banner17

Mikail ile müziğimizi konuştuk!

'Süvariler'i ile 'Yıpranmış Vakitler'i ile gönlümüzün unutulmazlarından değerli sanatçımız Mikâil ile konuştuk.

Mikail ile müziğimizi konuştuk!

Bize kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Bayburt’ un dağ köylerinden, geçim sıkıntılarını hafifletmek için Almanya diyarına göç eden gurbetçi bir ailenin evladıyım. 1972 yılında Almanya’da dünyaya geldim. İlkokula başladığımda en yakın camide de dinî bilgilerimi her gün aksatmadan ilerletiyordum. İlkokul 4. sınıfı Almanya’da tamamlayarak 1983 yılında İstanbul Edirnekapı’da ikamet eden dayımın yanına geldim ve 5. sınıfı Edirnekapı’da okudum. 1984 yılında Zeytinburnu İmam Hatip Lisesi’ne ve İlim Yayma Cemiyeti yatılı erkek öğrenci yurduna kaydımı yaptırdım.

Yaz tatillerinde özel Arapça dersleri aldım, Almanca dilimi unutmamak içinde İstanbul Sultanahmet’te turistlere yönelik çıkan bir Almanca dergide hikâye çevirmenliği yaptım. Şan ve solfej dersleri alarak müzik eğitimimi de ihmal etmedim. O dönemde şiirler yazmaya başladım ve birçoğu çeşitli dergilerde yayınlandı. 1990 yılında imam hatip lisesinden mezun oldum. Ticaret hayatına atılarak birçok alanda faaliyette bulundum. İşletme fakültesinden 2004 yılında mezun oldum.Mikail

Müzikle uğraşmaya başladığınızdan beri neler yaptınız?

Müzik çok uzun yollu bir maratonun ayak taşları, yılmadan üzerine gidildiği takdirde size kendini teslim eder. Ara verildiği takdirde yabancı dil gibi sizi o gün yalnız bırakır. Gitar dersi alın, sonunda bir hafta ara verin, bakın parmaklarınız ne hale gelecek, sanki hiç çalmamışsınız gibi… Müzik de bu denli vefasız bir alan.

Aldığım şan dersleri sonunda, komasız seslerin yoğun olduğu özgün müzik tarzını kendime daha yakın buldum. Çalışmalarımı bu tarza yoğunlaştırdım. Amatörce başlanılan müzikte ısrar edilince hobi kıvamından profesyonelliğe doğru müzik sizi iteklemeye başlar, ben de başlarken bu dipsiz kuyudaki dehlizleri farkettim. 1993’te ilk göz ağrım olan “Yıpranmış Vakitler” albümümü profesyonel aranje ve canlı akustik altyapı ile hazırladım. İki yılda bir albüm tamamlamak üzere, düzenli çalışma periyodumu belirledim. Akabinde çıkan albümlerim “Süvariler”, “Hicranlı Yüzler”, “Azaların Vedası”, “Yâr-u Yâr”, “Yüreğim ve Sen”. Bu albümden sonra frene basarak çalışmalarımı bir süreliğine durdurdum. Çeşitli grup ve solo albüm çalışması olan sanatçı adayı kardeşlerimin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendim.

Sizin için en özel olan ve çalışma sürecinde sizi en çok etkileyen albüm ve ezgileriniz nelerdir?

En özel olan çalışmam tabii ki ilk göz ağrım “Yıpranmış Vakitler” albümüm. Bu albümle uğraşırken taşıdığım heyecanı unutamam. Maddi imkânsızlıklarımla yaptığım ve çok yorulduğum, emek verdiğim bir çalışma. Beni en çok etkileyen çalışmam ise “Yüreğim ve Sen” albümüm. Bu albüm satsa da satmasa da hiçbir ticarî gelir beklemediğim bir albüm, özelliği de sadece İslamî altyapısı olan kardeşlerime manevi destek amacı taşıması, kuşatıcı, koruyucu, hatırlatıcı, besleyici olması… Bana göre “Yüreğim ve Sen” ağabeylik misyonu için atılan bir adımın ürün çalışması.

Mikâil megaloman olarak algılanmasın sakın! Bu albümün içerisindeki eserlerin sözlerinin birçoğu değerli şair ağabeylerime ait. Benim dahi dünyanın sıkıntılı imtihanlarından bunaldığımda ara sıra dinleyerek sorumluluklarımı tazelediğim bir albüm “Yüreğim ve Sen”.

Nüans Prodüksiyon girişiminden bahsedebilir misiniz?

Kendi albüm çalışmalarımdan önce 1990 yılında “Filistin’den Kudüs’e” isimli bir Arapça derleme marş albümü hazırladım. Akabinde “Şehadet Vakti” isimli albümün hazırlık çalışmalarına başladım. Anonim olan eserlerin yanına Abdullah Taşkıran’a ait olan bazı eserleri de ilave ederek eserleri tamamladım.

