Meksika Sınırı mı Klark mı?

Tvnet'te Murat Menteş ile birlikte Klark programını hazırlayıp sunan Samed Karagöz'le adaşı Abdüssamed Bilgili konuştu.

Meksika Sınırı mı Klark mı?

Klark’ın genç sunucusu Samed Karagöz kimdir? Neler yapar? Kitaplarla ilişkisi nasıldır? Klark neden Meksika Sınırı ile kıyaslanıyor? Abdussamed Bilgili hepsini Samed Karagöz’e sordu.

7374
Samed Karagöz

Kitaplara olan ilginizi biliyorum. Dostoyevski’den, Çehov’dan çevirileriniz var. Bir takım kitap/sahaf maceralarınızı okuyoruz dergilerden...  “Kitapsavar” olmadığınızı bildiğim için soruyorum: Kitapsever misiniz, kitap manyağı mı?

İkisi arasında çok ince bir çizgi olduğu söylenir. Ben tam olarak hangisini olduğumdan emin değilim.  Mesela T.S. Eliot’ın The Waste Land  [ Çorak Ülke] isimli kitabının ilk baskısının fiyatını merak edip internette bununla alakalı araştırma yaparken kendimi kitap manyağı olarak görüyorum, elime bir kitap alıp başka her şeyi bir kenara bırakarak bu kitabı okumaya daldığımda ise sadece sıradan bir kitapsever. 

İlk okuduğunuz kitap neydi? Hatırlıyor musunuz?

Kitap okumaya biraz geç başladım. Ortaokul yıllarındaydım. İlkokulda kitap okuduğuma dair bir hatıram yok. Ortaokulun başında da edebiyat derslerinde okumamızın zorunlu olduğu kitaplar vardı, pek de hoşlanmayarak onları okumuştum. Mesela Louisa May Alcott’un Küçük Erkekler’i veya Edmondo de Amicis’in Çocuk Kalbi. Bu kitaplar hala kitaplığımda durur. Bir de Jose Moura de Vasconcelos’nun Şeker Portakalı vardı.

Şimdi okumadan edemem dediğiniz bir kitap?

Genel olarak şiir kitapları  böyledir. Birkaç kez okunurlar. Hikâye veya romanlar için bunu söylemek çok zor. Dönüp dönüp okuduğum şiir kitapları genel olarak ikinci yeni şairlerinin kitapları. Sezai Karakoç, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Edip Cansever ve sonraki dönemlerden Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel. İsmet Özel’in sadece şiirleri değil örneğin “Şiir Okuma Kılavuzu” veya “Waldo Sen Neden Burada Değilsin?” İsimli kitapları da tekrar tekrar elime aldığım kitaplardan sayılabilir.

Samed Karagöz
Samed Karagöz

Kitaplığınızda (yoksa kütüphanenizde mi demeliydim) ne kadar kitap vardır?

Saymadım.  Ama tahminen 2000-2500 civarı kitap vardır.  Bu kadarcık kitabı gören bir çok kişi aynı tepkiyi veriyor “Bunların hepsini okudun mu?” Bense onlara Umberto Eco’ya aynı soru yöneltildiği zaman verdiği cevapla karşılık veriyorum. “Hayır, bunlar bu hafta okuduklarım”

Marcel Proust, okumak bir dostluk kurmaktır, diyor. Siz okuyarak nelerle dostluk kuruyorsunuz? Neler düşmanlığınızı kazanıyor mesela?

Zekice kurgulanmış, yazılmış ve duygusu yüksek her kitapla dostluk kuruyorum ister istemez. Yazarının dünya görüşü, dini inançları çok büyük etken olmuyor. Ama ahmaklık ve aptallığın ürünü olan kitaplara tahammülüm yok. Herhalde bunlar düşmanlığımı kazanır.

Fantastik (biraz da komik,çünkü komik sorular sormaktan korkmayın,diyorsunuz Klark’ta) bir soru sormak istiyorum. Issız bir adaya düşseniz yanınıza üç kitap almak zorunda kalsanız, hadi ütopyayı sürdürelim,  ömrünüzün sonuna kadar da orada yaşayacak olsanız yanınıza hangi üç kitabı alırdınız?

Çok iç karartıcı bir soru. Allah kimseyi ıssız bir adaya sadece üç kitapla düşmek zorunda bırakmasın. Üç kitapla ömür geçmez. Ama illaki üç kitapsa Kuran-ı Kerim birincisi olurdu hiç şüphesiz.  Stephen King’in Kara Kule [The Dark Tower ] serisi ve Cervantes’in Don Quixote’si.

