Kültür dünyamız uluslararası kitap fuarlarında

Türkiye'de yayıncılık sektörünün son durumunu Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün ile konuştuk.

Kültür dünyamız uluslararası kitap fuarlarında

 

Türkiye'de yayıncılık sektörünün son durumunu, Türkiye'nin şeref misafiri olduğu kitap fuarlarını ve yayıncılık alanındaki yeni projeleri, Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün ile konuştuk.

Yayıncılık sektöründeki 2012 verilerine baktığımızda Türkiye'de önemli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Türkiye okuyan bir ülke diyebilir miyiz?

Türkiye yakın geçmişte çok okuyan bir ülke değildi. Fakat son 12-13 yıldır hem sektörümüzde, hem kitap basımında, hem kâğıtların kalitesinde, hem de kitap muhtevalarında büyük ilerlemeler var. Sivil toplum kuruluşlarının, yazarlarımızın ve ajanslarımızın katkılarıyla gerçekten çok büyük ilerlemeler kaydettik. Gerçekten artık Türkiye'de kitap okunuyor. Kimse endişe etmesin. Ve bu rakamlar gittikçe de yükselecek.

Geleceğe dair ümit verici gelişmeler yaşanıyor. 2012 yılında, sizin de açıkladığınız verilere göre, 489 milyon kitap basıldı. Başlıklarına baktığımızda bu dağılımı nasıl ayırabiliriz?

Psikoloji dalında 2 bine yakın kitap yayımlanmış. Edebiyat dalında da 15 bine yakın kitap basıldı. Bunların yanında, dinî, görsel ve e-kitaplar da yayımlanmış. Çok geniş bir yelpaze söz konusu şu anda.

Yayıncılık verilerine baktığımızda bu ileriye dönük gelişmelerin özellikle son on yılda yaşandığını görüyoruz. Bu değişmeyi, siz neye bağlıyorsunuz?

Ben en çok bunu Milli Eğitim Bakanlığı'nın “100 Temel Eser” projesine bağlıyorum. Biliyorsunuz, ilköğretim, ortaöğretim ve liseler için okutulan 100 temel eser var. Toplamda 200 kitaba denk geliyor bu. Bunun çok büyük tesirinin olduğunu düşünüyorum; çünkü ağaç yaşken eğilir. Okuma serüvenine küçük iken başlayanlar, üniversiteyi bitirene kadar birçok kitabı okumuş oluyorlar. Üniversite bittikten sonra biraz ara veriyorlar. Herhalde hayata bağlanma aşamasında biraz kitaplardan uzak kalıyorlar ama daha sonra işlerini ve yerlerini buldukları zaman tekrar kitaplara dönüş oluyor. Ayrıca ben ailelerin ve ebeveynlerin çocuklarına kitap okumalarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Keşke 200 temel eser olmasa; 1000 temel eser, 10 bin, 100 bin temel eser olsa... Keşke eser seçimi öğretmenlerimiz, öğrenciler ve aileler tarafından yapılabilse... Çocuklar özgürce istediği kitabı okuyabilse. Eminim o zaman bu rakamlar iki katına çıkar.

Peki, bu konuda nasıl bir uygulama yapılabilir? Sizin bakanlıklarla sıkı bir irtibatını var. Bu proje nasıl devam ettirilebilir?

2009 yılında millî bir yayıncılık kongresi yapıldı. Bu kongrede sektörün bütün bileşenleri bir araya geldi. Hem bakanlıklar ve devletin çeşitli kademeden görevlileri hem de yazarlarımız, sektördeki ajanslarımız, çevirmenlerimiz bir araya geldiler. Güzel bir rapor oluşturduk. Bu 2009'da yaptığımız çalışmanın şu anda da takibini yapıyoruz. Bu proje ilerleyerek devam ediyor. Ayrıca her 5 yılda bir millî yayıncılık kongresi yapmak istiyoruz. Hem yayıncılar hem de yazarlar ve meslek birlikleri yeni projeler için çalışmalara devam ediyoruz.