Albümün müzik aranjesini Hakan Aykut tamamladı. Stüdyo kayıt ve tonmaisterliğini de Taner Yüncüoğlu yaptı. Okumaları da yine Abdullah Taşkıran, Nizamettin Türeyenci, Abdulbaki Kömür ve Taner Yüncüoğlu yaptı. Albümlerin bandrollü çıkması için Nüans Müzik şirketimizin artık kurulması gerekiyordu ve “bismillah” diyerek şirketin açılışını yaptım. Kendi albümlerimle birlikte Nüans’ta doksana yakın eser bulunmakta.

MikailTürkiye'de ezgileri yok saymak isteyen, küçümseyen dindar çevre entelektüellerinin sorunu nedir?

İlk çalışmalarımız Türkiye Müslümanlarının müzikle çok barışık olmadığı bir döneme denk geldi. Tekfir edilmeye kadar ağır ithamlarla karşılaştık; yılmadık, anlattık. Yoğun tartışmalar sonunda müziğin “amaç” değil sadece bir “araç” olduğunu anlattık. Bunu eserlerimizle ortaya koyduk. Fakat şu da bir gerçek ki samimi bazı kardeşlerimiz araçtır azmi ile başlıyor ve kendilerini kaybederek müziği amaç haline getiriyorlar.

Dünya genelinde kirli eğlence sektörü müzik çevresinde şekillendiği için eğlence sektörüne hitap etmeyen düşündürücü, uyarıcı özgün müzik çeşitleri maalesef “kurunun yanında yaş da yanar” misali payını alıyor. Israrla gençlerin dinlediği bu kirli müzik dünyalarına nasıl güzel bir alternatif söylem ve müzik tarzımla girebilirim üzerinde çalışıyordum ve bunu Rabbimin izni ve yardımı ile başarabildiğim kanaatindeyim.

Dindar entelektüel kesimin bizimle olan sorunu olsa olsa şu sebeplerden ötürü olabilir:

* Popüler kültür haline gelen müziğin, milyonlara varan dinlenme tirajlarının kitap okuma alışkanlıklarının hızlıca erimesine sebep olabileceği kuruntusu.

* Örnek bir Müslüman sanatçı kimliği ortaya koyamayan ya da şahsiyet deformasyonuna uğrayan bazı sanatçı kardeşlerimizin ahlaken kötü örneklerinin ortaya çıkması.

* Müziğin eğlence sektörüne has bir araç gereç olması. Kaldı ki eleştirenlerin bu tarzları rahatlıkla dinlediklerini itiraf etmeleri çok garip bir çelişki!

* Kimi sanatçılarımızın sesinin renginin eser okumaya müsait olmaması.

* Şan eğitimi almamış, okuduğunda rahatsızlık verecek boyutta detone, vs. olan eserlerin sözlerinin çok basit ve hatalı olması.

* Dinî ritüellerin ifrat tefrit boyutunda istismar derecesinde eserlerde kullanılması.

Benim söyleyecek ve soracak çok şeyim var bu entelektüel kardeşlerime;

* Müslüman Müslümanın aynası ise buyurun eleştirin, uyarın, nasihat edin. Kolayına kaçıp taşlamayın, dedikodu, gıybet, iftira etmeyin; sahip çıkın sanatçılarınıza.

* Yoksa bu, hızlı değişen, gelişen modern dünya literatürüne uyum söylemleri(!) mi? Israrla, söylemde Müslüman kelime ve terimlerinden kaçınma alerjik hastalığı mı?

* Allah aşkına sizin çocuklarınız yok mu? Evlerimizde neler dinleniliyor acaba? Eserler baştan aşağı belden aşağı, fuhşiyat, isyan, haramlarla dolu. Dürüst olup muhasebenizi yapın! Eleştirdiklerinizi kulağınız, vicdanınız duysun!

* Birkaç kötü örneği varsa hepsi mi kötü? Pilavınızda taş çıktı diye bütün pilavınızı çöpe mi döküyorsunuz?

Bence tek sebep Müslümanların birbiri ile olan kardeşlik hukuklarındaki bariz problemlerinden ötürü. Hazmedememe, hasetçi bakış açılar, cahili kalıntılar…

Bu uğraşlarınızın sonucunda nasıl tepkiler aldınız?

Eserlerimle ilgili aşağılayıcı eleştiri almadım bu güne kadar elhamdülillah. Umarım bundan sonra da almayız. Ayaklarımız sabit olduğu ve sorumluluklarımızı bildiğimiz sürece inşallah daha güzele doğru hep birlikte gideriz. Rabbimin memnun olacaklarını yaparsak kul da memnun olur.

Ezgi tarzı müzik yapmak isteyecek gençlerde ne gibi özellikler bulunmalıdır?

Öncelikle ses olmalı. Ses derken Pavarotti, Tatlıses aramıyoruz. Sesiniz çıktığında karşınızdaki kulaklarını kapatıyorsa şimdiden vazgeçin bu sevdadan. Örnek olabilecek ahlakî vasıfları olmalı. Gençliğe bırakacak bir mirasın şuurunda, bilincinde olmalı. Allah’tan utanacağı bir şeyleri varsa asla niyetlenmemeli.

Bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Albüm çalışmam var: “Bir Mazlum”. Şimdilik onu hızlıca bitireyim diye çabalıyorum. Gündemdeki konular yoğun, bizlere çok iş düşüyor. Kayıtsız kalamayız. Sesimizin zekâtını verecek isek dilsiz şeytan olmaktan hızlıca uzaklaşacağız. Yeni kardeşlerimiz var, onların ellerinden tutup yetiştirip geliştirmek zorundayız. Anlayacağınız mesuliyetlerimiz çok fazla…İsmail Heniye ve Mikail

Mavi Marmara yolculuğu Mikail için neler ifade ediyor?

Mavi Marmara hayatımdaki en önemli izdir. Varlığım ve amacım doğrultusunda attığım kararlı, aşklı bir sevda yolculuğu. Lezzeti tarif edilmeyen, buruk, hüzünlü, şevkli, umutlu rüya gibi bir gemi yolculuğu… Rotası Rabbime doğru olan, her şeyi göze alan, sevda yiğitleri ile dolu bir gemi. Eserler yakıp kavurur mu insanın içini sizce? Kavurmanın ötesi yakıp kül eder, bitirir. Yaşamadığımızı yaşatamayız, yazıp okumak kolay. Ya yoksanız yazdıklarınızın bir köşesinde?

Virane bir bağsam neye yararım,

Kardeşimle el ele tutunamıyorsam ne işe yararım…

Ezgilerimden sesim yükselir, ukbada bekleşir, kıyamet günü huzura çağrılır, seslerim dillenir; ben sussam da o konuşur, viran olur biterim. Dili söyledi, kalbi sustu Mikâil’in derse ne cevap veririm ruz-ı mahşerde? Mavi Marmara sadece bu sorumluluklarımın ağırlığından bir zerre.

İkinci kez Gazze yolcusu oldunuz. Oraya gittiğinizde nasıl duygulara sahiptiniz?

Ağladım, bol bol ağladım. Kanadı kırık, bir parçası Mavi Marmara’da kalmış, yarı bedenli biri gibiydim oralarda. Gazze yaralı ceylan ve ben ona vardım. Sevinç gözyaşları ile vardım ona. Sordular sustum; nerede Cevdet, Necdet, Ali Haydar, iki Cengiz, Fahri, Furkan, Çetin, İbrahim kardeşlerim nerede şimdi. Ben neredeyim? Herkese nasip olsun İnşallah, orası bir bab-ı esrar, derya ki ne derya, anlayana, bilene, özlemini çekene...

Mavi Marmara ile ilgili bir eserim var; sözleri tamamlandı, alt yapısı ile uğraşıyorum. Zannediyorum dinleyenlerim duygularımı hissedebilecek. Gemi içerisinde olup yazan birisi neyi yazar sizce?

Tek isteğim var; Mavi Marmara’daki kardeşlerim dâhil herkesle oralara gidip kardeşlerimizle engelsiz, ambargosuz, dertleşip kucaklaşmak, oradan da özgür Filistin’e gidip özgür Mescid-i Aksa’da hep birlikte namaz kılabilmek. Kendi günahlarımızın hesabını vereceğimiz kıyamet günü birden karşımıza Şehid Ahmed Yasin’in, “Ya Rab Ümmetimin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum”un hesabı sorulursa ne hesap veririm. Ağır bir sorumluluk; Rabbim hepimizi kazananlardan eylesin.

Mikâil’in bugüne kadar çıkan albümleri:

1-Yıpranmış Vakitler

2- Süvariler

3- Hicranlı Yüzler

4- Azaların Vedası

5- Yâr-u Yâr

6- Yüreğim ve Sen

7- Bir Mazlum (yakında çıkacak eser).

Mikail ve çalışmaları ile ilgili aşağıdaki adrese bakılabilir.

http://www.facebook.com/pages/Mikail/134243523435?ref=ts

 

Elif Sena Gelgör dinledi, ağladı ve anladı

GYY'nin notu: Değerli sanatçımız Mikail Bey’in kaygılarına, özellikle entelektüel havalardaki kardeşlerimizin bugüne dair Müslümanca şarkılar söyleme gayretlerine karşı sorumsuzlukları, bu meselenin önemini fark edemeyişleri ile ilgili tespitlerine sonuna kadar katılıyoruz.

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2010, 16:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Kamil
Mehmet Kamil - 8 yıl Önce

Sevgili Mikail bizi yüreğimize dönmeye çalışıyor.

Arapça ezgideki gibi, unadikum yani "size sesleniyorum" diyor.
Dünya Hayatı gerçekten çok kısa ve her köşe başında bir imtihan bizi bekliyor.

el-Kitab'ın sahibi de bize "siz kendinizi değiştirmeye niyetlenmezseniz, ben de bu değişimin gerçekleşmesine izin vermem" diye buyurmuyor mu?
Ne yediğimiz/içtiğimiz , ne seyrettiğimiz, ne okuduğumuz ve ne dinlediğimiz bizi tanımlıyor aslında.
Teşekkürler Elif Sena... Bizi Mikail'le buluşturd

ümit
ümit - 3 yıl Önce

cok güzel bir sesi var helal olsun

banner8

banner20