Kavga etmese ne güzel olacak!

Günümüz Türk Edebiyatının 90'lı yıllarda doğan şairleri ile şiir ve edebiyat üzerine konuşuyoruz. İlk konuğumuz o oldu!

Kavga etmese ne güzel olacak!

Aykut Nasip Kelebek, 1991 doğumlu bir şair. Yazdığı şiirler geleceğin şiirinin güçlü bir temsilcisini müjdeliyor bize. Kelebek'in şiirleri Yedi İklim Dergisi'nde karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda edebiyat eleştirileri de yapan, lirik şiirin modern savunucusu Kelebek, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nde edebiyat üzerine okumakta…

Aykut Nasip Kelebek

Aykut Nasip Kelebek

Aykut Nasip Kelebek'in şiir yazmaya başlamadan önce aklında ne vardır? Şiir, aklınıza bir fikir olarak mı düşer, kalbinize bir ilham ile mi?

Şiir yazmaya başlamadan evvel aklımda hiçbir şey yoktur; ancak kalbimin gelecekte yazacağım bütün şiirlerin coşkusuyla dolu olduğunu söyleyebilirim. Şiir yazarken de bu coşkum devam eder, bir şiirimi o sırada bütün şiirlerimi yazıyormuş gibi kaleme alır, bitirdikten sonra da bütün şiirlerimi yazıp rahatlamış gibi enteresan bir huzur duyarım. Fakat birkaç gün geçtikten sonra, koca bir iskeletin sadece bir kemiğini yaratmış olduğumu fark eder, neden bütün şiirlerimi tek oturuşta tamamlayamıyorum, deyip kederlenirim. Yani görüldüğü gibi çok uçuk ve de tezat duygular. Böyle şaşırtıcı bir duygu dünyasına sahip olmam, sanırım şiirle kurduğum ilişkinin devamını sağlıyor. Diğer sorunuza gelince, hayır, oturup şu husus üzerine yazayım dediğim olmuyor, yani kavramlardan yola çıkmıyorum; tersine gündelik yaşantının kalbime ilham ettikleriyle şiir yazıyor, hayatın tüm yönleriyle poetik evrenime savrulabilmesini sağlamak adına kalbî bir şiirin izini sürüyorum. Bunu yaptığımda da, yaratmaya çalıştığım evren, benim elimin değil, tanrısal bir elin izlerini taşımış; şiirden ve kendi şiirimden olan beklentilerim de vücuda ermiş oluyor.

Bir şiiri yazma sürecinde, bitmiş bir şiir üzerinde çalışmalarınız oluyor mu?

Her şiirin yaratılış süreci farklıdır. Bazen kısa bir şiir aylarınızı alabilir, bazense uzun bir şiiri bir oturuşta tamamlayabilirsiniz. Yani bu işin matematiksel bir ağırlığı yok. Ben kendi adıma, brüt bir şiir yaratma kaygısı taşır ve her mısramın sanatsal bir değere ve sağlam bir karaktere sahip olmasını isterim. İçime sinmeyen, ideal şeklini aldığına inanmadığım şiirimi de yayımlamam.

Sezai Karakoç
Sezai Karakoç

Düzenli olarak takip ettiğiniz dergiler var mı?

Elbette, şiir ve eleştiri yazıları yayımlayarak edebiyata müdahalelerde bulunmak, edebiyatın gelişimini sıcağı sıcağına hissetmek istediğim için pek çok edebiyat dergisini takip ediyorum. Zaten bir edebiyat dergisinde ürün yayımlamak demek, diğer edebiyat dergilerini de yakinen takip etmeyi gerektirir. Tersi, gayriciddi bir durumdur ve edebiyat içerisinde pek bir derdiniz olmadığı anlamına gelir. He, buradan yayımlanan edebiyat dergilerini çok iyi bulduğum anlamı çıkarılmasın. Aksine büyük çoğunluğunun zayıf olduğunu, edebiyat dergilerinin mevcut ihtiyaçları karşılayamadıklarını ve genellikle gereksiz konularla vakit kaybettiklerini düşünüyorum. Ama işte, sırf bu söylediklerimi görebilmek için bile dergi takibi şart. Bu konuda şanslıyım, çünkü 14 yaşımdan beri çok yoğun bir şekilde edebiyat dergilerini takip ediyorum.

İsmet Özel
İsmet Özel

Günümüzdeki edebiyat ortamından, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'ndan, Eski Türk Edebiyatı'ndan ya da Avrupa/Asya/Afrika'daki edebiyat ortamlarından okuduğunuz ve okumakla da kalmayıp etkilendiğiniz isimler kimlerdir?

