İslamî eğitim çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor

Anadolu'da Kültür Sanat söyleşilerinde Kayseri'de faaliyetlerini sürdüren Venhar Kur'an Evi'nden Mehmed Durmuş ile konuştuk.

İslamî eğitim çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor

Dünya Bizim olarak, Anadolu'da kültürel alanda neler yapılıyor, bir canlılık/ hareketlilik var mı, böyle bir canlılık varsa bu ülke sathında bir kültürel "ayaklanma"ya/ şahlanışa vesile olabilir mi, bunları masaya yatıralım istedik. Ve Anadolu'daki vakıf ve derneklerin kapılarını çaldık. (“Anadolu'da Kültür Sanat” üst başlıklı bu söyleşi dizimizin gerekçesi: http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=20544 )

Kayseri'de faaliyetlerini sürdüren Venhar Kur'an Evi'nden Mehmed Durmuş ile konuştuk.

Vakfınız/derneğiniz hangi amaçlarla, ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Biz vakıf da değiliz, dernek de. İsmimizin içinde illa bir ‘vakıf’ ya da ‘der’ uzantısının olmasını gerekli görmüyoruz. Venhar Kur'an Evi olarak üçüncü yılımıza girmiş bulunmaktayız. Kuruluş tarihimiz 2013 yılının başıdır. Venhar Kur'an Evi, Mehmed Durmuş, Bünyamin Zeran ve bir grup arkadaşımız tarafından kurulmuştur.

Kuruluş amacımız, “Din’e Karşı Din”de, ‘karşı din’in değil de, onun karşı olduğu Din’in safında yer alarak, öncelikle nefislerimizi o Yüce Din’e teslim etmek; Din’e karşı olan Din’in de ipliğinin pazara çıkartılması nevinden pek ulvî davada bizim de mütevazı bir katkımızın olması için elimizden gelen çabayı sarf etmektir.

Kurumunuzda ne tür kültürel/sanatsal faaliyetler yapılmakta? Sürekli faaliyetleriniz neler?

Belki ‘mescidimiz’ olarak adlandırabileceğimiz kurumumuzda kültürel ve sanatsal faaliyetlerden ziyade, İslam’ın öğrenilmesi/öğretilmesine yönelik faaliyetler yapılmaktadır. Bununla beraber, 2014 yılı Mayıs ayı içerisinde gençlerimiz tarafından Venhar Kur'an Evi’nde bir şiir dinletisi düzenlendiğini de belirtmiş olalım.

Venhar Kur'an Evi’nde ağırlıklı olarak Kur'an tefsiri, siyer okumaları, hadis-sünnet ve nübüvvet seminerleri, kavram analizleri, umuma açık haftalık seminer çalışmaları ve bilhassa çocuklara ve gençlere yönelik İslamî eğitim çalışmaları, faaliyetlerimizin belli başlılarıdır. Ayrıca genç öğretmenlerimiz tarafından yürütülen, -mekân olarak Venhar Kur'an Evi’nde olmasa da-, Arapça öğretim faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bunun yanında kır yürüyüşlerine, çocuklarımıza ve gençlerimize doğayı sevdirmeye çok önem vermekteyiz ve buna yönelik etkinliklerimiz de düzenli olarak sürmektedir.

Ramazan ayında her akşam kardeşlerimizle birlikteyiz. 1435 yılı Ramazan’ında iftardan sonra kendi mekânımızda “Hz. Ömer” dizisini izledik. Siyer bilgilerimizi yenilemiş olduk, filmin kritiğini yaptık. Bu seneki Ramazan programımız muhtemelen yine bu minvalde olacaktır. Ramazan bayramını mutlaka Venhar Kur'an Evi’nde idrak etmekteyiz. Mücbir sebepleri olanların dışında bütün kardeşlerimizle bayramın birinci günü sabah namazı vaktinden itibaren Venhar Kur'an Evi’nde toplanmaktayız. Namaz, dua ve sohbetlerden sonra birlikte bayram sabahı kahvaltısı yapıyoruz ve orada bayramlaşıp öyle ayrılıyoruz.

Etkinliklerinize gençlerin katılımı ne düzeyde?