2008 yılında Frankfurt'ta ve geçtiğimiz Nisan ayında da Londra'da kitap fuarında Türkiye şeref konuğu oldu. Bir ülkenin kitap fuarında şeref misafiri olması neden önemlidir?

Şeref misafiri olması bir yana, bir ülkenin kitap fuarında olması bile bence çok önemli. Bir yayıncının bir kitap fuarında, özellikle de uluslararası bir kitap fuarında olması çok önemli. Kendimden örnek verecek olursam, 2005 yılında ben ilk defa Frankfurt Kitap Fuarı'na gittim. 2005 yılından önceki yayıncılığımla, sonraki yayıncılığım arasında şimdi dağlar kadar fark var. Yayınevimizin hiç çeviri kitabı yoktu. Ajansların ne iş yaptığını, çevirmenlerin ne işe yaradığını bilmezken, hepsiyle güzel münasebetler kurdum. Bağlantıların nasıl yapılması gerektiğini, bir yayınevinin yabancı lisan bilen editörünün olması gerektiğini, müesseseleşmenin nasıl olacağını Frankfurt Kitap Fuarı’nda öğrendim. Yayıncıların yanı sıra yazarlar, fotoğrafçılar, kapak tasarımcıları ve iç tasarımcılar da uluslararası fuarlara katılmalı. Kesinlikle çok faydasını göreceklerdir. Özellikle Londra ve Frankfurt kitap fuarlarına gitmelerini önemle tavsiye ediyorum.

Sektörün en önemli sorunlarından biri korsan. Sizin bu konuda da çalışmalarınız aldığınız tedbirler nelerdir?

Bu konuda meslek birliğimizin çalışmaları devam ediyor. Şu anda 1000'e yakın davaya müdâhiller. Son yıllarda çok büyük baskınlar yaptılar. Matbaa makinelerine el koydular. Meslek birliği başkanımız Muharrem Kaşıtoğlu ve yönetim kurulu gerçekten çok sıkı çalışıyorlar bu konuda... Korsan kitap satışlarının azalmasıyla yayıncılarımız da rahatladılar.

Türkiye'nin Londra Kitap Fuarı'ndaki performansı nasıldı?

Londra'dan önce Frankfurt var biliyorsunuz. Frankfurt sürecini kısaca bir anlatayım. Frankfurt'a Türkiye'den 100 yayınevi katıldı, 350'ye yakın yazarımızla birlikte. 5 gün boyunca yazarlarımız hem Almanya'ya hem de dünyadaki bütün yayınevlerine Türk edebiyatı hakkında bilgiler verdiler, konferans ve paneller düzenlediler. Edebiyatımızı en iyi şekilde temsil ettiler. Akabinde yaklaşık 250'ye yakın kitabımız Almanca ve diğer dünya dillerine çevrildi. Bu arada ajanslarımızın rolünü de unutmamak lazım. Türkiye'deki 12 ajansımız gerçekten büyük fedakârlıkla çalıştılar ve hâlâ da çalışıyorlar. Aynı fedakârlığı Londra'da da gösterdiler. Frankfurt'tan sonra Katar Kitap Fuarı'nda da Türkiye bir şeref konukluğu yaşadı. Daha sonra Paris Kitap Fuarı'nda “ağırlıklı ülke” olduk. Son olarak da Londra Kitap Fuarı'nda şeref misafiriydik. Yaklaşık 70 faaliyet yapıldı ve 100 kadar yazarımız da fuara katıldılar. Üç gün boyunca Frankfurt'taki performanstan daha iyi ve daha üst seviyede bir performansla Londra'da etkinliklerimizi yaptık. Türk edebiyatını İngilizlere ve dünyaya tanıttık.

Frankfurt fuarından sonra yaklaşık 200 kitabın Almancaya ve diğer dillere çevrildiğini söylediniz. Londra fuarının böyle bir getirisi oldu mu? Bunu Türkiye'nin başarısı olarak düşünebilir miyiz?