Kimlerden etkilenip kimlerden etkilenmediğimi bilmiyorum. Bunu bulmak, edebiyat eleştirmenlerinin işi. Ama kimleri doya doya okuduğum konusunda sizi zevkle aydınlatabilirim. Evvela Necip Fazıl Kısakürek; “Çile” beni her zaman büyülemiştir. Bir şair düşünün ki, her mısrası ayrı bir sanat harikası, her mısrası başka bir volkan, her mısrası başka bir pınar. “Çile” gibi bir şaheseri dünya edebiyatına sunmuş bir millete mensup olduğum için onur duyuyorum. Ve Sezai Karakoç. 20. yüz yıl şiirinin zirvesidir. Ortaya koyduğu eserle, sadece edebiyatçı yönlerimde değil, bütün bir karakterim üzerinde emeği vardır. Devam edelim, 60 kuşağından Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel'i severim. Cahit Zarifoğlu, ruh dünyamızın en zarif, en kırılgan yönlerine hitap etmiştir. Onun şiiri, insan karakterinin ve medeniyetimizin orijinal anlatılarından biridir ve yaşayacaktır. İsmet Özel ise, bana poetik bir nitelik hissettirmiş, ilk gençlik yıllarım boyunca okuduğum bir şair olmuştur. 70 ve 2000 arası dönemde, Kamil Eşfak Berki, Haydar Ergülen, Cevdet Karal ve Ömer Erdem şiirleri benim için önemlidir. 2000 sonrası şiirde ise, Zafer Acar'dan başkaca bir isim yoktur. Zafer Acar harikulade bir şiir yaratmıştır. Gelecek kuşaklar Zafer Acar'ın izinde oluşacak, onun şiirinden pek çok şair doğacaktır. Dergi takiplerimde karşılaştığım yoğun Zafer Acar etkilenmeleri, bana bunları söyletmektedir. Divan edebiyatından Fuzuli, Nedim ve Şeyh Galip'i; dünya edebiyatından da Baudeleare ve Rilke'yi bilhassa önemserim.

Cemal Şakar
Cemal Şakar

İstanbul'da yaşamanın edebî yaşantınıza etkileri nelerdir?

Şu kadarını söyleyeyim, bugün anılarımı yazacak olsam, 200-250 sayfalık bir anı kitabına sahip olurum. Çünkü ilk gençliğim dolu dolu geçti ve aynı şekilde geçmeye devam ediyor. İstanbul'da, özellikle de Beyoğlu'nda yaşamak, bana edebiyat çevrelerinin merkezinde olma fırsatını sundu ve ilköğretimde zevkle okuduğum şair-yazarlarla lise yıllarımda arkadaşlık kurmamı sağladı. Zafer Acar'la olan birlikteliğim dışında; Kamil Eşfak Berki, Haydar Ergülen, Cevdet Karal, Ömer Erdem, Ali Ayçil gibi şairler, Cemal Şakar ve Işık Yanar gibi yazarlarla ve daha pek çok sanatkarla bir araya gelme imkanı bulabiliyorum. Bu tür görüşmeler, şiirime ve özellikle de eleştirel yazılarıma önemli katkılar sağladı. Evet, dediğim gibi anılarım daha 19 yaşımda kitap boyutunda bir birikim oluşturdu. Günün birinde anılarımı yazacak olursam, işin içinden nasıl çıkacağım, bilmiyorum.

Hasan Aycın
Hasan Aycın

Şiirlerinizi yayınlamak için Yedi İklim Dergisi'ni tercih etmenizin sebebi nedir?

Bu konuda söyleyebileceğim çok şey var aslında. Ama hangisini diğerlerinden ayırt edebileceğimi pek kestiremiyorum. Yine de birkaç madde sayabilirim: Bir; Yedi İklim'de, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve onları takip edenlerin yarattığı maneviyat yüklü iklime ait olduğumu hissediyor, bu hissiyatın verdiği güven ve gururu yaşamaktan keyif alıyorum. İki; zamanımın sevdiğim şair-yazarlarıyla aynı sayfaları paylaşma imkanına kavuşuyorum. Üç; Yedi İklim, bana “edebiyat adamlığı” sorumluluğu ve duygusunu aşılıyor, ki bu, pek az derginin başarabileceği bir şey. Dört; şiirlerimi Yedi İklim'in sayfalarında görmek, bana huzur veriyor. Bugüne kadar başka bir dergide şiir yayımlamak, aklımın ucundan bile geçmedi mesela. Beş; kafama takılan ya da canımı sıkan bir konuyu özgürce gündeme getirebiliyorum. Altı; Rasim Özdenören, Kamil Eşfak Berki, Ali Haydar Haksal, Hasan Aycın, Osman Bayraktar ve Cemal Şakar gibi ustaların yanında yer almak, Yedi İklim'in ve hayatın bana armağanlarından biri. Yedi; Zafer Acar. O olmasaydı… şeklinde başlayacak çok cümlem var.

Şiir dışında okuduğunuz edebî türler hangileri? Bu alanlardan hangi yazarlar fikrî yaşantınıza tesir etmiştir?

