Kültür camiası Ömer Çelik'ten neler bekliyor?

Kültür ve sanat camiası, Kültür Bakanlığındaki görev değişimine nasıl bakıyor? Yeni bakan Ömer Çelik'ten beklentiler neler, sorduk..

Kültür camiası Ömer Çelik'ten neler bekliyor?

Ömer Çelik

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ak Parti hükümetleri süresince bundan önce üç isim tarafından yürütüldü. 2007’de bakanlığa getirilen Ertuğrul Günay ise, geçtiğimiz günlerde görevini Ömer Çelik’e devretti. Yeni bakanımıza hayırlı olsun diyoruz.

Muhakkak kültür sahasında devletin yapacağı ve yönlendireceği birçok faaliyet var. Biz de, neler yapılmalı, neler öncelikli olarak ele alınmalı dedik ve şair, hikayeci, sinema yazarı, editör, yayıncı, sanatkârlara sorduk: “Yeni Kültür Bakanımızdan öncelikle hangi konulara eğilmesini istersiniz? Size göre öncelikli olan bu üç konuyu kısaca gerekçelendirerek sayabilir misiniz?”

Mail yoluyla, kültür ve sanat camiasını kuşatan otuzun üzerinde kişiye sorduğumuz bu soruya aşağıdaki isimler cevap gönderdiler. Bazı isimler ise, bu soruya cevap vermek istemediklerini yine mail ile bize bildirdiler. Soruşturmamızda yer alan kültürümüzün saygın isimlerine öncelikle teşekkür borçluyuz. İşte cevaplar…

aAhmet Mercan (Şair, Yazar):

Türkiye son on yıllık süreçte önemli aşama kaydetti. Dış politikada bölgesel güç ve dünyada itibarı yükselen bir ülke olarak değer kazanırken kültürel açıdan buna paralel bir atılım yaptığını söyleyemeyiz.

Türkiye’nin en önemli sorunu, geçmişiyle oluşturduğu zorlama mesafeden kurtulup tarihsel bağlarını geliştirmesi meselesidir. Gelinen süreçte pozitivizm iflasını ve aydınlanmanın insanı mutlu edemediğini müşahede ediyoruz. Bize dayatılan geçmişi inkâr politikası barışa dönüştüğünde, kültürel atılım hamlesi de kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bunun için öncelikle:

1. Kültürel varlığın tespiti, tanzimi, kayıt altına alınması ve imarı büyük önem taşıyor. Bu çok yönlü çalışma gençlikle buluşturulacak bir çaba içinde ortaya çıkarılmalı.

2. Türkiye’nin kültürel birikimi, düşünsel ve tefekkür tecrübesi bakanlığın oluşturacağı altyapı sayesinde, öncelikle İslam dünyasına açılmalıdır.

Bu konuda yayıncılar, yazarlar ve kültüre ait sivil toplum kuruluşları ile yakınlık sağlanıp projeler oluşturulmalıdır. Uluslararası etkili fuarlar düzenlenmeli, tanıtım ajansları yoluyla ilişkiler sürekliliğe dönüştürülmelidir.

3. Kitabın hayatın merkezine alınması yönünde çabalara altyapı oluşturmalı ve yayıncılık teşvik edilmeli.

Bugüne kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı denince, turizm ve tiyatrolardan ibaret etkinlik alanı akla geliyor. Oysa medyanın etkisi altında kitap yayıncılığı ve dolayısıyla fikir dünyası güdük kalıyor.

Bu konuda tiyatroda dağıtılan ve tartışmaların kaynağı olan maddi imkanlar yerine, adil bir yöntem takip edilmeli. Vergi indirimi ve çeşitli teşviklerle nitelikli yayıncılık teşvik edilebilir. Diğer yandan okulların ve kütüphanelerin kitapla buluşması sağlanabilir.

