banner17

Kitap okumaları sürekli faaliyetlerimizden biri

Anadolu'da Kültür Sanat söyleşileri çerçevesinde Edirne'de faaliyet gösteren Türk Ocakları Edirne Şubesi'nin başkanı Yakup Öz ile konuştuk.

Kitap okumaları sürekli faaliyetlerimizden biri

Dünya Bizim olarak, Anadolu'da kültürel alanda neler yapılıyor, bir canlılık/ hareketlilik var mı, böyle bir canlılık varsa bu ülke sathında bir kültürel "ayaklanma"ya/ şahlanışa vesile olabilir mi, bunları masaya yatıralım istedik. Ve Anadolu'daki vakıf ve derneklerin kapılarını çaldık. (“Anadolu'da Kültür Sanat” üst başlıklı bu söyleşi dizimizin gerekçesi: http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=20544 )

Bu çerçevede Edirne'de faaliyet gösteren Türk Ocakları Edirne Şubesi'nin başkanı Yakup Öz ile konuştuk.

Derneğiniz hangi amaçlarla, ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Türk Ocağı resmen 25 Mart 1912'de kurulmuştur. Fakat onun kuruluşuna ilişkin çalışmalar 1911 yılında başlayıp gelişmiştir. "Türk milletini sevmek ve yüceltmek" olarak tanımlanan Türkçülük ülküsüne bağlı olarak kurulmuştur. Dr. Fuat Sabit (Ağacık) başkanlığındaki üyeleri ile ünlü Türkçülerden Mehmed Emin (Yurdakul), Akçuraoğlu Yusuf, M. Ali Tevfik (Yükselen), Emin Bülend (Serdaroğlu) ve Ağaoğlu Ahmed Beylerin katıldığı bir toplantıda; Türkçülük düşüncesini yayacak ve yaşatacak bir derneğin kurulması ve adının da "Türk Ocağı" olması, 3 Temmuz 1911'de yapılan bu toplantıda kararlaştırılır. Bu toplantının yapıldığı tarih, bu yüzden Türk Ocağı'nın "fiili" kuruluş tarihi de sayılır. Çünkü o toplantıda kuruluş işlemlerini gerçekleştirecek bir "geçici yönetim kurulu" seçilmiştir. Yeni derneğin "Esas Nizamname"sinin ve çalışma programının hazırlanması oldukça zaman alır ve gerekli işlemler tamamlanarak Türk Ocağı'nın 25 Mart 1912'de faaliyete geçmesi sağlanmış olur. Derneğin kurucusu görünenler, Mehmed Emin (Yurdakul), Ahmed Ferit (Tek), Ağaoğlu Ahmet ve Askeri Tıbbiyelelileri temsilen Fuat Sabit (Ağacık) beylerdir. 1912'de yayımlanan Türk Ocağı Esas Nizamnamesi'ne göre, ocağın amacı, "Akvam-ı İslamiyenin bir rükn-i mühimmi olan Türklerin milli terbiye ve ilmi, içtimai, iktisadi seviyelerinin terakki ve i'lasıyla Türk ırk ve dilinin kemaline çalışmak"tır.

Edirne Şubesi ise 1922 yılında faaliyete geçmiştir.

Kurumunuzda ne tür kültürel/ sanatsal faaliyetler yapılmakta? Sürekli faaliyetleriniz nelerdir?

Amacına uygun olarak sohbetler, seminerler, konferanslar, paneller ve çeşitli toplantılar düzenleriz. Her biri alanında uzman konuşmacıları/hocaları şehrimize davet ederiz. Bu itibarla, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı, Prof. Dr. Orhan Kavuncu’yu, Prof. Dr. Abdülkadir Donuk’u, Beşir Ayvazoğlu’nu, Erdal Sarızeybek’i, Cem Sökmen’i şehrimizde ve derneğimizde ağırladık. Konuşmalarını da hemşerilerimizle birlikte dinleyip istifade ettik. Bunun yanı sıra “ocak sohbetleri” düzenlemekteyiz. Bu sohbetlere de daha çok şehrimizdeki üniversite hocalarını, derneğimize hizmet etmiş ağabeylerimizi davet ediyoruz. Bizlerle hatıralarını, tecrübelerini paylaşıyorlar. Tabi “kitap okuma etkinliği” bizim sürekli faaliyetlerimizden biridir. Derneğimizin çok kıymetli eserlerden müteşekkil mütevazı bir kitaplığı var. Burada Türk fikir tarihine, kültürüne, edebiyatına damgasını vurmuş şahsiyetlerin kitapları bulunmakta. Okuma grubumuzla belirlediğimiz bir kitabı okuyup ardından kitap hakkında sohbet etmek imkânı buluyoruz.

Etkinliklerinize gençlerin katılımı ne düzeyde?

Malumunuz serhat şehri Edirne, 1982’den beri Trakya Üniversitesi öğrencilerini misafir etmektedir. Bu sebeple üniversite öğrencilerinin derneğimize olan teveccühü ve etkinliklerimize katılımı son derece olumlu düzeydedir. Lise talebelerinin ise aynı düzeyde katılım sağladığını maalesef söyleyemeyiz.

Kurumunuzda gençlere çeşitli sorumluluklar da veriyor musunuz? Varsa, ne tür sorumluluklar alıyor gençler?

