banner17

Malayani ile işimiz yok!

Selis Kitaplar yayın yönetmeni İsmail Demirci ile konuştuk. Bir yayınevinin kodlarını ele geçirdik..

Malayani ile işimiz yok!

Selis KitaplarBir yayınevinin ismi o yayıneviyle ilgili önemli bir fikir verir. O ismin rastgele seçilmediği muhakkaktır. O halde “selis” ne demektir, bize anlatır mısınız?

Yayınevimizin adını Selis Kitaplar olarak koyduğumda –ki isim babası benim- Türkiye’de bu kelimenin anlamını bilenlerin sayısı pek azdı. Bunu neden söylüyorum; ilk kuruluş döneminde katıldığım çeşitli radyo, tv programları ve röportajlarda ilk sorulan soru buydu. Hatta artık mekânımıza ayakları alışan dostların bile ilk sorduğu soru buydu. Selis, “akıcı, ahenkli, söz, ifade ve yazı” anlamına gelen Arapça kökenli bir kelime. Eskiler “selis bir üslup sahibi” derler, akıcı, düzgün, ahenkli konuşan kimseler için. 

Benim için bir sevindirici, bir de üzücü yanı oldu Selis’in. 2002 yılında yayınevimizin adı olan Selis, Türkiye’de hiçbir marka, ürün ya da firmanın adı değilken –yani hiç böyle bir kelime bilinmiyorken- 2010’a geldiğimizde, kadın hakları derneklerinden giyim markasına kadar pek çok kuruma ve ürüne isim oldu. Emlakçı bile gördüm geçenlerde Selis tabelasıyla. Bu sevindirici bir şey benim için. Üzücü yanı şu, patent-tescil meselesini ihmal ettim ve benden üç yıl sonra kurulan bir trikocunun bu ismin tescilini aldığını gördüm. Biraz ihmalkârım herhalde, peşine de düşmedim hiç. Adam triko markası yapmış, ahenkli ve akıcı söz ve yazı anlamına gelen kelimeyi. Ne yapayım! Fonetik olarak sanki Fransızca gibi duruyor, o yüzden sevdiler galiba diye düşünüyorum.İsmail Demirci

Yayınevinizin yayın felsefesi nedir? Mesela ‘basmayız’ dediğiniz kitaplar var mı?

Yayıncılık çok felsefî bir iş değildir şu andaki itikadımca. Artık bir endüstri haline geldi ve satış rakamı yüksek olması muhtemel her dosya kitap olmayı hak ediyor. Elime gelen ve “ben bu kitabı  basmam, kimseye bir hayrı olmaz” dediğim dosyalar başka yayınevlerinde yirmi, elli, yüz binlik satış rakamları elde edince, ben de felsefemi tashih etmek zorunda kaldım. Çünkü yayıncılık zor bir faaliyet. Türkiye’de 100 birimlik okuyucu varsa, bunun 80’i popüler konuların peşindedir. Geriye kalan 20 birimlik okuyucuyu hedef seçip kitaplar üretmek, kısa sürede yayıncılık faaliyetinize son vermek için yeterli bir sebeptir.

Böyle söylediğime bakmayın, yine de titizlendiğim hususlar var bir kitabın neşrine karar vermek için. Yayınevimizi ilk kurduğumuzda hazırladığım tanıtım metnindeki ifadeleri tekrarlayabilirim burada. İnsanlığın Efendisi’nin “Ya öğrenen ol ya da öğreten, üçüncüsü olma helak olursun!” sözünü düstur edinmiş biri olarak, insana “bir şey”  öğreten metinlere dikkat ederim. Konusu hiç önemli değil. İnsanı ilgilendiren her konu, fikir üretmeye ve hakkında kitap yayınlamaya değer. Bilim olur, sanat olur, felsefe olur, siyaset olur, hatta magazin, mizah, kadın-erkek meseleleri de. Hayat içinde bir insan olarak nelerle meşgul oluyorsak, bu konularda kitap yayınlanabilir. Ama tek şartı süflî bir bakış açısıyla değil, gerçekten o konuda bir şeyler öğrenmiş kimselerin bunları paylaşmak adına kaleme aldıkları metinlerdir benim için kitap değeri taşıyan. Kısaca, “malayani”ye taviz vermeyen bir hudut içinde kalmak istiyorum.