Bu aralar elinizin altında ne var? Ne okuyorsunuz?

Aynı andan birkaç kitap birden okumayı seviyorum, bu sıralar masamda İsmet Özel’in Tok Kurda Puslu Hava, Alev Alatlı’nın Hollywood’u Kapattığım Gün, Haluk Oral Şiir Hikâyeleri, George D. Suhman’ın Son 18 Saniye ve Robert Frager’ın editörlüğünü yaptığı Manevi Rehberlik isimli kitapları var.

Şiir deyince aklınıza kim geliyor?

Şiir denildiği zaman aklıma tabii ki tek bir kişi gelmiyor. Gelmesi de zaten imkânsız olurdu. İlk başta gelenleri söylersem: İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Enis Akın, Cemal Süreya, Murat Menteş, İbrahim Tenekeci, Ece Ayhan ve tabi ki klasikler: Köroğlu, Yunus Emre, Şeyh Galip. 

Roman türünde?

Bu liste çok uzun. Ama birkaç isim sayayım. Chuck Palahniuk, Frederic Beigbeder, Alper Canıgüz, Murat Menteş, Murat Gülsoy, Cem Akaş, Harlan Coben, Frederic Blanc, Orhan Kemal ve onlarcası daha.

O kadar sorduk bunu da soralım, deneme deyince hangi isim canlanıyor kafanızda?

Deneme denildiği zaman açıkçası  kafamda kimse canlanmıyor. Çünkü deneme diye bir tür olduğuna inanmıyorum.

Hikâyeyi bir tür olarak görmezsek ayıp ederiz? Hikaye deyince?

Mustafa Kutlu benim için en önemlisi.

Genelde Doğu deyince “kalp”, Batı deyince “akıl”  imi kafamızda canlanıyor. Bu sefer tersini görmek istiyorum. Bir Batılı yazar söyleyin okuduğumuzda kalbimizi açsın, bir Doğulu yazar söyleyin okuduğumuzda zihnimizi bilesin?

Batıdan Ian Dallas yani Abdulkadir Es-Sufi yani Abdulkadir El- Murabıt. Doğudan ise Xuequin Cao.

Samed Karagöz - Murat Menteş
Samed Karagöz - Murat Menteş

Biraz da Murat Menteş’le hazırlayıp sunduğunuz televizyon programınızdan bahsedelim istiyorum. Klark nasıl gidiyor? Mesela

“kendinizi fazla ciddiye almayın! 
dolu midenin üstüne yemek yemeyin! 
go oyununda hile yapmayın! 
mavi yağmurluklu birine güvenmeyin! 
ikide bir kıta değiştirmeyin! 
düğünlerde kavga çıkarmayın! 
komik sorular sormaktan korkmayın! 
emperyalistlerle konuşmayın! 
avcılara adres sormayın! 
asla asla demeyin! 
cumartesi 23:30'da klark seyredin!”

Gibi artistlik, vurucu, çarpıcı jenerikleri kim hazırlıyor?


Bunları Murat Menteş’le birlikte hazırlıyoruz. Ama daha çok Murat Menteş’in imzası var bu işlerde. Benimkisi sadece çorbada tuz misali.

Klark, Meksika Sınırı’yla çokça karşılaştırılıyor. Klark’ın bir nevi Meksika Sınırı’nın bir varyasyonu olduğu düşüncesi yaygın gibi. Klark’ı Meksika Sınırı’ndan farklı kılan nedir? Yoksa “ama arkadaşlar iyidir” mi diyorsunuz?

Program formatı olarak Meksika Sınırı’ndan tamamen farklı bir program Klark. Bu tip mukayeselerin temelinde “İslamcı gençlerin yaptığı programlar” düşüncesi var. Bunun dışında bir benzerlik kuramıyorum ben.

Murat Menteş
Murat Menteş

Samed Karagöz literatüründe “Murat Menteş” ne demek?

Murat Menteş benim için çok şey ifade ediyor. Her şeyden önce Murat Menteş benim ağabeyimdir. 1997 yılında epey acelesi olmasına rağmen, oturup bir çay içtiğimiz bir günden beri neredeyse aralıksız görüşüyoruz. Tam bir yoldaş, tam bir centilmen, nev-i şahsına münhasır bir edebiyat ve kültür adamı, bir Müslüman. Yaptığı her işi hakkıyla yapan ve yaptığı işin hakkını veren hala değeri tam olarak anlaşılamamış bir romancı. Bugün burada bu sorularınıza muhatap oluyorsam bunda Murat Menteş’in katkısı hiç şüphesiz çok fazladır. Allah ondan razı olsun.

