banner17

Kitaplara bizlere ne katar diye bakıyorum

Dünya Bizim olarak kültür sanat dünyamızın nabzını tutuyoruz. Kültür sanat söyleşileri dizimizde konuğumuz Mana Yayınları’ndan Latif Kınataş… Mehmet Erken sordu.

Kitaplara bizlere ne katar diye bakıyorum

 

Mana Yayınları 2008 yılında yayın hayatına girdi ve o günden beri telif ve tercümeleri ile dikkat çekiyor. Yayıneviniz kurulurken hangi saiklerle yola çıktı?

Yayıncılık öteden beri sevdiğim, ilgi duyduğum bir alandı. Hatta 1987 yıllarında kısa bir deneyimim olmuştu. Sonraları çok çeşitli uğraşlar içerisinde olsam da bu uğraşlarıma anlam ve bilinç kazandıracak, “Tevhid” ekseni üzerinde hayat sürmemi sağlayan okuma eylemim devam etti. Bu sayede basım yayım dünyası ile de dolaylı süren ilişkim 87’de İlimyurdu Yayıncılık’ın temellerini atmayı sağladı. Burada yayıncılığı sevmemin yanında esas saik, popülist söylemin ve popüler kültürün revaçta olduğu dünyada paradigmatik dönüşüme malzeme sağlayacak, fikir dünyasına dinamizm katacak bir yayıncılığa duyduğum ihtiyaçtır.

Atasoy Müftüoğlu, Muhammed Esed, Raşid Gannuşi gibi hem Türkiye’deki hem dünyadaki önemli isimlerin eserlerini yayınlıyorsunuz. Bu bağlamda yayınevinizin yayın politikalarından bahsedebilir misiniz?

Evet, önemli isimlerin eserlerini Türk okuyucusuna kazandırmaya çalışıyorum; fakat bu isimler meşhur olmaları ile değil ilim ve fikir dünyasına katkılarıyla, kazandırdıkları yeni boyutla önemli… Yani ben eserlerdeki içerik ve düzeyi önemsiyorum. Bu gün yayın dünyasında belki furya denebilecek bir zenginlik görülebilir. Hatta bunun, dezenformasyona/bilgi kirliliğine neden olacak tekasür boyutunda olduğu da söylenebilir. Fakat öncelikler fıkhını ve çağın algısını gözeten nitelikli yayınlara ihtiyaç devam etmektedir. Dar kalıpları kıracak, akıl tutulmalarını çözecek, Allah’ın kurtuluş için öngördüğü ve rahmet olarak sunduğu taakkul-tefekkür-teemmül-tedebbür faaliyetlerine ivme kazandıracak yayınlara ihtiyaç var. Allah’a, insana, varlığa ve hayata dair değişmez gerçekleri, değişen her kuşağa yeniden ve yeni dil ile söyleyecek kitaplara ihtiyaç var. Müslümanca yaşamın, taklidi fıkhın dar koridorlarındaki tıkanmışlığını çözecek ve küreselleşen dünyada önünü açacak derin, kapsamlı aynı zamanda cesur ve özgür yaklaşımlara/yorumlara ihtiyaç var. Bu ihtiyaçları gözetiyorum yayımlarımda… Kısaca özetlemek gerekirse, kitapları yayınlarken “kaç satar” değil “ne katar” diye bakıyorum.

Yayıneviniz altında farklı başlıklarda kitaplar yayınlanıyor. Hangi yayın serileriniz mevcut ve bu serilerde ileride ne gibi kitaplar yayınlamayı planlıyorsunuz?

