banner17

İslamcılar Ekşi'yi fethedecek mi?

Ekşi Sözlük'te İslamcı değilim diyen Müslüman yazarlar nerede durduklarını anlatıyorlar..

İslamcılar Ekşi'yi fethedecek mi?

Ekşi SözlükEkşi Sözlük’teki İslamcı yazarların fetih konusunda ortak bir tavrı var. Nerdeyse hepsi, Ekşi Sözlük’ün fethedilebilecek bir yer olmadığı kanısında. Bu konu her gündeme geldiğinde sadece gülüp geçtiklerine şahit oluyoruz.

Sonuç olarak, her kesimden insanın her gün defalarca kez girip, bilgi edinmek amaçlı kullandığı Ekşi Sözlük, Türkiyeli Müslümanlar için de vazgeçilmez bir kaynak ve bunu kimse inkâr edemiyor. Ekşi Sözlük’e atılan bir virgül işareti bile kayıtlara geçiyor.

KimlikEkşi Sözlük’te Müslüman bir kimliğe sahip olup, sözlükte karşıt gruplar tarafından İslamcı olarak yaftalananlardan bazıları İslamcı olarak tanımlanmaya itiraz ediyor. İslamcı yazar olmadıklarını söylüyor. Kendilerini yalnızca Müslüman bir kimlikle tanımladıklarına vurgu yapıyor. İşte o açıklamalar:

 

UsuyitikUsuyitik: Batının tekniğini almış ama ahlakını alamamış bir ortam Ekşi Sözlük. Bu yüzden herhangi bir kanonu yoktur. Bir ahlak kitabı, erdemler risalesi, Mardin'in deyimiyle iyi-güzel-doğru anlayışı yoktur. Yalnızca devletin çizdiği hukuki sınırlar söz konusudur. Çok dışarıdan bakarak bir yorum yapılacaksa özgürlüğün alabildiğine hissedildiği bir forumdur Ekşi Sözlük. Ama yakınlaştıkça pervasızlık ve nefretin ziyadesiyle hakim olduğu vahşi bir cangılı andırır. Türk usulü külhanbeyi bir anarşizm söz konusu, entellektüellik genelde yakalardaki rozete tekabül ediyor. Her kesimden insanın olması güzel elbette. Lakin her seviyeden insanın olması kaosa sebep.

İslamcılık, stajlarını batıda yapan tanzimat dönemi terzilerinin biçtiği bir gömlektir. İsmail Kara, "İslamcı olmak için Müslüman olmak gerekmez" gibi bir şey demişti. Bu yüzden kendimi hiçbir zaman İslamcı olarak görmedim. Peki, hayatımın her alanında Müslüman bir insan olarak mı varım, o da tartışılır. Müslümanlığı bu kimlikler pazarında tezgah açmayacak kadar müstağni bir durum olarak kabul ettiğim için kendimi modern bir insan olarak kabul ediyorum. Çünkü yaşantım, alışkanlıklarım, giyim kuşamım, gündelik hayatımda muhatap olduğum kurumların hepsi bana modern ritüelleri ister istemez dayatıyor. Lakin müntesibi olduğum dinden dolayı belirli bir ahlaka bağlıyım. Bu ahlakla Ekşi Sözlük’te bulunmak zor elbette. Mesela, kutsalınıza pervasızca saldırılırken üzülüyor, cevap vermek istiyorsunuz. Ama o zaman da seviye farkı ortaya çıkıyor ve can sıkıntınız artıyor.

Eğer İslamcılık derken Müslümanlık kastediliyorsa hakikaten Müslüman olan bir adamın buralarda dolaşması pek makul gelmiyor bana. Yok eğer ahlaki bir tercih kastediliyorsa sınırları belli olmayan muzır bir özgürlüğün hakim olduğu bu alanda ahlak yalnızca bireysel anlamda söz konusu olabiliyor. Eğer, siyasi bir görüş kastediliyorsa, siyaset denen kirli oyun için büyük bir staj alanı olarak kabul edilebilir Ekşi Sözlük. Bu bağlamda da kendilerini İslamcı telakki eden arkadaşların şikayet etmelerine gerek yoktur. Bir de bizim hastalıklı kodlarımızda bir fetih anlayışı vardır, Ekşi Sözlüğü fethetmeye çalışan arkadaşlar varsa onlara da gülerek "gazanız mübarek olsun" diyorum.

 

Nereye bu gidişNereye Bu Gidis: Ekşi Sözlük’te İslamcıdan ziyade Müslüman olarak tanımlanmayı tercih ederim. Tabii diğer yazarların çoğunun, entry’lerimi okuyunca beni konumlandırdığı isim “İslamcı” oluyor herhalde.

