Mevlâna İdris: "Nehrin içindeyim ve su beni kaldırmıyor."

2019 yılında Yazar ve Şair Mevlâna İdris ile ÇETO dergisi, çocuk edebiyatı ve kendi edebi serüveni hakkında gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi istifadelerinize sunuyoruz. Deniz Demirdağ’ın söyleşisi.

Mevlâna İdris: "Nehrin içindeyim ve su beni kaldırmıyor."

Mevlâna İdris, 1966 yılında K. Maraş’ta doğdu. 1989’da İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukat.  Çocuk ve yetişkin edebiyatı alanında elliden fazla kitaba imza attı. Bazı masalları çizgi filme dönüştü. Kimi kitapları çeşitli doğu ve batı dillerine çevrilip yayınlandı.  TRT’de yayınlanan Nuri Pakdil, 28 Şubat ve Gezi olaylarının belgesel metinlerine imza atan yazarın eserleri hakkında yurtiçi ve yurtdışı üniversitelerinde çeşitli akademik çalışmalar yapıldı.

Ulusal ve uluslararası düzeyde ödüller aldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda uzun süre Basın Danışmanı olarak çalıştı. İki ayda bir yayınlanan çocuk edebiyatı dergisi ÇETO’nun (Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi) genel yayın yönetmenliğini yapan ve İstanbul’da yaşamaya devam eden Mevlâna İdris, günlük bir gazetede köşe yazılarını sürdürdü.

Sizdeki edebiyat sevgisi, şiir aşkı tam olarak ne zaman başladı?

Merhum ağabeyim Nedim Ali, kitapçıya gelen çocuk ve gençlik kitaplarının/dergilerinin hemen hepsini alırdı. Sanırım en büyük etken çocuk yaşta bu kitap ve her türden dergiyle tanışmış olmam. Her gün iki de gazete girerdi babamın dükkânına. Ayrıca evdeki babamın kütüphanesinin varlığını da eklemeliyim edebiyat sevgisinin oluşmasına.

Yazar olmanızda etki eden faktörler, nedenler nelerdi?

İyi yazarların iyi kitaplarıyla tanışmış olmak. Okuma yazma işinin başka pek çok şeyden daha cazip gelmesi.

“Aklın Varsa Büyüme” sloganıyla hazırlanan “ÇETO-Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi” dergisi 2018 yılından itibaren okuyucuyla buluşmaya devam ediyor. Derginin oluşum ile ilgili ilk tohumlar ne zaman atıldı? Böyle bir çalışmayı oluşturmak için ne gibi ön çalışmalar yapıldı? Bu süreç nasıl gelişme gösterdi?

Dergi çıkarma düşüncesinden iki gün sonra hazırlıklara başlandı ve 1 ay içinde derginin ilk sayısı baskıya girdi. Birdenbire alınmış bir karardı,  sanırım zihinde zaten yıllardır kendiliğinden oluşmuştu.

Bir ifadenizde, “Çocukları kalıplar içinde büyüten her türlü ideolojiye karşıyız.” diyorsunuz. Bu dergiyi çıkarmaktaki amacınız neydi? Bu amacınızın okurunuz tarafından anlaşıldığını ve benimsendiğini düşünüyor musunuz?

Temel amacımız çocuklar için ve edebiyatla ilgilenen kimseler için bir zemin olmak. Çocukluk ülkesinde, henüz büyümemiş veya yanlışlıkla büyümüş, ya da büyümeye itirazı olan dostlarla bir araya gelip dolaşmak. Harflerden, cümlelerden, resimlerden kayıklara binip biraz açılmak. Bir çocuk bakışı yanında ideoloji nedir ki? Bir hiç.

“ÇETO”, 7’den 70’e geniş okur kitlesine seslenen, çocukluğu ve çocukları dikkate alan, onlara daha estetik ve daha içten bir gözle bakmaya çalışan bir dergi. Peki, başka bir çalışma değil de neden dergi?

Çünkü yapabileceklerimiz arasında sanırım en elverişli olan oydu. Birçok kişiden dergiyi arşivlediğini duyuyorum. 200 sayfayı aşkın hacimde, yoğun ve iyi düzeyde bir görsellikle çıkıyor ÇETO. Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, çocuk dostlarının yoğun emek ve özverisiyle. Her yaştan yazar ve çizerimiz, her yaştan okurla bu dergi etrafında buluşuyor ve bunu eşsiz buluyorum.

Türkiye’deki çocuk edebiyatının çocukların gelişimine nasıl etkisi bulunmaktadır? Bu alanda yeteri kadar nitelikli içerikler üretiliyor mu?

Bu sorunun cevabını çocuğu ve edebiyatını dikkate alan her okur ayrı ayrı verebilir. Güzel ve iyi şeyler önceye oranla daha çok yapılıyor elbette. Çocuklar için yapılan edebiyatın çocuk varlığına kattığı şeylerin değeri ölçülemez. Orada, yani okuyan çocuğun zihninde şu veya bu nitel/ nicel ölçekte bir dünya inşa ediliyor. Çocuk ileride, bu inşa edilen dünyanın eğimlerine, girinti çıkıntılarına göre düşünüyor, karar veriyor, kabul ya da itiraz ediyor. Sonra okul başka biçimde bu zihni ya tahkim ediyor ya da parçalıyor. Ama günümüz medyasının etkisi sanırım birçok etki kaynağının önüne geçti.

