banner17

İttihad-ı İslam'ı konuştuk

"Her hareket gençlerin omuzlarında yükselir" diyen Selman Maltaş'la İttihad-ı İslam"ı, gençliği ve yeni projesini konuştuk..

İttihad-ı İslam'ı konuştuk

Selman Maltaş, bozkırın ortasında başladığı hayatını İstanbul'da sürdürüyor. Konya'da 40 sayı e-dergi olarak çıkardığı Kurtuba Dergisi'ni geçtiğimiz yıl matbuya taşıma kararı aldı. 4. sayısına ulaşan Kurtuba, İttihad-ı İslamı savunan bir dergi. Endülüs Çalışma Grubu'nun da kurucusu olan Selman Maltaş'la İttihad-ı İslam'ı, müslüman gençliği ve çalışmalarına başladığı yeni projesini konuştuk.

Selman MaltaşÖncelikle İttihad-ı İslam’a (İslam Birliği’ne) bakışınız nasıldır desek, ne dersiniz?

İttihad-ı İslam mefkuresini dava edinirken, bunu kendimize mal ediyor gibi görünmek istemediğimizin altını ısrarla çizmek istiyorum. Bilirsiniz, fertler illa ki birilerini bir yerlere angaje etmek ve o şekilde anmak ister. Bu da ötekileştirilmek gibi bir problemi doğurur. Bunu aşabilmenin yegane yolu slogana değil; tevazuya dönük hareket etmektir. İttihad-ı İslam’a bakışımızda da işte bu yüzden tevazuyu merkeze almaya çalışıyoruz. Böyle bir bakışı yakaladıktan sonra sözümüzü daha sahih bir şekilde söyleyebiliriz. Sonuçta insan her an gurura ve kibre kapılabilir.

Peki bu bakışınızı temellendiren ana unsurlar neler?

Şunu söyliyeyim. Bizler Allah’ın lütfuyla İslam’la şereflenmiş insanlarız. Müslüman olmak bir lütuf olmanın yanı sıra bir mükellefiyettir. Hayatı tirübünden izlemek değildir. Bizzat sahada olmaktır. İttihad-ı İslam’ı sürekli gündemde tutma çabamızı bu şekilde açıklayabilirim. Biz gücümüz el verdiğince yolun ortasında duran bir taşı kenara itip, yoldaki bir engeli kaldırmayı murad ediyoruz. İttihad-ı İslam’ı önemsememizin en temel sebebi bu. Sonuçta bugün de dahil olmak üzere geride bıraktığımız yüzyıllar boyunca İttihad-ı İslam kaygısını bir kor gibi elinde tutan nice insanlar geldi geçti. Bu bir bayrak yarışıdır. O bayrağın bir köşesinden tutabilirsek ne mutlu bize.

İslam dünyasındaki mevcut haritalara ve siyasi yapıya karşı çıkıyorsunuz. Bunun yerine İttihad-İslam'ı öneriyorsunuz?

Aslında bu kadar somut şeyler beklemek gerekir mi, takdir sizin. İttihad, yani birlik; bizzat İslam’ın içinde. Asıl mesele bu bilinci diri tutmakta.

Filistinli çocukBilinç bir meşaledir ve ve ortak bilinçler insanları ortak paydalarda bir araya getirir. Nasıl ki Kudüs, İslam ümmetinin ortak paydasıysa ve halen ümmet olma bilincini diri tutuyorsa İttihad-ı İslam mefkûresini diri tutmak da böyle bir şey.

Bilinçten kastım şu; bir safta her şeye rağmen durabilmek. İnsicamı bozmamak. Bir bela geldiğinde kaçmamak. Bir nimete erişildiğinde rehavete kapılmamak. Bu konuda verebileceğim güncel bir örnek var. Türkiye’de malum, Müslümanları ortak bir ümmet olma bilincinde tutan Başörtüsü davamız vardı. Ortak paydamızdı. Fakat bugün iktidar olmanın verdiği rehavetle sıkıntılar aynen devam etmesine rağmen bu ortak paydamızı unuttuk. Gündemimizin en gerisine attık. Bu büyük bir bilinç kaybıdır.

