İbrahim Demirci'ye neler sorduk!

Kapı kapı dolaşıp şivlilik toplardık: Üzüm, leblebi, fındık fıstık, iğde, ceviz, şeker,

İbrahim Demirci'ye neler sorduk!

Tanrı uzun ve bereketli bir ömür versin İbrahim Demirci Halep ile Şam’ı geziyor bu söyleşiyi yaptığımız zaman diliminde. Gönlü şen olsun, Halep ve Şam çok önemli şehirlerdir. Demirciyle 1995 yılında Konya’da tanıştık. Bir de gezi düzenlenmişti. Mustafa Çalışkan ve İbrahim Demirci ile gün boyu beraber olmuştuk diğer arkadaşlarla. Demirci’nin suskunluğunu ve sakin halini hep hatırlarım o gün vesilesiyle. Adam dili iyi biliyor ve çok az konuşuyor. Sevgiyle İbrahim Demirci, sevgiyle…

Nurettin Durman

İbrahim Demirci söyledi.

 

İbrahim Demirci, Hay Hay HayatYazmaya nasıl ve nerede başladınız?

—Sorunuzdaki “yazma”, “okuma yazma”nın  “yazma”sı değil, biliyorum ama ben yine de herkes gibi –belki çoğumuz gibi- yazmaya ilkokulda başladım, diyeceğim. Üçüncü sınıf öğrencisiyken, “mektup yazma” ödevini “gerçek bir mektup” olarak İstanbul’daki ağabeyime göndermiştim. O da mektubuma karşılık vermiş ve “ağabey” kelimesinin böyle yazılacağını nazik bir dille hatırlatmıştı. Yazmayı profesyonel bir iş gibi görmedim, göremedim diyebilirim. (Diyebilir miyim? İşte tartışılabilecek bir konu!)

Ortaokul ve lise yıllarında sınıf veya okul adına çıkarılan duvar gazetelerinde şiirler, denemeler yazdım. Lisede yazdıklarımızdan rahatsızlık duyan bir öğretmenin unutmadığım sözü: “Cebirden beş almayı beceremeyenler, çarşaf çarşaf yazı yazıp vatan kurtarıyorlar!”

Kaç yaşında olduğunuzu anımsıyor musunuz?

—Mektubu sayarsak dokuz olmalı, saymazsak 12–13 yaşından itibaren yazdım diyebilirim. Günlüklerimi yazdığım defteri veya defterleri nerede, nasıl kaybettiğimi az çok hatırlıyorum. Tüh ki tüh! (Bu bir şaka, yani “tüh” şaka. Çünkü bana hayat ve hakikat yazıdan her zaman daha önemli ve üstün görünmüştür!)

Sizi yazmaya veya okumaya teşvik edenler oldu mu?

  1. —Böyle bir teşvik gerekmedi. Ama meselâ, küçük ağabeyimin şiirle ilgilendiğim hâlde henüz Necip Fazıl’ı okumadığımı öğrenince şaşırması bir çeşit “kamçı” olmuştur veya “Gorki’den Ana’yı okusanız yeter.”  diyen bir öğretmen yahut “Kafka’yı okumadan çağı anlayamazsınız ki!” veya “Hayatım İbret Aynası çok güzel!” diyen arkadaşlar her zaman olmuştur.

Yazmaya teşvik edenler bahsinde de, rahmetli Mustafa Sarıçiçek, sonra Nuri Pakdil ağabeyleri anabilirim. Osman Özbahçe ile Hece dergisini de unutmamalıyım. 

İlk okuduğunuz kitap, şiir, hikâye veya yazı, dergi, gazete?

—Hatırlamak zor. Ben ev halkına –bazen misafirlere de- Cemal Erten (Doğru mu bu soyadı?) tarafından kaleme alınmış Dini Hikâyeler -3 veya 4 kitaptı sanırım-, yazarını şimdi hatırlayamadığım Menakıb-ı Çiharyâr-ı Güzîn ve benzeri kitaplardan kıssalar, menkıbeler okurdum. İlk kez köye gittiğimde de köylülere Halkadan Pırıltılar okumuştum.

Risale-i Nur talebesi olan büyük ağabeyimin ve arkadaşlarının teşvikiyle Bediüzzaman Said Nursî’den bazı pasajları ezberlemiştim. Büyük ağabeylerimin dokumacı dükkânına haftalık gazeteler Yeni İstiklâl, sonra İttihad, aylık dergiler Hilâl ve İslâmın İlk Emri Oku, günlük gazete olarak Sabah gelirdi. Sezai Karakoç’un Sütun’unu önce o gazetede görmüştüm.

Eflatun Cem Güney’in Gökten Üç Elma Düştü adlı masal kitabı –sanırım ciltli olduğu için- aklımda kalmış.

Bir süre ve epeyce Teksas, Tom Miks, Red Kit de okudum.