Bütün bu çalışmalar sayesinde fikri güçlü, farklılığı problem görmeyen bir nesil yetişebilir ve politika da bundan nasibini alır, ülkemiz ilerlemesine büyük adımlarla devam etmiş olur.a

Ali Ayçil (Şair, yazar):

Bildiğiniz gibi Türkiye'nin kültürü, kabinede bağımsız bir bakanlık olarak temsil edilemiyor; adı Kültür ve Turizm Bakanlığı. Yeni bakanın, kültür ile turizm kavramlarını yerli yerine oturtması,  kültürü, 'kültür ve turizm endüstrisi'nin bir mamulü olarak görmemesi gerekir.

Bu iki kavram günlük hayatta birbirlerinin sınırını sıkça ihlal etse de doğaları gereği farklıdır. Otellerin yatak sayısı ile Türk kültürünün meseleleri aynı kefeye konulamaz. Türkiye'nin halen ciddi bir kültür sorunu var ve bu sorunun çözülüş şekli, geleceğin dünyasına bir uygarlık teklif edip edemeyeceğimizi belirleyecek.

Eğer Kültür Bakanı, kültür ve turizmi, ortak kümesi geniş iki eşit alan gibi görmez ve kültür meselemize öncelik verirse, "yerlilik" kavramı üzerine bu kez sorumluluk mevkiinde biri olarak yeniden kafa yorması gerekir. Türkiye'de herkesin bir kültür tarifi var ve her kesimi memnun etmek de öyle kolay değil. Ama "yerlilik", bir kültür bakanının şu ya da bu tarafı memnun etme lüksüne kurban edilemeyecek kadar önemli bir kavramdır.

Ve eğer yeni Kültür Bakanı, kültürümüzün turizmden daha değerli olduğuna inanıyor ve kültürde yerliliği meselenin kalbine oturtuyorsa, yerlilikle yerelliği birbirine karıştırmadan bu ülke için güzel işler çıkarabilir. Bence yapılması gereken, ayrıntılı bir kültür haritasını masanın üstüne yayıp, bugüne kadar bu haritada nerelerin olup bittiğini gözden geçirmek. Sonrası, bakanın iradesine, danışmanlarının ve müsteşarlarının ufkuna, ekibinin çabasına kalmış.

aAsım Gültekin (Dunyabizim.com yayın danışmanı):

Medrese, cami, tekke ve kütüphanenin diriltilmesi bir vazifedir!

Kültür Bakanlığı için öncelikle mantalite değişikliği şart. Çokları için bu bakanlık Turizm Bakanlığı. Parayı veren düdüğü çalar, kültür sınıfta kalır, sınıfın yüzüne bakılmayan oğlanı olur. Muhafazakârlar, liberaller, demokratlar Ömer Çelik döneminde bakanlıkta fink atar mı yine; atsalar bile artık bununla ilgilenmiyorum. Kültür Bakanlığı İslamcılarla bir şeyler yapar mı, İslamcılarla izzetli, şerefli işler yapmayı aklına getirir mi? Sanmıyorum. Böyle bir şey akıllarına bile gelmez! Görüntü vermeye yönelik Batıcı, hiç bir yaraya merhem olmayan, elit kültürel aktiviteler yine eksik olmaz. Tiyatrosu, operası, konseri vb... gırla gider. Kütüphaneler yine boş kalmaya devam eder. Kütüphane mesai saatleri aynı düşüncesizlikle aynı şekilde devam eder.

Bir kaç saygın Osmanlı kültürünü, geleneğini, sanatını canlandırmalıyız diyen zevat hayırlı bir kaç çalışma başlatırlarsa belki o bir fayda olabilir. Bu tip zevat 28 Şubat döneminde bile bir şeyler yapabiliyorlardı. Öyle işler yapmayı, bak işte harika şeyler yapıyoruz, kültürümüze hizmet ediyoruz gibi görmemek lazım.

Bakanlıkta ciddi bir kadro değişikliği lazım. Bunun pek de yapılmak isteneceğini sanmıyorum. Kültür Bakanlığı sembolik bir bakanlık olmayı aşamamış bir bakanlık oldu şimdiye kadar. Oysa gerçek kurumlarını keşfedebilirse bu bakanlık, işte o zaman her şey değişir. Gerçek kurumlarını yani cami, tekke ve medreseleri, kütüphaneleri keşfedebilirse... Bu evtad-ı erbaayı canlı yerlere dönüştürebilecek fikri, ana fikri; İslam’ı bulabilirse, onu görmekten kaçmak istemezse...

