Muhafazakar Camianın Tek Aktif Sözlüğünü Konuştuk

Birol Şanlı, kurucusu olduğu Cogito Sözlük'ün Dünya Sözlük'e evrilme süreci, sanal âlemde var olmanın, gündeme dair yorum yapmanın, paylaşımda bulunmanın en zevkli ve ilgi çekici yanı olan sözlük yazarlığı hakkında Arin Aslan'ın sorularını cevapladı.

Muhafazakar Camianın Tek Aktif Sözlüğünü Konuştuk

Edep, ahlak ve saygı çerçevesinde beyan edilen her türlü fikre ve fikir sahiplerine ev sahipliği yapan Cogito Sözlük, 2015 yılının Aralık ayında sözlük mecrasına veda etmişti. Kısa süren fetret döneminin ardından ise yenilenen imajıyla Dünya Sözlük gözlerini açtı. ''Dörtte üçü bilgiyle kaplı küfürsüz sözlük!'' nidalarıyla Edirne'den Kars'a dört bir yanı inletmeye devam ediyor.

Biz de interakif sözlükler dünyasına taze kan gibi gelen bu sözlük için Cogito Sözlük'ten Dünya Sözlük'e evrilme süreci, sanal âlemde var olmanın, gündeme dair yorum yapmanın, paylaşımda bulunmanın en zevkli ve ilgi çekici yanı olan sözlük yazarlığı ve sözlük tarihinin ilklerinden sayılan Dünyevi Mecmua hakkında sözlük kurucusu Birol Şanlı, nam-ı diğer derviche moderne ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Birol Bey ya da Derviche Moderne, sizi biraz tanıyalım öncelikle?

Anadolu’nun yiğit harmanlayan bir coğrafyasında büyüdüm ama İstanbul’da kimlik kazandım. İstanbul Üniversitesi’nden birkaç yıl önce mezun oldum ama öğrenciliğim hiç bitmedi. Önemli bir sivil toplum kuruluşunda iletişim uzmanı olarak görevliyim ve tarih alanında yüksek lisans yapmaktayım.

Sözlük projenizden biraz bahseder misiniz?

Hayatımın en güzel projesi olan Dünya Sözlük (www.dunyasozluk.com, eski adıyla Cogito Sözlük), farklı hayat görüşlerine sahip kimselerin insani, milli ve manevi değerlere saygı çerçevesinde hem bilgi ve tecrübelerini paylaşarak hem gündemi değerlendirerek sosyalleşebileceği bir sanal mekân olarak açıldı. Biraz yorucu ve fazlaca mesai yapmak pahasına da olsa, bu çabamız, farklı kafaların müşterek değerleri koruyarak konuşabilmeyi başardığı yeni platformların oluşmasında cesaret verici bir rol oynarsa ne mutlu bize.

Binlerce üyemiz var ve inşallah böyle bir platform arayışında olan daha çok kişiye adını duyurur. Dört yıldır interaktif sözlükler arasında tanım sayısı ve bilinirlik bakımından 4. sırada yer alıyoruz ve 3. olmayı hedefliyoruz yakın zamanda.

Konuşabilmek, birbirini yok saymanın ayyuka çıktığı bu çağda en dertli olduğumuz ve ihtiyacını en fazla hissettiğimiz yetenek. Biz, sözlükte oluşan güzel ortamın hayatlarımızdaki yansımasını soyut ve somut şekilde görebiliyoruz. Burada evlenenler de oldu iş bulanlar da, dostluk edinenler de oldu proje ekibi kuranlar da. Samimiyet ile ciddiyetin dengede durduğu ve giderek genişlemesini umduğumuz değerli bir gönül halkası bu.

İHL Sözlük ile birleştiğiniz doğru mu?

