Kırmızı Hayatın Rengi Olsun, Ölümün Değil

Malatya'da gerçekleştirilen '44 Yazar Okullarda' projesinin mimarı eğitimci Nilüfer Zontul Aktaş, projenin doğuşu, gerçekleşmesi ve sonrası hakkında Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.

Kırmızı Hayatın Rengi Olsun, Ölümün Değil

Yeni nesil öğretmenlerimiz ortaya koydukları projelerle geleceğin mimarlarını yetiştirmek adına önemli etkinliklere imza atıyorlar. Malatya’da gerçekleştirilen “44 Yazar Okullarda” projesiyle adından söz ettiren bir eğitimcimiz Nilüfer Zontul Aktaş. Gençlerle iletişim kurmanın değişik yöntemlerini araştırırken doğmuş bu proje.

“Kırmızı hayatın rengi olsun, ölümün değil” sloganı ile başladıkları projenin duyurulmasını bir yıl önce tüm ülkeye yayarak başlatırlar. Küçük öğrencilerin çizimleri, tebrik kartları ve kırmızı kalemleri yurdun değişik yerlerindeki yazarlara, şairlere, öğretmenlere ve öğrencilere posta yolu ile ulaştırılarak pek çok kişinin haberdar olmaları sağlanır. Malatya genelinde Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla yapacakları etkinliklerin tüm hazırlıkları tamamlanır. 44 yazarı davet ederek proje editörleri Fahri Tuna ve Türkan Ayyıldız ile birlikte proje kapsamında güzel bir etkinlik gerçekleştirilir. “44 Yazar Okullarda” projesinin mimarı eğitimci Nilüfer Zontul Aktaş ile projenin doğuşu, gerçekleşmesi ve sonrasını konuştuk.

“44 Yazar Okullarda” projesi nasıl doğdu? 

44 yazarla buluşmak fikri “Kırmızı hayatın rengi olsun, ölümün değil” projesinin içinde bir adımdı. İki yıldır yürüttüğümüz bu proje kapsamında, ilk yılında içinde kırmızı objelerin olduğu yüzlerce kutu yurt içi ve yurt dışı şehirlere yollandı. Önce okullar ve öğretmenlerin özverisi ile, daha sonra Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla çok geniş bir kitleye ulaştırdık sesimizi.

İçlerine matbu hazırladığımız mektup konuldu ve altına not düşüldü. Kutu eline ulaşan öğretmen kutu içindeki hediyeleri sınıfa dağıtıp, mektubu okuduktan sonra onlar da yeni bir kutu hazırlayıp başka bir okula yollayacaklardı veya kendi okullarında bir sınıfa. Her sınıf çifte mutluluk yaşıyordu. Hediyelerini heyecanla açmakla beraber sosyal bir sorumluluğun duyarlılığı içerisinde bir halka oluyorlardı.

‘Kırmızı hayatın rengi olsun, ölümün değil’ sloganı ile vermek istediğiniz mesaj neydi? 

Yeni nesillerin savaşlardan, kan dökülmesinden, şiddetten rahatsız olup merhameti kuşanan, vicdanı katılaşmamış bireyler olarak toplumda yer almaları… Karıncayı incitmekten çekinen, duyarlı, kırmızıyı sevginin, çiçeğin, kuşun, böceğin, bayrağın rengi bilip bilinç altlarında olumsuz izlere meydan vermemek… Sevgi dolu nesiller yetiştirmek…

İçlerine koyduğumuz mektupla da proje içeriğini anlattık. Şöyleydi mektubun içeriği:

Öğrenci mektubu görülmüştür…

“Barışa dairdi bu mektubumuz, vicdana, merhamete. Kocaman bir sevgi bulutu sarsın istediğimizden evreni. Kırmızı en sevdiğimiz renk olsa dediğimizden hep. Gelincik, gül, karanfil ve başka çiçekler ve uğur böcekleri dokunsa idi hep ellerimize kırmızı kırmızı. Uğur böceği kanatlanıp uçsa idi, geri gelseydi sonra… Biz çocuğuz biliyor musunuz?

Kan görmek nasıl usandırdı bizi kırmızıdan. Oysa hayat sıvısı değil miydi kan. Babam kan vermişti hastanede bir keresinde arkadaşına. Sağlığına kavuşsun diye. Düşüp dizimizi yaraladığımızda annemizin, öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın içi sızlıyor. Oysa dünyanın her yerinde çocuk kanı akıyor, oluk oluk.

