banner17

Mektepte verdiği sözü hâlâ unutmayan bir adam

''Mehmed Akif, 'meselesi' olan bir şair olduğu için onun şiirlerinde mensubu olduğu camiayı eleştiren, dikkatleri sanat, edebiyat ve eğitime çeken şiirleri de vardır.'' Prof. Dr. Recep Duymaz, İsmail Alperen Biçer'in Akif’e dair sorularını cevaplandırdı.

Mektepte verdiği sözü hâlâ unutmayan bir adam

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un hem doğum günü hem de vefat yıldönümü Aralık ayı içerisinde. Bizler de onun hayatına, sanatına ve şahsiyetine dair bir söyleşi yapmak ve bu söyleşiyle birlikte Akif’i yâd etmek istedik. Millî Mücadele’miz ve İstiklal Marşı’mız adlı kitabının yanında Mehmet Akif Ersoy üzerine bildiriler sunmuş ve makaleler yazmış olan Prof. Dr. Recep Duymaz, Akif’e dair sorularımızı cevapladı.

Hocam, Mehmet Akif’e dair sohbetimize başlamadan evvel Dünya Bizim okuyucuları için kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben de Ömer Seyfettin’in memleketi olan Gönen’de doğdum. İlköğrenimimi, orada, ortaöğrenimimi İstanbul’da Eyüp Lisesi’nde gördüm. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldum. Çalışma hayatına İstanbul’da bulunan Şehremini Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak başladım. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Dil ve İnkılâp Tarihi Bölümü’nde Türkçe okutmanlığına geçtim. Oradayken Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptım. Bu arada Pakistan’ın başkenti İslamabat’ta bulunan National Enstitute of Modern Languages’te iki yıl görev yaptım. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı, Edebiyat Fakültesi Dekanı, Rektör Yardımcısı olarak görev yaptım.

Hocam, sizin Mehmet Akif’le ilgili müstakil eserlerinizle birlikte makaleler yazdığınızı ve değişik programlar yaptığınızı biliyoruz. Sizi Mehmet Akif’le ilgili yazmaya sevk eden etkenler nelerdir? Bizimle paylaşır mısınız?

Beni Mehmet Akif’le ilgilenmeye sevk eden iki sebep vardır: Biri, sanatkârlığıdır. Benim gözümde o bir sanatkârdır. Sanatkâr, duygu ve düşüncelerini imajlarla anlatan kimse demektir. Başta İstiklal Marşı olmak üzere onun şiirlerinde çok çeşitli ve zengin bir imaj dünyası vardır. İmajı burada şimdilik benzetme olarak anlayabilirsiniz. Bunun yanında diğer söz sanatlarını da yerli yerinde kullanma becerisini göstermesi, onu bir sanatkâr olarak karşımıza çıkarmaktadır. Bunun yanında sanatına düşünceyi de yedirmiş ve sindirmiş bir şahsiyettir. Bütün bunlar onun anlatımına çok canlı ve renkli hususiyet kazandırmıştır.

Onunla ilgilenmemin ikinci sebebi, kişiliğidir. “Mehmet Akif’in Şahsiyetinin Kökleri” başlıklı bir yazımda onun kişiliğini anlatmıştım. Burada şu kadarını söyleyeyim: Onun şahsiyeti üç kaynaktan beslenmiştir: 1. Kur’an’lı ev, 2. Pehlivanlı mahalle ve 3. Müspet bilimli mektep. Bu kaynaklardan beslenerek yetişen Mehmet Akif, bu milletin hem geleneksel, hem modern değerlerini kişiliğinde toplayan bir düşünür ve sanatkâr örneğidir.

Hocam, Mehmet Akif Türkiye’de en çok tanınan ve sevilen şairimizdir şüphesiz; Mehmet Akif’i milletimizin gözünde bu kadar yücelten ve unutulmaz duruma getiren özelliği, sadece milli marşımızı yazmış olması mıdır sizce?

İstiklal Marşı, bizim ortak metnimizdir. O ortak metni yazmış olması, Mehmet Akif’i, kuşkusuz bir kahraman ve milletin hafızasında unutulmaz bir şahsiyet yapmıştır; ancak onun o kadar sevilmesinin sebebi İstiklal Marşı’nı yazmış olmasından ibaret değildir. O başta İstiklal Marşı olmak üzere bütün şiirlerinde ve nesirlerinde milletimizin değerlerini anlattığı ve onları yücelttiği için sevilmiştir. O, milletiyle kaynaştığı ve bütünleştiği için o kadar sevilmiştir.

Hocam, konu Mehmet Akif olunca İstiklal Marşı’ndan bahsetmemek imkânsız; ancak sizin biz öğrencilerinize ve bizim şahsımızda Türk gençliğine İstiklal Marşı üzerinden özellikle dikkat çekmek istediğiniz dörtlük, mısra ve kavramlar var mı? Varsa sebepleriyle birlikte bizlere söyler misiniz?