Hangi ağabeyimindi bilmiyorum, - üç ağabeyim var, ortancası genç yaşta öldü- evde Bütün Dünya dergilerinin eski sayıları vardı, onları da karıştırmışımdır. Mankafa Poldi’yi orada mı görmüştüm? Sanırım Yeni İstanbul gazetesinden kesilmiş bir deste Arif Nihat Asya yazısı da vardı bir zarfın içinde? Çekirdek miydi köşesinin adı? Sonra Adnan Menderes’in idamını gösteren bazı fotoğrafların olduğu gazeteler, dergiler...

İbrahim Demirci, Yaralı YazılarRobenson, Polyanna, Abdullah Ziya Kozanoğlu ile Oğuz Özdeş’ten birkaç roman.

İlkokul programlarının biri için Âşık Veysel’in Kara Toprak’ını ezberletmişlerdi bana. Kendi isteğimle ezberlediğim ilk şiir ise Zindandan Mehmed’e Mektup olmuştu. Sonra 1000 Temel Eser’i izlemeye başladım. 5 lirayı denkleştirip yeni kitabın çıkmasını beklerdim. (Tuhaf, ne devlet 1000 temel eseri bitirebildi, ne Tercüman 1001 temeli!)

İlk yazdığınız yazı-şiir yayınlandığında ne hissettiniz?

—Balıkesir’de arkadaşlar Anahtar adında haftalık bir gazete çıkarmaya başladılar. (1973, MNP’nin amblemi “anahtar”) Orada yayımlanan “Ufkumdan Tayflar” basılı ilk şiirim. Dizgici kendince düzeltmeye çalışıp “Ufkumdan Tayfalar” diye değiştirmeye kalkışmasaydı, sanırım şimdi hatırlamazdım o şiirin adını. Aynı adam “İdeolocya Örgüsü”nü de “İdeolocya Öyküsü”ne çevirmek istemiş! (Bunların hikâyesini en iyi sevgili Mustafa Baydemir bilir.)

Hissettiklerime gelince….. “sevinç” deyip geçeyim.

Yazma tutkunuzu başından başlayarak anlatır mısınız?

Daha çok ve özellikle çocukluk döneminizi anlatır mısınız?

  1. Bahçede elma armut erik kayısı badem ayva kavak pelit söğüt kızılcık iğde, domates biber fasulye nohut patlıcan salatalık ıspanak pırasa bamya turp şalga patates soğan marul lahana nane maydanoz semizotu yonca kavun karpuz, bağda üzümler üzümler...  

Babam beni bazen sabah namazına götürürdü. Namaz çıkışında komşularla eve doğru yürürken çayır denen o geniş yeşilliğe günün ilk ışıkları düşecekken…

  1. Kapı kapı dolaşıp şivlilik toplardık: Üzüm, leblebi, fındık fıstık, iğde, ceviz, şeker, vb. (Hâlâ sürer Konya’da bu gelenek ama gofret, çikolata öne geçmiş durumda.) Gecesinde fener alayı, ateşli oyunlar…

5159Çocukluğumun aydınlık ve güzel yanları baskındır ama karanlık ve çirkin çizgileri de yok değil. Onlardan söz etmeyi doğru bulmuyorum. (Çocukluğuma ilişkin daha renkli ayrıntılar, www.beyazbulut.com Beyaz Mikrofon köşesinde bulunabilir. Tekrardan mı çekiniyorum, kendimden söz etmekten mi? İkisi de…)

Artık yazar olmuştum dediğiniz zamana kadar olan çabanızı yazar mısınız?

Artık yazar olmuştum, demedim hiç, bunu demek istemiyorum ben. Ama çaba hep iyidir. Bazıları yarım kalsa da, düş kırıklığı doğursa da iyidir çaba. Çabalarım arasında Erzurum’da öğrenciyken MTTB adına çıkarılan Talebe dergisini, Kırıkhan’da öğretmenken Kırıkhan gazetesinde hazırladığım Sanat Edebiyat ve Ramazan sayfalarını, Edebiyat dergisinde şiir, çeviri, deneme ve -arkası gelmese de- öykü çalışmalarını, Konya’da Çerağ dergisini -36 sayı çıkabildi-, Yeni Şafak’ta kaç yıl, Selâm’da kaç ay, Konya Memleket’te bir yılı aşkın haftalık yazıları ve elbette çeviri işlerini sayabilirim… Çok sayıda dergide, çeşitli internet sitelerinde de göründüm.  

Sorularınıza hak ettiği ve gerektiği kadar ayrıntılı cevaplar vermediysem, veremediysem bu biraz da benim  “dem bu demdir” demeyi seven vaktoğullarına yakın oluşumdandır, hoş görün lütfen!     
 

Söyleşen: Nureddin Durman

Yayın Tarihi: 01 Haziran 2009 Pazartesi 18:33 Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2009, 10:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şaban Abak
Şaban Abak - 13 yıl Önce

Sevgili ağabeyim, kıymetli şair İbrahim Demirci, kendi kuşağının son derece önemli bir şair ve yazarı. Dilimizin ve edebiyatımızın inceliklerinin, zenginliklerinin büyüleyici hazinelerini keşfettiren bir deneme ustası.
Sayın Demirci ile Şam ve Halep'te yol arkadaşlığı yapmak ne de keyiflidir kimbilir! Kısmetimiz çıksa da O oralardayken gidebilsek...

banner19

banner36