Yukarıda özetlediğimiz üzere, etkinliklerimiz yaş gruplarına göre farklılaşmaktadır. Dolayısıyla, mesela orta yaş ve üzerine hitap eden tefsir çalışmalarında gençler fazla yoktur. Fakat mesela çocuk eğitiminde katılım oldukça iyi, gençlere yönelik eğitici çalışmalarda ise imkânlarımız elverdiği oran itibariyle yeterli düzeydedir. Bizler zaten bu tür çalışmalarımızda nicelikten ziyade niteliği önceleyen bir anlayışa sahibiz.

Kurumunuzda gençlere çeşitli sorumluluklar da veriyor musunuz? Varsa, ne tür sorumluluklar alıyor gençler?

Gençlerimizin sorumluluk almalarını bilhassa istiyor ve önemsiyoruz. Mesela çocukların eğitiminde üniversite öğrencilerinin görev alması elzemdir. Bu şekilde çok tecrübe kazanmaları mümkün olmakta, kendi eğitimlerine büyük katkısı olmaktadır. Bunun dışında, haftalık seminer çalışmalarında gençlerimizin görev almalarını özellikle talep ediyoruz. Mesela büyük aile toplantılarımızda, gerek irticali, gerekse önceden belirlenmiş gündemli ve araştırma esasına dayalı, konulu eğitici çalışmalarda büyük-küçük ayrımı yapmadan, yediden yetmişe herkesin mutlaka görüş belirtmesini ya da hazırlık yaparak sunum yapmasını istiyoruz. Çünkü çocuklarımızın ve gençlerimizin öncelikle, toplum içerisinde söz söyleyebilecek, soru sorabilecek, sorgulayabilecek, itiraz edebilecek ve kendi tezini cesur bir şekilde sunabilecek bir yetkinlikte şahsiyetlerinin gelişmesine can u gönülden inanıyoruz. Sürüleşmenin önüne ancak böyle geçilebilir; özgüveni yüksek ama aynı zamanda edebini bilen, sadece kusur arayan değil, öncelikle kendi ödevlerini yerine getiren ahlaklı bir nesil yetiştirebilmek de ancak böyle mümkün olabilir. Şahsiyet gelişimi tamamlanmayan gençler hiçbir davaya yâr olmamaktadırlar. Bunun için gençlere, “sen bilmezsin, büyüklerin bilir” edası içinde buyurgan bir tutumdan sarfı nazar ederek, yeteneklerini geliştirici ve ifade edici, büyüklerin belki sadece rehberlik edecekleri bir yaklaşım sergilemeye gayret ediyoruz.

Matbu yayınlarınız (aylık bülten/dergi, kitap, vs.) var mı? Varsa neler?

Şu an itibariyle matbu bir dergimiz bulunmamaktadır. Bülten türünden yayınlar, hedeflerimiz arasındadır. İnşaallah Ramazan ayı öncesinde, bazı kardeşlerimizle birlikte, böyle küçük bir bülten denemesi gerçekleştirmiş olacağız.

İnternet siteniz var mı? Sürekli güncelleniyor mu?

Evet, “venharhaber” adlı bir haber sitemiz bulunmaktadır. İnternet sitemiz, yukarıda özetlediğimiz zihniyetimiz doğrultusunda yayın yapmaktadır ve Rabbimize hamd olsun ki, sitemiz yayını ilgiyle takip edilmektedir.

Taşrada faaliyet gösteriyor oluşunuzun artıları/eksileri neler?

Taşrada faaliyet gösteriyor olmanın eksisini bilmiyoruz; bizim için hep artıları vardır desek, abartmış olmayız. Dünya iletişim ve ulaşım anlamında gerçekten de küçüldü. Eskiden çok zor hatta imkânsız olan nice iletişimler ve ulaşımlar artık çok kolaylaşmış durumdadır. Bu açıdan bakıldığında, artık taşra diye bir şey kalmadı diyebiliriz. Aslında taşra olarak adlandırılan, Anadolu’nun şehirlerinin ve hatta kasabalarının ve köylerinin kıymetini bilmek gerekir diye düşünüyoruz.

İstanbul gibi -bir ülke çapındaki- şehirlerdeki vakit kaybı, kahredici trafik sorunu, aşırı gürültücü yapısı, semtler arasındaki gidiş-gelişlerin zorluğu, görece olarak daha pahalı hayat şartları gibi eksiler, taşrada artıya dönüşmektedir. Özellikle insanların birbirleriyle istedikleri her an bir araya gelebilme imkânları ve günlük hayatta, okumaya-yazmaya, sohbete, aile/ akraba/ eş/ dost/ hasta ziyaretlerine daha fazla imkân bulmaları Allah'ın bir lütfudur. Üstelik küçük/ dar ortamlarda samimiyetler daha fazla pekişmekte, saflar daha intizamlı şekilde sıklaştırılabilmektedir.

Tabi ki bu tespitlerimiz, taşrada her şeyin ‘sütliman’ olduğu anlamına gelmemektedir. İnsanın olduğu her yerde hemen hiç değişmeyen sorunlar vardır ve kıyamete kadar da olacaktır. Bizim zaviyemizden taşranın artıları galebe çalmaktadır.

Geçmişte taşranın bazı olumsuzlukları vardı. Mesela şunun şurasında 25 yıl kadar öncesinde, İstanbul’da basılan bir gazeteyi Anadolu’nun birçok şehrinde bir gün sonra ancak okuyabiliyordunuz ve bazı kış günlerinde gazete hiç de gelmeyebiliyordu. Şimdi ise internet vasıtasıyla, kırda koyun otlatan bir çoban, belki de gazetenin patronundan önce, gazete haberlerini okuyabilmektedir. Önceki dönemlerde, büyük şehirlerde ikamet eden yazar, düşünür, bilim adamı veya sanatçıların taşra halkı açısından bir ‘büyü’sü vardı; onların konferanslarından ancak basın-yayın yoluyla haberdar olunabilirdi. Şimdi ise, gelişen imkânlar muvacehesinde bu büyü bozulmuş bulunmaktadır; zikri geçen şahsiyetler taşranın köylerine kadar gidip halkla doğrudan görüşüp konuşabilmektedirler. Taşradan isteyen herkes de, istediği kişileri gidip kendi mekânlarında ziyaret edebilmektedir.

Kısacası sorun taşra-merkez sorunu olmayıp, sadece insanla alakalı olsa gerektir.

Şehrinizde kamu kurumlarıyla ortak faaliyetler de yürütüyor musunuz? Varsa neler?

Kamu kurumları bir gün Kur'an İslamı’ndan hazzetmeye başlarlarsa, belki o zaman onlarla ortak faaliyetler düşünebiliriz…

Şehrinize değer katma noktasında kendi kurumunuzu hangi noktada görüyorsunuz? Geliştirdiğiniz/ yürüttüğünüz projeler var mı?

Biz şehrimiz insanını Kur'an’a ve sünnete davet ediyoruz, sesimizin ulaştığı kadar. Şehre katılacak bundan daha büyük anlam ve değer de bilmiyoruz. İnsanımızın Kur'an’la tanışmasını, Rasulullah’ı hurafelerden arındırılmış olarak tanımasını, kısacası Kur'an’ın tazammun ettiği İslam’ı bilip öğrenmesini önemsemekten başka bir projemiz yoktur. Buna proje denebilir mi bilmiyoruz ama şehrimizde bulunan (bilhassa Suriyeli misafirler gibi) muhtaçlara da kendi imkânlarımız ölçüsünde ulaşmayı ihmal etmiyoruz.

Şu üç kavramın sizin için ne anlam ifade ettiğini birer cümleyle açıklayabilir misiniz?

* Şehir: Dinlerin ana rahmi. Tevhid-şirk mücadelesinin ezeli ve ebedi sathı. Nebilerin müzzemmil ve müddessir olmaktan çıkıp, Firavunlarla yüzleştikleri mekanlar.

* Kültür: Bir plastik parçasının bir türlü toprakla hemhal olamayışı gibi, bize son derece yabancı, nesebi belirsiz, ucube bir sözcük.

* Gençlik: Dinamizm, umut, heyecan, enerji, korkusuzluk, edep, saygı; bir toplumun geleceği.

 

Fatih Pala konuştu

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2015, 10:47
banner12
YORUM EKLE

banner19