Sözlük kozmopolit bir ortam. her yaştan her düşünceden yazar var fakat yoğunlukları gerçek hayattaki yansımasından farklı tabii. Bir de gerçek hayatta biraraya gelmemiz mümkün olmayan kişilerle bu ortamda karşılaşma imkanı var. (Gerçek hayatta bu kadar çok ateistle karşılaşmak mümkün değil mesela. Varsa da maalesef bunu ifade edemiyorlar.) Bu imkân, birbirimizi anlamak, yolunda müspet katkılar sağlıyor haliyle.

Aynı durum tüm farklı düşünceler için geçerli aslında. Sözlüğün çoğunluğu hangi düşünceden olursa olsun, İslam’ın bir hayat tarzı olarak benimsenmesi fikrine karşı. Bu fikirlerini serdederken bir kısmı art niyetli olsa da yeterli ve doğru bilgiye sahip olmadıkları için yanlış yorumlar yaptığına inandığımız büyük bir çoğunluk da var. Bu fikirler tartışıldığında bir Müslüman olarak -eğer biliyorsak- doğru bilgileri aktarma mecrasına sahip olmak da lehimize olan diğer bir husus. Ayrıca güncel olayları, bu çoğunluktan farklı olarak, her zaman doğru olduğu iddia edilemese de daha ayakları yere basan, halkın genel eğilimini de yansıtan veya en azından farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak ve bu farkı hissetmek yazarlığın kıymetini arttırıyor gözümde.

Neticede Müslüman olmak en asil bir duygu, yazmak da hoş. İkisi birlikte olunca tadından yenmiyor.

 

WazowskiWazowski: Kimilerilerine göre 'arka' olan 'mahalle'nin yazarlarıyız. Sözlükteki laikçi, aydın, Beyaz Türk mottosunu Türkiye profili olarak görmek isteyen çoğunluğun dışında kalıyoruz. Zaman zaman hazımsızlıklar oluyor.

İslamcıların söyledikleri ya da varoluşları bazı sözlük yazarları tarafından 'dincilerin Ekşi Sözlük'te cihad yapması' gibi adlandırılsa da, gözlemlediğim kadarıyla İslamcıların sözlükte hiçbir dini görüşle, siyasi düşünceyle hatta cinsel tercihle alıp veremediği yok. Burada geleneksel Müslüman ve İslamcı ayrımını yaparak bunu söylüyorum. Yeni nesil İslamcı sözlük yazarı profili bilgisi/görgüsü ve heyecanıyla bana enerji veriyor!

 

Elfİthil: “İslamcı” çok yeni bir tabir. En fazla 150 yıllık bir geçmişi var. İsmail Kara hocamız İslamcılığı Tanzimat’a kadar götürür. Ama bana göre son yüzyıl “İslamcı” denilen kesimin kendini tanıyıp tanımlama isteğinin bir başlangıç noktası olduğundan, yuvarlak olarak yüzyıl, “tabir” için bana daha sağlıklı bir zamanlamaymış gibi geliyor.

Peki, kimdir İslamcı? Tdk efendi: ‘Müslümanlığın esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen’dir diyor. Ama bu tanımda çok ciddi sorunlar var. Bir kere “dini hayat” ne demektir? Bir kimse kendi hayatını “dünyevi hayat” ile “dini hayat” diye bıçakla kesercesine iki parçaya ayırır mı, mümkün müdür?

Hayat her şeyiyle insanın içsel veya dışsal etkilerinin toplamının sonucunda çıkan bir dışavurumdur. Buna karşılık, hareketlerini “bunu din için/dünya için yapıyorum” diyebilir ki deniyor da. Peki, bu sözü kim söyler? Kısaca kendini “laik zanneden” bir kimse diyebiliriz ki “laik” kavramından da bihaberdir, keşke birisi şunu anlatsadır: bu bir devlet şeklidir, kişisel bir tercih olması imkânsızdır. Bu insana aykırı bir durumdur. Çünkü din boyunduruğuna girmiş bir kimse, dini hiçbir şekilde hayatına ve görüşlerine yansıtmasa da her haliyle onunla etkileşimdedir, o fark etse de fark etmese de böyledir. Ha ateist olur, farklı bir şeyi hayatının merkezine oturtur, o zaman din ile kişisel bir yüzleşmeye girişmez, o durum başka.

Ancak, dinin çatısı altına girmiş, hele ki İslam’ın örtüsüne bürünmüş bir birey ise, elini taşın altına koymayı kabul etmiş demektir. İslam inananı, son nefesini teslim edene dek kuşatır. Dışımızdaki ve içimizdeki beş duyumuzla (görmesi, koklaması, tatması, işitmesi ve dokunması da dâhil hissi müştereği, hayali, vehmi, hafızası, muhayyilesi ile de –ayrıca yazar burada Dücane Cündioğlu’na selam çakmaktadır-) kendisine tam bir şekilde teslim olmak demektir İslam. Yok, sosyalmiş, yok ekonomikmiş, yok politikmiş, ayri gayrı demez, dedirtmez.