İHL Sözlük, belirli bir ekolün bayraktarlığında 2009’da kuruldu ve çok güzel işler yaptı. Sonrasında bazı teknik aksaklıklar ve insani bahtsızlıklar sonucu kapanmak durumunda kaldı. Böyle önemli bir sözlüğün kapanması hoş bir gelişme olmadı çünkü veritabanında milyonlarca yazı vardı ve malum her bir yazı bir insanın emeğidir. Biz de o emeklerin boşa gitmemesi adına, oldukça kötü ve dağınık haldeki veritabanını devralıp düzenleyerek Dünya Sözlük çatısı altında sunduk. Hem yazılar hem üye kayıtları emanet olarak sözlüğümüzde mevcut, sahipleri diledikleri an bizimle iletişime geçerek verilerine ulaşabilirler. Dolayısıyla bir birleşmeden ziyade birikim aktarımı söz konusudur.

Dünyevi Dergi’den bahsedelim mi biraz?

Tabii, çok iyi olur. Geçtiğimiz aylarda yazarlarımızla istişare edilerek başlayan bir çalışmamız oldu. Üyelerimizden hakim oldukları konularda yazılar yazmalarını rica ettik, gelen yazıları yarı amatör yarı profesyonel bir tarzda düzenleyerek şimdilik 12 sayfa olarak çıkan bir aylık web dergisi oluşturduk. Her sayımızda farklı yazarlarımızın farklı konulardaki emeklerine yer vermeye çalışıyoruz. Şimdilik yalnızca üyelerimize gönderiyoruz ve okunma oranımız gayet yüksek görünüyor, ileride matbu olarak fanzin veya dergi formatında genele sunabiliriz.

Peki, isim olarak neden “Dünya”?

Bu soruya “dünya ahretin tarlası olduğu için” veya “aynı gökyüzünü paylaştığımızı göstermek için” diye cevap vermek isterdim. Fakat esasen teknolojik ve sosyolojik nedenler var işin içinde. Öncelikle bize internet arama motorlarının aşina olduğu jenerik bir isim lazımdı, böylece üyelerimizin yazdığı her şeyin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz. Öte yandan Dünya kelimesi toplumsal düzlemde temel bir kaideye vurgu yapıyor, birlikte hareket etme ve camia olma güdüsünü tetikliyor. Akılda kalıcı olması ise ayrı bir avantajdır herhalde…

Dünya Sözlük’ün diğer interaktif sözlüklerden farkı ne?

Türkiye’de interaktif sözlük deneyiminin öncüsü şüphesiz Ekşi Sözlük; gündem oluşturma ve sosyal medya gücü tartışılmaz. Fakat sözün ağırlığına dair birtakım öncelikleri olan kitleler için farklı arayışları da anlamak lazım. Küfürlü yazılardan tiksinen, argo ifadelerden sıkılan, sert ideoloji sevmeyen, müstehcenlik görmek istemeyen kimselerin sayısı az değil. Dünya Sözlük’te her türlü fikir ve inanca açık olmakla birlikte, bu hususlarda belli bir sınır çizmeyi uygun gördük. Haliyle genç zihinlerin kirlenmesini nispeten engelleyecek, yazı dilinde edebin ve empatinin hâkimiyetini savunan, ailece takip edilebilecek bir paylaşım mecrası oluşturduk.

Böyle bir ortamın tesisi için elbette bazı kurallar koymak ve bunları 7/24 takip etmek zorundaydık. Gerçi sosyal medyada kurallar ne kadar net olursa ilgi de o kadar az olabiliyor. Bu durum bizim için bir kaygı oluşturmuyor çünkü ticari bir amacımız yok, bilakis böyle temiz bir platformu ayakta tutmak ve geliştirmek için ciddi kayıplar veriyoruz.

Sizin muhafazakâr kesimi temsil ettiğinizi söyleyebilir miyiz? Ve buna bağlı olarak muhafazakâr kesimin mizah anlayışı hakkında ne söylersiniz?

