banner16

Mahmut Çetin: Dünya İslam Sanatını Ciddiye Alıyor, Türk Sağı Hariç

''Bütün dünya İslam sanatını ciddiye alıyor. Bunun belki tek istisnası Türk sağı ve Türkiye İslamcılığı… Bunlar meselenin hiçbir tarafında değil.'' Mahmut Çetin, yakın zamanda yayımlanmış olan ''İslam Sanatı’nın Özellikleri & Birlik/ Yansıtma/ İşlevsellik/ Güzellik/ Aşkınlık'' ve ''Bir Neslin Öncüleri & İlk İmam Hatip Kuşağından Portreler'' adlı eserleriyle ilgili İslam Gemici'nin sorularını cevapladı.

Mahmut Çetin: Dünya İslam Sanatını Ciddiye Alıyor, Türk Sağı Hariç

"Boğaz'daki Aşiret" ve "X İlişkiler" kitaplarıyla meşhur olan biyografi yazarı Mahmut Çetin, Türkiye'de az sayıdaki araştırmacının ilgi gösterdiği İslam sanatı alanında da eserler veriyor. Sanat denilince Batı kaynaklı eserlerin hatıra geldiği; İslam sanatı zikredilince de yalnızca cami mimarisi ile hat'tın hatırlandığı bir deryâya mahsus kitap yazmanın ne denli zor olduğu herkesin malûmu... İnsan hafızasının zayıflığına karşı ancak sanat eseri üreterek mukavemet edilebilinir. Sanat eseri olarak insanlığın takdirine sunulan ögeler, zamanın acımasızlığına karşı direnirler.

Biyografi çalışmalarını da ara vermeden sürdüren yazar, bu defa "bizden olan" kıymetli şahısları bir kitapta biraraya getirerek, unutulmaya karşı duruyor.

Yakın zamanda yayımlanmış olan “İslam Sanatı’nın Özellikleri & Birlik/ Yansıtma/ İşlevsellik/ Güzellik/ Aşkınlık” ve “Bir Neslin Öncüleri & İlk İmam Hatip Kuşağından Portreler” adlı eserleriyle ilgili Mahmut Çetin ile konuştuk.

İmam Hatipler ve mezunları gibi, ülkemizde en çok tartışılan konulardan biri hakkında neden yazdınız? Eğitime başladığı günden beri sağdan, soldan, ortadan pek çok kesim bu okulları sürekli olarak eleştirdi. Bu tenkitleri ne kadar haklı buluyorsunuz?

Bu konular genelde güncel siyasetin malzemesi… Benim bu tarakta bezim yok. Bence dışarıdan yapılan eleştirilerden çok, her toplum kesiminin kendi özeleştirisini yapması lazım. Çünkü ancak bu tür değerlendirmeler bir sentez niteliği taşır ve geleceğe katkı sunar.

Ben biyografi yazarıyım. Bu kitapta biyografinin bir çeşidi olan portre tekniğini kullandım. Beni daha çok insan hikâyeleri ve döneme tanıklık edecek hususlar ilgilendiriyor.

"Şehir efsanesi" gibi pek yaygın bir anekdot vardır: İmam hatip okullarının kurulduğu senelerde memlekette cenaze yıkayacak imam bile kalmadığı söylenir. Bunun doğruluk payı nedir? 

Memlekette imam bulunsa bile cenaze yıkamak kolay bir şey değil. Ölü yıkamak araba yıkamak gibi bir iş değil. Bunun bir eğitimi, âdâbı, ritüeli, edebi var. Bahsedilen dönemde cenaze yıkayacak imam azalmış olabilir.

İmam hatip okullarından yetişen nesillerin ülkeye çok faydalı işler yaptıkları inkâr edilemez bir vakıadır. Bu insanlardan bazılarını seçip de kitabınıza alırken nasıl bir kıstas uyguladınız?

Bu kitaptaki isimleri seçmek kolay olmadı. Her şeyden önce insanımızın geriye hatırat bırakmak, veri üretmek gibi bir alışkanlığı yok. Ancak Ankara’da bir araya gelen Aksakallılar ekibini bunun dışında tutmalıyım. Niyazi Baloğlu’nun organize ettiği toplantılarda bir araya gelen bürokrat ve din adamları kendi birikimlerini kameraya aldırmışlar, bant çözümlerini yaptırmışlar. Ben verilerin bir kısmını bu kamera çözümlerinden elde ettim. Ayrıca diğer hatırat kitaplarından ve dönemi anlatan eserlerden yararlandım.

