İçinizdeki Öküze Oha Deyin

Kişisel gelişim kitaplarının zararları hakkında yararlı bir kitap; Bülent Akyürek'in "İçinizdeki Öküze Oha Deyin" üzerine sıcak bir söyleşi...

İçinizdeki Öküze Oha Deyin

Kişisel gelişim kitaplarının zararları hakkında yararlı bir kitap; Bülent Akyürek'in son kitabı "İçinizdeki Öküze Oha Deyin" üzerine sıcak bir söyleşi...

 

Abi,  “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” adlı son kitabın Kentkitap'tan çıktı, hayırlı olsun. On yedi yaşından beri birçok kitap yazdınız, yaş kırk oldu. Bülent Akyürek'ten her yıl bir kitap bekleyelim mi?

 

Yazar olmaya karar verdiğimden beri bir yerde çalışmıyorum. Türkiye'nin belki de üç bağımsız yazarından biriyim. Okuyup yazmaktan başka işim yok. İnanın, Allah'a şükür, yazmakta hiç zorlanmadığım için her ay bir kitap çıkarabilirim ama bir yıl dişimi sıkıyorum. Size kısa gelen bir yıl benim için o kadar uzun ki! Kitabı yazdıktan sonra tashih, kapak, yayına hazırlık, dağıtım, röportajlar, kavgalar beni öyle yoruyor ki, anlatamam. İşin bu tarafına bakarsak en kolay tarafı yazmak aslında...

 

Sadece yazmak gibi bir şansım olsaydı her ay çok iyi bir kitap yazabilirdim sanıyorum. Çok yazmaktan utanmıyorum. Benim kadar çok kitap okuyan bir insanın çıldırmamak için yazmaktan başka çaresi yoktur. Kendime, başkalarına, dünyaya ve okuyucularıma yazarak katlanıyorum : )))

 

Beklenen kitap “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” kişisel gelişim karşıtı bir kitap. Bu kitabı yazarken nasıl hazırlandın, süreci anlatabilir misin?

 

Üç yıl önce kafamı “Çılgın Türkler” bozduğu için yükselen ulusalcılık gazını kesmek amacıyla rekor satışlara ulaşan “Yılgın Türkler” kitabımı yazmıştım.

 

Yıllardır ülkemizi kuşatan, marketlerde satılan uyduruk “Kişisel Gelişim” kitaplarından rahatsızım. Çünkü bu kitaplar insanlara nefsinin kölesi olmasını, çok para kazanmayı, başarıyı, bencilliği öğütlüyor. Kişisel gelişim sektörü neredeyse din oldu.

 

Bu dinin kitaplarına ve papazlarına “Oha” demek  için yeni kitabımı yazdım. Kişisel gelişim kitapları Kuran'ın tersi! Şeytanın ilmihal kitapları olmaya başlayan bu kitapların önü kesilmezse din elden gidecek görünüyor. Yeni kuşaklar bu saçma kitaplar tarafından zehirleniyor. Sahtekâr insan tipleri türemeye başladı. Herkes başarı ve ün peşinde, herkes kendi kişiliğine, benliğine sarılıyor. Yeryüzünde egoizm, bencillik bu kadar değer kazanmamıştı.

 

Kitabımın referansları Kuran'dan, tasavvuf kaynaklarından ve geleneksel değer yargılarından alındı. Şeytani değil Rahmani bir iş yaptığım söyleniyor. Kısa zamanda birçok tebrik aldım, övgüler geliyor, öyle mutluyum ki! Galiba yazarlığın en büyük getirisi bu...

 

Hakkımı aldığım için çok bahtiyarım. Fakat,tehlikeli bir alana tekme attığım için bu işten nemalanan insanlardan tehditler de alıyorum. Sanırım okuyucularım arkamda olursa daha dik durabilirim. Kitabımın daha çok satılıp okunmasını diliyorum. Fikrimiz yayıldıkça bu kitaplar önemini yitirecek ve belki de kişisel gelişim kitaplarından bir gün kurtulmuş olacağız. Büyük televizyon ve gazetelerde röportaj yapıp bu dini yıkabilmemiz için tiraja ihtiyacım var, çok satılmasını bu yüzden istiyorum da diyebilirim.

 

Abi, biliyorsun “Deneme” kaypak bir kavram. Eleştirinin denemeye kurban edilmemesi gerekiyor. Senin de romanların dışındaki kitaplarını ( Kadınlar Üstüne Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar, Yılgın Türkler, Boş Laflar Antolojisi, Seviyordum Söyleyemedim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Çöldeki Penguen…) deneme olarak mı değerlendireceğiz? Açıkçası ben pek taraftar değilim. Daha bütünlüklü okunmalı gibi geliyor bana, haksız mıyım?