Hemen olmuyor bu yansımalar. Yani siz fuara gidiyorsunuz, hemen akabinde olmuyor. Yaklaşık 1-2 sene diyalogların ve sürecin geçmesi gerekiyor. Profesyonel olarak bir kitap satın aldığınızda bile işlemleri 6-7 ay sürüyor. Ajanslarımız ve TEDA projesine bakan arkadaşlarımız bunu değerlendiriyorlar şu anda. Bunun rakamlarını önümüzdeki günlerde görebileceğiz.

Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin “onur konuğu” ya da “ağırlıklı ülke” olacağı fuarlar olacak mı?

Geçen hafta Çin Kitap Fuarı'ndaydım. Çin bu sene TÜYAP Kitap Fuarı'nın şeref konuğu olacak. Yaklaşık 200 yayıncıyla geliyorlar İstanbul'a. Bin metrekare yer aldılar TÜYAP Kitap Fuarı'ndan. Çinliler, Türkiye'ye çıkarma yapıyorlar diyebiliriz. Önümüzdeki sene 2014 yılında da Pekin Kitap Fuarı'na Türkiye onur konuğu olarak katılacak. O zaman da biz Çin'e bir çıkarma yapmış olacağız. Aynı zamanda 2014'te tekrar Budapeşte Kitap Fuarı'nın, 2015 yılında da Madrid Kitap Fuarı'nın şeref misafiriyiz.

Türk yazarları açısından baktığımızda bu fuarlarda ve davet aldığımız ülkelerde en çok hangi yazarlarımıza ilgi var?

Londra'da Hakan Günday'ın kitaplarının İngilizce'ye çevrilmesi için hemen orada anlaşmalar yapıldı. Orhan Pamuk'un tek bir kitabı Güney Kore'de üç yüz bin adet satmış. Mütercim "Orhan Pamuk sayesinde hayatım değişti. Arabamı, evimi değiştirdim" dedi. Brezilya'da 85 bin, İngiltere'de 30 bin, Almanya'da 100 bin adet satmış Orhan Pamuk. Orhan Pamuk kitapları yaklaşık 60 dile çevrildi.

Türkiye artık farklı lisanlarda da okunan bir ülke diyebilir miyiz?

Tabii ki. Konuyla alakalı olarak TEDA projesinden bahsedebiliriz. Türk edebiyatının dışarıya açılma projesi... Daha sonra yine Atilla Koç ile Ertuğrul Günay'la ve şu anda da bakanımız Ömer Çelik'le devam eden muhteşem bir proje... Proje aşamasını geçti, bir program oldu artık. Çünkü projeler bir gün bitiyor, programlar ise devam ediyor. TEDA programı bugüne kadar zannediyorum, 1.350 tane destek verdi yurtdışındaki yayımcılara ve bu kitapların da 1000 tanesi şu anda yayımlanmış vaziyette... Cumhuriyetin kuruluşundan 2005 yılına kadar 250 kitabımız yabancı dillere çevrilmişken, 2005 senesinden 2013 yılına kadar ise 1000 tane kitabımız yabancı lisanlara çevrilmiş ve şu anda yayımlanacak durumdalar...

Bütün bunların yanında, dijital yayıncılık alanında Türkiye nasıl bir yerde?

Dijital yayıncılıkta iyi durumda değiliz henüz. Klasik yayıncılığımızın ilerlediği kadar dijital yayıncılığımız ilerlemiyor. Çünkü Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu meclisten geçmiş değil. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz çıkıp, bu işin hukuku belirlendikten sonra ve KDV'si yüzde 18'den, 8'e düşürüldükten sonra daha da çok ilerleyeceğimize inanıyorum. Yayıncı arkadaşlarımızın çok dikkat etmesi gerekir. Dijital yayıncılık, klasik yayıncılıktan tamamen ayrı bir iş alanıdır. Dijital yayıncılık, klasik yayıncılığın bonusu değildir. Klasik yayıncılığımıza yaptığımız kadar dijital yayıncılığa da yatırım yapmalıyız. En azından önümüzdeki günlere ve yıllara hazır olmalıyız. Bu konuda gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra çok başarılı olacağımıza inanıyorum.

 

Ceren Korkmaz konuştu

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2013, 17:38
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13