Ama işte Türkiye Cumhuriyetinde İslam bir hayat kaynağı, hayatı kuşatan olmazsa olmaz, her şeyi kuşatan bir şey olarak görülmedi, sadece kültürel bir unsur olarak görüldü. Kültür Bakanlığı da yeni dönemde öyle görmeye devam edecektir. İslam derken Osmanlı elitlerinin İslam’ı tabii. 17. yüzyıl İslam’ı yani...

Ömer Çelik'in şahsından, Bilgi ve Hikmet dergisindeki, Tezkire dergisindeki, Yeni Şafak'taki geçmişinden dolayı bir beklenti içine girmeli miyiz? Ömer Çelik uzaktan, dergilerden izlediğimiz kadarıyla o dönemde de kültürel hayatın içinde olmaktan çok kültürel hareketliliğin daha dışında meselelerle meşgul idi. Kültürel konularda soyuttan somuta geçmede, teoriden pratiğe geçiş noktasında herhangi bir eylemini ben gözlemlemedim hiç.

Kültür Bakanlığının enerjisini, gücünü her şeyini İslam’dan almasını isterdim. Ümmet perspektifi ile, kaygısı ile işler üretmelerini isterdim ama bunları yapabilecek bir istekleri olur mu? İnşallah o da olur bir gün. Onu yapacaklar da gelir inşallah…

Burada bir kısım yazarlar, mütefekkirler sayıp onlarla ilgili programlar, çalışmalar yapılabilir yeni bakan diyebilirdim ama İslam’ı merkeze oturtmadıktan sonra o tür aktivitelerin hepsi hepsi hepsi boş!

Bir muhafazakâr olsaydım şöyle derdim belki: "Bakanlık TEDA Projesine 100- 200 nitelikli Müslüman yazarımızı eklese keşke." Bilmeyenler için söyleyeyim: TEDA Projesi kapsamında Dünya dillerine çevrilmesi planlanan 1350 eserden 900'ü yayınlandı. Bu 1350 eser arasında Müslümanca kaygı sahibi yazarların kaç eseri var dersiniz? 20'yi geçeceğini mi sanıyorsunuz?!!

Bir İslamcı olarak diyorum ki; Kültür Bakanlığı yeni 1350 kitap çevirecek olsa bunun 1200'ü Müslümanca duyarlılık sahibi yazarlardan olmalıdır! Ama olur mu???!!!f

Fatma Barbarosoğlu (Yazar):

1-Kültür Bakanlığından öncelikli olarak belediyelerle birlikte "Her mahalleye bir kütüphane" projesi hazırlayarak hayata geçirmelerini istiyorum. Ev ortamında üç ekran arasında dikkatini toplayamayan gençleri kütüphanelerde çalışmak konusunda teşvik edici olmamız gerekiyor.

2-Şehirlerde ve kırsal kesimde yaz-kış açık olan gençlere yönelik kültür merkezlerinin açılması. Gençlerin vaktini spor ve sanat ile örgütlenmesini sağlamak.

3-Tarihî binaların yolunu/ufkunu kesen ucubelerin ortadan kaldırılması.

gGülcan Tezcan (Editör, sinema yazarı):

Sayın Bakanın sinema konusunda öncelikli olarak salon sorununu çözmesini bekliyorum. AVM'lere konuşlanan zincir sinemalar ticarî filmleri öncelediği için pek çok ödüllü film ve bağımsız sinema örneği festivaller dışında gösterim imkanı bulamıyor. Dağıtım problemi uzun vadede çözülmediği takdirde çekilen film sayısında da düşüş yaşanmaya başlanacak, dolayısıyla sinema anlamında öncelenmesi gereken meselelerden birinin bu olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca Devlet Tiyatroları ile ilgili yapısal dönüşümün de herkesin mutabakatıyla gerçekleştirilmesi gerekiyor. Sanatçıların, bürokratların, devlet tiyatrolarının kurumsal yapısını ve ihtiyaçlarını bilenlerin görüşlerinin dikkate alınacağı bir zeminde oluşturulacak çözüm önerileri ödenekli tiyatroların daha verimli hizmet üretmesini sağlayacaktır.m

