Lütfi Şen: Burada Taviz Yok

Tam dokuz yıldır sürüyor Yerebatan Şiir Akşamları...Ve en son şiir akşamı da 25 Ekim günü..

Lütfi Şen: Burada Taviz Yok

 

 

LÜTFİ ŞEN: BURADA TAVİZ YOK!

 

Tam dokuz yıldır sürüyor Yerebatan Şiir Akşamları...En son şiir akşamı da 25 Ekim günü M.Lütfi Şen'in İlhan Berk şiiri üzerine poetik konuşmasıyla başladı ve Devlet Tiyatroları Sanatçıları'nın şiir okumalarıyla sonlandı.  M.Lütfi Şen'le "Yerebatan Şiir Akşamlarını" sizler için konuştuk.  Ve aslında şiir için değil Yerebatan için böyle bir program başlamış bunu öğrendik. Ama sonrasında hem modern şiir hem de Yerebatan birbirine  çok şey katmış. 

Nasıl başladı şiir akşamları... Durup dururken nereden aklınıza geldi modern şiir okumaları yapmak?

Durup dururken gelmedi aslında. Tamamen şiir dışı bir sebepten geldi. Yerebatan mükemmel bir atmosfer, bayılıyorum buraya... Ve sadece insanların gelip dolaşıp gittikleri bir yer olmasının dışında burayı kültürel amaçla değerlendirelim istedim işin doğrusu...Ve itiraf edeyim burayı  şiirde kullanalım, dedim. Şiirden ziyade Yerebatan için böyle bir şey düşündük. Aynı zamanda o dönemde bir sergi de açmıştık. Granül sergileri vb. sergiler açtık. Hala bu tarz sergiler devam ediyor. Gene şu an bir projemiz var mesela. Mükemmel bir sergi açacağız inşaallah.

Şiir akşamının buraya yakışacağını düşündük. O zaman bir dokuz yıl önce, hatta onuncu yılına giriyoruz. Şöyle Yahya Kemal'le başladık. Dedik ki, Türk şiirine kaynaklık eden, gelecekte, şiir yazan herkes için önemli olacak şairleri burada şiirleriyle konuk edelim. Ve söylediğim gibi Yahya Kemal ile başladık. Gerçekten şiir anlamında süper değerli bir şey oldu.

Tabii şunun olduğunu düşünüyorum: İnsanlar modern şiiri dinlerler ve şiirle karşılaşmış olurlar. Hayır! Şiirle karşılaşmanın ipucu olabilir burası olsa olsa... Siz burada belki bir şiirle karşılaşırsınız. Sonra onu okumanız için gerçekten gidip kendiniz okumanız lazım. Onun içine girmeniz lazım. Onu kendi içinizde yaşatmanız lazım. Zaten şiir okumak ya da dinlemek... Dinlemek daha çok klasik şiirin tarzıdır. Ve daha çok şiirin değerleri üzerindeki yükleri taşıyıcı bir tarafı vardır dinlemenin. Modern şiir böyle değil. Ama Yerebatan şiir akşamları beni yanılttı. Yani umduğumdan daha iyi verim üretti. Sadece bir on beş dakikalık poetik konuşmaların da işe yaradığını gördüm. Çünkü çıkıyorum bakıyorum, iyi poetik sorular da gelmeye başlıyor. Ve kendi adamlarını topladı tabiri caizse... Bakıyorum burada sadede şiir için olanlar var. Bir dönem bazı popüler okuyucularımız vardı. Onları görmek için gelenler oluyordu. Allah'a şükür şimdi yok! O kadar popüler değil arkadaşlar. Dizilerde oynamadıkları müddetçe iyi gidiyoruz.

Devlet sanatçısı değil mi, şiirleri yorumlayan arkadaşlar?

Evet, hepsi alanında çok iyi arkadaşlar. Mükemmel şehir tiyatrosu sanatçıları arkadaşlar. Her zaman müsait olmuyorlar. Şiir okumak başka bir şey ama dikkat ettiyseniz çok gönülden okudular. Çok iyiler gerçekten. Ben gönülden dinledim.

Yani Yerebatan şiir akşamları salt şiir okuyucularının, salt şiir için buluştukları bir mekan oldu.

Bir mekan oldu evet. Hem tam dokuz yıldır böyle bir şey oluştu. Çok az dinleyicimizin olduğu da oldu, izdihamlar da oldu. Yani bu biraz şairle ilgili, zamanla ilgili, tanıtımla ilgili... değişiyor.

Geçmiş yıllarda kimler vardı?