İslam anlayışımızın yozlaşmasıyla, ne zaman dine, hayatımızın bir yerine kadar karışma ruhsatı verip, işine gelmediği yerde “burası yassah” dedik, işte o gün İslamcılık dediğimiz “nur topu gibi” bir ucubeyi dünyaya getirdiğimiz gündü (doğar doğmaz ad koymaz Türkler, hem Türklük, Müslümanlık kavramları ise başka bir destana konu olmalıdır). Onu günlük hayatın sembolik yerlerine kolayca eklemleyip, özel hayata nüfuz ettirmeyecek bir zırh yaptık. İnsan ürünü olmasının en doğal sonucu olarak sayısız eksik gediğe sahip, bu yüzden yamalı bohça haline getirilmiş düşünce sistemlerine bürünmüş gayri müslimlerin karşısına, bu tıngır mıngır zırhı giymiş zayıf ve garip yapayalnız bir “mümin” olarak dikildik. Hala, bundan medet umacak kadar da safız maalesef.

Gayrimizdeki düşünce sistemlerini küçümsediğim anlaşılmasın sakın. Biz bile kendimizi tanımlayamadığımız veya yine işimize gelemeyen bir nokta oldu mu onlarla tamamlıyoruz kendimizi. Örnek bol, akademik olarak bile eurosentirik veya Marksist tarihten başka bir bakış açısını geliştiremediğimizden yakınılıyor. Müslüman ekonomistler yazılarında İslami solculuğa yaklaştırıp fotoğraf çektiklerinden dem vuruyorlar. Sokaktaki kardeşim ne yapsın. AVM mi gezsin, hem ruhu hem bedeni açken?

Bir de su açıdan bakalım. İslamcı kardeşlerim deyim yerindeyse iktidar ve de muktedir oldular diyelim. İslam’ın ruhu içlerinde dirilmeden nasıl “Müslümanca” yaşayacaklar? Güncel meselelerden örnek durumlar çıkartalım. Mesela, miras vakti iki katı pay aldığı kız kardeşinin maddi manevi halini hatrını soracak İslamcı var mıdır, yoksa nasıl olsa kocası var, o ona bakıyor, mu derdi bu İslamcı kardeş? Veya en basitinden beş vakit namazını nimetten sayarken (nimeti küçümsemek olmaz gerçi, ama namaz sadece bir nimet değildir başka boyutları da mevcuttur) Beş vakit cemaati “sünnettir” diye terk etmeyecek İslamcı olur mu(ydu)?

“İslamcı”ların tek bildiği şey olan ahkamı bol bol kestikten sonra, sen kimsin diye sorabilirsiniz, hakkınızdır: Bu kardeşiniz kendini sadece “dindar olmaya çalışan bir Müslüman” olarak tanımlar. İnşallah da öyledir.

Muhammed Eminoglu

 

Muhammed Eminoglu: Ekşi Sözlük kurulduktan sonra içindeki komünite popüler kültür ve klişeler karşıtı bir duruş edindi. Ekşi Sözlük'ün karşıtı olduğu popüler kültür ve klişeler toplumun sahip olduğu unsurlara göre belirlendi. Bunun sonucu olarak da Türk toplumunun en belirgin özelliklerinden biri olan İslam’a karşı toplu halde seküler bir duruş elde edildi.

İşte Ekşi Sözlük içindeki bu klişe haline gelmiş sekülerlik olgusu İslamcılar tarafından yıkıldı. Türkiye içinde Ekşi Sözlük geçmişte nasıl aykırı ve ezber bozan bir ses olmayı başardıysa İslamcılar da bunu Ekşi Sözlük içerisinde başardı. Ekşi Sözlük'te İslamcı olmak, ezber bozan bir sitedeki ezberleri bozmak keyfini veren bir husustur, bu gruba ait olmaktan gayet memnunum.

 

Dosyamızın ilk bölümü "Ekşi Sözlüğü ciddiye almalı mı?" için tıklayınız

Dosyamızın ikinci bölümü "Ekşi Sözlük'te İslamcılık olur mu?" için tıklayınız

 

 

Selman Maltaş kimseye fetih çağrısı yapmadan konuşturdu

selmanmaltas[at]gmail.com

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2010, 18:48
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kasım Gülderen
Kasım Gülderen - 9 yıl Önce

keşke detroitli kızıl'ın da fikirleri alınsaymış. muhammed eminoglu tamam da usuyitik, nereye bu gidis, wazowski gibi yazarlar pek tanınan bilinen yazarlar değiller. başta detroitli olmak üzere daha sağlam islamcı ekşi yazarıyla yapılabilirdi bu röportaj..