Çocuklar oyun oynamayı sever, gülümsemeyi, gülmeyi, şeker yemeyi, kırda bayırda koşmayı, yazı yazmayı, kitap okumayı bilir ve bilmeli. Kıpkırmızı elma şekeri yesek,  horoz şekeri sonra. Kızarsa  elimiz yüzümüz kartopu oynarken, kızak kayarken üşümekten ama, sonra ısındıkça daha çok kızarsa yanaklarımız ve siz öpseniz elma yanaklarımızı olmaz mı…

Savaşı bilmez çocuklar. Ölümü, yarayı, kanı bilecek kadar büyük mü ki onlar? Sadece düşünce, dizleri ağrıyınca ağlasın çocuklar sadece...

İzin verin kırmızı en sevdiğimiz renk olsun. Biz biliyor ve inanıyoruz. Bu dünyaya sığabilecek kadar yaratılıyoruz. Savaş, terör, şiddet, kavga ve beraberinde gelen kan ve ölümleri istemiyoruz. Hey dünya! Duyuyorsunuz değil mi bizi. Korkuyoruz! Ya büyüdükçe biz de ağlamaz isek, alışırsak annesi ölmüş çocuklara. Çocuğu ölmüş annelere. Korkuyoruz.

Tüm sözler, şarkılar, barışa, sevgiye dair olsun. Ölmesin hiçbir yerde ç o c u k la r, gençler, anneler, babalar… Dağılmasın yuvalar, yetim kalmasın çocuklar. Ve ağlamasın anneler… Birlikte yaşasınlar. Kan renginin kırmızı olduğunu görmeden bilsinler. Kırmızı hayatın rengi olsun ölümün değil, acının değil, gözyaşının değil… İçi acıtan değil, yüreğe su serpen olsun. Kırmızı bırakın en sevdiğimiz renk olsun.

Ve çocuklar yaşama gülerek doysun. Çocuklar Ö l m e s i n .

Öğrencilerin bu projeye katkıları nasıl oldu?

Bu proje çocuklarla birlikte yürüyor. Kutular birlikte hazırlanıyor. Belediye binasının yanında 700 öğrenci ile Türkçe ve İngilizce dev kaligrafi yazı yazıldı. ‘Çocuklar ölmesin’ mesajı verildi. Helikopter çekim yapıldı.

İngiltere’de Zontul Film tarafından hazırlanan kartpostallar Aselsan Başaran Elektronik tarafından bastırıldı. Çocuklar sevgi, barış resimlerini ve yeni yılın daha güzel geçmesi mesajlarını kartpostallara yazdılar. Milletvekillerine, valilere, yurt dışındaki derneklere gönderildi.

Söz ve bestesini benim yaptığım, müzik öğretmenlerimiz eşliğinde notaya dökülen iki şarkı için Vuslat TV aracılığı ile klip çekildi. Şarkıların cd’si okullara yollandı.

Hazırlanan şiirler, programlar, dergi ve yazılar. Ve daha pek çok çalışma çocuklarla birlikte yürüdü ve yürümeye devam edecek. “44 Yazar Okullarda” projesi de bu kapsamda düzenlenen etkinliklerden bir tanesiydi.

Öğrencilerin yazarlarla buluşması, sanat sokağına kadar birlikte yürümeleri sırasında duygusal anlar yaşandı. Çocuklar üzerinde nasıl bir iz bıraktı bu buluşma? 

Editörlüğünü Fahri Tuna ve Türkân Ayyıldız’ın yaptığı, 44 yazarın barış, sevgi, kardeşlik temalı yazıları “Kırmızı Hayatın Rengi Olsun” kitap adıyla da ölümsüzleşti. Bu kitap içinde sizin de yer aldığınız pek çok şair ve yazarımızın şiirleri, öyküleri, yazıları yayınlandı. Projeye katılan ve kitapçıkta ürünleri yar alan şair ve yazarlarımız; D.Mehmet Doğan, Nurullah Genç, Mehmet Şeker, Recep Garip, Adem Turan, Şakir Kurtulmuş, Müştehir Karakaya, Adil Akkoyunlu, Adem Karafilik, Selvigül Şahin, Ali Özkanlı, Rukiye Aydın, Bahtiyar Aslan, Özcan Ünlü, Arzu Subakan Kabukçu, Ayşe Ünüvar, Sergül Vural, Segah Gümüş, Emine Kasap Karakoç, Nuray Alper, Mehtap Altan, Funda Gökçen, Yusuf Asal, Yılmaz İmamlık, Bilal Sami Gökdemir, Emine Batar, Ayşe Akpınar, Selma Türköz, Osman Suroğlu, Salim Durukoğlu, Rüstem Budak, Mukadder Gemici, Furkan Yılmaz Altınöz, Gürhan Gürses, Sevda Kıdeyş, Ali Haydar Haksal, Şefika Refik, Nalan Şahin, Nilüfer Zontul Aktaş. Yazılarını gönderdikleri halde önemli mazeretlerinden dolayı Rasim Özdenören, Bahadır Yenişehirlioğlu, Bestami Yazgan, Hüseyin Su, Mustafa Özçelik, Mehmet Nuri Yardım, Yavuz Bülent Bakiler, Mehmet Nuri Parmaksız, Eda Bildek, Sadık Yalsızuçanlar yanımızda olamadılar.