Son söz olarak Murat Menteş’in kelime-i şehadet getirmek istediğini biliyoruz. Sizin son sözünüz nedir?

Son sözü söylemek için henüz erken.  

Abdüssamed Bilgili adaşı  Samed Karagöz’e sordu!

Yayın Tarihi: 08 Eylül 2009 Salı 09:55 Güncelleme Tarihi: 16 Eylül 2009, 10:37
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Toprak
Ahmet Toprak - 12 yıl Önce

Her iki programın isim olarak dış intihal yoluyla yapılması yerlilik,bu topraklar,medeniyetimiz vurgusu yapan aydınların düşünsel handikapalrından biri. yabancı marka ile mobilya ve elbise satmanın ticari değerini biliyor olmalılar ki programlarının reyting değeri için bu isimleri seçme ihtiyacı hissetmektedirler. Tüm coğrafya ve diller bizim amenna.Ama bu tarihi düşünceyi, birikimi de görmek lazım. Bir isim ilhamı alacak kimse yok galiba... Biizmkiler pazar ekonomisi mantığını iyi kapmış...

ümran
ümran - 12 yıl Önce

Meksika sınırı klark'ın sonrasında da kafa denginin yolunu açmıştır; ekranda edebiyattan, şiirden, filmden bahsedilebileceğini bahsedildiğinde de izleneceğini meksika sınırı göstermiştir.
Formatlar farklı vay efendim ben tanımıyorum demenin manası yoktur.
Her ikisininde yeri başkadır,meksika sınırı bambaşkadır:)
Samed Karagözle, Murat Menteş program esnasında iki de bir kameraya kaçamak bakışlar atmasalar, bir de her jenerik öncesinde Karagöz "kaldığımız yerden devam edeceğiz" demese süper

buruş liii
buruş liii - 12 yıl Önce

şık bir söyleşi olmuş. bu arada klark, meksika sınırını acayip pis döver, aynı buruş lii gibin.

hakan
hakan - 12 yıl Önce

bu arada klark, meksika sınırını acayip pis döver demek dügünde kavgada bile soylenmeyecek bir soz dür.Dügünümüz var iki guzel program izliyoruz ama meksıkalı abilerime laf etmeyin bu dügünde kavga cıkar selametle

Ahmed Erkam
Ahmed Erkam - 12 yıl Önce

"Meksika Sınırı" isminin bu toprakların şairlerinden "Mehmet Efe"nin bir şiirinden esinlenerek koyulmuş olması isim özentiliği tespitinin ne kadar zekice ve kayda değer olduğunu gösteriyor hele ki bu iki programın da "hedef kitlesi" düşünüldüğünde yabancı marka meraklısı gençlerin de bu programların en sıkı takipçileri olduğu düşünülürse bu güzel tespit hakettiği değeri daha da sağlamlaştırıyor herhalde... Değil mi Ahmet Bey?

mustafa çalı
mustafa çalı - 12 yıl Önce

eskiden radyodayken sıkı bir tarık tufan dinleyicisiydin, sonra tarık tufan meksika sınırına gecince sıkı bir meksika sınırı izleyicisi oldum, sonradan klarkı izleyince sıkı bir klark izleyisi olunması gerektigini anladım. klark daha bir mütevazi duruyor ve gayet güzel bir programmeksika sınırı popülerizmin kurbanı olacak..

Ahmet Toprak
Ahmet Toprak - 12 yıl Önce

Ahmed Erkam beyin yorumundan anlıyoruz ki sadece isim kıtlığı değil delil kıtlığı da çekiliyor. Yoruma göre Meksika Sınırı ismi Mehmet Efe'nin bir şiirinden esinlenmiş. Maşallah ne derinlik, ne ufuk. Zaten Mehmet Efe'de Amerika'daydı bir ara. Demek delil aramak için ta oralara kadar gidilirmiş. Yabancı marka meraklılarının özentisi bu şekilde mi kırılırmış? Diğer isim Klark neyden esinlenerek konulmuş? Uzay filmlerinin yerli versiyonu olan Dünyayı Kurtaran Adam filminden mi yoksa.

elif tekin
elif tekin - 12 yıl Önce

kalrk çıkmadan meksika sınırına laf atardım, klark çıkınca anladım ki meğer ağzımın yamulmasına az bir zaman kalmış. bence murat menteş roman yazsın, samed karagöz de bol bol okusun. televizyondan uzak dursunlar. ortaya ağır başlıklarla eğlence programı çıkarmasınlar. çünkü hiç de "artis" durmuyorlar orada öyle..


banner26