İstiklal Marşı’mız, yukarıda da söylediğim gibi bizim ortak metnimizdir. Her milletin bir takım ortak metinleri vardır. O metinler, adından da anlaşıldığı gibi, o milleti oluşturan bireylerin ortak duygu, düşünce ve inançlarını anlatırlar. Millet olmanın gereği de budur. Ortak duygu, düşünce ve idealleri olan insan toplulukları millet olabilir, bunlardan yoksun olan insan toplulukları birer sürüdür…

İstiklal Marşı’mız, Türk milletinin bu topraklarda kıyamete kadar bağımsız olarak yaşamak iradesi ve kararlılığının şiir diliyle bir anlatımıdır. Bunun yanında Türk milletinin geçmişini sahiplenmeyi ve geleceğini de ortak idealler etrafında kurmayı telkin eder. Ona göre millet, sadece ortak geçmişe sahip olmayı değil, ortak bir geleceği inşa etmeyi de gerekli kılar. Geleceğe ait ortak idealleri o milletin sanatkârları meydana getirdikleri eserlerle daima canlı ve diri tutarlar. Geleceğe ait idealleri farklı olan insan toplulukları, birliklerini koruyamazlar.

Hocam, Mehmet Akif “Asımın Nesli” diye tanımladığı gelecekteki Türk gençliğinde hangi özelliklerin bulunmasını uygun görüyor? Mehmet Akif’in gençlere telkin ettiği hususiyetleri kendisinin de yaşadığını düşünüyor musunuz? Bu hususiyetler varsa nelerdir, bize örneklerle izah edebilir misiniz?

Edebiyat tarihimizde iki şair, kendi dünya görüşlerine uygun gençlerin yetiştirilmesini istemiştir. Bunlardan biri Tevfik Fikret, diğeri de Mehmet Akif’tir. Tevfik Fikret, Haluk’un Defteri adlı şiir kitabında, oğlu Haluk’un şahsında özlemini çektiği gençlerin özelliklerini anlatmıştır. Mehmet Akif de aynı işi, Asım’da denemiştir. Mehmet Akif’in şiirlerinin Safahatadlı bir kitapta toplandığını biliyoruz. Safahat, yedi kitaptan oluşan bir eserdir. “Asım”, Safahat’ın altıncı kitabıdır. Asım, dikkatle okunduğunda, içerik bakımından iki bölüme ayrıldığı görülür: 1. Konukların karşılıklı konuşmaları. 2. Asım’ın özellikleri.

Burada sadece Asım’ın özelliklerini, metinde geçen sıfatları kullanarak, şöyle sıralayabiliriz: Cepheden cepheye koşmak, namusunu çiğnetmemek, atak olmak, dışı heykel, içi inci gibi olmak, sorumluluk duygusuna sahip olmak, eleştiriye açık olmak.

Bu özellikler, metinde açıklama, örneklendirme ve karşılaştırma yöntemleriyle uzun uzun anlatılır. Bunları görmenin en uygun yolu, metni bu gözle tekrar tekrar okumak, üzerinde düşünmek ve yorumlamaktır. Bu özellikler ve daha fazlası, onun şahsında kuşkusuz vardır. “Mehmet Akif Ersoy’un Şahsiyetinin Kaynakları” başlıklı bir çalışmamızda onları, metinlere dayalı olarak ortaya koymuştuk.

Hocam, Mehmet Akif Asımın neslini “nesilmiş gerçek…” diye ifade ediyor. Günümüz Türk gençliğine bakarak Akif’in bu düşüncesine katılır mısınız? Eğer bu düşünceye katılmazsanız sebepleriyle izah eder misiniz?

Toplumlar veya toplumsal olaylar üzerine konuşurken genel yargılara varmak yerine, özel yargılarda bulunmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Günümüz eğitim sistemi, yetkililerin kendi ifadelerine göre, en hafif deyimiyle, “sıkıntılı” bir durumdadır. Bunun birçok sebebinin yanında, kanaatime göre, ortaokul ve lisede gençlere, bir programa dayalı olarak, yerli ve yabancı klasiklerin okutulmaması da vardır. Eğer onlar dediğimiz yöntemle okutulursa gençler iki eğitim değerini birlikte kazanacaklar: 1. Bilgi, 2. Kişilik. Bu iki zırh, onları, teknolojinin ve modernizmin doğurduğu çeldiricilerden kısmen koruyacaktır. Gözlemlerime göre bu iki eğitim değeriyle donanımlı gençlerin, hayatta bir hedefi, bir amacı vardır. Klasikler bunları edinmede kendilerine yardımcı olan metinlerdir.