Sorunuza tekrar dönersek, evet biz mevcut haritalara ve sınırlara karşı çıkıyoruz. Bu sınırları biz çizmedik. Başkaları çizdi. Öyle sınırlar çizdiler ki, her sınır İslam ümmetini birbirinden kopardı. Arabı Türke, Kürdü Türke düşman belletmek için türlü tezgâhlar kuruldu. Coğrafi sınırların da ötesine gidilerek aynı sınırların benzerleri zihinlere çizildi. Bilincimizi diri tutan bütün tarihi dekorları hafızamızdan silmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Bakın bugün pek çok İslam ülkesiyle aramızdaki vizeler tek tek kalkıyor. Suriye, Ürdün, Libya, Katar bunlardan bir kaçı. Farkında mıyız bilmiyorum ama bu vaka aslında Türkiyeli Müslümanlar arasında büyük bir depresyona sebep oldu.

Nasıl bir depresyon?

Nijerli darbecilerİnsanlar şu an şaşkın. “Katar’la vizelerin kalkması bize ne katar” diye sorabilecek kadar şaşkın. Arapların gelip Türkiye coğrafyasını işgal edebileceklerinden falan korkanlar var ve sürekli bunu konuşuyorlar. Kafalarına bu gerçeği tam olarak oturtamıyorlar. Çünkü hafıza kaybına uğramışlar. Sürekli düşman güdüsüyle büyütülmüşler. İslam’ın kardeşlik ilkesinden önce darbe karşıtı olmaya kendilerini ayarlamışlar. Müslüman kardeşiyle safları sıklaştırmayı eksen kayması olarak görecek kadar saçmalayanlar çıkabiliyor.

Evet haklısınız. Yeryüzü Notları programı, bir bölümünde sokaktaki insanlara Sınırsız bir Ortadoğu'nun mümkünatını sormuştu. Mikrofon yöneltilen vatandaşların tamamına yakını sınırların kalktığı bir Ortadoğu fikrini hayretle karşılıyordu. Peki bir asırdır batının çizdiği coğrafi ve zihni sınırlarda yaşayan Müslümanlardaki bu tahribatın hasarları nasıl giderilir?

Bu tahribatı gidermek elbet kolay olmayacak. Nitekim bu bilinç kaybının tahrip ediciliği halen devam ediyor. Dedik ya, bu bir bilinç meselesidir. Birileri Müslümanların arasındaki mesafeyi açmak için var güçleriyle mücadeleyi sürdürecekler. Türkiye’de bugün askeri bürokrasi ve yargı bürokrasisinde yaşananlar ortada. Daha kısa bir süre önce Nijer’de büyük bir askeri darbe oldu. Bizim yapmamız gereken safımızı ve görevimizi bilmek. Direnmeyi sürdürmek. Bilincimizi diri tutmak. Birlik vurgusunu her fırsatta dillendirmek.  Bu yüzden bir gönülde İttihad-ı İslam ateşini yakmak bir sınırı kaldırmak kadar önem arz ediyor.

Bu noktada şunu sorabilir miyim? Moda tabirle ifade edersek Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği Ortadoğu açılımı, bölge ülkeleriyle ilişkilerin güçlendirilmesini ve aralarındaki sorunların çözümüne müdahil olma politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki de bunlar önemli hamleler. Görmezden gelinemez. Ki dünya da bu hamleleri konuşuyor. Fakat yine aynı konuya geleceğiz; Türkiye’de bu hamleler manşet doldurmaktan öteye gitmiyor. Az önce söylediğim gibi, insanlar bu hamlelere “acaba!” diyerek bakıyor. İşin özüne az çok vakıf olanlar da bu hamleleri taltif etme yarışı içine girmekten başka somut bir adım atmıyor.

Ahmet DavutoğluŞu da var; hükümetin hamlelerine paralel olarak yol gösterici olacak, esaslı eleştiriler getirecek, insanları sağlıklı şekilde bilgilendirecek yetişmiş insan eksiğimiz var. Hatırlarsanız Sudan Devlet Başkanı El-Beşir Türkiye’ye gelmişti ve kızılca kıyamet kopmuştu. Sudan’da yaşananlara dair söz söyleyenlerin referansı batılı ajanslardan başkası değildi. Afrika konusunda sağlıklı bilgiler verecek nitelikli insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu.

Bu anlamda hükümetin yeni dış politika açılımlarına paralel olarak sivil toplum örgütlerinin de açılım yapması gerekiyor. Sivil toplumculuğu Avrupa Birliği projelerine odaklanmaktan daha üst noktalara taşımaları gerekiyor. Yoksa hükümetin bu açılımları bir rüzgar olmanın ötesine geçemez. İttihad-ı İslam mefkuresini diri tutmayı bu açıdan önemli buluyoruz.

İslam dünyası nicelik açısından güçlü bir genç nüfusa sahip. Gençlikteki bu potansiyelden nasıl yararlanılır? Gençlerdeki dinamizm ve heyecan bu mefkûreye nasıl katkı sağlar?

Türkiye’de gençlerin apolitik ve pasifize olduğu yönünde ciddi bir kanaat gelişti. Sürekli bu yönde bir eleştiri var. Fakat unutulan şu: Sizin de söylediğiniz gibi dinamizm ve heyecan genç olmanın birinci şartıdır. Her genç sorumluluk almak için fırsat kollar ve insani bir haslet olarak bir şeyleri başarma iştiyakı içindedir. Günümüzdeki problem, gençleri sorumluluk alan fertler olarak görmemekten kaynaklanıyor. Gençler de imkânları nispetinde kendi hareket alanlarını açmaya çalışıyorlar. Yol gösterici ağabeylerden, ablalardan yoksunlar. Şanslı olan ve kendisine bir yol gösterici bulan gençler ise, yol gösterenlerin genellikle yarı yoldan dönen kişiler olması sebebiyle içlerinde büyüttükleri heyecanı yitiriyorlar. Bu yüzden gençlik hareketlerine yalnızca İttihad-ı İslam mefkûresi penceresinden bakmamak gerekiyor.

Her alanda gençlerin kendi rüştlerini ispatlayacakları bir nokta vardır. Bu noktaya odaklanmak ve insanın kendisini bu noktada tamamlayacak güzel bir insanı bulması gerekiyor. Tabi öncelik, kişinin kendisinin harekete geçmesi. Allah samimi bir duayla yola çıkan kulunu yalnız bırakmıyor. Ona bu yolda birlikte yürüyebileceği güzel bir dost nasip ediyor.

Son olarak "Endülüs Çalışma Grubu" bünyesinde yeni bir proje hazırlığında olduğunuzu duyduk. Projenin detayları netleşmese de DünyaBizim okurları için bu yeni çalışmanız hakkında bilgi verir misiniz?

Memnuniyetle. Endülüs Çalışma Grubu olarak 2007-2009 yılları arasında dergimiz Kurtuba’yı internet üzerinden e-dergi olarak yayımlıyorduk. 2009 yılı itibariyle dergiyi matbu hale getirdik ve yayınımızı matbu olarak sürdürüyoruz. Tabi Endülüs Çalışma Grubu sadece Kurtuba Dergisi’nden ibaret bir organizasyon değil. Yakın bir zamanda internette İttihad-ı İslam merkezli bir portal açıp, sözümüzü farklı bir kulvardan daha söylemeye devam edeceğiz.

Portalın içeriği nasıl olacak?

Genel itibariyle aralarındaki bağları kasti olarak zayıflatılan İslam ümmetinin saflarını sıklaştırmaya dönük bir yayın politikası güdeceğiz. Her zaman olduğu gibi genç bir kadroyla çalışacağız. Sonuçta biliyoruz ki, her hareket gençlerin omuzlarında yükselmiştir.

Portalın şimdiden hayırlı olmasını dileriz. Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

 

Ahmet Tek İttihad-ı İslam'a inanarak söyleşti

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2010, 16:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
eflatun yakubev
eflatun yakubev - 9 yıl Önce

arkasına genci almış yanına kurtubayı işte geliyor Selman... yolların açık olsun kardeşim...

Cihad
Cihad - 9 yıl Önce

Yeni portal çalışmasının büyük bir boşluğu dolduracağını düşünüyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun.

garip
garip - 9 yıl Önce

bu konuda s.karakoc un yıllardır calısmasını yaptığı uc kılıt kelımenın anlamlarının özümsenmesı ve ınsanlara cok kuvvetlı bır dılle acıklanması gerekmektedır. mıllet, medenıyet, dın.. bu uc kelıme bırbırıne alabıldıgıne baglıdır. bu bagı saglayan ve zaten de temelde konumlanan cevher ıse ıslam dır. kanaatım su yonde kı, bu kavramların gercek manası ınsanımıza acıklandıgı takdırde, sorunlar cozumlenecektır.

Cemal Sağlam
Cemal Sağlam - 9 yıl Önce

İttihadı islamı savunan yegane dergi mi gaz vereceğim diye yapmayın böyle şeyler

Hüseyin
Hüseyin - 9 yıl Önce

Dostu, düşmanın çizdiği çizginin ötesinde kabul etmenin anlamsızlığını, vicdansızlığını, akılsızlığını sorgulayan insanların varlığı adına,
şükürler olsun Allah'a...

banner8

banner19

banner20