Derneğimizde üniversite öğrencilerinin teşkilatlanmasını sağlayan ve etkinliklerimizden haberdar eden Gençlik Kolları mevcuttur. Çoğunluğu üniversite öğrencisi olan bu gençler çalışmalarımıza bizzat katılım sağlamaktadırlar. İstedikleri zaman kendilerinin düzenledikleri konferans, panel, sergi çalışmaları ve spor faaliyetleri yapabilmektedirler. Ocakta sohbet ve kitap okuma etkinliklerini bizzat kendileri organize ediyor zaten. Kitap demişken, Gençlik Kollarımızın Van/Erciş Ulupamir Köyü’nde yaşayan Kırgız Türkleri için “kitap kampanyası” düzenlediğini ve son derece güzel neticeler aldığını hatırlatmak isterim.

Matbu yayınlarınız (aylık bülten/dergi, kitap, vs.) var mı? Varsa neler?

Şubemize ait bir yayın yok. Fakat biliyorsunuz, 100 yılı aşkın süredir yayın hayatına devam eden Türk Yurdu dergisi Genel Merkezimizin yayın organıdır. Bu dergilerden de her ay şubemize gelir ve biz de üyelerimizle paylaşmak suretiyle okunmasını ve takip edilmesini sağlarız.

İnternet siteniz var mı? Sürekli güncelleniyor mu?

Genel merkezimizin internet sitesi mevcuttur: www.turkocaklari.org.tr Şubemizin faaliyetlerini, haberlerini ve duyurularını ise daha çok sosyal medya hesapları ve SMS yardımıyla duyuruyoruz.

Taşrada faaliyet gösteriyor oluşunuzun artıları/eksileri neler?

Taşrada faaliyet göstermenin elbette ki olumlu ve olumsuz yanları var. Bize göre taşrada olmanın artıları daha fazla. Çünkü küçük şehrin sıcaklığı ve samimiyeti yaptığınız her işe sirayet ediyor. Şehirdeki diğer kurum ve kuruluşlar tarafından önemseniyorsunuz. Yaptığınız işlere, projelerinize saygı duyuluyor. Destek veriliyor. Tabii yerel basınla diyalogumuz olumlu oluyor. Bunlar güzel şeyler.

Taşrada olmanın olumsuz tarafı ise konferans verecek, isim yapmış farklı hocalara maalesef ulaşamıyoruz…

Şehrinizde kamu kurumlarıyla ortak faaliyetler de yürütüyor musunuz? Varsa neler?

Zaman zaman yapmış olduğumuz konferanslar ve yarışmalarda kurumlarla birlikte ortak faaliyetler yapıyoruz. Mesela Edirne’nin tarihi ile ilgili konferanslarda Edirne Valiliği, Kültür Turizm İl Müdürlüğü ve Trakya Üniversitesi ile müşterek konferanslar ve programlar yapmaktayız.

Şehrinize değer katma noktasında kendi kurumunuzu hangi noktada görüyorsunuz? Geliştirdiğiniz/yürüttüğünüz projeler var mı?

Edirne küçük bir şehir… Üniversitenin varlığı şehirdeki öğrenci sayısını, kamu kurumları ise şehirdeki memur sayısını arttırıyor. Edirne Türk Ocağı’nın üyeleri ve katılımcıları da dolayısıyla öğrenciler ve okumuş kesim oluyor. Şubemiz şehrimizin eğitimcileri, ileri gelenleri ile geleceğimizin teminatı gençlerle çok faydalı çalışmalara imza atıyor. Şubemizin yaptığı sosyal, kültürel, sanatsal, edebî çalışmalar neticesinde üniversite öğrencileri adeta bir fakülteden daha mezun olmuş oluyor. Bu, bizler için son derece gurur verici.

Somut olarak örnek vermek gerekirse, şehrimizin tarih ve kültür alanında tanıtımı için yapmış olduğumuz çalışmalar var. Söz gelimi, Edirne’de Türk büyüklerinin isimlerinin verilmiş olduğu okullar var: I. Murat Anadolu Lisesi, Ayşekadın Anaokulu, Kadripaşa İlkokulu, Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu, Plevne İlkokulu, Süheyl Ünver Lisesi ve daha pek çok okul… Şube olarak amacımız, okullara isimleri verilen bu şahsiyetleri evvela öğrencilere sonra da Edirne halkına konferanslar ve söyleşiler vasıtasıyla tanıtmak. Bu şahsiyetler kimdir, neler yapmışlardır, neden isimleri okullara verilmiştir gibi…

Şu üç kavramın sizin için ne anlam ifade ettiğini birer cümleyle açıklayabilir misiniz?

Şehir: Özellikle tarihî ve kültürel mirası göz önüne alarak Edirne için söylemek gerekirse, “açık hava müzesi” veya “bir mücevher kutusu”…

Kültür: Geçmişten ve atalarımızdan tevarüs ettiğimiz şeylerin tamamı… Mazinin ihtişamı, saygınlık ve tabi ki okumak…

Gençlik: Geleceğimizin teminatı, mevcudiyetimizin umudu, müthiş bir dinamizm, idealler doğrultusunda atılan güçlü adımlar…

 

İsmail Alperen Biçer konuştu

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2015, 13:42
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20