El-Hasan
El-Hasan - 9 yıl Önce

Tikkat buyurduysanız,gayet düzgün bir şekilde kendini ifade edebilen,modern insanlar yukarıda alıntıladığınız.Well the question is,why those people are gathered on that medium.

Anlatabiliyor muyum neden yani.Ben nedenini biliyorum ama bunda biraz da eksi yazarlarının yanlış düşündüğünü düşünüyorum.Kendilerini harcıyorlar there.

İlk çıktığında Enis Batur'dan Okan Bayülgen'e,bir sürü insan olumlu bakmıştı bu işe.

El-Hasan
El-Hasan - 9 yıl Önce

Sonra imamhatipsözlük kuruldu.İtusozluk.Müslümanlığın kuralları çiğnenecekse,ismin eksi olması veya başka bir şey önemli değil.Birisi islama hoş bakmaz,birisi başka yerden çiğner.Sözlükler,aydınlanmada ansiklopedistler gibi bir kavram oluşturma mücadelesindeyse,kozmopolit ortamda yaşananlar fıkhı ezer geçer arkadaşlar.

Olayın ruhundan yanaysanız,nasıl tasavvuf yitirilirken herkes kaç kere zikredeceğini düşünürse,sadece ruh da temelleri yitirttirir.

El-Hasan
El-Hasan - 9 yıl Önce

Ortamın dışındaysan kavramı da kavramcıları da görürsün.İslamistleri de,islamicleri de görürsün.Hard core islamı da görürsün,soft islamı da görürsün.

Bu tip sözlüklerde,nadir sözlük adamı oluyor.O da belki bir iki entrysinde.Veya çok hakim olduğu,tecrübe ettiği bir konuda.Buradan yakalanır sözlük.Ancak en nihayetinde,nadir bazı değerli sözlükler olsa da,kendini tüketmektir.

Ortamsızlığın sonucudur diye düşünüyoruz.Vazgeçişlerin mekanıdır.Vakit kaybı değil ama,hüzünlüdür bence.

El-Hasan
El-Hasan - 9 yıl Önce

Acı olan şu ki,hemen hemen her şey gibi,kaçınılmaz bir şeydir.Yani bi adam kendini tüketecekse, sozlükte olmasa da başka bir yerde yapacaktır bunu muhakkak.Anlatabiliyor muyum,hayatındaki tüm sorunlarını çözmüş bir adamın bu tip bir sözlükte yazma işine girişmesi mümkün görünmemektedir.Çoğunlukla şunu farketmelisiniz,insanlar orda geçmişlerini yazıyor.

10 sene yazsan,sonra bu 10 seneyi niçin doğru dürüst yaşamadığını düşüneceksin.Bilgisayar oynasaydın level atlayacaktın birader.

El-Hüseyin
El-Hüseyin - 9 yıl Önce

El-Hasan'ı tanımam etmem ama şu ispatı önemli bence: "Ancak en nihayetinde,nadir bazı değerli sözlükler olsa da,kendini tüketmektir.
Ortamsızlığın sonucudur diye düşünüyoruz.Vazgeçişlerin mekanıdır.Vakit kaybı değil ama,hüzünlüdür bence."
kimine göre vakit kaybı da olabilecek bişey aslında. ekşi-ihl-vesaire sözlkler eleştirmeye ihtiyaç duydukları adamlar, nesneler, cisimler, olaylar, olaysızlıklar üzerinden zeka patlatma özgürlüğü edinmiş bir ortam. iyi veya kötü yönleri muhakkak var.

El-Hüseyin
El-Hüseyin - 9 yıl Önce

korkunç olan şu ki Tarık Tufan'ın da Kafa Dengi'nde söylediği gibi "Eleştiri ortamımız yok!" bunu daha öncesinde Ömer Erdem gibi pek çok şair de söyledi. Eleştiri ortamı için bir alternatif bile diyemiyoruz e-sözlüğe. çünkü yüzlerce insan yazıyor bilinmedik kimliklere sığınarak yazıyor ve içinde abuksubuk laflar da var, büyükbabamdan duymuşum gibi etkilendiğim tespit ve hikmetli 'söz'ler de var. zeka,ironi de var saçmalık ve iftira da...

El-Hüseyin
El-Hüseyin - 9 yıl Önce

eleştirel bakmak önemli ama ucuz değil, olmamalı. bu vb. ortamlardaki bazı varlıklar ya eleştirilerinin arkasında durmuyor, ya da boylarından büyük laflar ederek –kendi zekasını dahi-çirkinleştiriyor.

niye sözlüklerde harcanır bu enerji? ciddi eleştiri ortamı olsun daha gerçekçi değil mi? "sözlüklerde cihat" desek buna verimli bir sonuç alabilir mi? yoksa tükenen onca sözün vakti...
yok yok ... eleştiri ve eleştiri ortamı gerek bize...


banner8

banner19

banner20