İznik çinisi üzerine söyleştik

Irgandı'da Kayhan tarafından girişte bir dükkan. Tabelada Poyraz Sanat Atölyesi yazıyor. Adını bağışlıyor bize: Nükhet Poyraz. İznik Çinisi'ni yaşatmaya çalışanlardan.

İznik çinisi üzerine söyleştik

Garip bir hayat yaşadığımızdan olsa gerek “hasbihal” sözcüğünü unuttuk. Ne bir mekanla hasbihal etmeyi ne kendimizle veya en yakınlarımızla  hasbihal etmeyi biliyoruz. Kim Yeşil Camii ve Türbesi’nin veya Muradiye Camii’nin önünden geçerken bu yapıların kudreti hakkında düşünmez ki?

“Kudret” sözcüğünü bile isteye söyledim. Çünkü kudret, var oluş öyküsünün başlangıcıdır. Her medeniyet bir kudretin tezahürüdür. “Kudret” somutlar aleminde kendini en güzel “şey” ile gösterir. Bu “Şey” “Eşya”nın tekil halidir. O zaman “Kudret” “Eşya” ile görünür. Bu bakımdan Yeşil Camii, Yeşil Türbesi ve Muradiye’de “Kudret” nasıl görünür kılınmış anlamak lazım. Bu anlama eylemi mezkur yapıları oluşturan bütünün parçalarıyla hasbihal etmekle mümkündür. Bugün Bursa’nın Yeşil diye bir semtinde bir camii ve türbenin adının Yeşil ile beraber anılmasını anlamak, kendimizi anlamaktır. Bu erekle yola çıktık ve sizlerin de şahit olacağı bereketli bir hasbihale yol aldık. Çünkü bütün bu “Kudret”in kurucusu ve var oluş sebebi insan tekidir. Biz de bir insan teki ile Yeşil ve Muradiye’deki “Kudret”e yakin gelmeye çalıştık.

Nükhet Poyraz, ÇiniEfendim, öncellikle sizi tanıyalım. Kimdir Nükhet Poyraz?

Nükhet Poyraz. İznik doğumlu. Beş yıldır Tarihi Irgandı Köprüsünde sanat çalışmalarımı devam ettiriyorum.

Efendim, bu görünen Nükhet Hanım. Bir de çinicilik sanatına nasıl başladınız bunu öğrensek?

En büyük etken İznikli olmamdır. İznik çinisini gençlere öğretmek istedim. Beni bu sanata iten etkenlerden biri de eşimin İznik Müzesinde çalışıyor olması. 15. Yüzyılda yapılmış çinileri müzede görmek çok farklı bir duygu. Müzedekiler toprağın altından çıkmış. Çıkan çinilerin yarısı var, yarısı yok. İki yıl tek başıma evinde çalıştım. Gülgün Acarol Hanımefendiden ders aldım. Aynı zamanda eşimle birlikte bir iki kazı çalışmasında bulundum. Çok farklı bir duygu bu.

Karahanlılardan beri çinicilik bir sanat olarak kültürümüzde yer alıyor. Sizin de bu sanatı yapıyor olmanızda bu sanatın köklü bir geçmişe sahip olmasının etkisi var mıdır? Bir tür geçmişle ilişki kurmaktır, diye bilir miyiz buna?

Her şeyden önce çinicilik bir süsleme sanatıdır. Medresenin, sarayın veya caminin gerek duvarının gerekse tavanının süslenmesidir asıl var oluş gerekçesi. Benim için İznik çinisi çok bambaşka bir güzelliği ifade ediyor. Bunu sadece ben yaptığım için söylemiyorum. İznik çinisi, öyküsü bir taşın öğütülmesiyle oluşur. Her şey bir tozdan bu hâle geliyor. Elbette, bunlar benim köklerim. Ben yaparken, bunu laf olsun diye söylemiyorum, yaptığımla hasbihal ediyorum.

 Efendim, sorularla hasbihal kuyusuna biraz daha girelim. Nedir çininin malzemesi?