Değerli yazarlarımız 8 Nisan’da davetimize icabet ederek Malatya’ya teşrif ettiler. 44 yazar aynı anda 44 okulda öğrencilere barış ve kardeşliği anlattılar. Etkinlik için hazırlanıp yayınlanan kitapları imzaladılar.

Yazarların sosyal bir sorumluluk üzere şehrimize gelmeleri tamamıyla gönüllülük esası ile oldu. Gönül diliyle yavrularımızla buluşmaları sonrasında, kırmızı atkıları takıp kırmızı giyinmiş minik yavrularımızın ellerinden tutup sanat sokağına kadar yürümeleri dikkate değerdi. Somut işler yapmalı idik çocuklarımız ve onların geleceği adına. Bu hareket bu fikirle yol bulmuştu. Burada bu bilinç yazarlar eşliğinde gerçekleştiriliyordu. Samimi bir ortamda yazarlar kalemlerinin sıcaklığını çocuklarla el ele vererek de kamuoyuna yansıttılar. İki gün boyunca gerek proje etkinlikleri, gerek yazarlarımızın ilimize kattığı değer başka bir anlam bulmuştu.

Kabil ile başlayan kan dökmenin minik ruhlarda zıddıyla hâkim olması,  sevgi ve merhamet algısına dönüşmesi biz büyüklerin verdiği çaba sayesinde olacaktı. Sanat, kültür çalışmaları ile yoğrulan nesiller de fıtratına ters düşecek işlerden uzak olacaklardı. 44 yazarın bu proje doğrultusunda ilimizde bulunması bu manada çocuklarımıza çok şey katmıştır.

Bu projenin Malatya dışında başka illere de taşınması mümkün olur mu sizce? 

Taşınması mümkün olur diye düşünüyorum. Bu noktada yazarlarımız, sanatçılarımız, eğitimcilerimiz, hatta öğrencilerimiz kendi illerindeki kurum ve kuruluşlar ile aynı hedef doğrultusunda bir yol izledikleri takdirde kalıcı ve yapıcı olacağını umuyoruz, arzuluyoruz.

Çocukları önemseyen, onların hayata bakışını değiştirecek yeni projelerin müjdesini alabilecek miyiz şimdiden? 

Gelişen dünya, hızla farklılaşan teknoloji çocuklarımızın ihtiyaçlarını da değiştirmekte. Ayak uydurmak zor olsa da onların frekansına uymayan çalışmalar sınıfta kalıyor. Milli, dini ve kültürel değerlerimizi ayakta tutup erdemli nesillerin yetişmesi adına eğitim hizmetimiz, yazan kalemimiz hiç susmayacaktır.

Destek olan tüm dostlarımıza teşekkür sanırım yalın kalıyor. Fikirlerin doğumu noktasında proje anası olsam da Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem projeyi bu noktaya taşımıştır. Birçok proje sahipsizlikten gerçek hedefine ulaşmıyor. Ama şu süreçte projelerle iyi işlere yol vermek lazım. Ruhlara diri kalıp iyi işler yapma iştiyakı oluşturmak, Asım neslinin oluşturulması kaygısını taşıyan fikir adamları, bilim adamları, yazarlar ve bürokratlar yetiştirmek adına çok çalışmalı ve üretmeliyiz.

Merhametli nesillerle daha yol alınacağını bildiğimiz için de barış ve kardeşliği daima diri tutan çalışmalar ön planda olmalı idi. “Kırmızı hayatın rengi olsun, ölümün değil” projemiz de bu niyetle gönüllerde yol buldu. Bu kapsamda çalışmalarımız sürüyor ve genişleyerek sürecek. Dualarımız da bu doğrultuda. Çaba bizden tevfik Allah’tan…

 

Konuşan: Şakir Kurtulmuş

Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2016, 16:53
YORUM EKLE

banner19