Elbette sadece şiir değil, farklı türlerde pek çok kitap okuyorum. Ama demin de dediğim gibi, edebi ya da fikrî yaşantıma kimlerin etki ettiğini ben bilemem. Üç-dört sene öncesine kadar, -şiir kitapları dışında- roman okumalarım ağırlıklıydı. Şimdilerde romanın yerini, poetik ve düşünsel kitaplar almış durumda.

Yedi İklim Dergisi'nde şiir yayınlamak dışında, ne tür- edebiyatla alakalı ya da değil- faaliyetlerle uğraşırsınız?

Edebiyat uğraşılarım dışında, vaktimin önemli bir bölümü üniversitede -Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi- geçiyor. Hayatım da zaten edebiyat ve eğitimim arasına sıkışmış durumda. Gelin görün ki, eğitimim de edebiyat üzerine, çok hoş bir ironi. Bunların dışında herhangi bir çalışmaya ne yazık ki pek zamanım kalmıyor. Keşke olsaydı, bağlama çalmayı öğrenmek isterdim mesela.

Başka bir şiiri okuduktan sonra, “Keşke bu şiiri ben yazsaydım” dediğiniz oldu mu? Bunu bütün anlamında şiir'den azad edip, dize anlamında da sorabilirim…

Hayır, “keşke bu şiiri ben yazsaydım” dediğim hiç olmadı; ama ara sıra “keşke bu dünyayı ben yaratsaydım” diyorum. O kadar güzel çünkü.

En başta sorulması gereken soruyu en sona sakladım… Şiirin sizin hayatınızdaki yeri nedir?

Şiirin benim hayatımda hiçbir yeri yok; çünkü şiir benim hayatıma dahil olmuyor, aksine ben onun hayatına dahil olmaya çalışıyorum. Bir gün “şiir”le karşılaşsam, ona “senin hayatındaki yerim ne” demeyi çok isterdim. Umarım onun hayatına dahil olabilirim, çabam bu yönde çünkü.

Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim…

Ben teşekkür ederim.

 

Haftaya: Muhammed Mücahit Yılmaz ile mülakat…

Mustafa Özüdoğru konuştu

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2011, 09:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 9 yıl Önce

bir de hakkaniyetli olmayı öğrense aykut nasip, her şey çok güzel olacak. yedi iklim kasım veya aralık sayısında yer alan mustafa celep şiirini (daha çok şairin şahsını) değerlendirdiği (daha çok saldırdığı, hışımla) değinisinden sonra böyle düşünüyorum. bir de gaza gelmese, evet evet "her şey güzel olacak."

Yavuz Selim
Yavuz Selim - 9 yıl Önce

Aykut'u seviyoruz. Hayatı boyunca sağlam ve dik duruşlu bir şair olmasını temenni ediyoruz.

Hasan
Hasan - 9 yıl Önce

Çok yetenekli ve zeki gençlerden biriymiş Aykut kardeş. Allah açıkeylesin yolunu inşallah. ama 2000 şiirini sadece Zafer Acar'dan ibaret görmesi olmmaış. Yoksa Zafer'in şiiri de çook güçlü bi şiir. ama başka güzel şairler yok mu 2000'de... Eren Safi, İsmail Kılıçarslan, Ahmet Edip Başaran, Evren Kuçlu, Mustafa Akar,Efe Murad, Furkan Çalışkan bunlarda çok iyi şairler. Aykut kardeşimizin niyetinin sahih olduğunu biliyorum ama

mehmet kadri
mehmet kadri - 9 yıl Önce

şiirin kaynağını zamanında kavramış ve gelecek vaat ediyor aykut nasip. ama zafer acar'ı bir şair olarak çok yukarda görüyor. evet zafer acar'ın iyi şiirleri var, çok iyi bir şiir izleği var belki daha iyi olacak ama zafer'i büyük şair ilan etmek doğru değil tapar gibi ona yaklaşmak da doğru değil. aykut nasip'in dezavantajı bu. hatta zafer acar'ın kalemşörü diyor artık insanlar ona biraz dikkat etmeli. fatih kutan'a katılıyorum

serdar
serdar - 9 yıl Önce

Cemmatleşmenin veya ustaların sanatçıya sağladığı konfor yanıltıcı olabilir. Bir de şu var hak bildiği yolda yalnız yürümeli insan. Eğer bu kadar genç bir isim bu kadar isimden behsediyorsa dikkatli olması tavsiye edilir. "Usta rüzgarlar vardır saç diplerinden kirpiler yapan"

Adil
Adil - 9 yıl Önce

ne garip, 2010 kuşağı da geldi, hatta bilinçle dolu dolu hakikati konuşuyorlar, sol çatlayacağa benziyor. gerçi bu gençlerin Sezai Karakoç, cahit zarifoğlu, İsmet Özel'den sonra bizim inanan edebiyatımızdan doğması çok normal görünüyor. Umarız Aykut gibi daha nice yetenek gelir ve biz süt kokan onları okuruz.

banner19

banner13

banner26