 

Bizim camiada Aziz Nesin tavrı ve Cem Yılmaz eksikliği her zaman hissedilmiştir. Ben, geleneksel üslup ve dil çeşitlerinin ötesinde agresif ama güldürebilen bir renge denk geldiğim için birkaç açığı birden kapatıyormuşum. Öyle diyorlar! Evet, underground romanlardan sonra düzyazıya geçtiğim zaman bir yıkım ekibi gibi çalıştım. Öyle kitaplara imza attım ki “Bana nasıl sabrettiler, nasıl öldürmediler ve niye halen öldürmüyorlar?” diye düşünmüşümdür. 

 

Tarzım yıkıcı eleştiriye çok yakın. Yapıcı eleştiriye hiçbir zaman inanmadım zaten. Böyle kibarlıklardan nefret ederim. Yıllardır insanımızın klişeleri ve ezber davranış biçimlerini kılcal damarlarına kadar inceleyip yazdım. Kitaplarım stund up olarak da oynanabilir. Türün çok önemi yok belki de. Bazı insanlar benim kitaplarımla yıkıldığında, satırlarıma ironik ya da mizah süsü vermek zorunda kalıyor. Ne diyebilirim ki? Metinlerimde güldürür, düşündürür, sinirlendirir ya da sevindiririm.

 

İçimden geldiği ve o an ki ruh halime kotalar koymadığımdan dolayı yazılarımda dört mevsim yaşanabiliyor. Çok okunmak, sevilmek, küfre maruz kalmak da bu yüzden oluyor. İlgilenmiyorum doğrusu. Kafamda okuyucu ne diyecek diye bir soru işareti taşımam. Bülent Akyürek daktilosunun başındayken kimseyi takmaz ve bir tek okuyucusunun bile olmadığına inanır. Çok okunmamın, takip edilmemin sırrı niçin burada saklı olmasın?

 

En beklenmedik zamanlarda en tehlikeli cemaatlere, örgütlere, fikirlere sıkılan serseri kurşunlar gibidir kitaplarım. Kiralık katil değilim, kimsenin adamı değilim, Allah'tan başka kimseye güvenerek yazmıyorum. Olan olur… Korku içinde yazar olunmaz ki?

 

Abi,  "Müslüman Kişisel Gelişimciler" de var. Bunlara ne diyeceksin?

 

Eski nesiller mübarek bir kitap, yani Kuran-ı Kerim ile yetiştiriliyordu. Şükür vardı, rıza vardı, kader vardı. Şimdi kişisel gelişim kitaplarıyla büyüyorlar. Bu kitaplarla büyütülen nesil, yırtıcı bir avcı hayvan gibi kapitalist çağın canavarları oluyorlar.

 

Hepsi megaloman, hepsi bencil, bir çoğu kendi gövdesine tapıyor. Batı, bu çeviri kitaplarla çocuklarımızı şeytanın askeri yaptı. Bu kitapları denize dökemezsek kurtuluş yok! Kurgusunu şeytandan, elektriğini nefsi isteklerden alan Kişisel Gelişim kitaplarının bazı Müslüman yazarlarına diyecek bir şey bulamıyorum.

 

Kişisel gelişim; insanı ürün haline getiriyor, onlara bir tüketim nesnesi olarak bakıyor, hepimize kendi kendimizi pazarlayan pezevenkler olmamızı öğretiyorlar. Bizi eşrefi mahlukat makamından alıp pazarlanacak mal konumuna getiren şey kişisel gelişim dinini kuran, şeytan olmasın? Müslümanlar olarak bu dili biliyoruz, bu isteklerin kimin istekleri olduğunu anımsıyoruz, öldürmeye çalıştığımız nefsimizi ayağa kaldırmaya çalışanın kim olabileceğini bulmak zor değildir sanırım? Modern dünya kimsenin pısırık ve tembel olmasını istemiyor oysa; tembel ve pısırık kişi  Allah'ın kaderine razı olmuş mübarek bir adamdır.

 

Çalışmakla, tırmalamakla, plan yapmakla kim başarılı olmuş ki dünyada? Ya da bir şeyin başarı olup olmadığını dünyada anlayabilir miyiz acaba? Batının kişisel gelişim rahiplerini eleştirirken kendi adamlarımızı unutmadık tabii… Onlar da paylarını aldı kitabımda! Müslümanın ikinci kitabı olmaz, bir kitabı vardır ve ona göre davranmaya çalışır. Hepsi bu!

 

Abi, "ta yazacak mısın?

 

ekibini ve kadrosunu seviyorum. Sevgili Asım Gültekin'nin nazik teklifine hayır demek mümkün değildi zaten. Evet, 'ta ben de varım. En hızlı yazılarımı ilk orada yayınlayacağım inşallah… Ustura'dan sonra ilk kez bu kadar heyecanlandım. Hayırlısı bakalım…

 

Son kitabında “Neo-tasavvuf” kavramını vurguluyorsun. Bunu sen buldun ve izah istiyoruz.