Ağırlıklı olarak İslami-siyasi düşünce olmakla beraber geniş yelpazeli bir yayın programımız var. Hareket noktası şu: Her alanda kitaba ve okumaya ihtiyaç var ve bu ihtiyaçlara nitelikli kitaplarla cevap vermeliyiz. Bunları muhatap kitle açısından değerlendirdiğimizde; çocuk, genç, yetişkin, aydın ve akademisyen olarak sınıflandırabiliriz. Bunlar içinde biz fikir dünyasının öncülerine hitap eden “düşünce” eserlerine yöneldik. “Gençlik serisi”ni ise, en öncelediğimiz kategori olmasına rağmen -nitelikli eser bulma ve hakkını vermenin zorluğundan dolayı- eksik bırakmış olduk. (Bu boşluğu dolduracak kitaplar bulmanın arayışı içindeyim.) Bu alanda şimdilik, Casim Sultan’ın 7 kitaplık “Önderlik ve donanım serisi”ni tamamlamaya çalışıyoruz. Diğer yandan çağdaş entelektüellerden ve düşünce önderlerinden eserler var yayın listemizde; Cabiri’nin Arap-İslam Ahlaki Aklı”(çevirisi sürüyor), N. Hamid Ebu Zeyd’in 6-7 kitabı (şu aN üçüncüsünü baskıya hazırlıyoruz), Allel el-Fasi’nin Makasıt”ı (baskıda), Ali Mebruk’un “Nübüvvet”i (tashih ediliyor), vb. Belli başlı oluşturmuş olduğumuz yayın serisi ise şunlar:

Temel eserler, düşünce, toplum ve siyaset, dünya gündemi, İslam dünyası, çağdaş sorunlar, önderlik ve donanım, toplumbilim-felsefe, akımlar ve hareketler, sanat ve edebiyat, gezi notları, anı ve biyografi, roman, deneme, sözlük.

Yayınladığınız kitaplar arasında “Ortadoğu” ve İslam dünyasına dair kitaplar dikkat çekiyor. Aynı zamanda kitapları ilk kez sizin tarafınızdan yayınlanan isimler mevcut. Bu noktada nasıl bir yayın politikası izliyorsunuz?

Bu gün en yoğun acı ve dramların yaşandığı bölge “Ortadoğu” ve İslam dünyasıdır. Dolayısıyla bunlara not düşecek, teşhir ve tanıklık edecek eserler yayınlamayı insani-vicdani sorumluluk olarak görüyorum. “Salyangoz/Suriye Zindanları”, “Suriye’de Muhalif Olmak”, “Arap Baharı”, “Taliban” gibi eserlerimiz bu duyarlılığın ürünüdür.

Diğer yandan, din ve düşünce alanında asırlardır yapılan tekrarları üzerine hiçbir şey katmadan, hiçbir açılım yapmadan okuyucuya sunmayı doğru bulmuyorum. Bu nedenledir ki çağı okuyabilen, günün sorunlarına vakıf, yeni şeyler söyleyebilen ve ufuk açan yazarların özellikle takipçisiyim, toplumumuz tanımasa da özellikle onları bulup toplumumuza sunmayı ve insanımızla tanıştırmayı kendi adıma en yararlı ve en önemli işlerden sayıyorum. M. Müctehid Şebüsteri, M. Muhtar eş-Şaqıti, Ahmed el-Katip, Gilad Atzmon gibi yazarlarımız bunun örnekleridir.

Yayınladığınız kitaplarda tercüme eserlerin miktarı telif eserlerden daha fazla. Bunu nasıl yorumlayabiliriz?

Türkçede telif eserler bence furya denecek kadar fazla ve çeviri ve telif ajansı gibi maliyetleri de olmadığı için basımı kolay. Maliyet düşüklüğünün yanında yazarının da burada olması kitabın okuyucuya ulaşması ve tanıtımında yardımcı bir etken. (İmam ve cemaat lideri ise cemaatine, hocaysa öğrencilerine tavsiye ediyor, satıyor vs.) Bütün bu vb. avantajları nedeniyle yayıncıların çoğunluğu zaten telif eserleri tercih ediyor. Oysa telif eserlere baktığınızda, bizim asıl amacımız olan “düşün dünyasına katkı” sunacak düzeyde çok az eser bulursunuz. Artı, biz bizi zaten okuyoruz, dinliyoruz. Topluma yön veren fikir hayatının gelişimi ise yeni yorumların girdisi ve düşünce üretimi ile mümkün. Bunun gereği olarak dış dünyadaki ilmi ve fikri gelişmeleri takip etmek kaçınılmazdır. Onun için biz, hangi dilde ve ülkede olursa olsun, bu boşluğu dolduracak ve fikir önderlerinde ufuk açacak eserleri bulup tercüme etmeye önem veriyoruz. Zor da olsa buna talip olduk.

Okurlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Genelde bizi de motive eden moral veren olumlu tepkiler alıyoruz; takdir, teşvik, dua, öneri vs. “Nasıl keşfettiniz bu yazarı? İyi ki Türkçeye kazandırdınız!” gibi övgüler, “Falan yazarın falan kitabı da var, onu da çevirebilirsiniz konseptinize uygun” gibi tavsiyeler… Diğer yandan, sert eleştiriler de olmuyor değil ki biz bunları zaten bekliyoruz. Zira tüm yeni düşünce ve yorumlar, başlangıçta doğduğu toplumların şiddetli muhalefeti ve mukavemeti ile karşılaşırlar… Birçoğu yıllar sonra anlaşılır ve toplumda yer bulur. İlginç olan, aynı kitaba tam zıt iki tepkinin gelmesi; aşırı övgü ile aşırı yergi…

Yayına yeni başlayan bir yayınevi olarak, yayın dünyasının ne gibi problemleri olduğunu düşünüyorsunuz?

En temel problem yayınlanan eserlerin okuyucu ile buluşturulması bence… Hangi yayıncıya sorsanız en büyük sorun dağıtım diyecektir, ben de ilk sıraya dağıtım sorununu koyuyorum. Özellikle popülist olmayan ciddi yayınlar için dağıtım ve tanıtım en büyük problem. Ticari getirisi yüksek olmayan eserleri, birer ticari kuruluş olan dağıtımcılar istekle ve gayretle pazarlamazlar. Gönül ister ki, özveriyle bu faaliyetlerini sürdüren yayınevlerine, ticari olmanın yanında aynı kaygıları taşıyan dağıtımcılar da fedakârlıkla katkı sağlasın.

İkincisi, yayınevlerinde nakdi geri dönüşün uzun bir süreç aldığı bilinir. Ticari-popüler kitap basmayan yayınevlerinde bu süreç daha da uzar. Bu durum, fedakârlık ve sabır gerektirecek şekilde nakit sıkıntılarına ve finansal sıkışmaya yol açabilir.

Başka problemler de var elbette ancak en önemlisi dağıtım. Bunun dışındaki problemleri gücünüz nispetinde aşarsınız. Ama dağıtım sorunu sizde başlayıp sizde biten bir sorun değil; bir nevi dış sorundur. Güçlü bir dağıtım sistemi kurmak apayrı bir iş. Gördüğüm kadarıyla bu camiadaki yayıncılar bu sıkıntıyı gördükçe -kendi kitaplarını dağıtabilmek için- dağıtımcı olmuş. Fakat bu kez ne yayıncılığın hakkı verilebiliyor ne de dağıtımcılığın. Kısacası bu camiada güçlü, iyi/profesyonel bir dağıtımcıya şiddetle ihtiyaç var (Kitapsever girişimcilere çağrımdır).

 

Mehmet Erken konuştu

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2014, 13:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah S
Abdullah S - 4 yıl Önce

Mana Yayınları hakikaten güzel ve farklı eserler yayınlıyor...Allah razı olsun!

Muhsin Bey
Muhsin Bey - 4 yıl Önce

mana yayınları güzel kitaplar yayınlıyor ama bence iki önemli sorununu halletmeli: 1. kitapların tashihi yetersiz. tashih yapılıyorsa, daha iyi bir musahhih bulmalılar. yeni kitaplarında bile aynı tashih sorunu mevcut.2. kapak ve içerik tasarımı, maalesef zayıf. daha güzel olabilir. insan, metis gibi yayınevlerinin yaptığı gibi seriye ve yazara göre bir kapak ve içerik tasarım konseptinin oturtulması en güzeli.

banner8

banner19

banner20