banner17

James Winston Morris: Mesnevi'ye âşık oldum

Boston'dan Müslüman düşünür James Winston Morris ile konuştuk.

James Winston Morris: Mesnevi'ye âşık oldum

İbn Arabî ve İslam maneviyatı konusunda uluslararası üne sahip bir akademisyen James Winston Morris. Bir süre İngiltere’de Exeter Üniversitesi Arap ve İslam Araştırmaları Enstitüsü Şarce (Sharjah) kürsüsünde başkanlık yapan yapan Morris şu anda Amerika’da Boston College’da çalışmalarına devam etmekte. Morris'in "Orientations: Islamic thought in a world civilization" isimli kitabı 2006 yılında İnsan Yayınları tarafından "Yönelimler" ismiyle Türkçeye çevrildi.

James Winston Morris, YönelimlerJames Morris ile ilki genel, ikincisi İbn Arabi-Sufilik ve üçüncüsü Mevlana konularında olmak üzere üç söyleşi yapmak için söz aldık.

James Morris ile yaptığımız ilk söyleşimizden notlar...

Chicago’da medeniyet çalışmaları üzerine lisans yaptınız. Daha sonrasında bir Amerikalı olarak sizi Harvard’da yakın doğu çalışmaları üzerine doktoraya iten sebep neydi?

Rumi. Tamamen bu alanda çalışmamın sebebi Mevlana Celaleddin Rumidir. Biraz daha geriden alalım. Aslına bakarsan Şikago’ya gitme sebebim Fizikti. Fizik okumak istiyordum. Fizik de okusanız farklı medeniyetlerle ilgili bir ders almanız gerekiyordu. Ben de Marshall Hodgson’dan İslam medeniyeti dersini alma fırsatı buldum, zaten kendisi de o yıl vefat etti. İslam tarihi ve kültürü ilgimi çekmişti. Biraz daha öğrenmek adına farklı dersler de aldım o yıllarda. Ama İran İslam edebiyatı ile ilgili aldığım ders hayatımın şekillenmesinde çok büyük rol oynadı. Bu derste Reynold Nicholson’un tercüme ettiği Mesnevi’yi okuduk. Mesnevi'ye aşık oldum. işte o gün bugün yaklaşık 45 yıldır Mevlana üzerine çalışıyorum.

James Winston Morris, OrientationsDoktora eğitiminiz süresince Fas’a, Fransa’ya, Tahran’a ve Mısır’a gittiniz. Biraz bu yıllardan bahsedebilir miyiz?

İslam Felsefesine merak sarmıştım bir kere. Bu sebepten Arapça öğrenmek amacıyla çıktık yola. İlk durağımız Fas oldu. Faslı insanlar da Türkler gibi çok misafirperverdir. Orada bir ailenin yanında kalıyordum. İslamı burada seçtim. Sonrasında Mısır’da Arapça eğitimine devam ettim. Daha sonra Harvard’a dönüp doktora derslerimi tamamladım. Sonrasında tez yazımı için Tahran’a gittim.

Marshall Hodgson
Marshall Hodgson

Sufilik ile nerede tanıştınız?

Tabii okulda İslam felsefesi ile ilgili dersler alırken bol bol okuma fırsatımız oldu, ama asıl Sufi kültürü ile tanışmam Fas’ta oldu. Orada kaldığım süre zarfında eğitim programının da bir parçası olarak Sufilerle birlikte dağ taş gezdik, bir kültür olarak anlama fırsatı buldum Sufileri.

Boston College Katolik bir üniversite. Siz burada Müslüman bir Amerikalı olarak İslam Medeniyeti, Kuran, Hadis dersleri veriyorsunuz. Okulun ve öğrencilerin genel olarak verdiğiniz derslere bakış açısı nasıl? Öğrencilerin bu dersleri alma nedenleri neler?

Amerika’da İslamı merak eden insan sayısının çok fazla olmasından dolayı öğrencilerim çok farklı nedenlerle seçiyorlar derslerimi. Sadece merak edip dersi alanlar, halkı Müslüman ülkelerle ticari ilişkisi olacak olanlar, bu ülkelerle diplomatik ilişki içinde olanlar, dediğim gibi çok farklı sebeplerden geliyorlar. Hangi sebeple derse gelirse gelsin, genel olarak ögrencilerimde fark ettiğim şey hepsi öğrendikçe şaşırıyor, şaşırdıkça daha çok öğrenmek istiyor.

Öğrencileriniz ile her yaz Türkiye’ye geliyor, yoğun bir program dahilinde bir ders yapıyorsunuz. Değişik konferanslar ve seminerler vesilesiyle de Türkiye’ye çok defalar geldiniz. Bildiğimiz kadarıyla İstanbul’da bir eviniz var. Türkiye ile olan bu güzel ilişkinizden bahsedebilir miyiz?

Evet İstanbul’da, Kumkapı’da bir evim var. Türkiye ile bağımız çok eskiye dayanır. İlk olarak 1976’da geldim Türkiye’ye. Çok sevmiştim. Ama 1996’ya kadar bir daha gelme fırsatım olmadı. Daha sonrasında ise İbni Arabi ve Mevlana ile alakalı seminer vermek için konferanslar için gelmiştim. Son yıllarda “Exploring the Religious World of Istanbul and Anatolia” adlı 3 haftalık bir ders için yazları Boston College’dan öğrenciler ile Türkiye’ye geliyoruz. İstanbul, Bursa, Konya, Kapadokya gibi yerlerde öğrenciler ile gezerek ve görerek bir ders yapıyoruz. Çok farklı dinlerden ve kültürlerden gelen öğrenciler ile gezme fırsatımız oluyor, gerçekten olağanüstü güzellikte bir 3 hafta geçiriyoruz.