Muhafazakarlık kelimesini hangi anlamda kullandığımıza göre değişir bu sorunun cevabı. Eğer sözlükteki ilk anlamıyla muhafaza etmeyi kastediyorsak, evet Dünya Sözlük’ün herkesin kendi değerlerini muhafaza edebileceği bir ortam olmasını hedefliyoruz. İdeolojik anlamda muhafazakarlığı (conservatism) kastediyorsak, o bambaşka fakat genelde Türkiye’de ‘muhafazakarlık’ dendiğinde dindarlık anlaşılıyor. Bu son anlamıyla ne kadar muhafazakar olduğumuz tartışılır. Gerçi sözlüğümüzde Dua Çağrısı köşesi var, hayır kermesleri düzenliyoruz, yakını vefat edene hatim yapıyor, hastası olana Yasin okuyoruz ama yazarlarımızın tamamı aynı inanca müntesip değil; biz de mutlakiyetçi değiliz. Kendimizi tanımlarken en çok vurgu yapabileceğimiz yönümüz, paylaşımlar konusunda hassasiyet sahibi olduğumuz ve söz konusu mizah da olsa başka topikler de olsa içeriklerimizde ahlaki sınırları gözetmemizdir. Bu bağlamda kesinlikle şunu söyleyebiliriz: “Dünya Sözlük muhafazakar camianın tek aktif sözlüğüdür!”

Muhafazakar diye adlandırılan kesimin mizah anlayışı nedense çok konuşulan konulardan. Muhafazakarlık dendiğinde bağnazlığı, mizah dendiğinde müstehcenliği anlayabilecek değişik kafaya sahip bir toplumuz. Dindarlığın müstehcen içerikle bağdaştırılamaması nedeniyle ‘dindar biri mizah yapamaz’ diyebilirsiniz bir çırpıda lakin cinsellik üzerinden nemalanan mizah da ucuz mizahtır. Daha büyük marifet isteyen şey, erotizmden ve mübalağadan arınmış bir komedi oluşturmaktır. İstihza gibi, iğneleme gibi, kelime oyunu gibi, sosyal tespit gibi, nüktedanlık gibi, kara mizah gibi ki iddialı örneklerimiz var. Belki de şurada neşeli ve sempatik muhafazakarlar vardır.

Konuya bir de şu açıdan bakabiliriz. Toplumumuzda mizahın son 50 yılda geçirdiği aşamalara baktığımızda cinsel öğelerde artış görüyoruz, tabii ki bu durum muhafazakar kitlede karşılık bulamayınca sanki mizahi idrak ve üretim eksikliği varmış gibi duruyor. Bu algının oluşmasında muhafazakar camianın bugüne dek sağlam bir karikatür dergisi ya da komedi yapımı ortaya koymaması etkilidir. Popüler ifadeyle bu bir algı operasyonu seviyesindeydi; “muhafazakarlar mizah yapamıyor” lafının arkasında ''muhafazakar mizah yapacak kadar zeki değiller'' düşüncesi oluşturma çabası yatıyor. Halbuki müthiş bir yanılgı ve çirkin bir ithamdır bu. Ama bu durumun özellikle Gezi Parkı sürecinden sonra değiştiğini gördük, mizah anlayışı sosyal medyada uyanan muhafazakar camianın ne kadar güçlü fenomenler ortaya çıkardığını gördük. Tarihimizi gözden geçirelim, mazideki fenomenlerimizi hatırlayalım. Bu topraklarda mizah deyince en önde gelenler muhafazakar şahsiyetlerdir. Lafı gediğine koyma üstadı Nasreddin Hoca, muhatabını diliyle döven Karacaoğlan, diyar diyar gezip edebi ayarlar veren Yunus Emre, nüktedanlığı uğruna idam edilen Nef’î, her söylediği ibretlik deyim olan Ziya Paşa, ilk mizah sözlüğünün yazarı Direktör Ali Bey… Yani diyeceğim şu ki; biraz realist ve dikkatli bakıldığında, muhafazakar camia mizah yapamıyor değil de mizahi anlamda özel bir şeyler üretmek için bir araya gelemiyor diyebiliriz.

 

Konuşan: Arîn Aslan

Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2016, 11:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26