Geçen sene yabancı yazarlar vardı. Azra Pound vardı, Baudelaire vardı, Rilke vardı, Mallerme vardı... Daha çok dünyaya kaynaklık eden şairler serisine başladığımız için onlar vardı. Ama daha öncesinde Türk şiirinin benim için, bence yani, açıkcası tamamen bana göre gelecekte Türk şiirinde bir yönüyle öncülük etmiş şairler... onlar var. Aklımıza gelen yaratıcılık olarak düşündüğümüz herkes var.

Kimler mesela?

İsmet Özel vardı. Sezai Karakoç da vardı. Ne bileyim. İlhan Berk de vardı. Ali Günvar da vardı. Nilgün Marmara oldu mesela. Cahit Zarifoğlu, Nazım Hikmet, Necip Fazıl... Yaşayan yaşamayan, yani şiiriyle yaşayan herkesi konuk ettik Yahya Kemal'den itibaren...

Sırada kim olacak?

Bu ay Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirlerini ağırlayacağız. 29 Kasımda! O da bir anısal program olacak.

Modern şiire Yerebatan'ın, Yerebatan'a da modern şiirin bir şeyler kattığını düşünüyor musunuz?

Yerebatan'a modern şiir çok şey katmıştır. Modern şiire de Yerebatan artık dokuz yıldır bir şeyler kattı bence... Çünkü insanlar muhtemelen ilk kez burada anlamak için değil, yaşamak için bir şiirle ilişki kurulacağını duyuyorlar. Çünkü okullarda bize oğlum bu ne anlama gelir, çevir, diyerek; şiiri yok ederek böyle bir gelenekten geldiğimiz için inanıyorum böyle bir katkısı oldu buranın. Gerçekten sanat eseri olan şiire... Ona inanıyorum. Ama ne kadar katkısı oldu bunu ölçemiyorum.

O zaman modern şiir modern olmayan bir mekanda ifade bulmaya başladı diyebiliriz.

Hayır! Buranın modern olmadığını nereden çıkardınız?

Zamanı kastediyorum. Bu zamanın ürünü değil burası.

Elbette değil. Çok eski bir yapı. Ama bence çok modern bir yapı. Yani şu modern hayatın içinde bir yapı. Yani burada siz şiir akşamı yaptığınız zaman...

Modernleşmiş oluyor...

O sergiyi burada düzenlediğiniz zaman anda modern hayatın içinde oluyor. Modernizm bir dönem değil mi? O döneme burası şahitlik etmeye devam ediyor. Peki bu modern hayatın neresinde oluyor? Belki şu anda yapılan bir plaza binanın anlamına burası bir katkı... Bambaşka bir şey... Burası modern hayatın dışında değil. Yani hiçbir mimariyi böyle değerlendiremeyiz.

Ben şunu kastetmiştim: Modern hayatın ürettiği bir şey değil bu mekan. Onu söylüyorum.

Elbette değil. Asla değil. Ama modern hayata  çok şey katıyorlar. Modern hayatı üretiyorlar duruşlarıyla.

Cumartesi akşamı Yerebatan Şiir Akşamında Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı ağırlayacaksınız. Onunla ilgili ne dersiniz?

Türk şiirinin gerçekten en zirve isimlerinden biridir ve inanılmaz üretkendir. Kitaplarını bir arada göremezsiniz. Yayınladığı her yayınevine dava açtığı için... Toplu bir yerden bulamazsınız. Ama Fazıl Hüsnü Dağlarca olmasaydı İlhan Berk, Cemal Süreya... tüm bunlar Fazıl Hüsnü'den çok beslenmişlerdir. Ve "Çocuk ve Allah" modern anlamda sıradışı bir kitaptır. İkinci yeni yokken "Çocuk ve Allah" vardır. Dediğim gibi Dağlarca inanılmaz üretken bir şairdir. Kitaplarının sayısını kendi de bilmez.  Biz burada çıtayı düşüren şairlere yer vermeyiz. Adam ölse de intihar da etse bizim için bir şey ifade etmez. Eğer Türk şiirine bir şey katmadıysa dostum da olsa hiç fark etmez yani. Onu asla burada konuk etmem. Taviz yok yani.

Pekala, çayınızı benim için soğuttuğunuz için teşekkür ederim.

Soğutayım ne olacak yani...

 

 

Abdüssamed Bilgili, şiir üzerine tavizsiz bir söyleşi yaptı.

 

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 15:36
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hatice Algın
Hatice Algın - 12 yıl Önce

Lütfi hocamızı bilim sanat vakfındaki şiir sanatı dersinden tanıyoruz. şiir algımızı tedavi etmede oldukça faidesi olan ilk şiir hocamızdır. Sağolsun, Var olsun. Röportaj için de tebrik ediyorum.

Seyfullah
Seyfullah - 11 yıl Önce

Lütfi Hocanın Bilim Sanat'taki şiir derslerinden önce ve sonra diye bir ayrım var. Var ol hocam.

banner19

banner13

banner26