İlk yayınladığınız kitap hangi kitabınızdı? O kitabın ilk kitap olmasındaki espri neydi?

Dört kitapla yayın hayatına giriş yaptığımdan, hangisi ilk kitaptı pek bilmiyorum. Hani dördüzler gibi değerlendirirsek, matbaada hangisi ilk basılıp ciltlendi, onu hatırlamıyorum. Hiçbir esprisi yoktu. İşe başlamaya karar verdiğimizde elimizde bulunan ilk dört dosyayı kitaplaştırdık. İlginçtir, dördünün satışı da iyi oldu. İsim vermek gerekir mi bilmiyorum, Hitler Almanyasının Gizli Tarihi, Kırk Vezir Hikâyeleri, Ben Farklıyım… Bunları saydım ama dördüncüyü hatırlayamadığımı farkettim.

İsmail DemirciSizi şaşırtan bir kitabınız oldu mu? “Bu kadar da satmaz canım” deyip çok satan…

Bu bir yayıncı için çok güzel bir netice. Böyle örnek benim açımdan az –çünkü onları  basmayıp başka yayınevindeki satışını seyrediyordum genellikle- ama “yahu bu kıymetli bir kitap, niye satışı bu kadar az” dediğim çok daha fazla oluyor.

Elbette yayın hakları sizde olan isimlerin kitaplarını  sadece siz basıyorsunuz. Merak ettiğim şey şu: Hangi kitabın yayın hakkının sadece sizde olmasını  isterdiniz?

Çok zor, kontra bir soruyla karşı karşıyayım. Tek bir kitap söylemek, biraz cesaret ister. Öyle tutkuyla bağlı olduğum tek bir kitap olabilir mi diye düşünüyorum da, pek bir sonuç çıkmadı. Yazar isimleri olarak şekilleniyor da, tek bir kitap deyince “şudur” diyeceğim bir şey yok.

Editoryal çalışmanız nasıl? Profesyonel, daimi editörlere sahip misiniz?

İdealim sorunuzdaki gibi ama henüz o güce erişemedik. Fakat farklı konulardaki dosyalar için görüşünü aldığımız, dışarıdan editörler var. Zaman zaman başvuruyorum. Genellikle içerde çözmeye çalışıyoruz.

Çeviri kitaplarınız da var. Çeviri kitap yayınlamak her bakımdan riskli bir iş. Çevirideki titizliğiniz nedir? Aynı kitabı bir başka yayınevi de çevirmişse neden Selis’ten alalım o kitabı?

Bu soruya şöyle karşılık vereyim: Selis’teki çeviri bir kitabın başka bir yayınevinde örneği yok. Başka yayınevlerinde olan kitapların da Selis’te çevirisi yoktur. Bilmem maksat hâsıl oldu mu?

Daha çok hangi tür kitaplar rağbet görüyor sizde?

Her tür rağbet görür, önemli olan belli türdeki kitabın kısmetidir. (Niteliği demiyorum.)

Sanırım kurulduğunuz 2002 yılından beri 200'e yakın kitap bastınız. Geleceğe dönük bir planınız ve projeniz var mı?

Henüz 200’e gelmedik ama geleceğiz inşallah. Geleceğe dönük planımız olmadığı gün, izzet-i ikballe Bâbıâli’den çekileceğimiz gündür. Belli bir ekonomik güce ulaştıktan sonra perakendeye dönük Selis Kitabevlerini açmak ve nihai idealim de, bir kitabı aynı anda birkaç dilde basabilmektir.

Son olarak…

Allah bes, bâki heves…

 

 

 

Besim Bal yayıncılarla söyleşiyor  

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 13:51
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20