banner17

Mehmet Maksudoğlu: Benliğimizi unuturcasına Batı'ya dönmüştük

Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu ile akademik kariyerini ve Arapça dilini öğrenmek için oluşturduğu yeni metotları konuştuk. Havva Tarhan'ın röportajı.

Mehmet Maksudoğlu: Benliğimizi unuturcasına Batı'ya dönmüştük

İlk önce sizi tanımak isteriz, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Eskişehir doğumluyum, aslen üçüncü nesil Kırım kökenliyiz. İlk ve ortaokulumu Eskişehir’de tamamladım. 1956-1960 yılları arasında da Ankara İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum. Sonra da imam hatip lisesinde meslek öğretmenliği yapmaya başladım. Bu esnada üniversiteye geçmek üzere imtihanı kazandım. İslâm tarihi kürsüsünde asistanlık yaptım.

1963-64 arası Tunus’ta bulundum. Burada Arapça üzerine pratik yapma imkânı buldum ve doktora tezimle ilgili mahalli malzemeler toparladım. Doktora tezimi verdikten sonra İngiltere Cambridge Üniversitesinde Türkçe okutmanı olarak görev yaptım. Çalışma alanım İslâm tarihi fakat bir taraftan da Arapça ile meşguldüm. İlk kitaplarımdan biri Farsça dil bilgisi üzerineydi. 1967 yılında Arapça Dil Bilgisi kitabımı hazırladım ve şimdiye kadar 20’ye yakın baskısı yapıldı.

Osmanlı ve dil üzerine önemli araştırmalar yaptınız. Peki, Osmanlı’yı anlama noktasında neler söyleyebilirsiniz?

Bir ülkede tarih yanlış okutuluyorsa işler ters ve yanlış demektir. Bunu Osmanlı tarihinde de yazdım. Şöyle düşünün: Adam yazar, otele gidiyor. Otel kâtibi soruyor; adınız soyadınız, mesleğiniz, işiniz, neyle geçinirsiniz, diye. Ben, yazarım diyor. Neyle geçinirsiniz deyince de kalem tüccarıyım, diyor. Osmanlı’yı yazan yazarların birçoğu kalem tüccarı denilecek seviyededir. Oryantalistleri ise katiyen ciddiye almam. Malezya’ya bir yıl tarih öğretmek için gittim. İngiliz kitaplarında Osmanlı tarihine baktık, felaketti.

Arapça gerçekten zor bir dil mi?

Hayır, kuralları çoktur. Bir dili bilmek o dilin mantığıyla düşünebilmek demektir. Arapça biliyorum diyenlerin çoğu Arapçaya sadece aşinadır. Dil bilmek başka bir şeydir. Dil bilmek tekrar ediyorum, o dilin mantığıyla düşünebilmek demektir. Türkçe düşünüp Arapçaya çevirmek yahut başka dile çevirmek değildir.

Nasıl öğrenebiliriz bir metodu var mı?

Arapça ile 50 yıldır meşgul ola ola bir metot geliştirdik. Arapçayı öğreten kitabım 190 bin basıldı. Daha sonra bu kitapları 4-4-4 olarak 3’lü set olacak şekilde hazırladım. İlkokul, ortaokul ya da lisede olsun Arapçayı bilen bir öğretmen bu kitaplar sayesinde öğrencileriyle çok iyi bir yere gelebilir.

Kitapta 70’den fazla ders var, bunun 6 dersi zaten harfler üzerinedir. Günde bir dersi alıştırmaları ile yapan bir kişi 3 ayda çok iyi bir seviyeye gelebilir. Ondan sonra son bir veya iki ayda radyo dinlemelidir. Televizyonları pek tavsiye etmiyorum, çünkü televizyonda görüntü var. Sırf kulağın çalışması bakımından radyo daha iyidir. Arapçayı normal bilen bir öğretmen bu kitaplar sayesinde pratik yapabilir ve öğrencilerine dili öğretebilir.

Son zamanlarda gençlerde Osmanlıca ve Arapçayı öğrenme noktasında bir eğilim var. Nasıl gözlemliyorsunuz?

Evet, kendimize yeni yeni geliyoruz çünkü benliğimizi unuturcasına Batı'ya dönmüştük. Bir kültür istilası altındayız. Geçenlerde internette şöyle bir şey gördüm: Roma’da Rum imparatoru iki tane esiri, gladyatörleri boğuşturuyor ve insanlar da toplanmış seyrediyorlar. Medeniyet bunun neresinde? Yani bir insanın başka bir insanı öldürüşünü seyrediyorlar. Batı’nın korkunç bir mazisi var ve kendi tarihlerinden utanmazlar.

Birçok konferansımda da söyledim bir daha söyleyeyim: İki yüz yıldır ağır baskısı altında olduğumuz kültür istilasından dolayı durum o hale gelmiştir ki milletlerarası bir yarışma yapılsaydı devlet eliyle en komik insan tipini kim yetiştirirdi diye, biz şampiyon olurduk.

Peki, gençlere ne gibi önerileriniz olur?

Önce Türkçeyi doğru düzgün öğrensinler, sonra dinlerini öğrensinler, ondan sonra ne öğrenmek isterlerse öğrensinler, başka türlü olmaz.

Sevdiğiniz bir kitap var mı?

Müslümanın en sevdiği kitabın Kur’an-ı Kerim olması gerekir.

En sevdiğiniz şiir?

Ben pek şiir okumam. Ama Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve İsmet Özel’i severim

Hayatınızda sevdiğiniz bir söz var mı?

Ayet var: “Emrolunduğu gibi dosdoğru ol.” Dürüstlük ve güvenilirlik çok mühimdir. Güvenilir olmazsa bir insan, ne değeri var ki tahsilin?

Havva Tarhan," Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol", Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, Eylül 2018, sayı 18.

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 13:57
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20