Çininin ana malzemesi kuvartz taşı. Bu taş İznik’e özel bir taştır. Isıya dayanıklı bir taş aynı zamanda. Bu taş İznik çinisinin oluşmasında alt yapı malzemesi olarak %80 oranında kullanılmış. 15. yüz yılda İznik’te başlayan bu sanat, daha sonra İznikli ustalar tarafından Kütahya’ya taşınmıştır. Kütahya çinisi ile İznik çinisi arasındaki temel fark, ana malzemedeki katılım miktarıdır. Daha sonraları desen de değiştirilmiştir. Kütahya çinisinde renk çok, İznik Çinisinde dört ana renk vardır: Mavi, yeşil, turkuaz ve kırmızı.

Alt yapısının %80’i kuvartz taşıdır. Gerisi sırdır söylenmez. Bu biraz da kitabi bilginin ulaşmaması ile ilgilidir.

Karar verdiniz ve evde çalışmaya başladınız. Sonrasında neler yaşadınız?  

Öncelikle yapabilir miyim, yapamaz mıyım diye bir endişe yaşamadım. Bisküvi tabak aldım ve geldim, yapmaya koyuldum. Bu bir yıl kadar devam etti. Sonrasında devlet sanatçısı Gülgün Acarol’dan ders aldım. Ben yedi yirmi dört saat ders aldım, diyemem. Bence istek önemli. Hoca bana ziyaretlerimde işin püf noktalarını gösterdi.

Çini taşının özelliği negatif enerjiyi almasıdır. Ben bunu hissederim. Hoca verici bir hocadır. İznik çiniciliğinde de bir icazet sistemi vardır. İrtibatım hiç kesilmedi hâlâ devam ediyor. Bir siparişe başlarken Hocama danışırım.

Nükhet Poyraz, Çiniİşin hangi aşamasında varsınız siz? 

Ben işin bezemesini yapıyorum. İznik’te Gülgün Hocam hem alt yapısıyla uğraşıyor hem de bezemesiyle. Böyle uğraşan bir atölye daha var. 15. yüz yılda da pek çok kişinin emeği varmış bir çinide. Hamuru yapan, toz haline getirenler farklı. Bir tabak 50 kişinin elinden geçiyor. Kırmızıyı yapan farklı, yeşili yapan farklı. Günümüzde böyle bir eserde 50 kişi olsa kargaşalar çıkar. Her yapan benim yeşilim, benim kırmızım daha güzel diyebilir. O dönemde bir amaç var günümüzde ise farklı.     

Nasıl şekil veriyorsunuz hamura?

Çini gelenekli bir sanat olduğu için kalıplar var. Hamuru kalıba koyuyoruz. Sonrasında sırlanması için ateşe veriyoruz. Kalıbın içinde hamur çamur haline geliyor. İlk fırına giriyor böylelikle. Zımparalanıyor ve bezeme işlemine başlanıyor.

Hamura hayat vermektir bu iş. Dile getiremediğim için yapıyorum bu işi belki de. Çamura sadece şekil geçmez, aynı zaanda sizin ruh dünyanız geçer. Rumi bir desen, göbeğinde çıkartma bir besmele olan bir karo çalışmam oldu. Mavi beyaz bir çalışma. Hayır, diyemeyeceğim birisi satın almak istedi, verdim ama ben hâlâ onu arıyorum. Ben eğik bir lalenin etrafından rüzgar geçtiğini hissedebiliyorum. Fırının yanında beklerim mesela. Boya yandı mı yanmadı mı diye. Fırında beklemek, ne olacak sorusunun acısıdır. Yaptığım eseri öncelikle ben beğenmek isterim. Bu iş, bütün olumsuz enerjiyi sizden alır. İşe başladığımda dünya gailesini dışarıda bırakıyorum. Bu olmadan asla işe oturmam. Çünkü iş direk negatif enerjiyi alır.

Nükhet PoyrazBen Irgandı Köprüsünde olmasaydım kahrolurdum.

Irgandı serüveniniz nasıl  başladı?

Gülgün Hocanın atölyesiydi burası ilk başta. Hoca atölyeyi bana devretti. İlk zamanlarda kurs veriyordum. Bir yıldır kurs vermiyorum. Öğrenmek isteyenleri var olan kurslara yönlendiriyorum. Öncelikle birebir çalışılması gerekiyor. Buna vaktim yok. Öğrencinin elinin kırık olması önemli. Biraz bu yetiştirmemede kırgınlık da yok değil.

