Mustafa Özel: Herkes Kendi Kitabını Yazar

‘’Bence ‘okur’ olmak, ‘yazar’ olmaktan daha önemlidir. Nedense birçok kişi, yazar olmayı okur olmanın önüne çıkarıyor. Herhalde tanınır olmayı sağladığı için böyle düşünülüyor. Oysa birçok okur, birçok yazardan daha niteliklidir.’’ Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Mustafa Özel hocayı misafir ediyoruz.

Mustafa Özel: Herkes Kendi Kitabını Yazar

Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün tefsir anabilim dalında öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Mustafa Özel’i ağırlıyoruz. Kendisi şu an İstanbul Şehir Üniversitesi İslami Bilimler Fakültesi’nde görevli.

Mustafa Özel hoca oldukça çalışkan bir kalem. Yurt içi ve yurt dışındaki akademik dergilerde yayınlanan makaleleri, tercüme ve telif eserleri var. Kitaplarından bazıları şöyle: Kur’an-ı Kerim’in Faziletleri, Kur’ân’da Sekîne Kavramı, Kur’ân ve Tefsîr Terimleri Sözlüğü, Kur'an-ı Kerim'de Hac, Kur'an-ı Kerim'de Dünya ve Ahiret, Hikmetü't-Taaruz. Sözü kendisine bırakıyoruz:

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabii niçin bunlar?

Öncelikle sorularınıza kültür, edebiyat kitaplarını göz önüne alarak cevaplayacağımı belirtmek isterim.

Ben kitaptan çok yazarı önemserim, önemsediğim her yazarın her kitabını okur muyum, o ayrı bir mesele. Örneğin Nuri Pakdil önemsediğim bir yazardır, ama oyunlarını okumadım. Neden derseniz buna doğru düzgün bir cevap veremem. Edebiyat kökenli yazarların okunmasını tercih ederim, tavsiye ederim. Edebiyatın herhangi bir alanında yetkinleşmiş, makbul, muteber bir yazarı okuduğunuzda bir üslupla karşı karşıya olursunuz. Üslup, ancak üslup sahibi yazarları okumakla kazanılır. Bu bağlamda herkese Sezai Karakoç’un, Rasim Özdenören’in denemelerini, düşünce kitaplarını okumalarını salık veririm.

Rasim Özdenören’in İki Dünya’sı (80’lerin başında) ile Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler’i (80’lerin ortasından bu yana), merhum Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak’ı, İsmet Özel’in Zor Zamanda Konuşmak’ı, Atasoy Müftüoğlu’nun Vakti Kuşanmak’ı, okuma hayatımda mühim yeri olan kitaplardandır. Merhum Ahmet Yüksel Özemre’nin Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı’nı, ilk çıktığı yıl okumuş, çok beğenmiş, çok etkilenmiştim. Birçok kişiye de tavsiye ettim bu eseri. Mustafa Kutlu’nun Yoksulluk İçimizde’sini saymazsam, yazarına ve kitaba haksızlık etmiş olurum.

İmam Hatip yıllarında okuduğum Franz Kafka’nın Milana’ya Mektupları ile Knut Hamsun’ın Açlık’ını da zikretmek isterim.

Çalışırken, yolculuk yaparken veya okurken ne tür müzikler dinlersiniz?

Eskiden böyle bir şey yapardım, şimdilerde okurken müzik dinlemiyorum. Türk musikisinin ürünlerini dinlerim vakit buldukça. Özgün ve farklı bir ses ve yorum olursa, kimin söylediği, hangi yöreye, hangi ülkeye ait olduğu fark etmez benim için.

Nasıl okumayı severseniz? Sizin için ideal bir okuma biçimi ve ortamı var mı?

Her yerde, her ortamda okuyabilirim. Not almayı, altını çizmeyi önemserim. Son zamanlarda okuduğum kitap ve dergilerde imla yanlışlarını not ediyorum. Gördüğüm şu ki, edebiyat eserleri de dâhil olmak üzere imla yanlışları okuyucuyu yoruyor.

Arayıp da ulaşamadığınız veya çok zor bulduğunuz kitaplar var mı?

Böyle bir şeyle karşılaştığımı hatırlamıyorum. Aradığım kitap piyasada mevcut ise, internet üzerinden temin ediyorum. Yok değilse, fotokopi yoluyla elde ederim. Kitaba ulaşamama sorunu, artık tarih oldu.

Okurken “bunu ben yazmalıydım” ya da “tam da beni anlatıyor” dediğiniz kitaplar oldu mu?

Herkes kendi kitabını yazar. Bence “okur” olmak, “yazar” olmaktan daha önemlidir. Nedense birçok kişi, yazar olmayı okur olmanın önüne çıkarıyor. Herhalde tanınır olmayı sağladığı için böyle düşünülüyor. Oysa birçok okur, birçok yazardan daha niteliklidir.

Filmi yapılsaydı mutlaka izlerdim dediğiniz roman, hikâye, tarihi olay ve şahsiyet var mı?

İlk gençlik yıllarımda Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam’ı için böyle düşüncelere sahiptim. Üstadımız Sezi Karakoç’un Çocukluğumuz şiirinden iyi bir film çıkacağını düşünürüm.

Ailece okuduğunuz veya bilhassa çocuklarınıza okuttuğunuz kitapları soralım bir de?

Çocuklarımın okumasını önemsiyorum daha çok. Ne okuduklarıyla pek ilgilenmiyorum, edebî eserleri okumalarını isterim. Bunun yanında mutlaka tarihe dâir okumalar yapmalarını söylerim.

Genellikle tatil nazarıyla bakılan yaz ayları başladı, siz nasıl dinlenmeyi tercih edersiniz?

Bizde dinlenmek dendiğinde, genelde vakti boşa geçirmek anlaşılır. Oysa en iyi dinlenme, yaptığınız işi değiştirerek yapılan dinlenmedir. Ziyaret ve seyahat ederek dinlenme, galiba en faydalı, en öğretici olanıdır.

Kitaplarınızı nereden temin edersiniz?

Maalesef ekonomik şartlar sebebiyle kitabevleri çok kitap bulunduramıyorlar. Sipariş verip kitabı beklemek de çok uygun gelmiyor. İnternet üzerinden almak, en hızlı, en makul olanı. Günümüzde alış veriş her sektörde yeni tarzları beraberinde getirdiği gibi kitap sahasında da böyle. Mutlaka kitap fuarlarına giderim, görmediğim kitaplarla karşılaşırım, alırım. Çok sık olmasa da kitabevlerinden de aldığım oluyor.

 

Röportaj: Munise Şimşek

 

 

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2018, 09:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER