İsrail için sonun başlangıcı: Mavi Marmara

Mavi Marmara şehitlerinden İbrahim Bilgen’in oğlu İsmail Bilgen, Mavi Marmara ve üstünden geçen beş yıl hakkında Elif Bayır'ın sorularını cevaplandırdı..

İsrail için sonun başlangıcı: Mavi Marmara

Mavi Marmara gemisinin uluslararası sularda saldırıya uğramasının üzerinden bugün tam beş yıl geçti. Bu beş yıl içinde zaman zaman gündeme geldi Mavi Marmara ve o saldırıda yaşananlar hiçbir zaman unutulmadı. Mavi Marmara şehitlerinden İbrahim Bilgen’in oğlu İsmail Bilgen ile Mavi Marmara ve üstünden geçen beş yıl hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Mavi Marmara ile ilgili birçok programa Bülent Yıldırım, Gülden Sönmez gibi isimlerle birlikte katılan İsmail Bilgen, İHH camiasında gönüllü bir isim...

Mavi Marmara hakkında birçok şey yazıldı, söylendi. “Mavi Marmara çağımızda Nuh’un gemisidir” gibi ifadelerle karşılaştık. Siz babanızı o gemide şehit verdiniz, sizce Mavi Marmara nedir?

Mavi Marmara, mazlumların kendi hallerine bırakıldığı ve çığlıklarının herkesçe kulak ardı edildiği bir zamanda, onlara uzanan yardım eliydi. Kardeşlerimize yapılan bir kardeşlik göreviydi. Hem mallarımızla hem de canlarımızla sınandığımız ve bilfiil ikisinden de geri adım atmadığımız kutlu bir yürüyüştü. Zahirde Filistin’e, Gazze’ye giden ancak etkisiyle bütün dünyaya ulaşan bir gemiydi. Mavi Marmara için birçok isim ve sıfat uygun görülebilir. Zira o Allah’ın takdiri ile planlananın da çok ötesinde sonuçlar doğurmuş, şu âna kadar dokunulamaz kabul edilen ve zalimlikte çığır açmış İsrail’e çok ağır bir darbe vurdu. İnşallah inancımız odur ki, bu gemi İsrail için sonun başlangıcı olmuştur.

Saldırıların üzerinden beş yıl geçti. Biz bu beş yılın ardından gerçekten Mavi Marmara hedefine ulaşamadı mı diyeceğiz? Yoksa aksini söylemek mümkün mü?

Elhamdûlillah Mavi Marmara hedeflerine ulaşmakla kalmadı, yoluna devam ediyor. Mavi Marmara’nın amacı Gazze’ye yardım ulaştırmaktı. Bunun yanında orada süren hukuksuz ablukaya insanların dikkatini çekmekti. Mavi Marmara cismen Gazze limanına ulaşamasa da bütün bunları başardı. Mavi Marmara’nın etkisi ile Gazze’de abluka hafifledi, dünya üzerindeki bütün vicdan sahipleri ayağa kalktı ve İsrail’in kendisi için çizdiği ezilmiş mazlum imajının aksine nasıl bir terör devleti olduğu herkesçe bellendi. Belki de en önemlisi, karışan kanlarımız bize, Müslümanlara kardeş olduklarını yeniden hatırlattı. Tek başına mücadele etmekten yorulan Gazze halkına yalnız olmadıklarını hissettirdi. Gazzeli kardeşlerimiz bunun onlar için ne kadar önemli olduğunu bilfiil aktardı.

Şüphesiz Mavi Marmara’nın yola çıkması için birçok sebep vardı. Peki babanızın o gemide olmasının sebepleri nelerdi sizce?

Babam kendisi için takva yolunu seçmişti. Evvelden beri Müslümanların dertleri ile dertlenir, yakın çevresinden başlayarak mazlumlara, ihtiyaç sahiplerine, vakıflara ve talebelere gücü nispetince yardım ederdi. Hizmet en büyük nimetti onun için. Yaptıklarına karşılık ücret olarak da yalnızca “Allah razı olsun” demelerini isterdi. Filistin’in ise apayrı bir önemi vardı onun için. Çünkü Allah’ın mübarek kıldığı o topraklarda, Siyonist rejimin yıllardan beri süregelen zulmü söz konusuydu. Bu zulme karşı yardım elini uzatmaktan aciz kalınması, bütün Müslümanların içini yakmaktaydı. Babam da duyarlı bütün insanlar gibi Mavi Marmara’yı mazlumlara bizatihi yardım için fırsat bildi. O, bütün yolları deneyerek adını önce o gemiye, sonra şehitler kervanına yazdırmaya muvaffak oldu. Allah şehadetini kabul etsin.

Hep söylediğimiz gibi, Mavi Marmara’ya yapılan saldırı uluslararası sularda gerçekleşti, sizce hangi amaçla yapıldı bu saldırı?

İsrail kendince hesaplar yaparak Mavi Marmara’yı ve sonrasında çıkabilecek benzer girişimleri engellemek istedi. Mavi Marmara’nın dünya ile iletişimini kesip katliama girişmek istedi. Böylece insanlara gözdağı vermiş, dünyayı da medya gücünü kullanarak anlattığı masallar ile kendi tarafında çekmiş olacaktı. Ancak Allah’ın da bir hesabı var. Onlar yedek frekanstan canlı yayının devam ettiğini fark ettiklerinde, dünya çoktan zalimliklerine şahit olmuştu. Mavi Marmara’nın dünya nezdinde etki uyandırmasının en büyük sebeplerinden biri de belki İsrail’in bu ahmakça girişimiydi. Allah onları şaşırttı. Kibirlerinin kurbanı oldular. Uluslararası sularda silahsız seyreden bir gemiye saldırsak da bize bir şey olmaz dediler. Ancak elhamdülillah bu sefer yaptıkları yanlarına kâr kalmadı ve bundan sonra da kalmayacak inşallah! İsrail’in dokunulabilir olduğunu herkes gördü bir kere. Yani rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in tabiriyle surda bir gedik açıldı.

Saldırının ardından başlayan hukuki süreci nasıl okumalıyız? İsrail tarihi ve bizim açımızdan nasıl bir önem arz ediyor bu süreç?

İsrail’in gücü yüksek teknolojiyle donatılmış askeri unsurlarının yanında; medya, ekonomi ve hukuk gibi birçok alana dayanır. Bu bakımdan bir kene gibi dünyanın kanını emen İsrail’e karşı mücadele yalnızca tek koldan yapılmamalıdır. Bu hukuki süreçleri Kudüs davasının bir ayağı olarak görmemiz gerekir.

Saldırıdan sonra İsrail aleyhine Türkiye dâhil dünyanın çeşitli ülkelerinde davalar açıldı. Bu davalardan çıkan kararların sözleşmeler gereği İsrail’e bağlayıcılığı mevcut. Öncelikli olarak İsrail’in suçlu olduğu bu davalar sayesinde tescillenmiş olacaktır. Bu da yıllardır çizdiği mazlum portresine ciddi zararlar verecektir. Hukuki dokunulmazlık tabusu aşılmış olacaktır. İsrail’in hakkını gasp ettiği diğer insanlar da bu davalardan cesaret alıp kendi davalarını açacaklardır. Uluslararası alanda yürütülen davalar bilhassa Filistinli vatandaşların hakkını arayabilmesi için öncü olacaktır. Bu davalar sayesinde İsrailli katliam sorumluları ülkelerinin dışına tutuklanma korkusu ile çıkamayacak duruma gelecektir. Bu da verilen her emri bize bir şey olmaz güveniyle korkusuzca uygulayan, özellikle dünyanın dört bir yanından İsrail’e askerlik yapmak için gelen İsrail vatandaşları arasında huzursuzluğa yol açacaktır. Halihazırda devam eden soruşturmalardan dolayı dahi dönemin komutanlarından gözaltına alınıp serbest bırakılanlar, seyahatlerini tutuklanma korkusu ile iptal edenler, havaalanında dönenler olmuştur.

Davanın devam ettiği süreçte ne gibi kararlar verildi? Herhangi bir yaptırım söz konusu mu?

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) Mavi Marmara’nın bayrak devleti olan Komor devleti adına başvuru yapıldı. Başvuru UCM’de kabul edildi ve incelemelere başlandı. Bu incelemenin sonucunda UCM, Mavi Marmara’nın sivil bir gemi olduğunu, gemide silah bulunmadığını, İsrail’in suçu kendisine silahlı bir mukavemet sonucu değil de kasten ve gemidekilerin sivil olduğunu bilerek işlemiş olduğunu belirledi. Böylece bizim taleplerimizin birçoğunu kabul etmiş, İsrail’in tezlerini çürütmüş oldu. Ayrıca İsrail’in Mavi Marmara’da bir savaş suçu işlemiş olduğunu belirterek suçun varlığını kabul etmiş oldu. Öte yandan UCM, bu davaya bakabilmek için suçun ağırlık derecesinin yeterli olmadığına karar verdi. Bu karara itiraz edildi. Bu itirazı inceleyen heyet, UCM başsavcısının eksik inceleme yaptığını ve mağdurların dinlenilmesini kararlaştırdı. Bu çok önemli bir gelişmeydi bizim açımızdan.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde süren davada İsrailli sorumlular hakkında Interpol’le arama kararı verilmişti. Bunun yanında Mavi Marmara’da bulunan Anadolu Ajansı muhabiri Yücel Velioğlu’nun İsrail aleyhine Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı tazminat davasında mahkeme 40 bin lira manevi, 6 bin 103 lira da maddi tazminat ödenmesine hükmetti.

Bütün bu davaların gerekli işlemler yapıldığı takdirde İsrail’e etkisi büyük olacaktır. Bu konuda detaylı bilgi edinmek için avukatlarımızın açıklamaları mutlaka takip edilmelidir.

İsrail elbette ki hak ettiği asıl cezayı Mahkeme-i Kübra’da alacaktır!

Siz kendi adınıza varılan noktadan memnun musunuz? Uzun vadede ne gibi beklentileriniz var?

Elhamdûlillah, dün bakıldığında ulaşılması çok zor gelen noktalara bugün varmış durumdayız. İsrail terör devleti için kıskacın daraldığına, zamanın azaldığına şahit etmekteyiz. Dünya kamuoyunun Filistin’e karşı daha duyarlı hale gelmesi, vicdan sahibi insanların artması, İsrail’in zalimliğinin herkesçe malum olması, başta ülkemiz olmak üzere İsrail’e karşı tavır alan devletlerin artması bizi sevindiren gelişmeler. Ancak memnun değiliz tabi ki. Çünkü daha yapılacak çok iş vardır.

Gazze’deki abluka kamuoyu baskısını azaltmak amacıyla başta hafifletilse de bugün geldiğimiz noktada, İsrail ve Mısır diktatörü Sisi’nin ortak çabalarıyla daha da sıkılaştırılmıştır. İsrail’in Gazze ve Filistin’in geneli üzerindeki baskı ve zulümleri devam etmektedir. Kudüs halen esirdir. Öte yandan Suriye, Mısır, Arakan, Patani, Orta Afrika, Doğu Türkistan ve daha birçok coğrafya kan ağlamaktadır. O yüzden Müslümanlar rehavete kapılmadan her geçen gün daha faydalı nasıl olurum hesabını yapmalıdır.

Mavi Marmara davaları Çağlayan'da birçok insanın adliye önünde bekleyişiyle akıllarda kaldı. Geçen süreç içinde oluşan iyi/kötü Mavi Marmara algısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şükürler olsun ki Mavi Marmara konusu Türkiye’de toplumun en yüksek yüzdelerle mutabakat sağladığı bir konu oldu. Türkiye’de ve dünyada insanlar Mavi Marmara’ya destek oldular, onu yalnız bırakmadılar. Yeni bir filo düzenlenmesi durumunda katılmayı arzu eden insanların sayısı arttı.

Dünyada da Mavi Marmara algısı çok olumlu oldu. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bir sebebi Mavi Marmara’nın tamamen şeffaf biçimde hazırlıklarını tamamlayarak ve hedeflerini deklare ederek yola çıkması, haklılığı ve İsrail’in açık zulmüydü. Diğer bir sebebi de gemide toplumun birçok kesiminden vicdan sahibi insanların bulunmasıydı.

Mavi Marmara’nın tekrar yola çıkacağı konuşuluyor, böyle bir proje var mı? Varsa bize hakkında bilgi verebilir misiniz?

Genel olarak ablukanın kaldırılması ve Kudüs’ün özgür kılınması için çalışmalar, projeler sürmektedir. Bu çerçevede Mavi Marmara’nın yeniden yola çıkması da düşünülmektedir. Bunun için yakın zamanda Mavi Marmara’nın da bir parçası olduğu özgürlük filosunun organizatörleri ile toplantı yapılmış ve yeni bir sefer düzenlemenin gerekliliği konusunda hemfikir olunmuştur.

Mavi Marmara her an için yola çıkmaya hazır durumdadır. Ayrıca Gazze için, mazlumlar için hizmet vermeye devam etmektedir. Mavi Marmara’nın içi mazlum coğrafyaları anlatan bir müze olarak tasarlanmış, Samsun’dan başlayarak insanlara, çok yakın oldukları halde bilmemekten ötürü uzak bırakıldığımız mazlum coğrafyalar hakkında bilgilendirme çalışması yapılmıştır. Çanakkale’ye şehitlerimizi anmak için yolcuları öğrencilerden oluşan çok anlamlı bir sefer yapmıştır.

Kendi adınıza eklemek istediğiniz başka bir nokta var mı?

Bunca güzel gelişme ancak insanların samimi girişimleri ve yüce Allah’ın inayeti ile olmuştur. Aziz şehitlerimizin tertemiz kanları ile de bereketlenmiştir. Allah bu uğurda malıyla ve canıyla mücadele etmekten geri durmayan aziz şehitlerimizin şehadetlerini kabul etsin. Zalim İsrail’in kurşunuyla şehit olmak ne büyük şereftir. Onlar yaşamları ve şehadetleri ile bizim yolumuzu aydınlattılar. Üzerimizdeki ölü toprağını atmamıza yardımcı oldular. Mazlumlar için açtıkları yolu hepimize miras bıraktılar. Allah bize de yollarını sürdürmeyi nasip etsin.

Biz de sizin duasına amin diyerek röportajı noktalayalım. Allah mazlumların ve mazlumları dert edenlerin yardımcısı olsun.



Elif Bayır konuştu

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2015, 14:41
YORUM EKLE

banner19