Her sanatçının bir parmak izi vardır, eserinde. Sizin parmak izini nerede arayalım?

Şu ve bu değil, her şeyiyle benim. Gürsu’da Kültür Merkezi açılırken benden de eser istediler. Dört pano, üç vazo, iki tane de tabak. Hissettiğim şey, bir çocuk sahibi olmakla ilişkili. Annenin çocuğa gösterdiği özeni gösteririm ben.

Sizin yurt dışında bir eseriniz var. Bosna’da bir çeşme yapıldı.  Ve çeşmenin bezemesi size ait. Ne hissediyorsunuz?

Osmangazi Belediyesi bana geldi. Benim tercih ediliyorum olmam öncelikle hoşuma gitti. Ben öleceğim, Bosna’da bir çeşme yaşayacak. Altıparmak’ta bir şehit çeşmesi yaptık, ben öleceğim ama o çeşme yaşayacak. Keşke şehit olmasaydı Samet de ben çeşmeyi yapmasaydım ama kaderin önüne geçemiyorsunuz. Özellikle çeşmenin kırmızı olmasını ben söyledim. Farklı olsun istedim. Yaparken üzülüyorsunuz. Ölümsüzleşiyor ama her şey. Bu farklı bir şey. Güzel bir duygu. İyi ki İznikliyim diyorum her seferinde.

Nükhet Poyraz, ÇiniBosna’daki çeşmenin açılışına gidemedim. Desenleri beğendik. Haşhaş yaprağı ve lale desenini beğendik. Bosna’da sergileniyor olması güzel. Bosnalı birinin o çeşmeden su içmesi kadar güzel bir duygu yok benim için dünyada. Bu mutluluk kaynağı benim için.

Şehit çeşmesi için bir şey daha eklemek istiyorum: Biz yaptıktan sonra, iki karo çalınmış. Anne-baba bir daha çalınmasın diye çeşmenin başında nöbet tutuyorlar. Çok üzüldüğüm ama çok sevindiğim bir çalışma oldu benim için.

Bir eseri yaparken ruhumdan bir şeyler katıyorum esere. Bu bakmak gibi bakmak değil. Ben  bir eseri yaparken çok şeyler yaşıyorum.

Bir gün nasip olursa Bosna’daki çeşmeyi göreceğim. Bu iki çeşmenin ben de ayrı bir yeri var. Acı ve tatlı bir arada.

Son olarak kısacık bir soruyla hasbihalimizi bitirelim:  Bir gün Bosna’daki çeşmeyi görmek nasip olsa ve çeşmeye dokunsanız ne hissedersiniz?

Çok mükemmel olacağını biliyorum. Hele biri Allah razı olsun dese dünya benim için bir başka olur herhalde. Çünkü ben bu duayı şehit çeşmesinin açılışında şehidin annesinden duydum. Bu dua, benim yaptığıma ne kadar aşkla, şevkle bakıldığının göstergesidir.

Bugün burada ben varım. Yarın benden sonrada bu işi yapacakların hakkını vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün bu işi yapmaya hevesli olanlar, öğrenip atölye kurup satışı ön plana alıyorlar. Hiçbir el sanatı bu amaçla yapılmaz. Beni yoran bu.

Çok teşekkür ederiz.

 

 

Zeki Dursun konuştu

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2011, 08:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
y.emre
y.emre - 10 yıl Önce

harikasın kardeşim...bu güzel röportaj için teşekkür ederim...

suleyha
suleyha - 10 yıl Önce

çok güzel bir röportaj olmuş.

Hülya Altundağ Uysal
Hülya Altundağ Uysal - 9 yıl Önce

nükhet poyraz hanımla tanışmayı çok isterim inşallah bir gün tanışırız ve eserlerini bende görme fırsatı bulurum.Bende Ankarada çini yapmaya çalışıyorum daha işin başındayım öğreneceğim çok şey var.Sizin söyleşinizi okurken çok heyecanlandım.Umarım bende Nükhet Hanım gibi bir usta olma yolunda ilerlerim.Teşekkür ederim.

banner19

banner13

banner26