Münir Üstün (Yayıncı, Basın Yayın Birliği başkanı):

Öncelikle Eski Bakanımız Ertuğrul Günay’a bugüne kadar bizimle dirsek temasında çalıştığı için çok teşekkür etmek isterim. Yeni Bakanımız Ömer Çelik ile de aynı samimiyetle çalışma isteğimizi dile getirmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet kültür politikalarının bu dönemde gerçekleşmesi için sayın Bakanımıza olan inancımızın tam olduğunu söylemeliyim. Devletin kültür politikalarının anlayışını, özellikle "devletin kültürel yaşama herkesin özgürce katılımını sağlayıcı araçlara imkân verilmesine yönelik kamu operasyonlarının toplamı" olarak tarif edebiliriz.

Basın Yayın Birliği olarak ilk üç hedefi şöyle sıralayabiliriz:

1.Devletin kültürel ürünler üzerindeki üretimin baskılanması anlamına gelen KDV, gelir vergisi, özel tüketim vergisi, stopaj vb. her türlü resim ve harçlarının yayıncı lehine düzenlenmesi gerekir.

2.Yazar, çizer gibi doğrudan yayın denince geleneksel olarak akla gelen kişiler dışında da yayın süreçlerinde aktif olan grafiker, editör, redaktör, çevirmen, yayıncı gibi kişilerin de birer "kültür müvezzi" olduğunu unutmayan çalışmalara imza atılması gerekir

3."Yayıncılık" alanının salt kitap yayıncılığı şeklindeki bir ayrımdan, süreli yayınları, dijital yayınları (ses+görüntü+elektronik vb.) yayınları da kapsayacak şekilde kuşatıcı bir bakışla ele alınması gerekir.

hM. Zeki Kuşoğlu (Sanatkâr, akademisyen):

Kültür Bakanımızdan dileklerim:

1- Yeni bakanımızın Eski Eserler Yönetmeliği'ni uzman kişileri bir araya getirerek yeniden değerlendirmesi. Her dakika yeraltı zenginliklerimiz yurtdışına kaçırılmakta ve oradaki müzayedelerde satılmaktadır.

2- Bir an önce Milli Eğitim Bakanı ile bir araya gelerek Güzel Sanatlar eğitim ve öğretiminin yeniden gözden geçirilmesi ivedilikle gerekmektedir. Sayın bakan istediğinde kendisine her zaman bilgi vermeye hazırım.n

Necip Tosun (Yazar):

Siyasetin belki de hiç hoşnut olmadığı dünya, sanat-edebiyat-kültür dünyasıdır. Siyasetçiler, kendilerine kaliteyi, derinliği ve niteliği hatırlattıkları ve boyun eğmedikleri için sanatçıları, edebiyatçıları asla sevmezler. Siyasetçiler, sanat-edebiyat-kültür adamlarını ‘topu kendi aralarında dolaştıran’ gereksiz insanlar olarak görürler. Oysa onların ‘gol atan’ adamlara ihtiyaçları vardır. Siyasetçiler ancak diğer tüm enstrümanlar gibi kullanmaları gerektiğinde kültürün kapısını çalarlar. O vakit de kullanıp geçerler. Çünkü bazen meydanlarda, halkın karşısında okuyacakları şiirlerine ihtiyaç duyarlar. İlişki orada biter. Siyasetçiler için kültür-sanat budur.

