banner17

İbrahim Hakkı Efendi'nin şeyhi!

Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri ve babası Osman Efendi'nin şeyhi kimdi? Aralarında nasıl bir bağ vardı? Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na sorduk.

İbrahim Hakkı Efendi'nin şeyhi!

Belkıs İbrahimhakkıoğlu ile uzun bir sohbet gerçekleştirdik. ‘Marifetname’ müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerini, onun babası Osman Efendi'yi, Osman Efendi’nin şeyhini anlattığı kısmı ve kendi okuma serüveni ve Ramazan’a dair düşüncelerini sizlere sunuyoruz. Belkıs Hanım ile sohbetimiz sürecek inşallah.Marifetname

Bize Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin babasından bahsedebilir misiniz?

İbrahim Hakkı hazretlerinin babası çeşitli sıkıntılar yaşamıştır. Bir dönem katıla katıla ağlama isteği, sonra düğünü olunca 3 saat gidip minarede saklanması, öyle utangaç. Sonra cenaze oluyor, ‘imam efendi gel namazını kıl’ diyorlar. Ağlamaktan namazı kıldıramıyor, insanlardan kaçıp saklanma isteği oluşuyor bir dönem de, başını alıp gitme isteği.

Düşünün, yaşadıklarını bir batılı değerlendirmeye kalksa onu neyle suçlar? Namaz kıldırıyor ama öyle bir halle kıldırıyor ki neredeyse canı çıkacak. Bir ara vücudu ateşten dolayı kabarıyor. Derdine çareler arıyor. Sonra tahmin ediyorum Füsus-ul Hikem kitabı geçiyor eline. Tam olarak söylemiyor ama ben tahmin ediyorum, yazdıklarında o kitaba işaret var.

Sen dur, senin haccın şimdi burasıdır

Bunu alıp bir müftü efendiye götürüyor. “Böyle bir kitap geçti elime, ne dersiniz” diyor. “İmanı kavi olana ufuklar açar, imanı eksik olanı ise yoldan çıkarır” diyor müftü. Muhyiddin Arabî hazretlerinin kitabı. Neyse, sonunda diyor, “benim bu derdim ancak Kâbe’ye gitmekle halas bulur.” Özbek bir şeyh var, onunla arkadaş oluyorlar ve Kâbe’ye gitmek için yola çıkıyorlar. Tillo’ya geldiklerinde Özbek şeyh diyor ki, “burada mübarek bir zat var, onu ziyaret edelim.” İsmail Fakirullah hazretlerini ziyaret ediyorlar.

Bizimki, karşısındakinin tam olarak kim olduğunun farkında değil tabii, tanımıyor. Sabah erkenden yola çıkmak için hazırlanıyorlar. Özbek yol arkadaşı diyor ki, “ben gidip tekrar ziyaret edeyim mübarek zatı, elini öpeyim.” “Tamam” diyor, “sen git, ben akşam gördüm zaten.” “Yok” diyor arkadaşı, “gel beraber gidelim.” Neyse kabul ediyor, kapıdan adımını atar atmaz İsmail Fakirullah’ın ayağının dibine kapaklanıyor. Bir güç onu itiyor.

Sonra diyor ki Fakirullah hazretleri ona; “ey Osman sen dur, senin Hacc’ın şimdi burasıdır. Arkadaşın gitsin, sen kal!” Kalış o kalış ömrü boyunca oranın hizmetinde kalıyor. İbrahim Hakkı Hazretleri de orada yetişiyor.

Peki, İbrahim Hakkı hazretleri çocukluğuna dair bu eğitimden bahseder mi hiç?

Tabii, gördüklerini Marifetname’de yazıyor. Babası ile İsmail Fakirullah’ın bir gün boyunca kelamsız konuştuklarına şahit oluyor. Sonra babası eliyle ateşi alıp mangala koyuyor, İsmail Fakirullah hazretleri uyarıyor; “ey Osman, İbrahim Hakkı daha çok küçük, anlayamayabilir, kendini kontrol et!”

Babası Osman Efendi vefat edince İbrahim Hakkı hazretleri o kadar üzülüyor ki şunları söylüyor: “ Öyle bir ah çekecektim ki dağlar taşlar inleyecekti. Yalnız edepten, dedim ki kalabalık çekilsin, öyle ağlayayım. İsmail Fakirullah hazretleri bana öyle bir nazar attı ki, bana babam Osman Efendi'nin yerini gösterdi. Sevinçten öyle bir hale geldim, ne yapacağımı bilemedim, gittim bayramlıklarımı giydim. Bu defa da insanlar, ‘uşak üzüntüden aklını kaçırdı’ dedi. Sonra şeyhe dedim, ‘ben babam kadar sabırlı değilim, beni uzun yola yollama, yolumu kısa tut.’ ”

Belkıs İbrahimhakkıoğluBelkıs Hanım, kendinize dair birkaç soru da sormuş olsak… Mesela edebî anlamda en çok etkilendiğiniz isimler kimlerdir?

Şimdi her şeyden evvel şunu belirteyim, Kur’an-ı Kerim benim başucu kitabımdır. O, içinde insanın tüm ruh hallerini barındıran eşsiz kitaptır. Yani insan ruhuna dair öyle şeyler söyler ki. Mesela; “sen ne yeri delebilirsin, ne de boyca dağları aşabilirsin”; insandaki kibri bakın nasıl muhteşem bir şekilde anlatıyor. Bunun haricinde, Dostoyevski hayatımın her döneminde yeniden insanı gösteren biridir, müthiş ruh tahlilleri yapar. Ayrıca Stephan Zweig çok etkilenerek okuduğum bir isim. Ben daha çok ruh tahlillerini iyi yapan isimleri okumayı tercih ediyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal; bu isimler de medeniyetimizi yeniden inşâ etmeleri yönüyle, fikir adamı olmaları ve dağılanı yeniden toplamaları yönüyle önemli isimler. Ölüye âşık olunur mu? Ben Şeyh Galib aşığıyım. Ve babamın etkisiyle Fuzuli tabii.

Ramazan ayı hakkında neler söylersiniz?

Bu Ramazan’da bir program belirledim kendi adıma, sizlerle de paylaşayım. İftarda sadece çorba ve kahvaltı ikram edeceğim misafirlerime. Çünkü ‘çeşit çeşit yemek hazırlayacağız’ diye Ramazan’ın feyzinden ve coşkusundan mahrum kalıyoruz. İbadetlerimizi bile hızlıca yapıyoruz. Misafirlerimizle daha sonra namazlarımızı kılıp dua edeceğiz ve teravihe de camiye gideceğiz nasipse.

Allah kabul etsin diyelim ve çok teşekkür edelim verdiğiniz değerli bilgiler için.

Ben çok teşekkür ederim.

 

Pınar Ulaş sordu

Güncelleme Tarihi: 25 Ağustos 2010, 16:57
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20