Bu kişilerden en çok dikkatinizi çeken isimler hangileri oldu? Neden?

Biyografi ile uğraşmak bana insanı sevdirdi. Boğaz’daki Aşiret kitabımda anlattığım Rasih Nuri İleri’yi ziyarete gittim. İnsanları daha yakından görünce, ayrı ideolojilere yönelsek bile daha sıcak duygular hissediyorsunuz. İmam hatip mezunları için de durum bundan farklı değil. Kitaptaki isimlerin hepsini yüzde yüz tasvip ettiğimi söyleyemem. Ama bir kısım insan, dönem içerisinde öne çıktığı için yazmam gerektiğine inandım.

Bir Neslin Öncüleri şüphesiz bu kitaptaki isimlerle sınırlı değildir. Başka bir yazar da başka isimleri yazabilir. Sonuçta bu yazarın ilgileri ve inisiyatifiyle alakalı...

Kitabı hazırlarken daha evvel dikkatinizi çekmeyip de ilk defa karşılaştığınız bir durum oldu mu?

Birçok durum beni şaşırttı. Mesela 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Diyanet’in yeniden yapılandırılması beni çok şaşırtmıştır. Eğer bu yeniden yapılandırma olmasaydı Türkiye, Afganistan’a benzer bir dinî fotoğrafla karşılaşırdı. İlginç olan şu ki, eğer bugün Suudî ve İran emperyalizmine karşı bir ‘Türkiye İslamı’ varsa, bu 27 Mayıs’ın başarısıdır. Ha, bunu darbecilerin ne amaçla yaptığını bilemem. Ama sonuç olumludur.

Piyasaya yeni çıkan bir başka kitabınız da "İslam sanatı" ile alakalı... Sanatın İslamîsi, Hıristiyanîsi, ateisti. vs. olur mu? Böyle bir tarife niçin ihtiyaç hissettiniz?

Ben İslamî sanatın özelliklerini yazmadım. Zaten İslamî sanat diye bir şeye ben inanmıyorum. Batı ve İslam dünyası birbirinden farklı iki bakış açısı üretmiştir. Tek bir evrensel sanattan bahsetmek, Batı sanatını tek evrensel tasavvur olarak kabul etmektir. İslam sanatı, Doğu’yu ifadelendiren eşyanın içkinliğini öne çıkaran tevhid merkezli ve tenzihi, yansıtmayı esas alan bir anlayıştır. İslam sanatını tebliğci, propagandist bir sanat anlayışı ile karıştırmak doğru olmaz. Telkin, insanı nesneleştiren, mankurtlaştıran bir yaklaşımdır. İslam sanatı, dramatik yapıyı parçalar ve epik bir yöntemi tercih eder. Epik yöntem, özneyi reşit kılmak ister.

Anladığım kadarıyla konuya "medeniyetler" üzerinden bir açıyla yaklaşıyorsunuz?

Evet, medeniyet duruşu üzerinden bu farkı belirtmek istedim.

"İslam Sanatı'nın Özellikleri" kitabının neredeyse tamamı iktibaslardan müteşekkil. Kitabın sonunda uzun bir son söz metni okumayı bekliyordum fakat sadece tek sayfalık bir bitiş yazısıyla karşılaşınca şaşırmadım dersem yalan olur. Niçin böyle bir metodu tercih ettiniz? Mahmut Çetin bu konuda ne diyor?

Ben bu konuyu öğrencilik yıllarımdan bu yana takip ediyorum. İlk kitabım İslam Sanatı’nın Yeniden Teşekkülü’nü 1996 yılında neşrettim. İslam Sanatı’nın Özellikleri önceki çalışmanın devamı niteliğinde... Kaynaklara yaslanmak bir nakıse değil. Bu kitap, benim spesifik görüşlerimden ortaya çıkmış değil. Bütün dünya İslam sanatını ciddiye alıyor. Bunun belki tek istisnası Türk sağı ve Türkiye İslamcılığı… Bunlar meselenin hiçbir tarafında değil. Meselesiz, gerçeksiz bir algıyla hayata bakıyorlar. Sanat diye bir dertlerinin olduğu söylenemez. İslam Sanatı’nın Özellikleri, oryantalistlerin İslam sanatını yanlış yönlendirmelerine dikkat çekiyor. Anlamak isteyene çok şey söylüyor bu kitap.

Teşekkür ederim.

 

Konuşan: İslam Gemici

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2018, 18:10
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6