Bu nedenle, siyasetin, iktidarın yapacağı en iyi şey kültürden uzak durmasıdır. Onun yönlendirmeye, biçimlendirmeye kalkmadan sadece özgür düşüncenin önündeki engelleri kaldıracak düzenlemeler yapmalıdır.

gSalih Diriklik (Yazar, yönetmen):

Yeni bakanımızdan beklentimi üç noktada toplayabilirim:

1) Tiyatroların madden desteklenmesinde artık yerleşik ve profesyonel tiyatroların devredışı bırakılarak, bu konuda ayrılan bütçenin tamamen amatör topluluklar ve yerleşik olmayıp, eserleri sadece turnelerde sergileyen topluluklar için harcanması,

2) Örneği 1453 filminde çok net şekilde görüldüğü üzere, sinema konusunda bilgisayar teknolojisi kullanarak (tarihi, ütopik vs) her türlü konuyu inandırıcı biçimde seyirciye sunabilme imkanı artık ülkemizde de kullanılabilmektedir. Ama eksik olan senaryodur. Bakanlığın sinema desteğindeki asıl amaç, muhayyel ve filmin bitiminde ilk sunulan senaryo ile hiç bir benzerliği olmayan projeler yerine, her sahnesiyle kesinlik kazanmış ve yanında storyboard ile sunulan sağlam senaryoların desteklenmesi olmalıdır. Çünkü bizde halen, eski ustalarımızdan beri süregelen sette senaryo değiştirme, gerekli mekân bulunamayınca senaryoyu bulunan mekâna göre alelacele değiştirme alışkanlığı devam etmektedir. Bakanlık, destek için kendisine sunulan senaryolara "bire bir uyum şartı" getirirse, sinemacılar da senaryo konusunda artık daha ciddi davranacaklardır. Ayrıca, reklam sektöründe kullanılan senaryo çalışmalarını grup halinde yapma, detayları topluca belirleme, ama son yazımı bir kişinin üstlenmesi olayının sinema alanında yararlı bir alışkanlık haline gelmesinde bakanlık öncülük edebilir. Gerekirse bakanlık kendisi böyle bir senaryo grubu kurup düşündüğü projeleri yazdırabilir.

3) Bakanlık, ilk maddede belirttiğim tiyatro yardımı gibi, kitap basımı konusunda da maddi destek sağlayabilir. İçeriğinde sakınca görülmeyen eserler bakanlık adına değil, (sinema gibi) bakanlığın yazara kredi açması biçiminde desteklenebilir. Kitaplar zaten satışla kâra geçmeyeceği için böylece verilen kredi de otomatikman geri ödemesiz olur.

Böylelikle elinde hazır kitap projesi olan ve maddi imkânsızlık sebebiyle bastıramayan yazarlara da büyük bir imkân çıkmış olur.e

Erhan Erken (Dünya Bizim):

Türkiye, son yirmi beş yıldır kendi tarihi ve ait olduğu medeniyet ile daha barışık bir döneme girdi. Ayrıca İslam dünyası ile de daha yakın ilişkiler kurmaya başladı. Bu süreçte bazı dönemlerde bu yöneliş kısmen duraklatılmış olsa da özellikle 2000'li yıllardan sonra yeniden hızlandı.

Bu süreçte çeşitli Kültür bakanlarımız hizmet gördüler. Hepsine yaptıkları hayırlı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Yeni Bakanımıza da hayırlı olsun diyoruz.

Yeni Kültür Bakanı bugüne kadar kültür dünyamızın yabancısı olmayan bir kişi. Bugüne kadar daha çok teorik manada yapmaya çalıştığı katkıları artık pratik anlamda da yapabileceği bir imkana sahip

Kültür, yaşanan ve aktarılan değerler bütünü. Bu sebepten ait olduğumuz İslam medeniyetinin geçmiş dönemlerinden bize aktarılması gereken tüm müsbet değerler, eserler, yayınlar ve sair ile aramızda var olan engellerin olabildiğince hızlı bir şekilde kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca yaşadığımız dönemde de yine kimliğimize ve öz kültürümüze ait eserlerin ortaya çıkarılması ve sonraki nesillere aktarılması gerekmektedir.