Eğitim sistemimizde bunca tahribata rağmen hayatta bir hedefi, bir ideali olan gençlerimizin bulunduğuna inanıyorum. Hem kendi geleceklerini hem ülkemizin geleceğini onlar kuracaklardır. Eğitim sistemimiz, gençlere bilgi, kişilik ve duygusallık kazandırmak zorundadır. Son ikisini ancak sanat ve estetik değer taşıyan klasik ve modern sanat eserleriyle kazandırabiliriz.

Hocam, günümüzde olduğu gibi Mehmet Akif’in yaşadığı dönemde de milli meselelerimiz vardı. Mehmet Akif ve akranları olan aydınların bu meselelere bakış açısı nasıldı? Kısaca izah edebilir misiniz?

Mehmet Akif’in asıl yazarlık hayatı, İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği yıllarda canlanmıştır. İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği yıllar, hem siyaset, hem edebiyat tarihimiz bakımdan çalkantılı yıllardı. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti’nin hazin yıkılışı, Mütareke, Milli Mücadele ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu gibi toplumumuzu altüst eden olaylar, hep o yıllarda yaşanmıştır. Bir tarihçimiz, o yıllardaki aydınlarımızın durumunu, batmakta olan bir geminin güvertesindeki yolcuların durumuna benzetir. Herkes bir kurtuluş yolu bulmak için çırpınmaktadır. Eline geçirebildiği cankurtaran simidi, filika veya halatı, yegâne kurtuluş yolu olarak görür.

İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra, biraz da sansürün kalkmış olmasının verdiği serbestlik ile sorumluluk duygusuna sahip her aydın, kendi düşüncesini, kendi kurtuluş yolunu çıkardığı dergi, gazete veya kitapla anlatmaya başlamıştır. Mehmet Akif ve arkadaşları, Sırat-ı Müstakim dergisi etrafında toplanmışlardır. İslam düşüncesini esas alan bir yol izlemişlerdir. Onlara göre İslam düşüncesinden kalkarak ve modern dünyanın kazanımlarından da yararlanarak problemlerimize çözüm aramak en sağlıklı yoldur.

Hocam, Hüseyin Cahit, “Akif’in hayatı daha büyük bir şiirdir” diye söylemekte. Mehmet Akif’i yeni nesillere nasıl tanıtmalıyız? Acaba Mehmet Akif’in hayatı her şeyden önce mi öğretilmeli? O hayatıyla örnek bir şahsiyet midir?

Mehmet Akif’in hayatında her dönem ve her nesil için örnek alınabilecek davranışlar vardır. İşte bir örnek: Okul arkadaşı Hasan Efendi’yle bir sözleşme yaparlar. İlerde çoluk çocuk sahibi oldukları zaman kim önce ölürse, kalanın çocuklarına o bakacaktır. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Mithat Cemal Kuntay, İstanbul’da, Beylerbeyi’nde oturan Mehmet Akif’i bir cuma günü ziyarete gittiğinde evinde kendi beş çocuğunun yanında üç çocuğun daha bulunduğunu görür! Bunların kim olduğunu sorar. Aldığı cevap: “Hasan Efendi öldü de…”

Mithat Cemal, hikâyeyi şu cümleyle bitirir: “Fakat Akif bu çocuklardan daha güzeldi: Mektepte verdiği sözü hâlâ unutmayan bir çocuk”.

Hocam, Akif’in hem doğum günü hem de vefat yıldönümü Aralık ayı içerisinde. Biz de onu bir söyleşi ile anmak, hatırasını yâd etmek istedik. Ama bir şair elbette ki şiirleriyle anılmalıdır. Sizin gönül ve zihin dünyanızda ayrı bir yeri olan Mehmet Akif şiiri hangisidir? Söyleşiyi hangi şiir ile süslemek istersiniz?

Mehmet Akif’in çok okunan, hatta ezberlenen şiirlerinin iki özelliği vardır. Onlar ya hamaset veya din duygularını öne çıkaran metinlerdir. Hâlbuki Akif, “meselesi” olan bir şair olduğu için onun şiirlerinde mensubu olduğu camiayı eleştiren, dikkatleri sanat, edebiyat ve eğitime çeken şiirleri de vardır. Benim gözümde bu anlamda ezberlenmeye değen ve bu konuşmayı süsleyen şiirlerinden biri “Dirvas” şiiridir. Bu şiirde çocuğa, edebiyata ve edebiyat öğretimine modern pedagojiyi de aşan görüşler vardır.

Hocam, kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Ben de bu kalıcı çabanız için size teşekkür ediyor ve güzellikler diliyorum.

 

İsmail Alperen Biçer konuştu

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2015, 14:16
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20