Çocuk edebiyatının gelişmesi için ne yapılmalı? Günümüz çocukları edebiyattan çok elektronik cihazlara düşkün sanki.  Bu konuda ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Pek bir şey yapılamaz galiba. Yani ne yapılmasını bekliyorsunuz? İyi kitaplar ve hep iyi kitaplar yazmak dışında bir edebiyatçı ne yapabilir? Edebiyatçı yapmazsa bunu kim yapacak? Kimse. Aslında bir şey anlatan her şeyin arkasında bir yazar var biliyorsunuz. Filmler, çizgi filmler… Buna elektronik cihazların anlatı içeriği de dâhil. Ama nedir, değişen çocukluğu ve onunla at başı giden yeni duyarlıkları izlemek gerekiyor. Bu da yoğun dikkat ve emeği gerektirir.

Edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

Piyasa ve piyasalaşma. Çözümsüz görünüyor.

Fabllarda, masallarda amaç; çocuklara ahlaki kavramların öğretilmesidir. Siz kitaplarınızı hangi amaçla yazıyorsunuz? Okurlarınıza nereden sesleniyorsunuz?

Didaktik ya da ahlâkçı bakış, çocuk kitaplarında çok rastlanan bir eğilim ama ben dil ve okuma zevkini,  farklı ve iyi düşünebilme yöntemini daha değerli buluyorum. Bu, ahlaki olanı daha değersiz bulduğum anlamına asla gelmez tabii. Ahlâk kitaplardan öğrenilmez;  ahlâk, ahlâklı insanların oluşturduğu aileden, toplumdan; yani yaşamsal olandan öğrenilir. Teorinin ahlâkî olması pratiğin de ahlâkî olması sonucunu her zaman gerçekleştirmez. Tersi de böyle. Yani kitabî olanla reel olan arasında bir yığın engel ve kolaylaştırıcılar vardır. İyi bir kitap duygularımızı etkiler, iyi bir insansa daha çok şeyimizi. Ve nihayet iyi bir topluma ve adalet hedefleyen yasalara sahipsek sorunlar büyük ölçüde azalır.

Yazdığınız metnin bitmiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz? Bitmesi bir yana, kendi kendinizle hesaplaşırken göz önünde bulundurduğunuz kıstaslar nelerdir?

Bu hissin matematiksel bir açıklaması yok. Bitmiş dediğim metinler bile sonundan başlayıp sürüklenerek her zaman devam ettirilebilir. Kendimle hesaplaşmak! Bu ağır bir cümle. Ama kendi metinlerim için kıstasım hep şu: Mümkünse iyi bir dil işçiliği, beklenmeyen olay ve mantık örgüsü ve nihayet metni okuyan çocuktan önce bir çocuk gibi o metni okuma, içine girme…

Hep iyi bir okur oldunuz mu? Edebiyatı yakından izlediniz mi? Önümüzdeki yüzyılda şiirimizde ne tür yönelimler görüyorsunuz?

Dağınık ve serserice okuyorum. Düzeni bozmaya mütemayilim ve aşırı disiplinsizim. Olmayacak şeyler ama maalesef öyle. Edebiyatı yakından izlemek… Galiba hayır. Yalnızca iyi kitapları görüp duyduğumda okuma isteği. Edebiyat bugün çok farklı türlerde yayın içeriğine sahip yerli/yabancı eserlerle devasa bir yapı. Sadece seçerken titizim ama dediğim gibi bu da çok değişik türlere yayılan disiplinsiz bir titizlik. Bir çizgi romanı ya da diyelim klasik felsefe meseleleri üzerine bir kitabı aynı heyecanla alıp okuyorum. Kendi tutumumu kimseye tavsiye etmem.

En takdir ettiğiniz, sizi derinden etkileyen yazar veya yazarlar kimlerdir?

Çok var ve bunların bir kısmını herkes bilir, bir kısmı hiç bilinmez.

Son zamanlarda okuduğunuz ve beğendiğiniz birkaç kitap ismi verebilir misiniz bize?

Veremem çünkü çok dağınık ve fazla sayıda var. Nehrin başında ya da sonunda olsaydım bir şeyler söyleyebilirdim ama şimdi içindeyim ve su beni kaldırmıyor.

Bir başucu kitabınız var mı?

Bu soruyu cevaplamak için başucumdaki kitapları saydım; 23 tane ve şu anda ona dört kitap daha ekledim. Kitap çok, başım az.

Son olarak yeni projelerinizle ilgili buradan okuyucularına bir müjde verebilecek miyiz?

İhmâl etmezsem aforizmal tarzda bir veya birkaç kitap düşünüyorum. Ayrıca çok kısa hikâyelerim vardı, onları yayına hazırlıyorum.

Deniz Demirdağ, Kitabın Ortası dergisi, Ekim 2019.

Yayın Tarihi: 07 Haziran 2022 Salı 09:00 Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2022, 10:16
YORUM EKLE
YORUMLAR
fatih göktürk
fatih göktürk - 4 ay Önce

Bu satırları okuduğum anda vefatını öğrenmiş bulunmaktayım. Allah rahmet eylesin..

banner19

banner36