitap. Hayattan topladığım fotoğrafların öyküleri diyebileceğim bir içtenlikle kaleme aldığım anlatılar bunlar. 

Yeni şiir kitabınız; Boyumu Aşan Ömür’den bahseder misiniz?

2021 yılında çıktı yeni şiirlerimin yer aldığı Boyumu Aşan Ömür. Zor zamanlardan geçiyoruz. Aklımızın ucuna bile gelmeyecek vakitler yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz. Yani bu hayat hepimizin boyunu çoktan aştı. Hayatla mücadelesi olan şiirler var bu kitabımda. Ne yaşadıysak onun şiirini, öyküsünü yazmaya devam ediyorum anlayacağın.

Çıkan her yeni şiir kitabınızda farklı bir hava var. Bunun özel bir sebebi var mı?

Etkilenmeler, yazdıklarımıza da sirayet ediyor. Yaşadıklarımız, şahitliklerimiz ve elbette bize dokunan ne varsa, bir şekilde şiir olup dizelere dökülüyor. Ben, hayatla irtibatlı şiirler kurmayı önemsiyorum. Boyumu Aşan Ömür de bunun bir yansıması. Çatı Katı, Sivil İnsiyatif, Kül Rengi Metropol, İsmini Vermek İstemeyen İzleyici, Çoğalan Öfke gibi şiirler hayatın içinden bana yansıyan imgelerden oluşan şiirlerim.

Kendinizi birkaç dizeniz ile ifade etseniz?

Ne zaman ayakta kalsam acemi şansı diyorlar

İki yanımdan iki melek tutarken omuzlarımdan

Şans ne arar, göçüp duran bir faninin yakınında

Mustafa Uçurum’u bize tanımlayın desem?

Müslüm Gürses dinleyip şiirler, öyküler yazan, kitapları başucundan ayırmayan, ırmağa sevdalı, rüzgâra kapılmayı seven bir fani.

Sizden edebiyat dersleri alan bir öğrenciniz olarak yıllar öncesindeki derslerimizin tadında bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz için çok teşekkür ediyorum değerli hocam. Son olarak yeni çalışmalarınızdan bahsederek söyleşimizi sonlandırmak istiyorum.

Ben de bu özenli soruların için sana teşekkür ediyorum. Senin çalışmalarını gördükçe seninle gurur duyuyorum.

Bir masal ve deneme kitabım çıkacak. Okur-yazar mekteplerimizde gençlerle okuyup yazarak edebiyatı tam anlamıyla yaşamaya çalışıyoruz. Dergileri okumaya ve dergilerde yazmaya nefesim yettiğince devam ediyorum.

Söyleşi: Gündüz Kayalı

Yayın Tarihi: 06 Nisan 2022 Çarşamba 11:00 Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2022, 09:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26