 

Ben, bir gece yolda yürürken dağ buldum. Şimdi bulduğum şeyin etrafında dolaşıyor, anlamaya, tanımlamaya çalışıyorum ama yine de açıklamaya çalışayım: Hamburger yiyip, Harry Potter okuyan bir kuşağa  Stund-Up tarzında geleneksel tasavvufu ve Kuran'ı anlatmaya çalışıyorum. Tabi bunu yaparken gelenek ile modernizmi karşılaştırarak aklın sınırlarını zorluyorum. Yeni bir tarz yani…

 

Yılgın Türkler'in 2. cildini bekliyoruz yıllardır. Bir umut var mı?

 

Seneye inşallah. Gümbür gümbür okuyacağız yine…

 

“İÇİNİZDEKİ ÖKÜZE OHA DEYİN” Kentkitap'tan çıktı. Ankara'dan oluyor mu bu işler?

 

Niye olmasın ki? İşimizi ciddiye alıyoruz. Biraz fazla yoruluyoruz ama oluyor tabii…

 

Zamanın Efendisi romanının film olma durumları varmış abi. Gelişmeler nasıl?

 

Uğraşıyoruz. En sevdiğim romanımdır benim. Beyaz perdede görmeyi ben de çok istiyorum.

 

Yılgın Türkler'den sonra köşe yazarlarının dilleri sana benzemeye başladı. Senin yazılarına benzeyen yazılardan çok okuduk. İyi bir şey mi bu?

 

Bülent Akyürek hırsız mı yetiştiriyor yani?

 

Son kitabının çok satılmasını, okunmasını ve kavgayı kazanmasını diliyoruz. Zaten insanlar hararetle birbirlerine tavsiye ediyor. Biz de okurlarımıza rica etmiş olalım bu sayede…  Allah'a emanet ol abi. Bahtın açık olsun…

 

Teşekkür ederim. 'ta görüşmek üzere…

 

 

Murat Küçükçifci, söyleşti.

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2010, 18:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aybike Fırıncı
Aybike Fırıncı - 12 yıl Önce

Gerçek Hayat dergisinin şu anda bayide olan sayısında da müthiş bir söyleşisi var. Bülent Akyürek'in.

umut
umut - 12 yıl Önce

kitabını okudum bülent akyürek'in .
önemli bir eleştiri alanı.
hiç farketmediğimiz şeyleri keşfetmiş.
önceki kitaplarını da bulup okuyacağım...

Necip Güven
Necip Güven - 12 yıl Önce

Bülent Bey bize"Bütün kişisel gelişim kitaplarını atın , benim kişisel gelişim kitabımı alın çünkü ben sizden daha akıllıyım ! (?) diyor.Vahşi kapitalizmi yerden yere vururken yine vahşi kapitalizmin bayağı numarası olan sansasyonel ve kendinden başka herkesi aşağılayarak İslam adına iyi bir şey yaptığını zannediyor. Çok yazık ama Bülent Bey sonunda kendi kazdığı kuyuya kendisi düşecek.

Süleyman
Süleyman - 12 yıl Önce

Ben bi ametör okur olarak da olsa yazdıklarını beğendim bülent abinin bence çok tutar çok ses getirir. Doğruyu bulma yolunda başarılı buldum ve başarılarının devamını diliyorum. Önceki kitabını okumadım onu da okumayı düşünüyorum. Abicim destek biz okuyuculardan geleceğine inanıyorum. Enazından ben kitabını aldım ve öneriyorum. Artık birinn dur demesi gerekti zaten...!

Derya
Derya - 11 yıl Önce

İnanamıyorum sizlere, bu yazarın kadınlar için yazdıklarını hiç okudunuz mu? Ayaklarının üzerinde durmaya çalışan kadınları hayat kadınlarından beter gören bu beyi bir çocuğuna kendi ayaklarının üzerinde durarak bakmak zorunda kalmış bir anne olarak Allahıma şikayet ediyorum....

zeynep
zeynep - 11 yıl Önce

kitabın henüz 60. sayfasındayım. kişisel gelişim kitaplarıyla kirlenmiş beynimi yıkamaya çalışıyorum.
Bülent bey'e düşüncelerini paylaştığı için teşekkür ederim.

Hüseyin Soysal
Hüseyin Soysal - 11 yıl Önce

Rabbim yar ve yardımcınız olsun. zaten siz kendi açıklamanızda bülent beye katılmışsınız zira batılı modern kadının anne olma gibi bir derdi yok ki ve eleştiri onlara. yoksa sizin yaptığınız gibi kutsal bir vazife olan anneliği yerine getirenlere değil. bilmem anlatabildim mi?

banner19

banner26