James Winston Morris
James Winston Morris

Siz bir Konya aşığısınız. Derler ki “Gez dünyayı Gör Konyayı”. Şu an Boston’dayız. Adımbaşı bir bilim adamına rastlıyoruz. Bütün dünyadan bilim adamları buraya akıyor. 12yy’da da Konya için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? Böyle bir benzetme yapabilir miyiz?

Tabii ki de, doğrudur. Konya o zamanlar bir kültür merkeziydi, şimdi öyle. Bence Konya’yı özel kılan sebep ise Şems-i Tebrizi, Rumi ve Konevi gibi üstadların oralarda olmasıydı. Boston’dan farklı olarak Konya hakkında konuşacak olursak, oradaki zatların makamlarından basetmemiz lazım. Evliyaullahın yattığı yerler oralar, çok kıymetli. Sadece Konya için değil, Türkiye’de pek çok yerden bahsedebiliriz aynı şekilde. Bursa’da Üftade Hazretlerine gittiğinizde, İstanbul’da Hüdayi Hazretlerine gittiğinizde de aynı ruhani güzel havayı soluyorsunuz. Buralara gittiğinizde ister o ana kadar İslam ile ilgili hiçbir şey bilmeyin, başka bir dinden olun farketmiyor, benim gördüğüm herkesin bir şekilde bu ruhani havayı teneffüs ettiği...

Hazır Türkiye’den söz açılmışken... Son yıllarda Türkiye dünya sahnesinde isminden olumlu yönde çok fazla söz ettirmekte. Ekonomik büyüme, aktif dış politika bunun önemli sebeplerinden. Siz Müslümanları yıllardır izleyen bir ilim adamı olarak, sizce bu gelişmeler dünya Müslümanlarının Türkiye’ye olan bakışını ne ölçüde değiştirir?

Tabiki önemli ölçüde değiştirmeye başladı. Ama o kadar da kolay bir şey değil. Modern Türkiye’nin öncelikle zamanında Osmanlı hakimiyetinde olan diğer milletlerin gözündeki (anti-ottoman nationalism) Osmanlıya karşı milliyetçi bakış açısını değiştirmesi lazım. Araplara ek olarak Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan veya Balkan ülkelerinde insanlar küçük yaştan itibaren tarihi okurken, özellikle okullarda Türkiye karşıtı görüşler ile çok fazla hemhal oldular. Bundan dolayı Türkiye imajının değişmesi zaman alacak ama hızla değişmeye başladığını söyleyebiliriz. Bence Türkiye’nin Müslüman dünya ülkelerine gösterdiği en önemli şey bazı değerleri muhafaza ederek modern dünyaya adapte olabilmektir, hatta onu yönlendirebilmesidir. Bunun en önemli göstergesi Türk gençleridir bence. Boston’da bir çok okulda değerlerini muhafaza ederek, geçmişine yüz çevirmeyerek, ama aynı zamanda da okuduğu alanda çok önemli işler yapan Türk öğrenciler var. İnanıyorum ki, Türkiye diğer Müslüman ülkeler için bir model olacak.

James Winston MorrisSiz İran’ı ve Türkiye’yi çok iyi tanıyan bir ilim adamı olarak, İslam dinini yaşama noktasında İran ile Türkiye arasında ne tür farklılıklar görüyorsunuz?

İran ve Türkiye çok farklı birer ülke, çok farklı iki kültür. Öncelikle iki ülke de kendi içinde farklılıklara sahip. Çok farklı geleneklere sahipler. İslamı yaşayış iki toplumda da geleneklerden çok beslenmiş. Çok uzun bir konu, bunun için ayrı bir söyleşi yapmamız lazım. Ama genel olarak farklılıklardan konuşacak olursak, benim Türkiye hakkında özellikle son yıllarda en çok hoşuma giden şey farklılıkların bir arada güzelce yaşayabilmesidir. Yani Türkiye etnik ve kültürel farklılıkları bastırmak yerine, bu farklıkları kabul eden, kendinden emin bir ulus oluşturma uğraşı içinde. İslamı farklı şekillerde anlayan gruplar arasında bile mükemmel bir uyum görüyorum ben Türkiye’de, bence çok hoş bir şey bu. Osmanlı’nın da yaptığı buydu zaten. Bu bahsettiğim durumu İran’da çok fazla göremiyoruz.

Son olarak, şu an itibarı ile dünya çapındaki Müslüman düşünürlerden hangilerini takip ediyorsunuz?

Öncelikle şunu söyleyeyim, dünya üzerinde yaşayan bir çok değerli Müslüman fikir adamı bulunmakta. Çok değerli ilim adamları var, ama hepsi kitaplar yazıp konferanslar vermiyor, dolayısıyla da isimleri çok duyulmuyor. Belki de duyulmasını istemiyorlar. Ama eserlerinden istifade ettiklerimiz arasından biri var ki benim için çok önemlidir. Seyyid Hüseyin Nasr, çok değerli bir ilim adamıdır. Tahran’da bir süre beraber çalışma fırsatımız olmuştu. Yıllardır Amerika’da ikamet etmekte. Yazıları, konferansları genel okuyucuya yöneliktir, açık ve net yazar. Özellikle Batıda gençlerin üzerinde çok büyük etkisi olmuştur. Batıda İslam felsefesi, İslam bilimi üzerine çalışan kim varsa tanıdığım genel olarak Nasr’ın kitapları ile başlamışlardır. Bu açıdan çok değerlidir kendisi.

 

Melih Ecertaş konuştu

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2017, 10:50
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20