Kültür Bakanlığı, bir üst kurum olarak tüm bu aktiviteleri teşvik edici, kuşatıcı ve hızlandırıcı bir yerde durmalıdır. Çalışmalarının ekseninin yanlış yerlere kaymasını engelleyici bir rol oynamalıdır

Yayınlar, paneller, toplantılar, yurt içi ve yurt dışı sergiler, fuarlar, konserler, tiyatro ve sinema çalışmaları, tarihi eserlerin restorasyonu, korunması, kültür değerlerimizi yansıtan sanat dallarının geliştirilmesi hep bu bakış açısı ile yapılmalıdır.

Türkiye'nin son yıllardaki içe doğru derinleşme ve dışa açılma politikalarına uygun olarak bakanlığın kadrolarında da yenileşmeye ve takviyeye gidilmeli, statükoyu değil, yeni yönelişi hızlandırıcı insanlarla kadrolar takviye edilmelidir.

Gençliğin önüne müsbet rol modelleri çıkartılmalı, her alanda bu hususa özellikle dikkat edilmelidir. Dünya Bizim camiası genellikle olaylara bardağın dolu tarafını gören bir bakış açısı ile bakmaktadır. Dolayısıyla her başlangıç yeni bir ümittir. Yeni bakanın da bu çerçevede yapacağı her müsbet icraatın yanında olacağız. Kendisine başarılar diliyoruz

 

Mehmet Emre Ayhan sordu

Yayın Tarihi: 02 Şubat 2013 Cumartesi 12:29 Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2013, 13:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ishak
ishak - 9 yıl Önce

yeni kültür bakanı yani eski Ömer Çelik. Beklentiler falan. Müthiş. Yok dehşetengiz demeliyim. Asım beyin söylediklerine aynen iştirak ediyor oldum.

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 9 yıl Önce

evlere şenlik bir anıtlar yüksek kurulu ve kurulun bağlı olduğu bir mevzuat var.bu mevzuata göre eski eser veya anıt sayılan eserler sahibi tarafından kullanılmıyorsa veya kullanılsa bile, kurulun izni olmadan tek çivi çakılamıyor.bu eserler de oturulamaz halde kalıyor.müdahale de edilemeyince o eser orada çürümeye terkediliyor.sahipleri de bir punduna getirip eseri yakıp kurtuluyor.ingilterede 1200'lü yıllardan kalan evler hala içinde yaşanıyor.bizimkiler çürüyor.Çelik buna dikkat etsin,ederse.

Ünsal Ünlü
Ünsal Ünlü - 9 yıl Önce

Yeni Bakanımız Sayın Ömer Çelik'ten yeni bir dönem olması açısından umutluyuz. Bir yayıncı olarak Münir Bey'in söylediklerine ek olarak, daha adil bir yaklaşım bekliyoruz. Yıllarca holding yayıncılığına verilen desteklerin yeni dönemde en azından bir kısmının en az onlar kadar kültüre katkı sağlayan diğer yayıncılara da sağlanmasını bekliyoruz.

burcu
burcu - 9 yıl Önce

asım bey in görüşleri öncelikle uygulanmalıdır ki temeli oluşturalım.

Mustafa
Mustafa - 9 yıl Önce

Bakanlık, Ak Parti hükumetleri öncesinde yapılan ciddi ilmi ve sanatsal eserleri basmalıdır. Diğer yayıncılar tarafından satılmayacağı düşünülerek basılmayan divanlar gibi eserler mutlaka Kültür Bakanlığı tarafından basılmalı, fakat Türkiye'de yaşayan öğretmen ve öğrencinin alabileceği bir fiyattan satılmalıdır. Umarız bakanlık sadece sinema ve arkeoloji bakanlığı olmaktan kurtulur. Hala ülkemizdeki elyazması eserlerin tam tespiti yapılmadı bunlar fahiş fiyatla okuyucuya satılıyor. Bunların düze

malcolm
malcolm - 9 yıl Önce

kültür bakanımızın göreve geldikten sonra ziyaret ettiği ve tavsiyelerini aldığı ilk insanın sezai karakoç olması bile çok sey ifade ediyor. böyle bir kültür bakanımız olduğu için umutlanmalıyız.

banner19

banner26